Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/926 Esas - 2026/70
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
G.K. YAZIM TARİHİ: 26/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;"..Davalı Yanın, Müvekkil Şirket ile Davalı Yan arasında akdedilmiş bulunan 16/11/2023 tarihli "aydınlatma armatürlerinin kapak, gövde, mafsal ve çerçeve bölümlerinin; alüminyum enjeksiyon baskı, zımparalama, tesfiye, yolluk alma ve temizleme, kumlama işlemleri dahil olmak üzere, alüminyum hammadde temini, işçilik ve sair tüm giderleri kapsayacak şekilde imal edilmesine ilişkin" Sözleşmeden doğan edimlerini süresinde ifa etmemesinden ötürü Müvekkil Şirketin uğramış olduğu zararlara karşılık olarak HMK 109 uyarınca; Sözleşme konusu işin, Davalı Yanca süresinde ifa edilip, tamamlanmamasından, teslim edilmemesinden ötürü, imalatların üçüncü şahısa/firmaya daha yüksek maliyetle/bedelle tamamlattırılmasından, ifa ettirilmesinden ötürü oluşan, ödenmek zorunda kalınan bedele/zarara karşılık şimdilik 1.000,00 EURO'nun, (Avro) Sözleşme konusu işin, Davalı Yanca imalatların süresinde ifa edilip, tamamlanmamasından, teslim edilmemesinden kaynaklı Müvekkilimiz Şirketin, İşveren firmaya ödemek zorunda kaldığı gecikme cezasından/cezai şarttan doğan alacağına karşılık şimdilik 1.000,00 EURO'nun, (Avro) 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro (Avro) para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduata ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte Davalı Yandan tahsiliyle Müvekkil Şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de Davalı Yana tahmiline karar verilmesini''ni talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda, davacı tarafın kendi sözleşme ihlalinden ve temerrüdünden kaynaklanan zararlardan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağının tespiti ile haksız ve hukuki mesnetten yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılama Harç Ve Giderleri İle Vekalet Ücretinin davacı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklı alacak ve cezai şart talebine ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunmuştur. Davanın esasına girilmeden önce davalının yetki ilk itirazı öncelikli olarak incelenmiştir.
Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19. maddeleri arasında düzenlenmiştir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Kanunun 7. maddesi gereğince davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. HMK'nın 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. HMK'nın 17. maddesine göre tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. HMK'nın 18. maddesine göre ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.
6100 sayılı HMK' nın 17. maddesindeki yetki kuralı kesin yetki olmayıp, münhasır yetki niteliğindedir. Kesin yetki halleri aynı Kanunun 11/1., 12/1., 14/2. ve 15/2. maddelerinde açıkça düzenlenmiştir. Kanunda açıkça “kesin” yetkiden söz edilmeyen hükümlerdeki yetki kurallarının kesin yetki olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
HMK'nın 116. maddesi uyarınca, kesin yetki kuralının bulunmadığı hallerde yetki itirazı bir ilk itirazdır. yazılı yargılama usulünde yetki itirazı, ancak cevap süresi içinde, esas hakkındaki cevaplarla birlikte ileri sürülebilir (hmk'nun 117. maddesi). cevap süresi kural olarak iki haftadır. Hakim, şartların gerçekleşmesi halinde davalıya bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek cevap süresi verebilir. Bu halde, davalı yetki itirazını hakimin vermiş olduğu bu ek cevap süresi içinde yapabilir. İki haftalık cevap süresi ve söz konusu ise hakim tarafından uzatılmış olan cevap süresi, ilk itirazlar bakımından hak düşürücü niteliktedir. Bu nedenle, hâkim yetki itirazının (ilk itirazın) süresinde yapılıp yapılmadığını re’sen inceler (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25/06/2015 Tarih Ve 2014/19729 Esas 2015/9448 Karar Sayılı İlamı).
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya gelindiğinde, davalı vekili mahkemece verilen ek cevap süresi içerisinde Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş, yetki itirazının yukarıda belirtildiği şekilde hak düşürücü süre içerisinde yapıldığı görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin Diğer Hükümler başlıklı 8.4. Maddesinde; "İş bu sözleşmeden kaynaklanacak her türlü ihtilafta Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" denilmektedir. Tarafların sözleşme içerisinde düzenledikleri yetki sözleşmesinin HMK 17. Maddede düzenlenen şartları taşıdığı, sözleşme ile açık ve net olarak Ankara Mahkemelerinin yetkili mahkeme olarak seçildiği anlaşılmış, taraflarca belirlenen münhasır yetkili mahkemede dava açılması gerekirken uyuşmazlığın çözümü bakımından Mahkememizin yetkili olmadığı değerlendirilmekle HMK 17 ve 114/1-ç madde hükümleri gereği davanın yetkiye ilişkin dava noksanlığı sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-HMK 17 ve 114/1-ç maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve yasal sürede başvurulması halinde dosyanın yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.27/01/2026