ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit

Asıl ve birleşen dava yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirketin 23.07.2014 tarihinde davalı banka ile 500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzaladığını,kredi sözleşmesine ilişkin davalı bankaya 30.03.2016 tarihli 500.000 TL bono,davacı ...'in de adına kayıtlı taşınmazını müvekkili şirket lehine ipotek verdiğini, 07.08.2014 tarihinde müvekkili şirkete 100.000 TL kredi ödendiğini, müvekkili şirketin kredi ödemesini geciktirmesi üzerine davalı bankanın, müvekkili şirket aleyhine ........ İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasıyla 30.03.2016 tarihli bonoya dayalı takibe geçtiğini, müvekkili şirketin borcu ödeyemediğini, davalı bankanın 2023 yılında İstanbul ........ Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket ve ipotek borçlusu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını,kambiyo takibinde alacağın tamamının, müvekkili şirket tarafından 29.08.2023 tarihinde ödenerek dosyanın infaz edildiğini,davalının alacağını tahsil etmesine rağmen ipotek takip dosyasını kapatmayarak takibi devam ettirdiğini, kambiyo senedine dayalı icra takibi borcu ödendiğinden davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitine, İstanbul ......Dairesinin ... Esas sayılı icra takibinin iptaline,davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı vekili; asıl davadaki vakıaları tekrar ederek aynı alacağa ilişkin olarak hem kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılamayacağının Yargıtay İBBG Kurulu'nun 20/01/2023 tarih, 2021/2 esas 2023/1 karar sayılı ilamında karara bağlandığını, dava dışı şirket yönünden kredi borcunun ödenmiş olması ve bankaya karşı borç bulunmadığının tespitine yönelik hali hazırda İstanbul 6. ATM nin 2023/625 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını,davanın, anılan dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini beyanla ipotek borçlusu müvekkilinin davalıya İstanbul GSİ Dairesinin ... esas sayılı takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; genel kredi sözleşmesi 23.07.2014 tarihli olup, ipotek tesisinin ise 06.08.2014 tarihinde gerçekleştirildiğini, ipotek borçlusu ...'in, borçlu firmanın kullandırılan tek bir kredisine değil, borçlu firmanın müvekkili bankaya karşı sorumlu olduğu/olacağı tüm risklerine ilişkin taşınmazı üzerinde müvekkili banka lehine ipotek hakkı tanıdığını, ...... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya borçlularının şirket ile, ... ve ...olduğunu, ipotek takibine ilişkin olarak, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı kambiyo dosyasına yapılan ödemenin öne sürüldüğünü, ancak ...'in anılan icra dosyasında taraf sıfatını haiz olmadığını, ipotek konusu borca ilişkin bankaya yapılması gereken ödemelerin art niyetli bir biçimde kambiyo dosyasına yatırılarak tamamlandığını, dava konusu ipotek takibinin de bu alacakların tahsili maksadıyla açıldığını ve derdest olduğunu, alacaklı müvekkilinin kambiyo takibinde borçlu sıfatıyla yer almayan ipotek maliki 3. kişi ...'e ipotek takibini yöneltmesi ve kambiyo takibinde kullanamayacağı hukuki imkanları ipotek takibi yolu ile kullanabilmesi alacak hakkının en doğal tezahürü olduğu beyanla davanın usul ve esastan reddine davacının İİK 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davalı vekili; kambyo takibi borçlularının şirket ile, ... ve ...olduğu, ipotek takibine ilişkin olarak, kambiyo takibine yapılan ödemenin öne sürüldüğünü, ancak ...'in ödeme yapılan kambiyo takibinde taraf sıfatını haiz olmadığını, ipotek konusu borca ilişkin bankaya yapılması gereken ödemelerin art niyetli bir biçimde kambiyo dosyasına yatırıldığını, dava konusu ipotek takibinin de bu alacakların tahsili maksadıyla açıldığını ve derdest durumda olduğunu, alacaklı müvekkilinin kambiyo takibinde borçlu sıfatıyla yer almayan ipotek maliki 3. Kişi ...'e ipotek takibini yöneltmesi ve kambiyo takibinde kullanamayacağı hukuki imkanları kullanabilmesi alacak hakkının en doğal tezahürü olduğu beyanla davanın reddine,aksi halde karar verilmesine yer olmadığına, davacının İİKnın 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasında 23/07/2014 tarihli 500.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi akdedildiği, dava dışı ... ve ...' in işbu sözleşmede kefaletleri bulunduğu,davalı alacaklıya, borçlusu ....Şti., kefilleri ... ve ...olan, 30.03.2016 vadeli ve 500.000 TL bedelli senedin verildiği, üçüncü şahıs ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde 06.08.2014 tarihinde davalı banka lehine 1.200.000 TL tutarında ipotek tesis edildiği,bono ve banka lehine tesis edilen ipoteğe istinaden davalı banka tarafından davacı şirkete, 07.08.2014 tarihinde yıllık %20,60 faiz oranlı 610-KL-38331 no.lu 100.000 TL tutarlı kredi kullandırıldığı,hesabın 31.03.2016 tarihinde kat edildiği, kat tarihi itibariyle davacı asıl borçlu şirketin davalı bankaya toplam 110.414,09 TL nakit borcu bulunduğu, davalı banka tarafından davacı asıl borçlu ile ipotek borçlusu adına gönderilen ihtarnamenin 05/04/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 07/04/2016 tarihinde temerrüde düştükleri, aynı kredi borcu nedeniyle davalı banka tarafından; davacı şirket ile dava dışı kefiller ... ve ...aleyhine, ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 113.216,27 TL asıl alacak için 14.04.2016 tarihinde, kambiyo takibi başlatıldığı,kambiyo takibinin 31.08.2023 tarihinde yapılan kapak hesabı ile 113.216,27 TLsi asıl alacak, 87.708,49 TL'si işlemiş faiz ve ferileri ile toplam 229.549,48 TLnin icra dosyasına ödendiği,ayrıca, davacı şirket ile ipotek borçlusu ... aleyhine, İstanbul GSİ Dairesinin ... esas sayılı dosyasından; 104.805,93 TL asıl alacak, 334.288,64 tl işlemiş faiz, 16.714,44 TL BSMV ve 10.601,78 TL masraf olmak üzere toplam 466.410,79 TL alacak tutarı üzerinden 04.08.2023 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, Yargıtay İçtihadı BBGKnın 20/01/2023 tarih, 2021/2 esas-2023/1 karar sayılı ilamında;" rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı"nın karar bağlandığı davalı banka tarafından, YİBK tarihinden sonra davacı şirket ve ipotek borçlusu aleyhine rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacak olmasına rağmen borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, ... İcra Dairesinin anapara borcu ve işlemiş faiz tutarlarının 18.09.2023 tarihinde ödendiği, davaya konu kredi hesaplarının anapara ve işlemiş faiz tutarlarının ödenmiş olması nedeniyle, dava tarihi itibariyle davacıların davalı bankaya borçlu olmadıkları, davacıların menfi tespit davasını açtıkları tarihte haklı oldukları,davaya konu takip dosyasının İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla iptaline karar verildiğinden asıl ve birleşen davaların konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı bankanın takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine,davacıların dava tarihi itibariyle haklı oldukları gerekcesiyle davalı aleyhine yargı gideri ve vekalet ücreti takdir edilmiştir.

İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalı vekili Davacıların asıl ve birleşen davada taleplerinin "asıl borçlu ve ipotek borçlusunun davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti " olduğu,ipotek takibi İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ve İstanbul 25. İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararlarının kesinleşmesi ile iptal edilmişse de, söz konusu dosyalarda alacak durumuna ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı,yalnızca kambiyo takibi ile ipotek takibine ilişkin icra dosyalarının açılış sıralamasına ilişkin usulüne ilişkin inceleme yapıldığı,....... Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin .........esas sayılı takibin borçlular yönünden iptal edildiği,ipotek takibi borçlularının müvekkile herhangi bir bakiye borcunun kalıp kalmadığına yönelik bir araştırma yapılmadığı,mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla ise, müvekkilin davacılardan alacaklı olduğu sübuta erdiğini,kambiyo takibinde % 10,50 Avans Faiz Oranı üzerinden faiz talep edildiği ve bu orana göre yapılan kapak hesabında, davacı asıl borçlu tarafından icra dosyasına 200.924,76 TL’lık (113.216,27 TL + 87.708,49 TL) kısmı asıl alacak ve faiz olmak üzere, toplam 229.549,48 TL ödeme yapıldığı, ancak ipotek takibinde ise iki parça halindeki asıl alacak tutarına yıllık % 41,20 ve % 46,80 oranlarından temerrüt faizi talep edildiği,faiz oranları nedeniyle 268.648,21 TL’lık (= 469.572,97 TL – 200.924,76 TL) bir faiz farkı oluştuğu tespitinde bulunduğu,müvekkilin davacılardan alacaklı olduğu tesbitine göre davanın reddi gerekirken konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığından bahisle müvekkil aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi açıkça hatalı olduğunu,icra takibi iptal edildiğinden hukuki yararın ortadan kalktığını,konusuz kalan davanın açılmasına müvekkil sebebiyet vermediğinden yerel mahkeme tarafından müvekkil aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücreti hatalı olduğunu, ... tarafından arabuluculuk süreci işletilmediğinden davanın tefrik edilmesi sonrasında dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği,sonrasında yeniden dava açılarak bu dava ile birleştirildiğini,bu hatada müvekkile atfedilecek bir kusur bulunmadığını,aynı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken farklı miktarlara hükmedildiğini, mahkemenin davanın başındaki haklılık durumunu hangi gerekçelere dayandırdığının anlaşılamadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava ;davalı banka tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacı asıl borçlu ve ipotek borçlusunun birlikte açtığı ipotekli takip dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti istemine ilişkindir. Davalı banka tarafından asıl borçlu ...........Şti. ile dava dışı borçlular ... ve ...aleyhine 14.04.2016 tarihinde, ...... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 113.216,27 TLsi asıl alacak olmak üzere, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı,ayrıca davacı şirket ile ipotek borçlusu aleyhine, ......Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile; 104.805,93 TL Asıl Alacak, 334.288,64 TL İşlemiş Faiz, 16.714,44 TL BSMV ve 10.601,78 TL masraf olmak üzere toplam 466.410,79 TL alacak için 04.08.2023 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmıştır. İpotekli takip başlatıldıktan sonra, 31.08.2023 tarihli kapak hesabı ile 113.216,27 TL'si asıl alacak, 87.708,49 TL'si işlemiş faiz ve ferileri ile birlikte toplam 229.549,48 TL borcun tamamı ödenerek kambiyo takibi dosyası 18.09.2023 tarihinde asıl ve birleşen dosya dava tarihi itibariyle ödenmiştir. Kambiyo takibinde anapara alacağına % 10,50 avans faiz oranı üzerinden faiz talep edildiği ve bu oran üzerinden yapılan kapak hesabı ile borç ödenerek kapatılmıştır.Ancak ipotekli icra takibinde kat ihtarına ve genel kredi sözleşmesine dayalı takip başlatıldığından bilirkişi raporunda genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre faiz talep hakkı bulunduğu, davacının talebi faiz oranları %41,20 ve %46,80 temerrüt faiz oranları üzerinden hesaplanan faiz tutarı ile davalı bankaca %10,50 avans faiz oranı üzerinden tahsil edilen faiz tutarı arasında toplam 268.648,21 TL'lik (= 469.572,97 TL - 200.924,76 TL) bir faiz farkı hesaplanmıştır. Davacılar aynı kredi borcu nedeniyle 2016 başlatılan kambiyo senedine dayalı icra takibinden sonra davalının mükerrer olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı,bu takip nedeniyle zorunlu takip arkadaşı olan asıl borçlu ile ipotek borçlusu üçüncü şahıs tarafından açıldığı,genel kredi sözleşmesi nedeniyle bir borç bulunmadığının tesbitinin istenilmediği gibi Davacı ipotek borçlusu ... sadece ipotek veren olduğu genel kredi sözleşmesinde kefaleti şahsi sorumluluğu bulunmadığından nlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. Davacı şirket tarafından ipotekli takibin iptali istemiyle 31.08.2023 tarihinde takibin iptali davası açıldığı, İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/...... Esas, 2023/600 Karar ve 30.11.2023 tarihli kararı ile davacı borçlu yönünden takibin iptaline karar verildiği, Davacı ... ve davacı şirket tarafından İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/.... esas sayılı dosyası ile açılan davada, davacı ... bakımından takibin iptaline karar verilmiş,kararlar istinaf edilmeksizin 06/01/2024 tarihinde kesinleşmiştir. Yargı uygulamasında kambiyo takibi ile ipotekli takibin birlikte yapılabileceğine ilişkin görüş farklılıkları Yargıtay İçtihadı BBGKnın 20/01/2023 tarih, 2021/2 esas-2023/1 karar sayılı ilamı ile giderilmiş ve her iki takip yolunun birlikte kullanamayacağı birinin tercih edilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.Anılan içtihadı birleştirme kararı ile tercih hakkını kambiyo takibinden yana kullanan davalı bankanın ipotekli takip yapma hakkı bulunmadığında tereddüt olmayıp,bu gerekçeyle icra takibinin her iki borçlu bakımından iptal edildiği,kararların kesinleştiğinde uyuşmazlık yoktur. Davalı vekili takipler iptal edildiğinden davada hukuki yarar kalmadığını ileri sürmekte ise de İcra Hukuk Mahkeme kararları kesin hüküm teşkil etmediğinden borçlunun takibe karşı menfi tesbit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu yerleşik yargı uygulamasında kabul edilmektedir. Ancak ;ipotekli takip iptal edilmeden açılan davadan sonra İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile ipotekli icra takibinin iptaline karar verildiği anlaşılmakla menfi tesbit davasının da konusu kalmadığının kabulü gerekir.Bu halde ;dava tarihi itibariyle haklılık durumunun tesbiti gerekir.Genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı alacaklının ödenmemiş faiz alacağı bulunması ;ipotekli takip yapma hakkı olmayan davalı bankanın genel kredi sözleşmesi nedeniyle ipotek borçlusuna başvuramayacağı halde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığı sabit olmakla ;faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle takipde haklı olduğu kabul edilemeyecektir.Davalı banka ; ipotekli takibi açamayacağına ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararından çok sonra ki tarihde ipotekli takip başlatmıştır.İpotekli takip yapma hakkı olmadığı halde ipotek borçlusuna başvurarak ipoteği paraya çevirmek istemesi nedeniyle davanın açılmasına davalı banka sebebiyet verdiği,asıl davada hükmedilen vekalet ücreti ipotekli takip tutarı üzerinden hesaplanmış,birleşen davada da gösterilen dava değerine göre vekalet ücretine hükmedildiği,dava değerinden daha fazla miktar üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak takdir edilemeyeceği gibi,asıl ve birleşen dava ayrı ayrı açıldığından ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi de yerinde bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Gerekçesi yazıldığı üzere ;
Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Asıl ve birleşen davaya ilişkin yatırılan peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan 60 TL istinaf yargı giderinin asıl ve birleşen davada davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/04/2026