SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/351 - 2026/913
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE:... (...)
ÜYE:... (...)
KATİP:... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İhtiyati Haciz
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun süreden devam eden ticari alışverişler sonucunda davalının 6.530.629,64 TL borcunu davacıya ödenmemesi üzerine aleyhine Gebze İcra Dairesinin 2024/35489 Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, davalı borçlunun haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durduğunu, yine 3. şahısların, dosya borçlusu şirkete ait tek mal varlığı olan maden ruhsatına Gebze İcra Dairesinin 2024/4238 Esas sayılı dosyasından Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü Sicil: ... sayılı II-A grubu maden işletme ruhsatına haciz koyulduğunu ve satış işlemlerinin devam ettiğini, davacı şirketin, borçlu şirket ile 08.08.2022 - 07.10.2024 tarihine kadar 21.948.109,19 TL'lik e-faturalı alım/satım yapıldığını ve bunun karşılığında borçlu şirketten 15.660.479,55 TL ödeme yapıldığını, halen davacı şirketin 6.530.629,64 TL'lik e-faturaya dayalı alacağı bulunduğunu, davacı şirketin ticari defterleri üzerinde yeminli mali müşavir Zeki Kırbaşoğlu tarafından yapılan inceleme sonunda düzenlenen 5.11.2024 tarihli raporla da muhtelif tarihli ve miktarlı e-faturalara dayalı olarak davacı şirketin ticari defterlerine göre 6.530.629,64 TL alacaklarının bulunduğunun tespit edildiğini, bu sebeple; alacak rehin ile de temin edilmediğinden, davalının(borçlu) menkul ve gayrimenkul mallarıyla, 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının 6.530.629,64 TL'sine davanın sonuna kadar ihtiyaten haciz konulmasına, toplanılacak delillerle sabit olacak davalarının kabulü ile borçlunun Gebze İcra Dairesinin 2024/35489 Esas sayılı dosyasına vaki borca ilişkin haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli itirazının iptaline takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın karara çıkmasına kadar, davalı borçlunun tek malvarlığı satılarak paraya çevrilmesi halinde alacağını alması imkansızlaşacağı gibi, davalının malvarlığını da kaçırma gayretine girdiği nama yazılı hisse senetlerinin hamiline yazılı hisse senetlerine çevrilmesiyle de sabit olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin, alacağın varlığına ilişkin fatura bilgileri, sözleşmeye dayandığı, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanunun aradığı "vadesi gelmiş bir para borcunun" yani, "alacağın vadesinin gelmiş" olması şartının ve bu şartla birlikte doğal olarak borçlunun borçlu olduğunu gösteren bir belgenin varlığı ve/veya bir alacağı göstermeye veya yaklaşık ispata yarayan belgenin dosyaya sunulmadığını, talep konusu alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini, dava dilekçesi ve takip talebinin ekinde fatura bilgileri ve sözleşmenin sunulduğunu ancak bu faturalar ile sözleşmeye konu ürünlerin teslimine dair imzalı bir belgenin sunulmadığını, bu halde talebe konu alacağın varlığı ve muaccel olduğuna ilişkin, ayrıca karşı tarafın borçlarından kaçındığına ilişkin yaklaşık ispat düzeyinde kanaat oluşturacak delillerin dosyaya sunulmadığını, alacak iddiasının ispata muhtaç olduğunu, davacı yanca dosyaya alacaklı olduğuna ilişkin sunulan bir mutabakat veya belge dosya içeriğinde bulunmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için şartlar kanunda sayılmış olup somut olayda bu şartların var olduğundan bahsedebilmenin mümkün olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/12/2025 tarih, 2025/1325 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
faturaya bağlı ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince, alacaklının ihtiyati haciz talebinin fatura alacağına dayalı cari hesaptan doğduğu; davacı vekilinin, alacağın varlığına ilişkin fatura bilgileri, sözleşmeye dayandığı, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanunun aradığı "vadesi gelmiş bir para borcunun" yani, "alacağın vadesinin gelmiş" olması şartının ve bu şartla birlikte doğal olarak borçlunun borçlu olduğunu gösteren bir belgenin varlığı ve/veya bir alacağı göstermeye veya yaklaşık ispata yarayan belgenin dosyaya sunulmadığı, talep konusu alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, dava dilekçesi ve takip talebinin ekinde fatura bilgileri ve sözleşmenin sunulduğu, ancak bu faturalar ile sözleşmeye konu ürünlerin teslimine dair imzalı bir belgenin sunulmadığı, bu halde talebe konu alacağın varlığı ve muaccel olduğuna ilişkin, ayrıca karşı tarafın borçlarından kaçındığına ilişkin mahkemede yaklaşık ispat düzeyinde kanaat oluşturacak delillerin dosyaya sunulmadığı anlaşılmakla; İİK'nın 258/1. maddesi gereği koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verildiği; verilen bu karara karşı, davacı/ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İhtiyati haciz talep eden vekili, e-fatura ve davacı ve dava dışı TCDD Genel Müdürlüğü arasında imzalanan sözleşme gibi belgelere dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda; fatura tek başına alacağı kanıtlayacak belgelerden değildir. Fatura konusu mal ve hizmetin davalı borçluya tesliminin de kanıtlanması gerekir. Davacı tarafından, sadece faturalar sunulmuş olsa da malların veya hizmetin davalı tarafından alındığına dair teslim tesellüm belgesi sunulmadığı, böylelikle malların teslim edildiğine/hizmetin verildiğine ve alacağın talep edilen miktarda olduğuna ilişkin yaklaşık ispata yarar delil sunulamadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Diğer yandan, mahkeme gerekçesinde yer verilen alacağın yargılamayı gerektirir ifadeleri, talebin geçici hukuki koruma olması nedeniyle yasanın düzenleme şekline ve amacına uygun olmamakla birlikte sonuca etkili görülmemiş ve eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2026