Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; arsa sahibi hissedar olan davalının Bornova ... Noterliğinin 29/01/1996 tarih ... yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ... ve 3 de A ve B blok olarak davacı tarafından bitirilen inşaatın teslimi yapılarak tapu kayıtlarının tamamlandığını, kat irtifatının kura çekiliş tespit tutanağı gereği kaydedildiğini, ancak sözleşme gereği davacı kooperatif adına olması gereken b blok 1 kat 9 nolu dairenin ve a blok 4 kat 15 nolu dairenin tamamı davalı adına kaydedildiğini, bu durumun gerek şifaen gerekse ihtarname yolu ile davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafça kabul görmemesi üzerine söz konusu tapu kaydının iptali ile davacı kooperatif adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunun dayanağı olan Bornova .... Noterliği, 29.01.1996 tarih ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya işlenmediği, bu nedenle alacak hakkı doğuran belge niteliğinde olmadığı gibi alacak hakkının zamanaşımına uğradığını belirterek dava konusu edilen taşınmazlara ilişkin emlak vergisi ödemeleri, teslim edilmeme nedeni ile bağımsız bölümün kullanımından yoksun kalmasına bağlı İzmir .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., ... K. Kararının kapsadığı 05.08.2011 tarihinden sonraki döneme ait gelir karşılığı, avukatlık ücreti ile dava tarihine kadar işlemiş faiz talepleri yönünden karşı dava talebinde bulunulmuştur.

İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile 11.12.2024 tarihinde gönderme kararı verilerek dosya Mahkememize gönderilmiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Somut olayda, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak ve tapu iptal tescil konularında uyuşmazlığın bulunduğu, mutlak ticari dava niteliğinde bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı, davacı-karşı davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde uyuşmazlığın kooperatifler hukukuna ilişkin de olmadığı, davalı-karşı davacının kooperatifin üyesi de olmadığı, davalı-karşı davacının ticari işletmesini ilgilendiren bir hususunda bulunmadığı, bu sebeple uyuşmazlığın 6100 sayılı yasının 2. Maddesine yer alan görev kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, asıl ve karşı dava yönünden mahkememizin görevsizliğine, yukarıda anılı sebeplerden ötürü İzmir Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
A-)Ana dava yönünden DAVANIN USULDEN REDDİNE,

1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,

3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına ALINMASINA,
4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde ayrıca bir ek karar kurularak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
B-)Karşı dava yönünden DAVANIN USULDEN REDDİNE,

1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,

3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına ALINMASINA,
4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince karar kesinleştiğinde 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde ayrıca bir ek karar kurularak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026