İtirazın İptali

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili ...'ın 08.05.2025 tarihli ... no.lu fatura ile sabit olduğu üzere davalı şirketten kendi iş yerinde kullanmak için "..." marka ve modeldeki 1 adet baskı makinesini KDV dahil 420.000,00 TL karşılığında satın aldığını, ürün, müvekkile teslim edilmiş ancak müvekkilce yapılan kontroller neticesinde ürünün kusurlu/ayıplı olduğunun anlaşıldığı, akabinde ise müvekkilin, davalı şirkete durumu bildirerek, ürünü iade etmek istediğini belirttiğini, davalı şirket bu durumu kabul ettiği ve söz konusu ürünü geri aldığını, bunun üzerine müvekkil tarafından 23.06.2025 tarihli ... no.lu iade faturası tanzim edilmiş ve ürün davalı tarafa iade edildiğini, davacı müvekkil tarafından kesilen iade faturası davalı tarafça kabul edildiğini ve ticari kayıtlarına işlendiğini, davalı taraf tüm ihtarlara rağmen, müvekkile borcunu ödememiş olduğundan dolayı hakkında İzmir .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası kapsamında borç miktarı ve fer'ilerinin tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiştir.

01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın tarafların ticari ilişkisi ile ilgili olup olmadığı yönünden yani, nispi ticari dava kriterlerinin dosyada mevcut olup olmadığı ile ilgili araştırma yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olması tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olmasını gerektiren bir durumdur. Bu doğrultuda davacı ile ilgili tacir araştırması yapıldığı, buna ilişkin Şirinyer Vergi Dairesinin 12/11/2025 tarihli yazı cevabının dosyamız arasına alındığı tespit edilmiştir. 2024 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma ile tacir sayılma sınırlarının 213 sayılı yasanın 177.maddesi gereğince tespiti gerekmektedir. Dosyamız ile ilgili olduğu anlaşılmakla, 177.maddenin 2.fıkrası gereğince; kişinin gayrisafi iş hasılatının 690.000 TL den fazla olması gerekmektedir, ancak yapılan incelemede, davacının hasılatının 690.000 TL den aşağı olduğu anlaşılmakla tacir olmasının mümkün olmadığı, bu doğrultuda uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklı olarak ortaya çıkmasının da mümkün olmayacağı, davanın bu yönüyle nispi ticari dava olarak ta nitelendirilmesinin mümkün olmadığı 6102 sayılı yasanın ticaret mahkemelerinin görev tanımını ticari işletme kavramından yola çıkarak düzenlediği, ticari iş kavramının görevin belirlenmesi açısından 6102 sayılı yasaya göre bir fonksiyonunun olmadığı, bu sebeple ilgili uyuşmazlık taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olsa dahi tarafların her ikisinin de ticari işletmesinden kaynaklanmaması halinde uyuşmazlığı muhakeme etmekle ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin 6100 sayılı yasanın 2.maddesi gereğince İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacının dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine; aksi durumda resen dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,
3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca görevsizlik kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, tarafların belirtilen süre içerisinde mahkememize başvurmaması durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin taraflara ihtarına (İHTARAT YAPILDI),
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda okunup usulen anlatıldı. 09/01/2026