SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/428 - 2026/917
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE:... (...)
ÜYE:... (...)
KATİP:... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka müşterisi ... tarafından T. Halkbank A.Ş. Erikli Bursa Şubesine ait 30.07.2025 tarihli ... nolu 600.000,00 TL bedelli bir adet çekin, teminat amacıyla, davacı bankaya teslim edildiğini, davacı banka tarafından yukarıda bilgileri yer alan çekin de olduğu toplam 9 adet çekin Aras Kargo Yurtiçi Taşımacılık A.Ş.'ye kargoya verildiğini ancak çeklerin kargo firmasını verildikten sonra kargo firması nezdinde, hırsızlık şüphesi ile kaybolduğunu, kargo firmasının, bu durumun bir hırsızlık vakası neticesinde oluştuğunu davacı bankaya bildirdiğini, çekin üçüncü şahısların eline geçmesi davacı açısından telafisi imkânsız zararlar doğurabileceğinden, çek bedelinin bankadan alınmaması için, istirdata konu edilen çekin de içinde yer aldığı toplam 9 adet çekin zayii nedeniyle iptali ve ödemeden men yasağı verilmesi talebiyle, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan dava neticesinde, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 E. sayılı dosyasından 29.07.2025 tarihinde; dava konusu çek hakkında %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek ödemeden men yasağı konulduğunu ve bu kararın ilgili Halkbank A.Ş. ile Türkiye Bankalar Birliğine bildirildiğini, çeki, davacı bankaya teslim eden müşterisi ...'ın, çekin davalı firma tarafından İzmir 12. İcra Dairesinin 2025/7402 E. sayılı takibe konu ediliğini davacı bankaya bildirdiğini, bu durumun ivedilikle Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 E. sayılı zayi nedeniyle açılmış olunan dava dosyasına 22.09.2025 tarihinde beyan edildiğini, çekin icra takibine konu ediliği hususunun mahkemeye bildirilmesinin akabinde Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 E. sayılı dosyası üzerinden yaptığı incelemeyle 22.09.2025 tarihinde, davalı firmaya karşı çekin istirdadı için dava açmak üzere davacıya kesin süre verildiğini, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, ödemeden men kararı bulunan bir çek hakkında icra takibi yapılarak çekin tahsil edilebilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin, mevcut tedbir kararına ve ödemeden men yasağına rağmen icra takibi yapmış olması ve bu çek bedelini tahsil etmeye çalışmasının, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, ödemeden men yasağı kararının, çekin tedavül kabiliyetini de etkilemekte olup, bu yasağa rağmen yapılan takip neticesinde elde edilecek tahsilat geçerli kabul edilemeyeceğinden Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 E. 22.09.2025 tarihli ara kararı uyarınca çekin istirdatı için işbu davanın açılması gereğinin hasıl olduğunu, dava konusu çekin yasal hamili, zilyedi davacı banka olup, çekin zayi olması ve akabinde alınan ödemeden men kararı karşısında, davalı firmanın yapmış olduğu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olup, çekin davcı bankaya iadesinin gerektiğini, dava konusu çekin haksız ve hukuka aykırı olarak icra takibine konu edilmesi sebebiyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından tedbiren ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "... Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbir talebi reddedilirken davacının icra dosyasında taraf olmadığının gerekçe gösterildiğini ancak ihtiyati tedbir kararının uygulanabilmesi için, bunların uyuşmazlığın tarafı olduğu veya dava sonucundan etkilenme ihtimali bulunduğunun somut biçimde ortaya konulması gerektiğini, davcı banka bakımından ise icra takibine devam edilmesi halinde oluşacak tüm mağduriyetlerde taraf olacağının açık olduğunu, HMK'nın 389. maddesi gereğince hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ve dava konusu çeke ilişkin icra takibi başlatılmış olmasının, çekin haksız surette tahsil edilebileceğini, ciro silsilesi içerisinde gerçek alacaklıların ve borçluların mağduriyete uğrayacağını, tedbir kararı verilebilmesi için davanın tüm şartlarının oluşmasının beklenmesine gerek bulunmadığını, yaklaşık ispat kuralının koşullarının sağlandığının göz önüne alınması gerektiğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gereken şartların bulunduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/11/2025 tarih, 2025/835 Esas sayılı ara kararı ve tüm dosya kapsamı.
Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdatı talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, derdest dava dosyasında icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamından, dava dışı ... T. Halk Bankasının Erikli Bursa Şubesindeki çek hesabından dava dışı ... adına keşide etmiş olduğu 30.07.2025 tarihli 600.000,00 TL bedelli çekin banka müşterisi dava dışı ... tarafından davacı bankaya teminat amacıyla verildiği, ciro silsilesinde daha sonradan Bofs Tekstil, Hepsi Endüstriyel ve son olarak davalı Tarsa Kuyumculuk Ltd. Şti şirketinin yer aldığı, söz konusu çekin bankaya ibrazı üzerine ödeme yasağı gereği çek hakkında herhangi bir işlem yapılmadığına dair 30.07.2025 tarihinde şerh düşüldüğü, davacı tarafça iş bu davadan önce Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/935 Esas sayılı dosyasında 29.07.2025 tarihinde hasımsız çek iptali davasını açmış olduğu, söz konusu yargılama aşamasında tedbir konulduğu, çekin başka şirketlerin eline geçmiş olduğunun öğrenilmesi üzerine davacının iş bu istirdat davasını açmış olduğu,yargılama aşamasında davalı şirket tarafından dava konusu çekin keşidecisi ve lehtarı da dahil olmak üzere tüm cirantalar aleyhinde, İzmir 12. İcra Dairesinin 2025/7402 Esas sayılı dosyasında 29.08.2025 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, davacının iş bu takip üzerine derdest dava dosyasında takip dosyasının durdurulmasına ve dosyaya yapılacak ödemelerin davalı takip alacaklısına ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir.
Aynı Kanunun 790. maddesinde ise; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.
TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).
Somut olayda; bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Her ne kadar davacı bankaya dava konusu çek dava dışı ... tarafından çek tahsil ve teminat bordrosu ile verilmiş ise de yargılamanın geldiği aşama itibariyle bu konularda yaklaşık ispatın gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Mahkemece, ara karar başlığında; davacı vekili ile tarafların adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 391/2-a maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların ilk derece mahkemesince kurulacak esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2026