KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
DAVACI:........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI:
1- ........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI:
2- ........
VEKİLİ: Av.....
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/07/2024 tarihinde ........ plakalı aracın kavşağa yasal hız sınırlarının üzerinde, fren ve korna tedbirlerine uymaksızın kontrolsüz ve süratli girmesi ile yaya geçidinden geçmekte olan müvekkiline çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazadan dolayı müvekkilinin yaralanmasına, geçici ve kalıcı iş göremezliğe uğramasına ve bakıcı ihtiyacı doğmasına neden olan ........ plaka sayılı araç kaza tarihi itibariyle ........ Nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ve ........ Nolu Kasko Poliçesi uyarınca davalı ........ A.Ş.'nin teminatı kapsamında olduğunu, dava konusu araç sürücüsünün kusuruyla kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin ağır yaralandığını, vücudunun muhtelif yerlerinde kemik kırığı meydana geldiğini, tedavisi tamamlanıncaya kadar yatağa mahkum olduğunu, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bakıcı gideri ihtiyacı doğduğunu, davalı ........ A.Ş. tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle; maddi tazminat talepleri yönünden HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta belirttikleri taleplerini artırım haklarının saklı kalması kaydıyla; HMK m.107 uyarınca maddi tazminat talepleri yönünden belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davanın kabulü ile: Müvekkilinin uğramış olduğu kalıcı iş göremezlik oranının tespiti ile; Kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 10,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 10,00 TL, Bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 10,00 TL, Belgeli ve belgesiz tedavi giderleri için şimdilik 10,00 TL olmak şimdilik toplam 40,00 TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaldıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi açısından teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini; 60.0000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılar ........ ve ........ A.Ş.'den (........ A.Ş. Açısından kasko poliçesindeki manevi tazminat teminatı ile sınırlı olmak üzere) müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK 97 maddesi gereğince sigorta şirketine gerekli tüm evraklar ili birlikte başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafından başvuruda; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre düzenlenen rapor ile başvuru yapılmadığını, arabuluculuk başvuru sonrasında haksız dava açıldığını, müvekkili sigorta şirketi nezdinde, ........ adına kayıtlı ........ plakalı araç için düzenlenen ........ nolu ve 11.11.2023 Başlangıç Tarihli, 08.11.2024 Bitiş Tarihli Zorunlu Trafik sigortası sigorta poliçesi bulunduğunu, kaza tarihi itibari ile ölüm ve sakatlanma teminat limiti kişi başı 1.800.000.00 TL olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında ve poliçe teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, ........ adına kayıtlı ........ plakalı araç için düzenlenen ........ nolu ve 09.11.2023 Başlangıç Tarihli, 08.11.2024 Bitiş Tarihli Genişletilmiş Kasko sigortası sigorta poliçesi bulunduğunu, kaza tarihi itibari ile İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Teminat Limiti Maddi Bedeni Ayrımı Yapılmaksızın 1.500.000,00 TL olduğunu, manevi tazminat talepleri yönünden maximum 300.000,00 TL olduğunu, davadaki geçici iş göremezlik taleplerinin teminat kapsamında olmadığından reddinin gerektiğini, davacı tarafın talep ettiği manevi tazminat miktarlarının çok fahiş olduğunu, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığını, bu nedenlerle; öncelikle davanın dava şartı yokluğundan reddine ve müvekkili şirket aleyhine açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan kusur ve aktüerya raporları ile birlikte davacı vekilinin 21/10/2025 tarihli değer artırım dilekçesi de nazara alınarak; -Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 1.269.633,30 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 59.212,96 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 20.002,50 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.750,00 TL'nin davalı sürücüden kaza tarihi olan 14/07/2024, sigorta şirketinden 02/08/2024 temerrüt tarihinden itibaren (ZMMS poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın manevi tazminat başlıklı 56. maddesi; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmünü amirdir.
TBK 56. madesine göre bir olaydan zarar gören kişinin çektiği acıları bir nebze olsun azaltmak veya bozulan ruhsal dengesi yeniden düzelmesi için zarar veren kişiden bir miktar ücreti talep edebileceğini düzenlenmiş olup; kanun koyucu manevi tazminatın miktarını tayin etme hakkını hakimin takdirine bırakmıştır. Hükmedilecek miktar uğranılan zararla orantılı, duyulan acıyı hafifleticek nitelikte olmalıdır. Manevi tazminatın takdiri yapılırken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, tarafların kusurları da gözetilmesi gerekmektedir. Manevi tazminatın miktarı bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın yıkımına neden olmamalıdır. Tanık beyanı, davacının kusur durumu ve maluliyet oranı dikkate alınarak belirtilen bu çerçeve ile birlikte manevi tazminat taleplerinin kabulü ile; 60.000,00 TLmanevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihi olan 14/07/2024 tarihinden, sigorta şirketinden (KASKO poliçesi kapsamında) 23/07/2024 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilerek;
Davanın KABULÜ İLE;
Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 1.269.633,30 TL, geçici iş göremezliği nedeniyle uğradığı maddi zararı için 59.212,96 TL, iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı için 20.002,50 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 1.750,00 TL'nin davalı sürücüden kaza tarihi olan 14/07/2024, sigorta şirketinden 02/08/2024 temerrüt tarihinden itibaren (ZMMS poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihi olan 14/07/2024 tarihinden, sigorta şirketinden (KASKO poliçesi kapsamında) 23/07/2024 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dosyanın baştan sona usulsüz ve yanlı bir yargılamayla ilerlediğini, bunun ilk adımının dosyada alınan trafik bilirkişi raporu olduğunu, bu rapora ilişkin olarak taraflarınca ve diğer davalı sigorta şirketi tarafından gerekli itirazlar yapılmışsa da dosyanın detaylı bir inceleme için gönderilmediğini, raporda davacı tarafın kusurunun apaçık ortada olduğunu, yayanın araçlara yeşil ışık yanarken karşıya geçmeye çalıştığını, bu hususun bütün ifadelerde, dosya kapsamındaki görüntülerde mevcut ve sabit olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini ve maluliyet raporunun düzenlendiğini, rapora itirazlarının süresi bitmeden dosyanın bu rapora istinaden tazminat hesabı için aktüerya bilirkişisine gönderildiğini, taraflarının ve sigorta şirketinin aktüerya raporuna itirazlarının da mahkemece dikkate alınmadığını ve bu doğrultuda bedel artırımıyla beraber hüküm verildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında hükmolunan gerekçeli kararın, gerekli inceleme ve yargılama sonucunda bozularak davacı tarafın davasının reddine karar verilmesini, mahkemece farklı tensip buyrulacak olursa dosyanın gerçekten tarafsız, hakkaniyetli ve iyi niyetli bir inceleme için gönderilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan bilirkişi raporu ile müvekkilin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 68/b gereği asli(%75) kusurlu olduğu tespit edilmişse de bu tespite katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilin yaya geçidinde karşıdan karşıya geçişini tamamlamak isterken kırmızı ışık ihlali yapan davalı sürücünün kavşağa süratle gelmesi neticesinde kazanın meydana geldiğini, davalı sürücünün kendisini yolun ve havanın şartlarına uyduramadığını, davalı sürücünün gereken dikkatle hareket etmeyerek kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilin tespit olunandan çok daha ağır şekilde yaralandığını, daha uzun süre ayağa kalkamadığını ve bakıma muhtaç olduğunu, kusur, maluliyet ve aktüer raporuna itirazları saklı kalmakla gerçek zararın tespiti noktasında müvekkilin hukuki faydasına olan ve tüm BAM daireleri (KONYA BAM HARİÇ), Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kuruluınca benimsenen TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant usulünün esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığını, davalı sigortanın bir ticari şirket olması ve eldeki uyuşmazlığın zorunlu ticari işlerden olması ile TTK md. 19/2 gereğince alacağa avans faizi işletilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesi ve sigorta yönüyle kaza tarihinden itibaren temerrüt hükümlerinin uygulanmamasının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamının talepleri doğrultusunda kaldırılmasına, davalı ........'nın istinaf taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet raporu ile davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre % 23,2, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 32 oranında tüm vücut engeli bulunduğu ve iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiğini, yapılan bu tespit ve değerlendirmenin kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun karar vermeye yeterli olmadığını, dosyada mevcut kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olup hükme esas alınamayacağını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verilmesinin kararın kaldırılmasını gerektirdiğini, mahkeme kararında hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile usule, yasaya ve kamu düzenine aykırı olarak verilen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/11/2025 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava trafik kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olup, Mahkemece verilen karar tüm taraflarca istinaf edilmiştir.
- Tarafların kusura yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Buna göre, Kaza Tespit Tutanağı ile gerek mahkemece alınan trafik bilirkişi raporu gerekse ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan, kazaya ilişkin görüntülerin ve tüm beyan ile delillerin de ayrıntılı incelendiği heyet raporunun birbirini teyit edip kazanın oluşuna ve delillere uygun olan kusur belirlemesine göre davacın yayanın asli derecede yüzde yetmiş beş, davalı sürücünün ise tali olarak yüzde yirmi beş kusurlu olduğuna dair belirlemenin hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre buna yönelik itirazların reddine karar verilmesi gerekmiştir.
- Tarafların aktüer ve maluliyete yönelik itirazlarında;
ANAYASA MAHKEMESİ NİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS, 2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİ NİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİ NİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİ NİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİ NİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN 2024/1471 VE 2024/1331 ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 08/04/2016 TARİHLİ 2025/488 ESAS 2026/223 KARAR VE 2025/489 ESAS VE 2026/224 SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Buna göre somut olayda, Mahkemece yukarıda anlatıldığı biçimde aktüer hesabının TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapıldığı, ayrıca usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir.
Bu nedenlerle, bu hususlara ilişkin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
- Davalı sigortanın geçici iş göremezlik teminatının kapsamı ile bu tazminatın, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalı sigortanın sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)
Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayılmıştır.
Ayrıca, 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu halde, istinaf eden davalı sigortanın geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
- Davacının işletilmesi gereken faiz yönünden itirazda;
Zarara neden olan, tazminat talep edilen araç ruhsatında otomobil olduğunun ve kişiye kayıtlı olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davada tazminat temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı taraf vekilinin buna yönelik itirazı yerinde değildir.
- Davalı sigortanın manevi tazminata yönelik itirazında;
6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacıda oluşan sürekli ve geçici iş göremezlik durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre fazla olmadığı görüldüğünden, buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı ile davalıların ayrı ayrı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ........'nın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 96.358,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 24.089,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 72.268,50 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ........ A.Ş'nin istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 96.358,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 24.089,50 TL'nin mahsubu ile bakiye 72.268,50 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.13/04/2026