SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/669 - 2026/924
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE:... (...)
ÜYE:... (...)
KATİP:... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
İhtiyati Tedbirin Kaldırılması
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmaz üzerinde davalı International Finance Corporation lehine 31.03.1995 tarihli ... Yevmiye numaralı ipotek senedi ile tesis edilmiş olan ipoteğin fekkine, işbu dava kapsamındaki yargılama bitene ve verilecek karar kesinleşene kadar taşınmazların 3. kişilere devrinin önlemeye yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, taşınmazlara "davalıdır şerhi" konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince 24/11/2025 tarihli ara karar ile; "... Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine 50.000,00 TL teminat mubakibilinde ihtiyati tedbir şerhi ve davalıdır şerhi konulması talebinin KABULÜNE, teminat yatırıldığında Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir şerhinin konulmasına ve davalıdır şerhi işlenmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekili itiraz dilekçesinde özetle; usule ve esasa ilişkin açıklamalarının dikkate alınarak huzurdaki haksız davanın reddine, ayrıca hukuken mümkün olmayan şekilde hükmedilen ihtiyati tedbir ara kararından dönülmesine ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın usulden reddi yönünde aksi bir kanaatte olunması halinde usuli eksikliklerin ivedi olarak giderilmesini, ihtiyati tedbir yönünden kapsamın düzeltilmesini ve dahi dava esas değerine uygun miktarda takdir edilecek teminatın davacı tarafından gösterilmesini, devamında huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, ihtiyati tedbir ara kararından rücu edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "... İhtiyati tedbire karşı yapılan itirazının REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava değerinin 12.000.000,00 USD olduğu gözetildiğinde, öncelikle mezkür yargılamanın mahkeme heyeti tarafından görülmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebinin de aynı şekilde mahkeme heyetince incelenmesi ve karara bağlanması gerekirken tek hakim tarafından ele alınmasının usule ve hukuka aykırı olduğunu, istinaf incelemesine konu dava dosyasının derdestlik ve kesin hüküm etkisi gerekçeleriyle usulden reddedilmesi gerekirken yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararına hükmetmesinin usuli yönden hukuka aykırılığa sebebiyet verdiğini, ihtilaf konusu hakkında İİK hükümleri uyarınca huzurdaki türden bir ihtiyati tedbire karar verilmesinin mümkün olmadığını, buna karşın kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava esas değerine ilişkin açıklamalarına paralel olarak, İİK 72/3. maddesi uyarınca dava değeri alacağın %15'inden az olmamak üzere teminat gösterilmesi gerektiğini, mezkür davada, yerel mahkemenin ihtiyati tedbir kararının yasal şartları oluşmadığını, hal böyle olunca ihtiyati tedbir kararının HMK hükümleri çerçevesinde hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin 24.11.2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı herhangi bir gerekçe içermediği gibi lafzen hatalı ibareler barındırdığını, devamında ihtiyati tedbir kararına itirazlarının duruşmalı görüldüğünü, 13.01.2026 tarihli duruşmada itirazlarının reddedildiğini ve yerel mahkemece bu hususta gerekçeli ara karar yazıldığını, akabinde düzenlenen 14.01.2026 tarihli ara karar incelendiğinde, işbu ara kararda herhangi bir gerekçe ihtiva etmediğini, anılan kararın bu haliyle kabulünün mümkün olmadığını, davacının, dava dilekçesinde yer alan, tapu kütüğündeki tescilin yolsuz hale geldiği iddiasının hukuken kabul edilebilir nitelikte olmadığını, davacının derdest davalarda elde edemediği sonucu mezkur dava ile kötüniyetli şekilde elde etme saikiyle hareket ettiğini, bu hususu dava dilekçesinin ihtiyati tedbire ilişkin kısmında açıkça ikrar ettiğini, hüküm ile korunmak istenen menfaati öne çekecek şekilde ve davanın esası çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, ipotekli taşınmazlara ilişkin ipoteğin kanuni şartları taşımadığı iddiasının yersiz ve hukuken kabul edilebilir olmadığını, dava dilekçesinde çelişkili ifadelere yer verildiğini, bir yanda davalı şirketin alacaklı sıfatı ikrar edilirken, diğer yanda bu hususa itiraz edildiğini, tüm bu hususların huzurdaki davanın esasına ilişkin davacının dahi somut bir temele dayanamadığını, mezkür haksız davanın hukuken mesnetsiz olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava kapsamında ihtiyati tedbirin şartları oluştuğunu, davalının derdestlik ve kesin hüküm itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın zamanaşımı iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, belirtilen taşınmazlardaki ipotek yolsuz tescil durumunda olup, terkini gerektiğini, taşınmazlar üzerinde davalılar lehine tesis edilmiş ipotek ilgili yasal düzenlemeler kapsamındaki şartları taşıdığını, davalı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için eski medeni kanun kapsamında inceleme yapıldığında söz konusu ipoteğin yine yolsuz tescil mahiyetinde olduğunun açıkça anlaşıldığını, ayrıca davalı Dünya Varlık firmasının alacaklı sıfatı ve alacak iddiasını da kabul etmediklerini, davalının alacak iddiasınanın haksız olduğu hususunda menfi tespit davası ikame edildiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2026 tarih, 2025/1191 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
Dava; ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince talebin reddine karar verilmiş karara karşı davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde: davacı vekili dava dilekçesi ile; Mikrotaş ile IFC arasında 23.12.1993 tarihli yatırım anlaşmasının imzalandığı,
Mikrotaş’ın da arasında bulunduğu şirketlerce kredi kullanıldığı, akabinde IFC ile ÇBS
Oto arasında 27.02.1995 tarihli garanti sözleşmesinin imzalandığı, bu kapsamda kredi
ve garanti sözleşmeleri kapsamında ipotekli taşınmazlar yönünden 31.03.1995 tarih
ve ... yevmiye numaralı ipotek senedi ile IFC lehine azami yabancı para ipoteği tesis
edildiği, söz konusu alacağın 2007 tarihinde Lehman Brothers Bankhaus’a(LBB) temlik edildiği,
08.04.2008 tarihinde ise Lehman Brothers Bankhaus tarafından LBT VYŞ’ye
devredildiği, işbu temlikin mevzuata aykırı olduğunu, bahsi geçen temlik süreçleri neticesinde davalı Dünya Varlık A.Ş'nin alacaklı konumuna geldiği,
ancak bu hususun tapu kütüğüne yansıtılmadığı, tapu sicilinde alacağı ve ipotek hakkını
2007 yılında devreden IFC’nin alacaklı görünmeye devam ettiği, böylece ipotek
tesisinin yolsuz hale geldiği, taşınmazlar üzerinde tesis edilen ipoteğin 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun
851’inci maddesinde yer alan şartları taşımadığı, fekkine karar verilmesi gerektiği, davalı varlık Şirketinin alacaklı sıfatı ve iddiasının kabul edilmediği, ipotekli taşınmazların satışa çıkarıldığı ve ihale edildiği, ihalenin feshi sürecinin
devam ettiği ve taşınmazların devrini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir ile “davalıdır”
şerhi konulmasının talep edildiği, davalıların davanın reddini talep ettikleri, Mahkemece 24/11/2025 tarihli ara karar ile 'Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine 50.000,00 TL teminat mubakibilinde ihtiyati tedbir şerhi ve davalıdır şerhi konulması talebinin kabulüne, teminat yatırıldığında Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir şerhinin konulmasına ve davalıdır şerhi işlenmesine,' karar verildiği, davalıların itirazı üzerine, 13/01/2026 tarihinde duruşma açılarak ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davalı Dünya Varlık Yönetim A.Ş tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 391. maddesi;
" (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.
(2) İhtiyati tedbir kararında;
a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,
ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği,
yazılır.
(DEĞİŞİK FIKRA RGT: 28.07.2020 RG NO: 31199 KANUN NO: 7251/40)
(3) İhtiyati tedbir talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf da kanun yoluna başvurabilir. Bu başvurular öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır." şeklindedir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince ara karar ile 'alacaklarının teminat altına alınması ve müvekkilin uğradığı zararın boyutu da gözetildiğinde sürücünün taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verildiği' gerekçesiyle 'Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine 50.000,00 TL teminat mubakibilinde ihtiyati tedbir şerhi ve davalıdır şerhi konulması talebinin kabulüne, teminat yatırıldığında Kocaeli ili Gebze İlçesi Çayırova Mahallesi ... Ada ..., ..., ... ve ... sayılı parselde yer alan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir şerhinin konulmasına ve davalıdır şerhi işlenmesine dair verilen ihtiyati tedbir kararında; gerekçenin davacı iddiasıyla uyumlu olmadığı ve ihtiyati tedbirin neye ilişkin olarak verildiğinin anlaşılamadığı, ihtiyati tedbir konulmasının sebebi, davacı iddiasının hangi delillere dayanılarak yaklaşık ispat edildiği, ihtiyati tedbir şartlarının hangi somut olgularla gerçekleştiğinin açıkça ortaya konulmadığı, Mahkemece verilen ihtiyati tedbirin neye ilişkin olarak verildiği ve sayılan eksiklikleri içeren ihtiyati tedbir kararının gerekçesinin belirtilen şekilde yazılarak taraflara tebliğ edilmediği, bu haliyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu haliyle verilen ihtiyati tedbir kararı, bu şekilde gerekçe içermemesi nedeniyle taraf denetimine ve dairemizce istinaf incelemesine elverişli olmadığı görülmektedir.
Ayrıca, geçici hukuki koruma kararları dahi, tarafların temel hak ve özgürlüklerini etkilediğinden, hukuki dinlenilme hakkı ve gerekçeli karar ilkesi gereğince somut, açık ve denetlenebilir gerekçe içermelidir. Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta mahkemece davacı iddiası ile ilgili olmayan gerekçe ile ihtiyati tedbir karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; ihtiyati tedbire itirazın reddi kararında ihtiyati tedbir kararının gerekçesi ile tedbire itirazın reddi kararının gerekçesinin dava konusu somut uyuşmazlığa ve dosya kapsamındaki delillere uygun olarak taraf ve istinaf denetimine uygun şekilde yazılması (6100 sayılı HMK. M.391/2-b, 3), taraflara tebliğ edilmesi, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulur ise dosyanın dairemize gönderilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketi vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 14/01/2026 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davalı Dünya Varlık Yönetim Anonim Şirketinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2026 tarih, 2025/1191 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 08/05/2026