İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine.... İcra Müdürlüğü’nün 2024/... E. sayılı dosyası dayanak olarak ... seri nolu 15.09.2024 keşide tarihli ... şubesine ait 350.000 TL miktarlı çek dayanak gösterilerek kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçildiğini, iddia edilen ve takibe konu edilen alacağın mesnetsiz, haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava ve takip konusu çekin davalıya herhangi bir alacağa karşılık verilmediğini, tamamen iyiniyetli yaklaşılarak ve uzun süreli çalışan olması sebebiyle yardımcı olmak amacıyla borç olarak ve işini görmesi için verildiğini, çekin iade edilmediğini ve çekin vadesi geldiğinde ödenmemiş olmasından dolayı müvekkilinin mağdur olduğu gibi aynı zamanda vermiş olduğu çek ile ilgili haciz tehdidinden dolayı zor durumda kalındığını, alacaklı görünen tarafa müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple öncelikle yapılan icra takibi olan.... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. Sayılı dosyasının teminatsız olarak, mahkeme aksi kanatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde tedbiren durdurulmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz yerde açıldığını, söz konusu davanın davaya konu çek'in düzenleme yeri olan İstanbul Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin davacı nezdinde 10.04.2019 – 23.09.2024 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin haklı neden ile sona erdirdiği dönemde Usta Makineci (Deri Overlok) sıfatıyla çalıştığını, müvekkilinin davacı nezdinde çalıştığı süre boyunca normal mesaisinin çokça üzerinde çalıştırıldığını, asgari ücretten fazla maaş almasına rağmen SGK primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmadığını, pandemi süresince ful çalışılmasına rağmen KÇÖ'den yararlanmış gibi gösterilerek SGK ya eksik gün bildirildiğini, yıllık izinlerin kullandırılmadığını, fazla çalışma-mesai üçretleri ve AGİ ödemesininde hiç yapılmadığını, müvekkili nezdinde en son net 45.000 TL maaş aldığını, maaşın asgari kısmının banka kanalıyla, kalanın ise işveren tarafından elden ödendiğini, çoğu zaman müvekkilinin kalan bakiyesini ve diğer hak edişlerini bekletip toplu bir şekilde çek ile aldığını, müvekkilinin 45.000 TL net ücretle çalışmasına rağmen, davacının sürekli SGK'ye asgari ücret üzerinden prim yatırdığını, davacı şirketin fazla mesai ve ek çalışma bedellerini zamanında ödemediğini, ödese bile müvekkilinin dilenmesiyle çok düşük miktarların ödendiğini, ancak müvekkilinin taleplerinin karşısında belli dönemlerde çek vererek ödeme yoluna gittiğini, dava konusu çekin de bu kapsamda müvekkilinin çalışmasına karşılık doğmuş olan alacağın bir kısmına karşılık olarak keşide edildiğini, bu hususun sadece iş sözleşmesinden doğan ücret alacağına ilişkin olmadığını, dava konusu çekin müvekkilinin özellikle fazla mesai, gece çalışması, hafta sonu, resmi tatillerdeki çalışması ve parçabaşı usulüyle çalıştığı yoğun emeği karşılığında hak kazandığı özel bir alacak için verildiğini, müvekkilinin açmış olduğu ayrı bir işçilik alacağı davasının bulunduğunu, müvekkilinin davacı işverenin iş yerinde uzun yıllar boyunca çalıştığını, görev süresince hafta sonları, resmi tatiller ve geceleri fazla mesai yaparak ciddi hak edişler kazandığını, bu hak edişlerin bir kısmı için taraflar arasında mutabakata varıldığını, ve işverenin müvekkiline 15/09/2024 tarihli, ... seri numaralı ve 350.000 TL bedelli çek ile ödeme taahhüdünde bulunduğunu, tüm bu belirtilen nedenlerden dolayı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun iş bu davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Dava İİK 72.maddeye dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır"denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
TTK.5/1. Maddesinde;” Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” denilmektedir.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ise, 25.10.2017 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu kanunun 5. maddesinde; "İş mahkemeleri;
a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemi adamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, ilişkin dava ve işlere bakar." hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflarca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler karşısında, davalı yanca davaya konu çekin, davacı şirket tarafından, müvekkilinin şirkette işçi olarak çalışmasına karşılık doğmuş olan alacağın bir kısmına karşılık keşide edildiği (özellikle fazla mesai, gece çalışması, hafta sonu, resmi tatillerdeki çalışması ve parça başı usulüyle çalıştığı yoğun emeği karşılığında hak kazandığı özel alacak için verildiği, işçilik alacağı için açılmış olan davanın bu çeki kapsamadığı) savunması, davaya konu çekin düzenlendiği tarihte, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunması, davacı ve davalı arasında Küçükçekmece 5. İş Mahkemesi’nin 2024/455 E. Sayılı dosyasından, işçilik tazminat alacaklarına ilişkin davanın derdest olması karşısında, dava konusunun, özel mahkeme niteliğindeki iş mahkemesi tarafından iş hukukuna özgü kurallarla değerlendirilmesinin yapılması, iş hukukuna göre ispat hususunun Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre daha geniş olması ve bu hususun tarafların lehine olmasından dolayı dava konusu, çekin salt TTK'da düzenlendiğinden bahisle asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır. (Yargıtay 19. HD.,06/04/2015 T.,2014/19078 E.-2015/4810 K.,Yargıtay 19. HD.22/04/2014 T., 2014/3557 E.-2014/7861 K., İstanbul 44. HD. 18/04/2024 T., 2024/289 E.- 2024/744 K., İstanbul 44. HD. 08/12/2024 T, 2022/1112 Esas,2022/1683 Karar)
Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen nazara alınarak yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. TTK 4. Ve 5.maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesi gereğince davacı tarafça açılan davanın İstanbul İş Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1-Davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE,
2- Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİ NE gönderilmesine,
3-Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde RE'SEN, HMK'nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına
4-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026
Kâtip ... Hâkim ...