BURSA
Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ... Komutanlığı envanterinde bulunan ve kriminal inceleme işlemleri için ... ... Müdürlüğünce Değerli Koli olarak ... iline gönderilmek üzere teslim alınan üç adet silahın ... sayılı mal saymanlığınca 20 Haziran 2022 tarihinde ... sayı Barkod numarası ile ... ... ... ... İşleme Müdürlüğü'ne idari kısım amirliği tarafından teslim edilen değerli/ sigortalı ... paketinin yıl sonu işlemlerinden dolayı kontrol edildiğinde yerine ulaşmadığının tespit edildiğini, (... Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/ soruşturma nolu dosyası açıldığını, üç adet Tabancanın kaybolması neticesinde oluşan 28.202,00 TL tutarındaki kamu zararı oluştuğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 28.202,00 TL kamu zararının söz konusu kuruma tebliğ tarihi olan 20 Haziran 2022 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 6475 sayılı ... Hizmetleri Kanununun 29/3 maddesinde; "... hizmetleri ile ilgili olarak talepte bulunma ve dava açma hakkı faaliyet konusu işlemin tesisi tarihinden itibaren bir yılın sonunda zamanaşımına uğrar. Bu süre, ...'ye başvuru ile kesilir ve yapılan inceleme ve araştırmaların sonucunun ilgililere bildirildiği tarihte kesildiği yerden yeniden başlar. Bu süre yeni bir başvuru ile tekrar kesilmez." hükmü yer aldığı, ... barkod nolu kargonun kabul tarihinin 20/06/2022 olduğu anlaşıldığını, dava tarihinin ise 15/12/2025 olduğu göz önüne alındığında, işlemin tesis tarihinin üzerinden 1 yıl geçtikten sonra açılan bu davanın zamanaşımına uğradığını, taşıma sözleşmesinden kaynaklı davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın ... Lojistik İnş. Oto Tic. Ltd. Şti. İle ... Lojistik İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. Ortak Girişimine ihbarını talep ettiğini, bu nedenle davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyanın ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09/01/2026 tarih 2025/ Esas 2026/ Karar sayılı Görevsizlik Kararı ile mahkememize geldiği ve işbu esasına kaydedildiği görüldü.
Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasıdır.01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi, ticari davalarda arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlemiş; 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yapılan değişiklikle de "menfi tespit" davaları açıkça bu zorunlu kapsamına alınmıştır. Güncel düzenleme uyarınca; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18/A-2 maddesi; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğini emretmektedir. Arabuluculuk dava şartı, HMK m. 115/2 anlamında sonradan giderilebilecek veya tamamlanabilecek bir usuli eksiklik niteliğinde değildir.Yukarıdaki açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından, davalı ... ... ... İşletmeleri Müdürlüğü’ne teslim edilen ve davacı kurum envanterine kayıtlı üç adet tabancanın taşıma sırasında kaybolduğu ileri sürülerek, oluştuğu iddia edilen 28.202,00 TL kamu zararının yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu haliyle uyuşmazlığın, taraflar arasındaki taşıma ilişkisine dayandığı, taşıma işlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında ticari iş niteliğinde olduğu ve bu nedenle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından her ne kadar dava konusu işlemin ticari iş olmadığı iddia edilmişse de, TTK m. 4/1-a uyarınca, taşıma işleri TTK'nın 4. Kitabında düzenlenmiş olup, taşıma sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava sayılır. Bu davalarda tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmayacağından davacının bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar para alacağı ve tazminat olan ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında arabuluculuk son tutanağının bulunmadığı, ayrıca davacı tarafça 01/04/2026 tarihli dilekçede arabuluculuk yoluna başvurulmadığının açıkça ifade edildiği anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinde dava şartları düzenlenmiş olup, 115. maddesi uyarınca dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla; zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerinin incelenmesinde; Tarifenin “Görevsizlik, yetkisizlik, dava şartı yokluğu ve benzeri nedenlerle davanın reddi” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında; davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı maktu tutarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlenmiştir.Aynı Tarifenin 13. maddesinde ise, konusu para veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücretinin nispi olarak belirleneceği, hükmedilecek ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, ayrıca bu düzenlemenin 7. maddenin ikinci fıkrası yönünden istisna teşkil ettiği hüküm altına alınmıştır.Somut olayda; dava, zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmış olup, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dava konusu 28.202,00 TL tutarında para alacağına ilişkindir. Bu durumda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2 ve 13. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı lehine hükmedilecek vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği, ancak bu miktarın davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenen maktu vekâlet ücretini aşamayacağı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; dava değeri olan 28.202,00 TL üzerinden Tarife uyarınca %16 oranında hesaplanan 4.512,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1- 6102 sayılı Kanun’un 5/A maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 114 ve 115. maddeleri uyarınca, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan dava açılmış olması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2- Davacı kurum 3708 sayılı Kanun’un 56/a maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3- Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.512,32 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4- Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak, kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların davacı tarafa iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle, HMK’nın 341/2. maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 14/04/2026