İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; müvekkili Şirket ile davalı arasında bir süredir devam eden ticari ilişki kapsamında davalı müvekkili Şirketten ürün satın aldığını, taraflar arasındaki anlaşmanın bedelinin döviz cinsinden belirlenmiş olduğunu ödemelerin de bu anlaşmaya uygun olarak fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiği hususunda da mutabakat sağlandığını, nitekim bu sebeple de müvekkili Şirket tarafından davalıya döviz cinsinden fatura kesildiğini, aynı şekilde davalı ile belirli dönemlerde yapılan hesap mutabakatlarında da taraflar arasındaki cari hesabın USD döviz cinsinden olduğu ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılacağının doğrudan davalının imzaladığı belgelerle ikrar edildiğini, buna karşın davalının müvekkili Şirkete olan borcunu ödemediğini, nihayetinde müvekkili Şirketin alacağının tahsili amacıyla ... 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının bu kez de icra takibine haksız yere itiraz ederek müvekkili Şirketin alacağını ödemediğini, müvekkili Şirketi alenen zarara uğratmaya devam ettiğini, davalının uzun süre müvekkiline ödeme yapacağı bildirimi ile oyaladığını, aynı tutumu işbu davanın açıldığı güne kadar sürdürdüğünü, müvekkili Şirket arabulucuya başvurmuşsa da bu başvurunun da anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının, müvekkili Şirkete olan borcunu eksik ödediğini, bakiye borcunu ödemediği için başlatılan icra takibine de haksız yere itiraz ettiğini, davalının müvekkili Şirkete borcunun bulunduğunu, nitekim müvekkili Şirket tarafından kesilen faturaların davalı tarafından aynen kabul edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki ve ticari alım satıma konu faturalar hususunda herhangi bir ihtilafın olmadığını, davalının hesap mutabakatı ve ekstrelerini imzaladığı halde, gereğini yerine getirmediğini, 06.07.2023 ve 17.06.2023,27.11.2023,31.12.2023,16.04.2024,08.07.2024,31.10.2024,06.11.2024 tarihli hesap mutabakatlarının tamamının bizatihi davalı Şirket tarafından imzalandığını, tüm bu hesap mutabakatlarının davalının müvekkili Şirket ile girdiği ticari ilişkinin ve borcun ikrarı olduğunu, kanıtladığını, cari hesap ekstresinin de buna göre de davalının borcu olduğunu kanıtladığını, İİK m. 257 hükmüne göre de rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir denildiğini, müvekkili Şirketin alacağının vadesi geçmiş olup paraya dayalı likit bir alacak olduğunu, müvekkili Şirketin bu alacağını faturalar, cari hesap ekstresi ve hesap mutabakatları ile kanıtladığını, dolayısıyla yaklaşık ispatın da ötesine geçtiğini, davalının ise tüm bu hukuki gerçekliğe rağmen müvekkili Şirketi aylarca oyaladığını, ödeme yapacağı taahhüdüyle müvekkilinin yasal takip başlatmasını dahi engellediğini, bu oyalama süreçleri ve halihazırda hala tek kuruş ödeme bile olmamasının müvekkil Şirkette, davalının mal kaçırdığı yönünde ciddi şüphelere neden olduğunu, davalının icra takibine de haksız yere itiraz ettiği dikkate alındığında, müvekkili Şirketin alacağına kavuşmasını teminen acilen ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmelerinin kaçınılmaz olduğunu, nitekim htiyati haciz müessesesi sayesinde borçlunun kendi malvarlığı üzerinde tasarruf etme yetkisi kısıtlanarak iyi veya kötü niyetli olması fark etmeksizin alacaklısına zarar verme ihtimalinin ortadan kaldırılmasının amaçlandığını, bu amacın işbu davada hasıl olması için; acilen davalının banka hesapları dahil olmak üzere taşınır, taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki tüm hak ve alacakları üzerinde talebe esas değer üzerinden tensiben ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin yaklaşık ispatın ötesine geçtiği ve keza alacağına kavuşamamaktan dolayı ciddi zarara uğradığı gözetildiğinde ihtiyati haciz kararının teminatsız verilmesini talep ettiklerini bildirerek fazlaya, munzam zarara, kur farkına ve faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, takibin haklı olduğu ve yetkili icra dairesinde başlatıldığı gözetilerek davalının banka hesapları dahil olmak üzere taşınır, taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki tüm hak ve alacakları üzerinde davadaki talebe/takibe esas değer üzerinden tensiben teminatsız ihtiyati haciz konulmasına, ... 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın tamamen iptaline, takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve bu tazminatın müvekkine ödenmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; davacı yan, ticari ilişki dolayısıyla 33.157,11 USD bedelli alacağı olduğundan bahisle icra takibi ikame etmiş ise de itirazları üzerine açılan işbu itirazın iptali davasında alacağını ve iddialarını ispat edemediğinden işbu davanın reddinin gerektiğini, zira Davacının iddia ettiği gibi bir alacağının ve Müvekkilinin bu şekilde bir borcunun bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde: “Davalı ile müvekkil Şirket arasında ticari alım satım sözleşmesi kurulmuş ve davalı müvekkil Şirketten mal satın almıştır. Buna karşın davalı müvekkil Şirketten satın aldığı ürünlerin bedelini ödememiş; bu sebeple de müvekkil Şirket tarafından davalı aleyhine ... 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatmıştır.” şeklindeki bir açıklama ile taraflar arasında bir iş ilişkisi olduğunu ve alacaklı olduğunu ileri sürdüğünü ama bu işin ne zaman, nasıl, kime, hangi şartlarda, hangi sözleşmeyle, hangi bedelde, ne kadar süreyle vb. yapıldığını ve kime, ne zaman, nasıl teslim edildiğini dahi tek bir satır ile açıklamadığını, bir sözleşme dahi sunmadığını, bu aşamadan sonra iddialarını değiştirmesine ve genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını, bilindiği üzere; Davacının iddia ve taleplerini HMK Md. 194 uyarınca somutlaştırma yükümlülüğü altında olduğunu ancak Davacının dava dilekçesinde hiçbir iddia ve talebini somutlaştırmadığını, dava dilekçesinin tamamen soyut genellemeler üzerine inşa edildiğini, iddia edilen hususların dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, aksi halde iddiaların hiçbir savunmaya gerek kalmaksızın reddedilecek nitelikte, yalnızca haksız çıkar elde etmeye yönelik kötü niyetli iddialar olmaktan öteye geçemeyeceğini, örneğin satılan mal ya da hizmet ne olduğunun dahi dava dilekçesinden anlaşılmadığını, itirazın iptali davalarında borçlu borcun olmadığını iddia ederse; yokun ispatı mümkün olamayacağından ispat yükünün alacaklıya ait olduğunu, hukuki ilişkin varlığını ispat yükü alacaklıda olduğundan alacaklının hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, davacı yanın tek başına sunmuş olduğu fatura ve hesap mutabakatı adı verdiği belgelerin de işbu hukuki sorunda delil değerinin bulunmadığını, zira Yargıtay’ın yerleşik uygulaması ve doktrinde de açıkça ifade edildiği üzere; faturanın tek başına bir akit olmayıp sadece sözleşmenin ifa safhasına ilişkin bir belge niteliğinde olduğunu, faturaya dayalı bir alacağın varlığının öncelikle elbette ki muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı veya bunun ispatlanmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da mümkün olmadığını, bu nedenle faturada yazılı bedelin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece teamül haline geldiğinin de düşünülemeyeceğini, gerek miktar itibariyle gerekse Davacının basiretli tacir olma yükümlülüğü sebebiyle işbu dava konusu alacağın sözleşme ile ispatının zorunlu olduğunu, ancak davacı yanca dava dilekçesinde herhangi bir surette taraflar arasındaki mal/hizmet alımına ilişkin yazılı bir sözleşme sunulmadığını, bu haliyle tek başına faturaların varlığı dahi taraflar arasındaki ticari bir anlaşma olduğu anlamına gelmeyeceği gibi Davacının fatura konusu malları Müvekkiline tam ve eksiksiz olarak tesliminin de ispatının söz konusu olmayacağını, bu noktada taraflar arasında sözleşmenin olmamasının aynı zamanda Davacının talep ettiği faizin de kabul edilemeyeceği anlamına geldiğini, davacının takip talebi ile 33.157,11 USD alacak için fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı alacak talebinde bulunduğunu ve Yıllık Bankalarca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faiz (TL) talep ettiğini ancak Davacının faiz talebi ve kur karşılığı talebinin de usul ve hukuka aykırı olup reddinin gerektiğini, taraflar arasında cari hesap ilişkisi olmadığını, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında böyle bir sözleşmenin varlığı ve bu sözleşme dolayısıyla Müvekkilinin borçlu olduğu kabul edilebilecek olsa dahi davacı ile müvekkili arasında cari hesap ilişkisinin olmadığını, bu nedenle, Davacının hesap ekstrelerine ve mutabakat metinlerine dayanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin takipte bahsi geçen bir borcunun bulunmadığını, aksine Davacı yanın olmayan bir hizmet veya malın bedelini ya da zaten ödenmiş bedelleri takibe konu ederek hak kazanmadığı bir bedeli talep etmesinin kötüniyetinin açık ispatı olduğunu, davacının tutumunun tamamen Mahkeme aracılığıyla haksız çıkar sağlamaya ve sebepsiz zenginleşmeye yönelik olduğunu, bu sebeple esasen kendisi kötüniyetli olan Davacı hakkında kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, davacının İhtiyati Haciz Talebinin reddinin gerektiğini, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkilinin davacının kendisi aleyhine herhangi bir kesin mahkeme hükmüne dayalı alacak talebi ile gelmesi halinde bunun gereğini yapabilecek bir firma olduğunu, bu haliyle, Müvekkili aleyhine İİK Md. 257/2 hükmündeki şartların oluştuğundan da söz etme nin mümkün olmadığını bildirerek davacının ihtiyati haciz talebinin reddine, Mahkemenin yetkisizliğine, davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, İtirazın iptali ve takibin devamı talebinin reddine, icra inkâr tazminatı talebinin reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak; ancak var olmadığını bildiği bir bedeli takibe koymak suretiyle kötü niyetinin derecesinin yüksek olduğu göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılarak müvekkiline tazminat ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini geri kalan tüm hakları saklı kalmak kaydıyla talep ve dava etmiştir.
Tarafların arasındaki uyuşmazlık; ... 18. İcra dairesinin ... esas sayılı dosyasına konu edilen alacak nedeniyle davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Talimat yoluyla; ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...talimat dosyası ile mali müşavir ...tarafından aldırılan 26.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Dosya kapsamı çerçevesinde Sayın Mahkemenizin tarafımıza tevdi etmiş olduğu bilirkişilik görevi çerçevesinde; - USD bazında yapılan bu ticari alışveriş ve ödemeler sonucunda satıcı ...A.Ş. lehine 33.144,00 USD’ alacak olduğu, bu miktarda her iki tarafın da mutabık olduğu,- Tespit edilen söz konusu tutarın dışında ve fiili durum veçhile sürdürülmüş işlemlerde anlaşmanın USD para cinsinden olması hasebiyle bakiyenin kesin olduğu ve bunu değiştirecek itiraza mahal bir alacağın bulunmadığı, Sonuçlarına varılmıştır. Karar yüce mahkemenizin tasarruf ve takdirlerine sunulur." yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
Mahkememiz dosyasına mali müşavir bilirkişi ... ile borçlar ve sözleşmeler alanında uzman bilirkişi ...tarafından sunulan 01.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda; " Takdiri tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere dava dosyası, icra dosyası ve davacı ticari defterleri üzerinden yapılan incelemeler neticesinde, 1-Davacı ticari defterlerinin e-defter olduğu, 2023-2024 yılı ticari defterlerinin TTK 64/3.maddesi gereği kanuni süresi içinde imzalanıp onaylanarak Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklendiği, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil teşkil edebileceği, 2-Takibe ve davaya konu faturalar ile ödemelerin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 3-Takibe ve davaya konu faturalara ait irsaliyelerin içerik ve miktar olarak bir birini doğruladığı, Faturalar üzerinde irsaliye tarih ve numaralarının bulunduğu, 4-Taraflar arasında davacının ... ve ...satış faturaları nedeniyle ticari ilişkinin bulunduğu, 5-Davacı ticari defterlerinde davalı iade faturasına rastlanmadığı, dosya içinde davalının takibe ve davaya konu davacı faturalarına iptal ve itirazına rastlanmadığı, 6-Davacının takipte ve davada 33.157,11 USD talep ettiği, istenenin alacağın fiilen tahsili tarihine kadar Devlet Bankalarının ABD doları cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına ödediği en yüksek faiz olduğu, 7-Davacı ticari defterlerinde 31/12/2024 tarihi itibariyle davacının 1.167.902,82 TL karşığı 33.157,11 USD davalıdan alacaklı olduğu, Müşteri Hesap Ekstresinde takip ve dava tarihine kadar ödemeye rastlanmadığı, 8-Tarafların 31/12/2023 tarihi ve 31/10/2024 tarihi itibariyle mutabakat mektuplarında mutabık oldukları, 9- Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ancak mutabakat mektıpları ve ödemelerin söz konusu ilişkiyi ispatlar nitelikte olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı," yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.
6100 sayılı HMK'nun 222.maddesinde "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."belirtilmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 89.maddesinde "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1.Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde,3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir." belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 10.maddesinde "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalıya karşı ... 18. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile 33.157,11 USD asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça süresi içerisinde takibe itiraz edildiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça yasal süresi içerisinde itirazın iptali talepli bu davanın açıldığı, taraflar arasında ticari ilişkinin ve alacağının bulunduğunun ispat yükünün davacıda olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesine ve sunulan deliller kapsamında davacının alacağının bulunup bulunmadığının tespit edilmesine ilişkin rapor alınmasına karar verildiği, davacının defterlerinin incelenmesi yönünden mahkememiz yargı çevresinde bulunan bilirkişi heyetinden 01/08/2025 tarihli raporun alındığı, davacının defterlerinde taraflar arasaındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle bakiye 33.157,11 USD alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, davalının defterlerinin incelenmesi yönünden talimat yazılarak bilirkişi raporu alındığı 26.12.2025 tarihli rapor incelendiğinde davalının defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaların kayıtlı olduğunun, davalının defterlerinde davacının 33. 144,00 USD alacağının bulunduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği, her iki tarafın defterlerinde de davacının alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu ancak taraf defterlerindeki alacak miktarının farklı olduğu, aradaki fark miktar olarak az olmakla davalının defterlerinin incelenmesi neticesinde alınan 26.12.2025 tarihli rapora karşı davacı tarafça sunulan beyan ve itiraz dilekçesinde davalının defterlerinde kayıtlı olan alacak miktarına açıkça itiraz edilmediği anlaşılmakla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesi kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 33.144,00 alacağının bulunduğunun ispat edildiği yönünde değerlendirme yapılması gerektiği, aksinin davalı tarafça somut ve yeterli delillerle ispat edilemediği, icra dosyasında borca itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine ve sunulan cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş ise de yukarıda belirtilen 6100 sayılı HMK'nun10.maddesi ve 6098 sayılı TBK'nun89.maddesi kapsamında davacının yerleşim yerinin de yetkili olacağı, davacının yerleşim yerinin Beşiktaş/İstanbul olduğu, mahkememizin ve icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile davalının ... 18. İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 33.144 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanılacak asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının ... 18. İcra Müdürlüğü 'nün... Esas sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 33.144 USD asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2- Takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanılacak asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 82.470,89 TL karar harcından peşin olarak alınan 14.021,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 68.448,95 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı ile 14.021,94 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine takdir olunan 187.022,47 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Red edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı lehine takdir olunan 477,54 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen toplam 15.125,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 15.119,02 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından sarf edilen toplam 245,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 0,10 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak hesaplanan 4.598,18 TL'nin davalıdan, 1,82 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. 27/01/2026