İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait ----- plakalı aracın sürücüsü kaza sonrası aracından inmiş, karşı taraf ile bizzat görüşmüş, hasar fotoğraflarını çekmiş, olayın tüm aşamalarında yükümlülüklerini yerine getirdiğini, taraflar araçtan inmiş hasarın minimum düzeyde olduğunu görmüş ve anlaştıklarını, müvekkili olay yerinden ayrılması gerektiğini bildirmiş çocuğunu okul kapısından almak üzere bir arka sokağa okulun önüne gittiğini, daha sonra olay yerinde babası kalmış ve trafik çağrıldığını ------ plakalı aracın sürücüsü kendisine çarpan arabanın kaçtığı belirttiği esnada babası kaçmanın olmadığını belirttiğini, ancak tutanağa bu şekilde geçirilmediğini, baba araç sürücüsü oğlunu hemen aramış oğlu geldiğinde ise tutanak tutulmuş trafik polisi ise olay yerinden ayrıldığını, olay anında 112 aranarak çağrı kaydı oluşturulmuş gerekli araştırma ve taleplerde bulunulduğunda bu husus anlaşılacağını, ----- plakalı aracın sürücüsü trafik polisini çağırıp aracına çarpıp kaçtığını beyan etmiş ve bu duruma müvekkilinin babası şahit olmuş oğluna bildirdiğini, açıklanan bu nedenlerle; müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi açısından karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulması ve mevcut hacizlerin kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, davalı sigorta şirketince ileri sürülen rücu talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunun, Müvekkilin olay yeri terk etmediğinin, ağır kusur veya rücu sebebi teşkil eden herhangi bir ihlalde bulunmadığının, ----. İcra Dairesi’nin ---- Esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının tespitine, ----. icra dairesi’nin ---- esas sayılı icra takibinin iptaline,kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden Aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, bu nedenle yetki ve görev itirazlarının bulunduğunu, dosyada mübrez delileri arasında sunulu mezkur olay nedeniyle hazırlanan ve yasal delil niteliğini haiz kaza tespit tutanağı, ekspertiz raporu başta olmak üzere tüm delillerimiz uyarınca, müvekkili nezdinde sigortalı bulunan, davacı tarafın ilgili bulunduğu----- plakalı araç sürücüsünün olay yeri terk/ ehliyetsiz/alkollü/ağır kusurlu karışmış olduğu trafik kazası sebebiyle ----plakalı aracın hasar gördüğü ve müvekkili şirketçe zarar gören ilgiliye ödeme yapıldığının sabit olduğunu, davacı taraf her ne kadar sigortalıya rücu hususunu huzurdaki davada "olay yeri terk" rücu sebeplerine indirgeyerek savunmada bulunmuşsa da, dava dilekçesi ile sabit olduğu üzere sigortalı aleyhine tarafımızca "olay yeri terk/alkollü/ehliyetsiz/ağır kusurlu" rücu sebepleri ile huzurdaki dava ikame edildiğini, nitekim davacı taraf her ne kadar olay yeri terk saikiyle hareket edilmediğini, karşı tarafla anlaşarak kaza akabinde tutanak tutmaksızın kaza mahallinden ayrılındığını iddia etmekte ise de, aslen kaza akabinde olay yerinden ayrıldığını ikrar etmekle huzurdaki davanın haklılığını ispat etmiş durumda olduğunu, davalı tarafın harici beyanları hiçbir somut delil ile desteklenmeksizin ileri sürülen beyanlardan ibaret olup "olay yeri terk" rücu sebebinin oluştuğunun aksine bir durum ortaya konulmadığını, açıklanan bu nedenlerle; dava dilekçesinin usulden reddi ile dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, savunma haklarımızın gereği gibi yerine getirilebilmesi için yine dava sürecinde alınacak diğer bilirkişi raporlarının taraflarına tebliğine, usul ve esas sebepleri bakımından davanın reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 19.03.2025 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının ZMMS sigortacısı olarak dava dışı üçüncü kişilere yapmış olduğu ödemelerin ZMSS Genel Şartları B.4. maddesi gereğince davalı sigortalısından rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı, 19.03.2025 tarihinde müvekkile ait --- plakalı aracın sürücüsü ile sürücü----- idaresindeki ------plakalı minibüsün çarpışmaları sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında müvekkilin aracının sürücüsünün olay yeri terk olduğuna ilişkin hukuka aykırı bir tespit yapıldığını, davalı sigorta şirketinin 03.09.2025 tarihli ihtarnamesi ile davacının “olay yerini terk” ve “ağır kusurlu olma” isnatları yönünden rücu talebinde bulunulduğunu ve bu talep hakkında ----. İcra Dairesi’nin ----- Esas sayılı dosyada 95.027,62 TL üzerinden icra takibini başlattığını, takibin hukuki dayanaktan yoksun olduğunun tespiti, buna dayanılarak başlatılan ----- İcra Dairesi’nin ----- Esas sayılı takip dosyasında davacının borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu icra takibinin tedbiren durdurulması ve yapılan haciz işlemlerinin kaldırılması talep ve dava etmiştir.
Davalı, görev itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın safahatı incelendiğinde; ilk olarak açıldığı ---. Asliye Ticaret Mahkemesince 17/02/2026 tarih, ---- Esas ve ------ karar sayılı ilamıyla yetksizlik kararı verildiği, usulüne uygun gönderme talebine istinaden dosyanın mahkememize tevzi edilerek iş bu esasa kaydı yapılarak yargılama sonuçlandırılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Mahkememizce görev husus öncelikli olarak incelenmiştir.
Öncelikle Asliye Ticaret mahkemelerinin görevi hakkında bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye ticaret mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir.Tüketici Mahkemelerin görevi ise TKHK belirlenmiştir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır. Kanunun 3/l maddesinde tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" denilmektedir.Aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında ZMMS poliçesi bulunmakta olup, temel ilişki sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı gerçek kişi olup tacir olduğuna ilişkin bir delil olmadığı gibi bu yönde bir iddia dahi bulunmamaktadır. Ayrıca dava dosyasında yer alan bilgiler, poliçe ve kaza tespit tutanağı incelendiğinde------ plakalı araç otomobil olup kullanım amacının hususi olduğu belirtilmiştir. Bu hususlar nazara alındığında davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi ve davalının da tüketici olduğu değerlendirilmiş eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmaması sebebiyle mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı ve uyuşmazlığın çözüm yerinin Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (------ Karar sayılı ilamı)

1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,

2-Davaya konu uyuşmazlığı incelemeye görevinin ------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğundan MAHKEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,

3-Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli ------- Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına,

4-Kararın taraflara tebliğinin masrafının davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına,
5-6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu m.331/2 uyarınca yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verileceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

6-Davaya görevli mahkemece devam edilmezse ve talepte bulunulursa yargılama giderleri ile ilgili karar verileceği hususunun talep edene ihtarına,

7-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, taraf vekillerinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.