İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacının uzun yıllardır deri, kösele ve benzeri malzemelerden bavul, çanta ve seyahat seti üretimi yapan bir firma olduğunu, davalı şirketin mağazası için çanta imalatı ve satışı gerçekleştirdiğini, davalı talepleri doğrultusunda üretimlerin tamamlanarak teslim edildiğini ve faturaların düzenlenip borçluya tebliğ edildiğini, ancak tüm yazılı ve sözlü taleplere rağmen davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazın ödeme yükümlülüğünü geciktirmeye ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, arabuluculuk sürecinde de uzlaşma sağlanamadığını, bu nedenle itirazın iptaliyle takibin devamını ve alacağın likit olması nedeniyle takip tutarının yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından .... İcra Mü 'nün 2025/... esas sayılı dosyası üzerinden faturalara dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiği, bu itiraz üzerine davacı tarafından haksız şekilde itirazın iptali davası açıldığını, oysa takip konusu 21.01.2023 tarihli 510.300 TL ve 02.08.2024 tarihli 288.750 TL bedelli faturaların tamamının ödendiğini, bu ödemelere ilişkin tahsilat makbuzlarının mevcut olduğunu, cari hesap ekstresine göre toplam 799.050 TL tahsilat yapıldığı ve hesabın sıfırlandığını, davacının buna rağmen aynı alacağı ikinci kez tahsil etmeye çalıştığını, yapılan takibin mükerrer tahsil amacını taşıdığını, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını, yapılan işlemlerin ticari defterlere işlendiğini, davacının ödenmiş faturalar üzerinden takip başlatmak suretiyle kötü niyetli davrandığını, bu nedenle davanın reddiyle davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

.... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası, Faturalar, Sevk irsaliyeleri, Ticari defter kayıtları, Arabuluculuk son tutanağı, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
Serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; Dava konusu, davacı şirketin davalıya sattığı toptan satış ürünlerine ilişkin düzenlenen takibe konu 21.01.2023 tarihli, ... numaralı, “..., ...” açıklamalı, 510.300,00 TL tutarındaki fatura; diğeri ise 02.08.2024 tarihli, ... numaralı, “...” açıklamalı, 288.750,00 TL tutarındaki faturalar karşılığında doğan 799.050,00 TL tutarındaki fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2023,2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2023,2024 yılında E- Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2023,2024 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen toptan satış faturalarının davacı muhasebe kayıtlarına işlendiği ve 120 no'lu “Alıcılar” hesabı altında kayda alındığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş iki adet faturanın cari hesap alacağını oluşturduğu, bunlardan ilki 21.01.2023 tarihli, ... numaralı, “..., ...” açıklamalı, 510.300,00 TL tutarındaki fatura; diğeri ise 02.08.2024 tarihli, ... numaralı, “...” açıklamalı 288.750,00 TL tutarındaki fatura olduğu, her iki fatura da davacının ticari defterlerine kaydedilmiş olup, bu faturalardan doğan alacaklar dikkate alındığında, davacının davalıdan takip tarihi olan 16.01.2025 itibarıyla toplam 799.050,00 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2023,2024 yılı Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2023,2024 yılı Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2023,2024 yılı ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfi Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı,
Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen toptan satış faturalarının davalı muhasebe kayıtlarına işlendiği ve 320 “Alıcılar” 159 “Verilen Sipariş Avansları” no'lu hesabı altında kayda alındığı, Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş iki adet faturanın” kaydedildiği, bunlardan ilki 21.01.2023 tarihli, ... numaralı ve “..., ...” açıklamalı 510.300,00 TL tutarındaki fatura; diğeri ise 02.08.2024 tarihli, ... numaralı ve “...” açıklamalı 288.750,00 TL tutarındaki fatura olup, davalı şirketin, bu faturalara ilişkin 26.02.2024 18.09.2024 tarihleri arasında on ayrı ödeme makbuz mukabili ödeme yapmış olduğu, Davalı tarafından davacı adına yapılan toplam ödeme tutarının 1.032.766,88 TL olup, ticari defter kayıtları dikkate alındığında, takip tarihi olan 16.01.2025 itibarıyla söz konusu borcun tamamen ödendiği, davalının yapmış olduğu fazla ödemeden kaynaklı davacıdan 262.282,02 TL alacaklı olduğu ve alacağını 159 no.lu Verilen Sipariş Avansları hesabına aktarıldığı, tarafların ticari defterleri karşılıklı olarak incelendiğinde, takip tarihi olan 16.01.2025 itibarıyla davacı taraf kendi kayıtlarında davalıdan 799.050,00 TL alacaklı görünmesine karşın, davalı tarafın kendi ticari defterlerinde davacıdan 262.282,02 TL alacaklı olduğu görülmüş olup taraflar arasındaki cari hesap farklılığı ise davalı şirketin defter kayıtlarında davacıya yapılan aşağıdaki ödemelerin davacı kayıtlarında yer alamamasından kaynaklı olduğu, Toplam 1.032.766,88 TL tutarındaki bu ödemelerin tamamı davalı tarafından davacıya yapılmış olup, söz konusu borcun tamamen kapandığı görülmektedir. Ancak bu ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıt altına alınmaması nedeniyle taraflar arasında cari hesaplarda farklılık oluştuğu, bu sebeple davalı defterlerinde davacıya herhangi bir borç bulunmamasına rağmen, davacı defterlerinde yapılan ödemelerin yansıtılmaması sonucu 799.050,00 TL borçlu görünümünün devam ettiği tespit edilmiştir. Ticari defter kayıtları dikkate alındığında, takip tarihi olan 16.01.2025 itibarıyla borcun tamamen ödendiği, davalı tarafından davacı adına yapılan toplam ödeme tutarının 1.032.766,88 TL olduğu, bu kapsamda davalının yapmış olduğu ödemeler nedeniyle (1.032.766,88 — 799.050,00 — 233.716,88 TL) 233.716,88 TL alacaklı konuma geçtiği,
25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen cari hesap alacağına konu faturaların E- Arşiv Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların davacının ve davalının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, söz konusu faturaların içeriği incelendiğinde, “Toptan Çanta Satışı” na ilişkin olduğu, açıklamalarda da bu hizmete yönelik ibarelerin bulunduğu görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2'de görülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı, yine fatura içerikleri kapsamında malların davalı yana 015712 seri numaralı sevk irsaliyesi ile teslim edildiği, irsaliyede 463 adet bayan çantasının teslim edildiğinin kayıt altına alındığı, sevk belgesinin davacı HKN Çanta ve Deri San. Dış Tic. Ltd. Şti. Tarafından düzenlendiği ve teslim alan kısmında Ersin Ayaş'ın imzasının mevcut olduğu, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e-arşiv fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturaların kabul edildiği görülmekle, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaların dayanağını oluşturan malların fiilen teslim edildiği ve yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu,
Neticeten; Rapor kapsamındaki inceleme ve açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 799.590,00 TL tutarlı faturaların hem davacı hem de davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, faturaların e-arşiv sistemi üzerinden davalıya gönderilip kabul edildiği, davalının ise 26.02.2024-18.09.2024 tarihleri arasında toplam 1.032.766,88 TL tutarında ödeme gerçekleştirdiği tespit edildiği, bu ödemelerin davacı ticari defterlerine kaydedilmemesi nedeniyle taraflar arasında cari hesap farklılığı oluşmuş; bu durum fiilen davalıya ait herhangi bir bakiye borç bulunmadığını, aksine yapılan fazla ödemeler sebebiyle davalının 233.716,88 TL tutarında alacaklı konuma geçtiğini gösterdiği, Takip tarihi olan 16.01.2025 itibarıyla, Mahkemenizin bu ödemeleri kabul etmesi durumunda, davacının davalıdan herhangi bir alacağı kalmadığı gibi, davalının davacıdan 233.716,88 TL alacaklı olduğu sonucuna varıldığı, Mahkemeni bu ödemeleri dikkate almaması halinde ise, davacının defterlerinde yer alan bakiye esas alınacak olup, davalı tarafın 799.050,00 TL tutarında borçlu görüneceğinin görüş ve kanaatine varılmıştır.

Dava açık hesap ilişkisine dayalı itirazın iptali davasıdır .
Davacı taraf davalıya belirli aralıklarla ürün satışı yaptığını karşılığında alacağını alamadığı davalı taraf ise borcunu ifa ettiğini iddia etmiş ve altında imza bulunan açıklamasız ödeme dekontları sunmuştur.
Davacı taraf ödeme dekontlarına ilişkin olarak beyanında yapılan ödemeleri kabul etmiş fakat açık hesap ilişkisine konu olmayan başka bir alacağın ifası için yapıldığını söylemiştir.

Davacı tarafça takipte fatura ve açık hesap ilişkisine dayanılmış olması nedeniyle talep üzerine tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelenmiş, davacının takibe konu ettiği faturaların davalının ticari defterlerinde kayıt altına alındığı fakat davalının defterlerinde borcun ödendiğine ilişkin kayıtların yer alması nedeniyle taraf defterleri arasında farklılık olduğu görülmüştür.
Davalı taraf ispat için "Hakan Çanta ödeme" açıklamalı birden fazla ödeme belgesi sunmuştur . Buna karşılık davacıda yapılan ödemeleri kabul etmiş fakat davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine olan başka bir borç ilişkisi nedeniyle yapıldığını iddia etmiştir. Davacının bu beyanının ikrar olup olmadığı ve ispat külfetinin yer değiştirip değiştirmediği konusunda üzerinde durulmalıdır
Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (YHGK 09.11.1955 gün E: 4-79 K: 78; YHGK 25.06.1975 gün E.4/681 K.879).
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır.
O halde, somut olayda davacının beyanı, bağlantısız bileşik ikrar niteliğindedir ve artık ispat külfeti ikrarda bulunan kişiye geçeceğinden ödemenin takibe konu borç için yapılmadığını ispat etmelidir. Davacı taraf yemin deliline dayanmamış ödemenin başka bir borç için verildiğinini kesin delillerle ispatta edememiştir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
Tüm açıklamalar ışığında davalı tarafın vadesi gelmiş takibe konu borç bakımından ödeme yaptığı iddiasının BK 100 ve devamı maddelerine göre yerinde olduğu davacının ödemeyi bağlantısız bileşik ikrar ile kabul ederek ispat külfetinin de yer değiştirdiği, ödeme dekontlarında davacı iş yeri ünvanının yazdığı yapılan ödemenin takibe konu borç dışında yapıldığını davacının ispat edemediği anlaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın takipte kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispat edilememiş olup kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.

1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,

2-Şartları uyuşmayan kötü niyet tazminatının reddine,

3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının harcın mahsubu peşin alınan harçtan mahsubu ile fazladan alınan 14.120,09 TL'nin yatıran davacı tarafa iadesine,

4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine,

5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 190.162,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

7-Davalı tarafça yapılan yargılama gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

8-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya re'sen iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 21/01/2026