Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile Davalı ----") arasında 14/03/2024 tarihinde Ortaklık Sözleşmesi imzalandığını, işbu Sözleşme, ------ Parsel'de bulunan taşınmaza ilişkin Satış Vaadi Sözleşmeleri’nin ortaklık oranlarının belirlenmesi amacıyla imzalandığını ve ortaklık ilişkisinin hükümleri belirlendiğini, ayrıca yine taraflar arasında imzalanan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri'nin de işbu Sözleşme'nin eki olduğu kabul edildiğini, işbu Sözleşme kapsamında davalı ----- ise inşaat yapımını üstlendiğini, müvekkilinin de hissesi oranında ortak olduğunu, müvekkilinin ortaklık hissesinin %25; Davalı ----- ortaklık hissesinin ise %75 olarak kabul edildiğini, işbu Sözleşme uyarınca; ortaklığın kârından ortakların hisseleri uyarınca pay alacağı ve "İşin tamamen bittiği, dairelerde yaşam başladığı, iskan alındığı durumda ise stokta bulunan daireler ve m2 hesabı dikkate alınarak ve ortakların hisse durumuna göre paylaşım yapılarak ortaklık durumu bitirilebilir." şeklinde kararlaştırıldığını, bu itibarla --- İli, ---- İlçesi, ----- Parsel'de bulunan taşınmazın maliklerinden vekaletnameler alınmış ve kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığını, gelinen aşamada bahse konu taşınmazdaki proje büyük ölçüde tamamlandığını, davalı ----- tarafından bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satışı yapılmaya başlandığını, ancak müvekkiline ortaklık sözleşmesi kapsamında herhangi bir bağımsız bölüm devri yapılmadığı gibi müvekkilinin kâr payının da ödenmediğini, müvekkilinin, Davalı ------ ile görüşerek kâr paylaşımlarının ne zaman yapılacağını ve tutarın ne kadar olacağını sorduğunda Davalı ---- tarafından Müvekkil'e işi taşerona verdikleri ve bu nedenle Sözleşme'de öngörülen şekilde paylaşım yapılamayacağı; taşerona da pay verilmesi gerektiği ifade edildiğini, ancak müvekkilinin, işin taşerona verildiğini o anda öğrendiğini, sözleşmede devir yasağı ve çifte imza kuralı bulunmakta olduğunu, davalı ------ Sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle müvekkilinin hakkını gasp etmesi hukuk kurallarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının kendi iradesiyle ve müvekkilinin onayı olmaksızın yaptığı taşeron sözleşmeleri nedeniyle oluşan maliyetlerin müvekkiline yansıtılmasının mümkün olmadığını, davalının kendi ticari ve organizasyonel tercihleri sonucu doğan maliyet artışları, ortaklık sözleşmesindeki açık hükümler karşısında yalnızca davalının sorumluluğunda olduğunu beyan ederek öncelikle teminatsız olacak şekilde; ancak mahkemece aksi kanaatte olunması halinde teminat yatırılmak üzere ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın tasfiyesine, davalı tarafın ortaklık kapsamındaki tüm gelir-gider kayıtlarını, fatura ve muhasebe kayıtlarını ibraz etmesine, dava konusu projede bağımsız bölümlere ilişkin güncel tapu kayıtlarının celbi ile dava tarihine kadar üçüncü kişilere devredilen bağımsız bölümlerin tespitine, 14/03/2024 tarihli Ortaklık Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin payına düşen %25 kârın şimdilik 10.000,00 TL'nin müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, hukuki niteliği itibariyle ortaklığın tasfiye edilmesi ile kar payı alacağının tespiti ve belirlenecek kar payı alacağının tahsiline ilişkin HMK m.107 hükmü kapsamında açılan belirsiz alacak davasıdır. 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ----
TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---- sayılı --/-- Gazete’de yayımlanan, ----- sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay ----.Hukuk Dairesi ---- Davaya konu uyuşmazlık taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakadır. Adi ortaklık 818 sayılı BK'nın 520 ve devam eden maddelerinde; 6098 sayılı TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiş olup, TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Tüm dosya kapsamı ile birlikte yapılan değerlendirmede; Uyap sisteminden yapılan sorgulamada davacı ------ potansiyel mükellef olduğu, tacir olmadığı, tarafların ticari işletmesi ile ilgili nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı, somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde de kabul edilemeyeceği, bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verimiştir.

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;..

1-HMK'nun 114/1-c maddesindeki dava şartı yokluğundan aynı yasanın 115/2 maddesi gereğince davanın usûlden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,

2-Kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulduğu takdirde dosyanın görevli ------ ADLİYESİ NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE HMK'nın 20. maddesi gereğince GÖNDERİLMESİNE,

3-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmemesi halinde HMK 20. maddesi gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

4-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden, bu konuda HMK'nun 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.