İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/11/2025 tarih 2025/582 Esas 2025/904 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu .. .. Şti.’ne karşı işçilere ödenen kıdem tazminatlarının rücu amacıyla Malatya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/665 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtıklarını, yapılan yargılamada şirketin kaydının Ticaret Sicili Müdürlüğündün silindiğini öğrendiklerini, Malatya Asliye Hukuk Mahkemesinin açılan davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla 19.06.2025 tarihli ara karar kapsamında ihya davası açmak için süre verdiğini, ihyası istenen şirketin terkin edilmeden önceki adresinin İzmir olduğunu belirterek Malatya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/665 Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak .... Şti.’nin Ticaret Sicili yeniden tescili suretiyle ihyasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Merkez-145323 sicil numarasına kayıtlı Tasfiye Halinde .... Şti.’nin 13.10.2009 tarihinde kurulduğunu ve müdürlüğe tescil edildiğini, 20.01.2024 tarihli genel kurul kararıyla tasfiyeye girdiğini, tasfiye memuru olarak....’ın atandığını, 20.05.2024 tarihli genel kurul kararıyla işletme kaydının silinmesine karar verildiğini, 23.05.2024 tarihinde şirketin kapanışının sicile tescili yapılarak unvan ve işletme kaydının sicilden silindiğini, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.03.2025 tarih, 2025/97 Esas – 2025/310 Karar sayılı kararı ile şirketin ek tasfiyesine karar verildiğini ve kararın 04.06.2025 tarihinde kesinleştiğini, şirketin tasfiyesinin kanuna uygun olarak gerçekleştirilmesi ve sona erdirilmesinden tasfiye memurunun sorumluluğunun bulunduğunu, sicil müdürlüğünün bu konuda herhangi bir tetkik ve mükellefiyeti bulunmadığını belirterek müdürlük aleyhine harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; İhya koşullarının oluşmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, 25.01.2024 tarihinde şirketin tasfiyeye girdiğini, 30.01.2024 tarihinde tasfiyeden dolayı alacaklılara çağrı yapıldığını, bu kapsamda 1. ilan verildiğini, bu ilanda ilanın 3 kere yapılacağı ve en geç 3 ay içinde tasfiye memuruna müracaat edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, akabinde 07.02.2024 tarihinde 2. İlanın, 15.02.2024 tarihinde 3. ve son ilan verildiğini ancak davacı kurumun işbu ilan doğrultusunda herhangi bir başvurusunun olmadığını, en sonunda 23.05.2024 tarihinde ise TTK ya uygun olarak şirketin tasfiyesinin yapıldığını, tasfiye sürecinin usulüne uygun olarak başlatılarak sonlandırıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tasfiye süreci boyunca alacaklının hiçbir başvuru yapmadığını, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla tasfiyenin eksi bakiye ile kapatılan bir şirketin aktifinin varlığını iddia etmeksizin ihyasının istenilmesinin hukuki yarardan yoksun olduğunu, somut olayda da tasfiye işlemleriyle ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluk isnat edilemeyeceği gibi davacı tarafın ihya isteminde haklı olmasının davalının tasfiye ve terkinde haksız ve hukuka aykırı işlem yaptığı anlamına gelmeyeceğini, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/653 Esas - 2024/820 Karar sayılı ilamında müvekkilinin sorumlu tutulmadığını belirterek davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ihyasını istediği Merkez-145323 sicil numarasına kayıtlı,,.... Şti.’nin 13.10.2009 tarihinde kurulduğu ve tescil edildiği, Malatya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/665 Esas sayılı dosyasıyla açılan davada davacının şirketin ihyasını istemesinde hukuki yararının bulunduğu ve bu nedenle dava dışı.... . Şti.’nin ihyasına karar verilmesi gerektiği, TTK m. 547/2’ye göre ihyasına karar verilen şirketin ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda ek tasfiye için tasfiye memuru olarak ....’ın atanmasının ve bu durumun tescille ilan edilmesinin gerektiği, aynı zamanda bu tasfiye sona erdiğinde TTK m. 545’e göre şirketin yeniden sicilden silinmesine, durumun tescil ve ilanına karar verilmesi gerektiği, davacının davasının kabulü ile; söz konusu ....'nün Merkez-... sicil numarasına kayıtlı .... Şti.’nin ihyasına, dava açıldığı tarih itibariyle tasfiyenin sona erdiği, tasfiyenin 23.05.2024 tarihinde bittiği, davacı tarafın 15.04.2025 tarihinde açtığı davada, davalı şirket temsilcisi tasfiye memuru ....’a 19.04.2025 tarihinde tebliğ edildiği, talebin tasfiyeden önce yapılmadığı, tasfiyeden sonra bu davanın açıldığı belirlenmekle, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı ... ..nün ise yasal hasım olması nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının yargılama giderleri yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tasfiye memuru ....'ın yasal hasım olmadığı için davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davalının tasfiyeyi gereği gibi yapmamasından dolayı sorumlu olduğunu, davanın açılmasına tasfiye işlemlerinin gereği gibi yürütülmemesinin sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı aleyhinde vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği konusunda çok sayıda yargı kararı bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.

GÖRÜŞ: Dava, ortaklar kurulu kararı ile sicilden terkin edilen şirketin TTK'Nın 547.maddesi uyarınca ihyası istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne ve tasfiye memuru olarak ....'ın atanmasına karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 547/1. maddesinde;“Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler” hükmünü içermektedir.

Ortaklar kurulu kararı ile fesih ve tasfiyesine karar verilen şirketin tasfiyesi sonucu sicilden kaydının silinmesinden sonra açılan ihya davasında Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu olmayıp, davacı ihya davası açmakta haklı ise de, tasfiye tarihi itibariyle açılmış herhangi bir dava bulunmadığı, dava konusu şirketin tasfiyeye girmesiyle birlikte tasfiyeye giriş ilanının ve alacaklılara çağrıya dair 3 farklı ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı, davalı son tasfiye memurunun davanın açılmasına sebebiyet verecek şekilde kusurlu bir davranışı bulunduğuna dair bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, özellikle Malatya 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/665 Esas sayılı dava dosyasındaki hukuki ilişkinin gerçekleştirildiği tarih aralığına göre davalı son tasfiye memurunun davanın açılmasında kusurlu davranışı bulunduğunun ortaya konulamadığı hususları birlikte dikkate alındığında davalı son tasfiye memurunun da yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması yerindedir. Başka bir anlatımla eldeki ihya davasının konusunu oluşturan Malatya 5.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/665 Esas sayılı dava dosyasındaki dava şirketin terkininden sonra açıldığından ve davalı tasfiye memurunun kusurlu davranışlarıyla davanın açılmasına sebebiyet verdiğinin ispat edilememiş olmasına göre yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması yerinde olup, bu yöndeki davacı istinafları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'nin peşin alınan 1.230,00 TL'den mahsubu ile fazla alınan 498,00 TL'nin istek halinde davacıya iadesine

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-ç maddesi uyarınca davanın niteliği itibariyle kesin olmak üzere 13/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.