DAVACI: ........
VEKİLLERİ: Av..... Av.....
DAVALI:
1- ........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI:
2- ........
VEKİLLERİ: Av..... Av.....
DAVALI:
3- ........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI:
4- ........

Tazminat

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkilinin 13/11/2022 tarihinde yaya olarak kaldırımda yürümekte iken, davalı ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı araç ile arkadan çarpması sonucu yaralandığını, davalı ........'ın tam kusurlu olduğunu, kazaya karışan aracın davalı ........'a ait olduğu, kaza tarihi itibariyle davalı ........ Sigorta şirketi tarafından kasko poliçesinin, davalı ........ A.Ş. tarafından ZMMS poliçesinin bulunduğunu, dava açmadan önce sigorta şirketlerine zararların tazmini için başvuruda bulunduklarını, ancak herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, davalının tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza sebebiyle tedavi giderleri olduğunu, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar dahil kazanç kaybı doğduğunu, çalışma gücünün azalmasının olduğunu, bu sebeple maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu, müvekkilinin ağır ve uzun süren tedavi sürecine maruz kaldığını, müvekkilinin vücudunda kalıcı izlerinin olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin tüm tedavi giderleri, bakıcı gideri ile iş göremediğinden kaynaklanan kazanç kaybı ile geçici ve sürekli iş göremezlik oluşması nedeniyle oluşan (maluliyet/özürlülük) kaybı sebebiyle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talebimizin araç sahibi ve sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile sigortacı şirketleri yönünden sigorta limiti dahilinde temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 50.000,00 TL TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen araç sahibi, sürücü ve poliçe limiti ile sınırlı olarak kasko şirketi ........ Şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ Şirketi vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın müvekkili şirketten alacağının net olduğunu, belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararın bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, kazaya karışan ........ plakalı aracın genişletilmiş kasko ile sigortalı olduğunu, dosyada öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafın trafik kazası sebebiyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesinin gerektiğinin, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aküeryal kurallar gözetilmesi gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosunun esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, davacının müterafik kusur durumunun mevcudiyeti durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkil şirkete yapılan başvurunun ZMMS poliçe teminatın tükenip tükenmediğine ilişkin belirsizlik olması sebebiyle reddedildiği, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, haksız faiz talebinin olduğunu, davanın, yargılama giderlerinin ve vekalet ücreti taleplerinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacı tarafın iş bu davayı açmadan önce hasar başvurusu yapmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kazaya karışan ........ plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde olduğunu, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun mümkün olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise kusur oranının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiğini, dava dilekçesin de davacının gelirinin açıkça belirtilmediğini, tazminat hesabına esas alınacak ücretin tespit edilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından herhangi bir ödemenin yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, rücu dikkate alındığında bu durumun poliçe limitlerinin belirlenmesinde önem arz ettiğini, davacının maluliyet oranı ile sürekli iş göremezlik süresi ve geçici olarak bakıma muhtaç olup olmadığının belirlenmesinin gerektiğini, ZMMS genel şartlarına göre geçici iş göremezlik, bakıcı giderleri, hastane masrafları, tedavi masrafları vs. poliçe teminatında olmadığını, davacının asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, açıklanan nedenler ve resen dikkate alınacak nedenlerle davanın redddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak, davalı ........'nin manevi tazminat taleplerini 50.000,00 TL'ye kadar teminat altına aldığı hususu da göz önünde bulundurularak davacının manevi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve ;
DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ DAVALI ........ YÖNÜNDEN REDDİNE,
DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ DAVALI ........, DAVALI ........ VE DAVALI ........ A.Ş. YÖNÜNDEN KSIMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, 941.249,63 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 42.519,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.235,50 TL bakıcı gideri tazminatı ve 3.000,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 990.004,13 TL tazminatın davalı ........ A.Ş. yönünden 30/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ ile davalı ........ yönünden ise 13/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ A.Ş., davalı ........ ve davalı ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ........ yönünden 13/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ ve davalı ........ yönünden ise 13/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........, davalı ........ ve davalı ........'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur.

Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olaya Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanması sebebi ile haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Zira bu yönetmeliğe göre müvekkilin maluliyeti %2, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre ise %5.3 olduğunu, davanın ........ şirketi yönünden reddinin hukuka aykırı olduğunu, hükmün bu davalı ........ Sigorta Şirketi yönünden aşan kısımdan sorumludur şekli ile sonuçlandırılması gerekirken davanın tümden reddedildiğini, müvekkilin haksız yere vekalet ücreti ödemek zorunda kaldığını, hükmün maddi tazminat talebi yönünden yasal faiz uygulanmak sureti ile kurulduğunu, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketleri yönünden sigortaya başvuru tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlenmesi ile bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken aksine kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulüne Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı kararının bozulmasına, davanın kabulüne dair karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili sunduğu katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin kusuru olmamasına rağmen tazminatla sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminat limiti içindeki zararlardan işletenin ayrıca sorumlu tutulamayacağını, manevi tazminat miktarının fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin faizi 13/11/2022 tarihinden başlattığını, sigorta ve işleten için faiz başlangıcının temerrrüt veya dava tarihi olması gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sigorta teminatı altındaki zararlarda temerrüt öncesine faiz yürütülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilin, kazaya neden olan aracı yalnızca işleten sıfatıyla bulunduğunu, fiili sürücünün ........ olduğunu, müvekkilin kusurunun bulunmadığı gibi, işleten sıfatı gereği sigorta teminatı dahilinde kalan zararlarla sınırlı sorumluluğunun olmadığını, tüm bu nedenlerle davacıların hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 uyarınca reddine, katılma yolu ile yaptıkları istinaf başvurularının kabulü ile, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının müvekkil ........ yönünden kaldırılmasına, müvekkilin yalnızca sigorta teminat limiti aşan zararlardan, sürücüyle birlikte ve kusuru oranında sorumlu tutulmasına, manevi tazminat yönünden sorumluluğun kaldırılmasına veya miktarın hakkaniyete uygun şekilde indirilmesine, faiz başlangıcının temerrüt veya dava tarihi olarak düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen karar, davacı ve katılma yoluyla davalı ........ tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.
- Davalının Sorumluluğa yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı)
Buna göre, ortaya çıkan zarardan davalı araç sürücüsü/işleten de sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, kazaya neden olan araç davalı ........'a ait olduğu konusunda kendisi de dahil herhangi bir ihtilaf bulunmadığından müteselsil sorumlu olarak zarardan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
- Davacının maluliyete yönelik itirazının incelenmesinde;
ANAYASA MAHKEMESİ NİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS, 2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİ NİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİ NİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİ NİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,

DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİ NİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN 2024/1471 VE 2024/1331 ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 08/04/2016 TARİHLİ 2025/488 ESAS 2026/223 KARAR VE 2025/489 ESAS VE 2026/224 SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Buna göre somut olayda, Mahkemece usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir.
Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE usul ve yasaya uygun düzenlendiği anlaşıldığından davacı vekilinin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
- Davacının ........'nın sorumluluğuna itirazı bakımından incelemede;
Yasa koyucu, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, "sıralı bir sorumluluk" düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, kişilerin uğradığı bedeni zararlar, zarara neden olan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında ise bu aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacak, bulunan ihtiyari mali mesuliyet sigortasının da sorumluluğu trafik sigortası teminat limitleri üzerinde kalan kısım için poliçede öngörülen teminat limitleri içinde ortaya çıkacaktır.
Somut olayda Mahkemece, aktüer hesabına yönelik yukarı bentte yazılı olduğu biçimde yapılan tazminat hesabına göre ZMMS olan davalı ........'nın teminat limitleri tüketilmemiş bulunduğundan davalı İMMS sigortacısı ........ Sigortanın sorumluluğu bulunmadığına yönelik mahkemece gerekçesi yerinde bulunduğundan buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.
- Faiz başlangıcına ve faiz türüne yönelik itirazın incelenmesinde (Kabule göre);
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.
Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Bu sebeple, dosyaya sunulan başvuru dilekçeleri ve tebliğe ilişkin ekindeki belgeler nazara alındığında sigorta ve diğer davalılar için belirlenen faiz başlangıç tarihlerinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ayrıca, zarara neden olan, tazminat talep edilen aracın trafik tespit tutanağında, sigorta poliçelerinde belirtilen bilgilerine göre "hususi araç" olduğunun ve kişiye kayıtlı olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, davada tazminat temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
- Davalının manevi tazminata yönelik itirazında;
6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacıda oluşan sürekli ve geçici iş göremezlik durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre uygun olduğu görüldüğünden, buna yönelik davacı istinafının reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

2-Davacının istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davalı ........'ın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 71.042,68 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 17.760,67 TL'nin mahsubu ile bakiye 53.282,01 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davacı ve davalı ........ yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, diğer davalılar yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.13/04/2026