Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile bir teknoloji mağazası olan davalı arasında 07/01/2022 tarihinde .... GB .... cep telefonuna ilişkin bir satış sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu ürünün 20/05/2023 tarihinde 2 yıllık yasal garanti süresi kapsamındayken arızalandığını ve bu arıza sebebiyle teknik servise gönderildiğini, cihaz üzerinde yetkisiz değişiklik yapıldığından bahisle garanti kapsamında ürünün ücretsiz onarımının gerçekleştirilemeyeceğinin bildirildiğini ve cihazın tamirinin talep edilmesi halinde ise müvekkiline 46.160 TL onarım bedeli çıkarıldığını, cihazın üzerinde iddia edildiği gibi herhangi bir yetkisiz değişiklik yapılması söz konusu olmadığını, davalıya ayıplı maldan doğan sorumluluğa istinaden cihazın misli ile değiştirilmesi hususunda ihtarname gönderildiğini ancak herhangi bir uzlaşma olmadığını belirterek, davanın kabulü ile ürünün ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu telefonun ayıplı ürün olmadığını, cihaz üzerinde yetkisiz müdahale olduğunu, tüketicinin malı kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızaların garanti kapsamında değerlendirilmeyeceğini, müvekkili şirketten 07/01/2023 tarihinde dava konusu ürün davacının satın aldığını ve 20/05/2023 tarihinde ise cihazın ayıplı olduğu iddiası ile müvekkili şirkete başvuru yapıldığını, satın alım tarihi ile ayıplı olduğunu iddia ederek müvekkili şirkete başvurulduğu tarih arasında 1 yıldan fazla süre bulunduğunu, davacının basiretli bir tacir olarak satın aldığı ürün söz konusu kanun hükümlerinde de açıkça belirtildiği üzere incelemek ile yükümlü olduğunu belirterek, cihazda yetkisiz müdahale yapılmış olduğundan haksız ve hukuka aykırı iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle, mahkemece verilen kararın hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu hatalı düzenlendiğinden hükme esas alınamayacağını, eksik inceleme sonucu karar verildiğini, dosyadan yeniden rapor alınması gerektiğinden bahisle, mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı.

Dava, satış sözleşmesinde ayıba karşı tekeffülden kaynaklı misli ile değişim talebine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının, davalıdan Apple marka cep telefonunun satın aldığı ve kullanılmaya başlandıktan bir süre sonra 2 yıllık yasal garanti süresi kapsamındayken arızalanması üzerine teknik servise gönderildiği, servis tarafından cihaz üzerinde yetkisiz değişiklik yapıldığından bahisle garanti kapsamında ürünün ücretsiz onarımının gerçekleştirilmediği belirtilerek, davalının ayıplı maldan doğan sorumluluğa istinaden ürünün ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebinde bulunulmuştur.
Yerel mahkemece "davanın reddine" dair karar verilmiştir.

Karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, yerel mahkemece elektrik-elektronik mühendisi bilirkişiden alınan denetime açık hüküm kurmaya elverişli rapor ile; cihazın anakart arızası sebebi ile çalışır durumda olmadığı, vida ve bantların deforme olduğunu, cihazın daha evvel açıldığını, normal şartlar altında servis tarafından açılmayan bant ve sünger kısımların yerinden kaldırılmış olduğunu, koruma bantlarının bir kısmının keskin aparat yardımı ile temiz şekilde kesildiğini, iç kısımda yoğun parmak izlerinin bulunduğunu, serviste yapılan incelemelerde bu gibi iç hasarların meydana gelmesinin mümkün olmadığını, cihazın yetkisiz müdahaleye maruz kaldığı kanaatine varıldığından cihazdaki mevcut açılmama, güç olmama arızasının da anakartının yetkili servis dışında açılmasından kaynaklandığının belirlenmesine göre, davacı tarafından satın alınan ürününün ayıplı olduğunun davacı tarafından ispat edilememesi nedeniyle yerel mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamasına; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1.Davacı vekilinin İstinaf Başvurusunun Esastan REDDİNE.

2.Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına.

Karar kesin olduğundan harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesi'nce yazılmasına.
3.İş bu kararın, bilgi mahiyetinde İlk Derece Mahkemesi'nce taraflara tebliğine.
Dair, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan incelemede kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.27/01/2026