KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av.

Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

müvekkili idare arasında ihale üzerine akdedilen sözleşme gereği hizmet alımı gerçekleştirildiğini,
bu kapsamında dava dışı işçi ... ve ...’ın davalı işverence çalıştırıldığını,
emekli olması sebebiyle müvekkili idare tarafından işçi ...’e 28.825,34 TL kıdem
tazminatı, işçi ...’a 40.245,34 TL kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı ödendiğini,
ödenen tazminatlardan davalı alt iş verenin sorumlu olduğunu ödenen kısmın tahsili amacıyla ... GİD
2024/23134 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin
durduğunu beyanla icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar

tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; dava yasal süresi içerisinde ikame edilmediğini, zamanaşımı def'imizin nazara alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin adresi küçükçekmecede olmakla yetkili mahkeme küçükçekmece asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, 01.02.2013-31.01.2014 tarihleri arasında, müvekkili şirket bünyesinde en son 1.071,00 ₺ brüt ücret ile çalıştığını, SGK 5 kodu(belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi) ile ihale bitimi dolayısıyla çıkışı yapıldığını, davacının işçisi olan dava dışı ... davacı kurum nezdinde, davacı kurumdan alınan ihale kapsamında; 01.02.2013-31.01.2014 tarihleri arasında en son 1.071,00 tl brüt ücret ve 01.02.2014-30.09.2014 tarihleri arasında en son 1.134,00 tl brüt ücret ile müvekkili şirket bünyesinde çalışmış olup SGK 5 kodu(belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi) ile ihale bitimi dolayısıyla çıkışı yapıldığını, kıdem tazminatından yüklenici değil, 6552 sayılı kanun ile 4857 sayılı kanunun 112. maddesine eklenen fıkra gereği asıl işveren davacı kurum sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağına dair bir düzenleme olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme veya teknik/genel şartname işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin sorumlu olduğuna dair bir düzenleme içermediğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla her yüklenicinin işçilik alacaklarından kendi dönemi ve ücreti ile ve sınırlı sorumlu olduğunu, dava konusu talepleri kabul etmemekle birlikte ödeme tarihinden itibaren talep edilmiş olan ticari faiz talebini, faize, faiz türüne, oranına ve başlangıcına da itiraz ettiklerini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak, müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava, davacının asıl işveren olarak dava dışı işçiye ödediği işçi alacaklarına ilişkin tazminatı alt işveren sıfatı taşıyan davalı şirkete rücu edip edemeyeceği, davalının sorumluluğu bulunması halinde sorumluluk miktarlarının ve uygulanacak faiz oranının ne olduğu, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarına ilişkindir.
... Genel İcra Dairesinin 2024/23134 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, borçlusunun ... Taşımacılık Otomotiv Gıda Ürünleri Temizlik Hizmetleri İletişim Sanayi Ve Dış Ticaret Limited Şirketi olduğu, toplam alacak tutarının 19.243,80 TL olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 11/09/2025 tarihli duruşmasının 6 nolu ara kararında; dosyanın işçi alacakları ve tazminatları konusunda nitelikli hesap uzmanı mahkemece resen seçilecek bilirkişiye tevdi ile; taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi ve şartnameler doğrultusunda davaya konu rücuya tabi işçi alacakları ve tazminatlarının belirlenmesi, işçi alacakları ve tazminatlar, bu alacak ve tazminatların ödenmesi nedeniyle oluşan dava ve takip giderleri ile harç ve vekalet ücretleri bakımından davalıların çalıştırdıkları dönemle sınırlı olmak üzere tamamından sorumlu olabilecekleri göz önüne alınarak, dava dışı işçiye ait dosya içeresine getirtilecek hizmet döküm cetvelleri incelenerek, işçinin her bir işverenin yanında çalıştığı dönemler berilenmek suretiyle davacının rücuya tabi alacağının belirlenmesi bakımından bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından sunulan raporda özetle; tüm hukuki nitelendirilmesi ve takdiri mahkemeye ait olmak üzere davalı
yüklenicinin rücuen sorumlu olabileceği işçilik alacakları ve işlemiş faizleri aşağıdaki tablodaki gibi sunulduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile dava dışı işçinin davalı bünyesinde çalışmış olduğu süre yönünden sorumlu oldukları tazminat miktarı hesaplanmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.

Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında alt işveren-asıl işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenlerin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Az yukarıda da değinildiği gibi, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler“ rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Değinilmesi gereken bir başka nokta ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiğidir. Asıl işveren, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup, iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabilir. (Bkz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 03.12.2015 tarih, 2014/38758 E.,2015/35433 K.)

Tüm dosya kapsamı yukarıda değinilen ilkeler ışığında değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın TBK hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınmalı, buna göre rücuan alacak miktarı tespit edilmelidir.
Somut olayda; davacı ile davalı şirket arasında hizmet alım sözleşmeleri düzenlendiği; dava dışı işçinin, işçi alacaklarının davacı şirket tarafından tam olarak ödendiği; bu suretle davacının ödediği miktarı dava dışı işçinin davalı şirkette çalışmış olduğu süreler dikkate alınarak; davalı şirkete rücu hakkının doğduğu; davalı ile davacı arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmelerinde İş Kanunu'ndan doğan yükümlülüklerin ve işçi haklarından doğan sorumluluğun yüklenicilere ait olduğu hususunda açık düzenlemelerin mevcut olduğu; bu suretle davalının alacaktan sorumlu olduğu ve davacının davalıya rücu edilebileceğinin kabulü gerekmiştir. Dosyadaki hizmet cetvelinden dava dışı işçi ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye istinaden hizmetinin bulunduğu; bu süreye isabet eden işçilik alacaklarından davalı yüklenicinin sorumlu olacağı gözönünde bulundurularak; HMK 190 maddesi gereğince rücu şartları ispat edildiğinden, denetime elverişli hesap bilirkişisinin raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiş; davalının yetki, zamanaşımı ve sair itirazları yerinde görülmemiştir. Alacak likit olduğundan ve sair şartlar sağlandığından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Neticede aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
... Genel İcra Dairesinin 2024/23134 esas sayılı dosya kapsamında davalı borçlunun yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 6.953,88 TL asıl alacak, 4.348,83 TL asıl alacak ile 5.347,74 TL işlemiş faiz, 2.558,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 19.208,77 TL üzerinden takibin devamına,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,

2-Davacının icra inkar tazminatının kabulü ile, asıl alacağın (11.337,74 TL) %20'si tutarında olmak üzere 2.267,54 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Alınması gereken 1.312,15 TL karar ve ilam harcından, 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 696,75 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına,

4-Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 702,90 TL, posta ve tebligat masrafı 75,00 TL, bilirkişi ücreti 5.500,000 TL olmak üzere toplam 6.277,90 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 6.266,47 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 19.208,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzreninden hesap ve taktir olunan 35,03 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3,600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 6,56 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 3.593,44 TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

10--Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davacı vekili yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibariyle yasa yolu kapalı ve KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/01/2026