BURSA
Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... plakalı aracın 20/06/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde oluşan hasar sebebiyle pert olarak değerlendirildiğini, müvekkilinin ... poliçe numaralı ... ... Sigorta Genişletilmiş Kasko poliçesi bulunduğunu, taraflar arasında yapılan mutabakatta "...... muafiyet klozuna göre araç kiralayan yöneticilerinin kiralanan araç bilgileri ve kiralayanın bilgilerini ve kira sözleşmesini hazır bulundurmak ve ... sistemine girmek zorundadır. Aksi durumda %75 oranında muafiyet uygulanacaktır." ibaresine dayanılarak haksız yere müvekkilinin zararında muafiyet uygulandığını, sigorta şirketinin muafiyet gerekçeleri temelsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin aracının pert olduğunu, trafikten çekildiğini, sigorta şirketinin uygulamış olduğu %75 muafiyet neticesinde hasar zararı 95.200,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak somut olayda araç kiralama faaliyetinde kullanılmıyorken kaza meydana geldiğini ve aracın pert olduğunu, gerek sürücü gerekse davacı müvekkilinin beyanlarından anlaşılacağı üzere taraflar arasında herhangi bir şekilde kiralama ilişkisi söz konusu olmadığını, aracın sürücüsü aracı müvekkilinden ödünç aldığını aralarında kira ilişkisi bulunmadığını müvekkili haricen tanıdığını beyan ettiğini, aynı şekilde müvekkili de kira ilişkisi olmadığını aracı ödünç verdiğini beyan ettiğini, somut olayda sigorta şirketinin muafiyet gerekçelerinin oluşmadığını, müvekkilinin zararı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödemenin hayli üzerinde olduğunu, bilirkişi marifetiyle müvekkiline ait aracın muafiyet uygulanmaksızın bakiye pert zararının tespit edilmesini talep ettiklerini, taraflarınca yapılan piyasa araştırmalarında aracın emsal değerinin 1.000.000,00 TL üzerinde olduğunun tespit edildiğini, Müvekkili hiçbir kusuru olmaksızın karıştığı kazada aracını kaybettiğini ve aracın piyasa değerinden çok daha düşük bir miktar ödenmesi sebebiyle hak kaybına uğradığını, açıklanan sebepler neticesinde Mahkeme tarafından yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkiline ait ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle piyasa değeri tespit edilerek; sigorta tarafından müvekkiline ödenen miktarla aracın gerçek değeri arasındaki farkın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkilinin eksik ödenen pert bedeline ilişkin sigorta şirketine 07/11/2024 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuruya 15 iş günü içinde olumsuz dönüş yapıldığını, bunun üzerine taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkiline ait ... plaka sayılı araç için ... Sigorta Şirketi tarafından araç değeri düşük gösterilerek, eksik ödenen ‘‘pert farkı’’ için 500,00 TL maddi tazminat tutarının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç ... poliçe numaralı ... ... Genişletilmiş Kasko Sigortası ile sigortalandığını, söz konusu aracın davacı tarafından Kısa Süreli Kiralama, ... amaçlı olarak kullanılmakta olduğunu, davacının ... işi yapmakta ve bundan kazanç sağlamakta olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, somut olayın özellikleri dikkate alındığında davacının iddia ettiği maddi zararın miktarı belirlenebilir durumda olduğunu, bu sebeple davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağının kabulü ile hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, HMK 121 Md. gereği delillerin taraflarına tebliği gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin kasko sigorta poliçesi şartları gereğince gerçek zararı ödemediğini, davacı sigortalı ile mutabakata varılarak sigortalı araç ... işlemine tabi tutulduğunu, araç rayiç bedeli 800.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu değer üzerinden poliçe gereği %2 genel muafiyet uygulanmış (16.000 TL), genel muafiyetin düşülmesinin ardından kalan 784.000 TL'den sovtaj bedeli olarak tespit edilen 403.200,00 TL düşüldüğünü, kalan 380.800 TL bakımından da ... Muafiyetler Klozu uyarınca dava konusu aracın ... kaydı olmaması nedeniyle %75 oranında tenzili muafiyet uygulanarak 95.200,00 TL sigortalı davacıya ödendiğini, davacı ... amaçlı kullanılan ... plakalı aracı kiraya vermediğini, ödünç istenmesi üzerine ödünç olarak kazayı yapan sürücüye verdiğini bu nedenle poliçede yer alan ... Kısa Süreli Kiralama Muafiyet Klozunun tatbikinin haksız olduğunu savunduğunu, ancak bu iddianın abesle iştigalden öte gidemeyeceğinin açık olduğunu, zira basiretli bir tacir gibi davranması gereken kimsenin kazanç elde ettiği aracı, sanki kendi şahsi aracıymış gibi herhangi bir kimseye ödünç vermeyeceğini açık olduğunu, davacı taraf tenzili muafiyet uygulamasından kaçmak için gerçeğe aykırı olarak ... olan aracı ...'li bir arkadaşına ödünç verdiğini, o gün de kazanın meydana geldiğini öne sürdüğünü, ... araç olarak kullanılan, kâr elde edilen aracın kazanın olduğu tarihte sigortalının bir arkadaşına ödünç verilmeyeceği açık olduğundan müvekkili şirket tarafından, taraflar arasında imzalanan poliçede yazılı muafiyet klozunun uygulanmasının yerinde olduğunu, burada bir haksızlık yahut hukuka aykırılık söz konusu olduğunu, davacı tarafından mutabakatnamede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna ilikin kaydın bulunduğu bir evrak sunulmuşsa da müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan mutabakatnamede bu kaydın olmadığı, davacı tarafından bu kaydın kendi elindeki nüshaya sonradan eklendiğinin açık olduğunu, davacı yanın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamasına rağmen sanki tutmuş gibi kendi elindeki nüshaya bu kaydı eklemesi, ... olarak kullanılan aracı arkadaşına ödünç verdiği iddiasıyla birlikte düşünüldüğünde davacının iyiniyetten ne denle yoksun olduğunun daha net anlaşılacağını, her iki durumda da davacı tarafından hakikat saptırılmaya çalışıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere, bilirkişi incelemesinin poliçede yer alan muafiyetlere ve klozlara uygun yapılması gerekmekte olduğunu, davacının avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, öncelikle davanın usulden reddine, davacının gerçek zararı giderildiğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... 1. Tüketici Mahkemesi'nin 04/11/2025 tarihli, 2025/ Esas, 2025/ Karar sayılı kararında "...Dava konusu ... plakalı aracın davalı tarafından kasko sigorta sözleşmesi uyarınca sigortalandığı, poliçede aracın kullanım tarzının ... (kısa süreli kiralama)" olarak belirtildiği, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin tüketici işlemi olarak kabul edilemeyeceği, uyuşmazlığın 6502 sayılı yasa kapsamına girmediği, zira aracın ... maksatlı olarak kullanıldığı anlaşılmakla, davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesi' nin görevli olduğu kanaatine varılmıştır. (... BAM 20. Hukuk Dairesi, 2025/ Esas 2025/ Karar sayılı ilamı)Açıklanan nedenlerle, Mahkememizin görevsizliğine, ... Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, dosyanın karar kesinleştiğinde başvurulması halinde görevli mahkemeye gönderilmesine..." denilerek görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın mahkememiz esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.Vergi dairesi müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının 2012 yılından itibaren herhangi bir kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. ... ... Birliği'ne ve ... yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının kaydının olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.Dava, genişletilmiş ... kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. ... davalar, mutlak ... davalar, nispi ... davalar ve yalnızca bir ... işletmeyle ilgili olmasına rağmen ... nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ... davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ... işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ... sayılan davalardır. Mutlak ... davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), ... İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ... davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ... dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ... işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ... dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ... dava sayılan davalardır.Nispi ... davalar, her iki tarafın ... işletmesiyle ilgili olması halinde ... nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ... işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ... dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ... dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ... işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ... iş niteliğinde olması veya ... iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ... iş sayılması davanın ... dava olması için yeterli değildir. ... iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ... iş sayılan bir işin diğeri için de ... iş sayılması, davanın niteliğini ... hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ... dava sayılan davalar haricinde, ... davayı ... iş esasına göre değil, ... işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ... nitelikte olması davayı ... dava haline getirmez.
Üçüncü grup ... davalar, yalnızca bir tarafın ... işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ... dava sayılması için kural olarak ya mutlak ... davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ... işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ... nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ... işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ... veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; ... veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ... veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde ise kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ... veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. ... Bam 12. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2026 tarihli 2026/ E. 2026/ K. Sayılı ilamında ''....Somut olayda davacı sigorta şirketi ile davalı sigortalı arasında düzenlenen genişletilmiş kasko sigorta poliçesinde davalının maliki olduğu aracın kullanım cinsinin hususi otomobil olduğu, kullanım tipinin kısa süreli kiralama (1 yıldan az) şeklinde belirtildiği görülmüş ise de, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ... davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. ... davalar, mutlak ve nispi ... davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ... davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "... işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ... davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ... işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ... dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ... dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ... davalardır. Bir davanın ... dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın her iki taraf yönünden ... sayılan hususlardan doğması veya 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ... davalardan olması gerekmektedir. Somut olayda davalı gerçek kişi olup tacir olduğuna dair bilgi ve belgeye dosyada rastlanılmadığı gibi dava konusu aracın trafik ruhsat kaydında ise kullanım amacı olarak “hususi” yazmaktadır. Bu durumda görevli mahkeme, tüketici mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle ... 1. Tüketici Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır." denilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın davacının maliki olduğu ... plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde oluşan hasar bedelinin kasko poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsiline ilişkin olduğu, davacının 2012 yılından itibaren vergi kaydının bulunmadığı dolayısıyla tacir olmadığı, trafik tescil kaydında aracın otomobil olup kullanım şeklinin hususi olduğu, davacının hukuksal koruma teminatı talebinin dayanağının davalı sigorta şirketi ile tanzim edilen Genişletilmiş Kasko Paket Sigorta Poliçesi'ne dayandığı, 6502 Sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince sigorta sözleşmelerinin tüketici işlemi olarak belirtildiği, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı anlaşılmakla davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... 1. Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın mahiyeti itibariyle Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK’nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince dava şartlığı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin ... 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
3-Görev konusunda Mahkememiz ile ... 1. TÜKETİCİ MAHKEMESİ arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan işbu kararın taraflarca istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde aynı Bölge Adliye Mahkemelerinin yargı çevresinde bulunan mahkemeler arasında görev uyuşmazlığı çıktığından HMK 21 ve 22.maddeleri uyarınca görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine,
4-HMK'nın 331/2.Maddesi gereğince yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin ve sair hususların görevli mahkemede değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/05/2026