Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

Davacı vekili: müvekkili şirketin Sincan Saraycık TOKİ'de;15.03.2023 tarih, GIB2023000000015 sayılı fatura ile 133.399,49 TL'lik (Teslim tarihi: 15.03.2023), 15.03.2023 tarih ve GIB2023000000016 sayılı fatura ile 98.636,20 TL'lik (Teslim tarihi: 15.03.2023), 21.03.2023 tarih ve GIB2023000000017 sayılı fatura ile 17.265,60 TL'lik (Teslim tarihi: 21.03.2023), 03.04.2023 tarih ve GIB2023000000022 sayılı fatura ile 9.853,00 TL'lik (Teslim tarihi: 03.04.2023), 23.03.2023 tarih ve GIB2023000000018 sayılı fatura ile 13.074,40 TL'lik (Teslim tarihi: 23.03.2023) ... - ... İş Ortaklığı'na (Vergi no'su: 1640903522) kazan dairesi - kazan - ısıtma sistemi ve bunun için diğer malzemeleri sattığını ve kurulumunu yaptığını ve belirtilen tarihlerde teslim ettiğini, söz konusu mal ve hizmetlerin bu faturalarda gösterildiğini, "Servis formu" başlıklı belgede teslim için müşteri onay bölümü "kaşelenip, imzalanarak" teslimin gerçekleştirildiğini, faturaya konu malların davalı tarafa teslim edildiğini, faturaların alt kısımlarında davalı tarafın kaşesi ve imzası bulunduğunu, işin diğer kısmına ait diğer faturalarla - diğer malzemelerle ilgili bir diğer davanında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/365 E. Sayılı dava dosyasında da bu hususun tanık beyanları ile sabit olduğunu, dava konusu malların ve hizmetlerin davalı tarafa teslim edildiğini, kurulum yapıldığını, bunların faturalarda ve teslim belgelerinde gösterildiğini, faturalarda ve teslim belgelerinde davalı tarafın teslim alma kaşe ve imzaları bulunduğunu, ancak davalı tarafın borcunu ödemediğini, açılan icra takibine de haksız şekilde itiraz ettiğini, davalı ... isimli (4740395552) şirketin ... - ... Adi Ortaklığı'nın (Vergi no'su: 1640903522) ortaklarından birisi olduğunu, bu nedenle davalı şirketin dava konusu borçlardan sorumlu olduğunu, söz konusu malların teslim edilmiş olmasına rağmen bunlara ilişkin fatura bedellerinin ödenmediğini beyanla Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/45224 E Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini, takibin durdurulduğunu beyan ederek, davalı tarafın yetki itirazının iptaline, (Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ve Ankara Batı İcra Dairesi'nin yetkili olduğuna,) Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2023/45225 E Sayılı icra takibine davalı borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına, davalı tarafın %20'den az olmamak üzere davacıya icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili: yetki, zaman aşımı defi, arabuluculuk dava şartı husumet itirazında ve özel dava şartı eksikliği bulunduğu yönünde itirazlarını belirterek, yetkisiz icra dairesi ve Mahkemede dava açıldığını, adres itibariyle yetkili icra Dairesi ve Mahkemenin Ankara İcra daireleri ve Mahkeme olduğunu,icra dairesine yönelik itirazın öncelikle incelenmesi gerektiğini, davanın öncelikle bu nedenlerle usulden reddi gerektiğini, davada zorunlu dava arkadaşlığı olduğunu davacının teslim ettiğini beyan ettiği, ...-...-... İş Ortaklığı'nın diğer ortaklarına husumet yöneltilmemiş olması HMK hükümleri göz önüne alındığında davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, davacı yanın, başlatılan takibe dayanak gösterdiği ticari malın nevi, şekli, miktarı, bedeli, bu malın nerede kim tarafından nasıl verildiği/ alındığı ve benzeri herhangi bir açıklama yapmadığını, sadece faturayı dayanak göstererek başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürdüğünü, davacının her ne kadar huzurdaki bu davayı ikame ederek itirazın iptalini istemiş dahi olsa da alacağını ispata yönelik geçerli deliller sunamadığını, davacının fatura kesmiş olduğu iş ortaklığı, kuruluş amacı olan işe daha başlar başlamaz uyuşmazlık vuku bulduğunu ve idare tarafından söz konusu iş durdurulduğundan, davacıdan iddia olunan malların alınmış olması imkan dahilinde bulunmadığını, davalı ve dava dışı ......Ltd.Şti. ve ......A.Ş.'den müteşekkil iş ortaklığının ekte sunulu sözleşmesinde ortaklığın kuruluş amacı ve ihale ile alınan iş açıkça belirtilmiş olup; idareden ilgili işe ait hakediş istendiğinde böyle bir imalat bulunmadığının da görüleceğini, huzurdaki olayda, ortaklar da, davacı tarafın da şirket olduğunu, her iki tarafın da şirket yani basiretli tacir olduğu bir durumda aradaki sözleşmenin yazılı olması gerektiğini, ancak davacı yanın böyle bir sözleşmenin varlığından bahsedemediğini, aslını ya da nüshasını sunamadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla huzurdaki usul ve yasaya aykırı davanın öncelikle usulden, aksi kanaatte esastan reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: takibe konu alacağın dayanağı olan faturaların adi ortaklık adına tanzim edildiği, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından davanın ve takibin adi ortaklığı oluşturan gerçek veya tüzel kişilere ayrı ayrı yöneltilmesi gerektiği, gerek taşınır ve taşınmaz mallara, gerekse salt para alacağına ilişkin takip ve davalarda adi ortaklığı oluşturan şirketler arasında zorunlu takip ya da dava arkadaşlığı bulunduğundan, aksine hüküm bulunmadığı hallerde adi ortaklığa ait mallardaki rejimin iştirak halinde olduğunun kabulü zorunlu olduğundan ortaklığı ilgilendiren haklar ve borçlar bakımından ortakların tümünün davacı-alacaklı veya davalı-borçlu olmaları gerektiği, uyuşmazlığın da salt para alacağından kaynaklandığı ve zorunlu takip ya da dava arkadaşlığı bulunmadığının ve alacaklının, müteselsil sorumlu olan bu şirketlerden birini tercih ederek takip ya da dava açabilmesinin mümkün olduğunun kabulünün doğru olmadığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerektiği dikkate alınarak icra takibine konu faturalarda yer alan adi ortaklığın her üç ortağına yöneltilmiş geçerli bir icra takibi olmadığından 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi hükmü gereği açılan itirazın iptali davasının da takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek davanın usulüne uygun başlatılmış takip bulunmasına ilişkin özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu faturalardaki mal ve hizmetleri ... - ... Adi Ortaklığı'na (1640903522) satmış ve teslim ettiğini, buna ilişkin faturaları hem icra dosyasına hem de dava dosyasına sunduklarını, mahkeme kararının kanuna, hukuka ve emsal kararlara aykırı olduğunu, dava konusu icra takibinin açıldığı tarihin 01.09.2023 tarihi olduğunu,bu tarih itibariyle "dava konusu faturaların kesildiği iş ortaklığının diğer ortağı olan ... Enerji İnş. ve Mad. A.Ş. hakkında" Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/254 E. Sayılı dava dosyasında 10.04.2023 tarihinde 3 ay konkordato geçici mühleti verildiğini, ve bu süre 07.07.2023 tarihli duruşmada 2 ay daha uzatıldığını, daha sonra da kesin mühlet verildiğini, bu nedenle iş ortaklığının diğer ortağı olan ... Enerji İnş. ve Mad. A.Ş.'nin bu icra takibinde yer alması mümkün olmadığını,ilk derece Mahkemesi tarafından bu durumun dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini, Mahkeme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/920 E., 2023/806 K. Sayılı kararına aykırı olduğunu, bu emsal karara göre de dava konusu olayı değerlendirildiğinde icra takip talebinde bu iş ortaklığına kesilen faturaların dayanak gösterildiğini,bu takipte "açıklamalar" bölümünde "iş ortaklığından" ve "... ...AŞ. Nin konkordato sürecinde olduğundan da" bahsedildiğini,borçlu ve davalı olan "... Alyapı Üst Yapı San ve Tic. A.Ş" nin bu icra dosyasına ve dava dosyasına itiraz ve cevaplar verdiğini aksi düşünülse bile, yukarıdaki Yargıtay Hukuk Genel Kurul emsal kararına göre eksikliklerin giderilmesi ve diğer tarafların dosyaya eklenmesi için süre verilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğini, konkordato süresi içinde bu şirkete karşı icra takibi de açılayacağını,kaldı ki, icra takibinde "açıklamalar" bölümünde tüm şirketlerden bahsedildiğini, ayrıca, bu konularda diğer emsal kararlarda da Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2015/3393 E., 2016/257 K. Sayılı ve 6. Hukuk Dairesi 2021/760 E., 2021/693 K. Sayılı emsal kararlarında ve diğerlerinde "Adi ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden .... davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu bulunduklarından ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı (ihtiyari dava arkadaşlığı) dava açılabilecektir." açıklama ve hükümleri bulunduğunu, dava konusu mal ve hizmetlerin teslim edildiğinin açık olduğunu müvekkili davacının haksız şekilde mağdur edildiğini, arz ve izah olunan nedenler yanında Daireniz tarafından re'sen bulunacak sebeplerle; hatalı hüküm kurulduğu belirtilerek mahkeme kararının belirtilen nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

davacı ile adi ortaklığı oluşturan şirketler arasındaki faturaya dayalı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, faturaların incelenmesinde iş ortaklığının ...-...-... şirketlerinden oluştuğu, icra takibinin ise bu şirketlerden ... ve ... aleyhine yapıldığı, itiraz üzerine de davalı ... A.Ş. Yönünden itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.
Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade etmekte olup medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adî ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adî ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adî ortaklığa karşı açılacak davalar yönünden ise; ikili bir ayrım yapmak gerekecektir. Davanın konusu paradan başka bir şey ise davanın (mecburi dava arkadaşı olan) bütün ortaklara karşı birlikte açılması gerekirken, davanın konusu para ise; ortaklar bu borçtan müteselsil sorumlu (ihtiyari dava arkadaşı) olduklarından, ortaklardan biri, bazıları yada tümüne karşı dava açılabilecektir. (Yargıtay 15. HD'nin 31/05/2016 tarih ve 2016/2586 E ve 2016/3097 k sayılı ilamı).
Taraf ehliyeti, 6100 sayılı HMK 'nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartlarından olup taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece re'sen nazara alınabilecektir.
Tüm bu açıklamalar ışığında,Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; adi ortaklıkla yapılan sözleşmelerde adi ortaklığı oluşturan şirketlerin davacı/alacaklı olduğu dava ve takiplerde adi ortaklığı oluşturan şirketlerin birlikte icra takibinde veya davada yer almaları zorunlu ise de;ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça adî ortaklar birlikte ya da temsilci vasıtasıyla üçüncü kişilere karşı borçlardan müteselsilen sorumlu olmakla adi ortaklığı oluşturan şirketlerin davalı/borçlu olarak gösterilerek yapılacak icra takibi veya davada adi ortaklığı oluşturan şirketlerden sadece bir tanesi aleyhine icra takibi yapılması veya dava açılması mümkündür.
Açıklanan nedenlerle; Mahkemesince davanın esasına girilerek taraf iddia beyan ve delilleri doğrultusunda yapılacak yargılama ve oluşacak sonuca göre esas hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,

2-Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2024 tarih ve 2024/1305 E-2024/1434 K
sayılı kararının HMK.'nın 353/1.a.4-6 maddeler gereğince kaldırılmasına,

3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

5-İstinaf talep eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 27.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.