Taraflar arasındaki yapılan yargılamada ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen esas karara ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla; 6100 sayılı HMK m.352 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde;

A)Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, müvekkilinin ..... adresinde bulunan iş yerinde kaçak elektrik kullandığı iddiasının ileri sürüldüğünü, davacının kaçak elektrik kullanımı söz konusu olmayıp davalının buna dayanarak düzenlediği faturanın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı müvekkilinin .... adresinde bulunan iş yerinde abonelik sözleşmesine uygun şekilde sayaçtan ve yasal şekilde elektrik enerjisi kullandığını, davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından, ... numaralı sayaç, .... numaralı tesisata (abone numarası) dair müvekkiline e-posta yolu ile 02.02.2026 tarihinde gönderilen .... numaralı, 31.01.2026 ilk okuma, 23.08.2025 son okuma, 20.01.2026, son ödeme tarihi 16.02.2026 olan, ....-TL bedelli faturanın ücretlendirme kısmı altında düzenlenen bölümünde yazılı Not 13 başlıklı maddesinde “Kaçak elektrik kullanımından düzenlenmiştir.”, Not 14 başlıklı maddesinde “Elektrik Piyasası THY madde 42/1-b Kaçak Çarpan: 2.00, Zabıt No:...., Zabıt Tarihi:...., Not 15 başlıklı maddesinde “Kaçak/usulsüz kullanım için düzenlenmiştir.” şeklinde ibareler üzerinden .... bulunan .... Şirketi adlı işletmesinde kaçak elektrik kullanıldığı iddiası ile olağan dışı ve fahiş tutarlı (....-TL) elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, müvekkiline isnat edilen kaçak elektrik kullanımı iddiasının gerçeği yansıtmamakta olup, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu sayaçta ve tesisatta abone olarak herhangi bir müdahalesi asla ve kat’a olmamakla birlikte kaçak olduğu iddia edilerek faturalandırılan tüketim ile sayaç arasındaki bu konudaki bağdan dahi bihaber olduğunu, öyle ki davacı müvekkilinin adresi verilen işletmesinin bulunduğu sanayi bölgesinde faaliyet gösterdiği günden bu yana (yaklaşık .... yıl) abonelik sözleşmesinden kaynaklanan tüm edim ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirdiğini, tüm faturalarını zamanında ve otomatik banka talimatı ile ödediğini, hatta müvekkilinin TTK gereği basiretli bir iş adamı gibi davranarak iş yerine büyük masraf ve emekle kompanzasyon panosu taktırdığını, bu itibarla kullanım değerlerini kayda aldığını ve işletmesindeki enerji kayıplarını en düşük seviyeye indirmek için bu teknik sistemi kullandığını, edim ve sorumluluklarını bu şekilde yerine getiren böylesi bir abonenin kaçak elektrik kullanımı isnadı ile karşı karşıya kalmasının tek kelime ile haksızlık olduğunu, sayaç ve tesisat üzerinde kendisi tarafından yapılmış herhangi bir müdahale söz konusu olmadığını, davalının tahakkuk ettirdiği faturada belirttiği “kaçak elektrik kullanımından düzenlenmiştir.” iddiasını destekleyen; yerinde tespit yapılması, tespit sırasında tutanak düzenlenmesi, tutanakta somut teknik bulguların yer alması ve mümkünse abonenin imzası ya da imzadan imtina ettiğine dair şerhi gibi kesin, somut ve teknik dayanakları ve bunlara dayalı herhangi bir bildirim, ikaz ya da ihtarı bulunmadığını, faturanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı müvekkilinin delilin korunması ve gerçeğin ortaya çıkarılması amacı ile Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesine .... Değişik İş sayılı dosya ile başvurarak tarafsız bilirkişi marifeti ile tespit talebinde bulunduğunu, Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesi .... D. İş. Sayılı ihtiyati tedbir talepli dosyanın derdest olduğunu, dava şartı arabuluculuk başvurusunun 16.02.2026 tarihinde Diyarbakır Adliyesi Arabuluculuk Bürosuna .... Dosya No,..........Başvuru Dosya No ile yapılmış olup süreç devam etmekte ve son tutanak beklenmekte olduğunu, her ne kadar uyuşmazlık dava şartı arabuluculuğa tabi ise de somut olayda elektriğin kesilmesi tehdidi mevcut olup davacı müvekkilinin ticari faaliyetinin tamamen durmasının söz konusu olacağını beyanla Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesi .... D. İş Karar sayılı dosyasında 13.02.2026 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesine dair rapor konu dosyaya sunulmakla mahkemede görülecek iş bu dava sonuçlanıncaya kadar davacı müvekkiline ait iş yerinde elektriğinin kesilmesinin neden olacağı telafisi imkânsız ve ağır zarar ihtimali karşısında arabuluculuk süreci devam etse de ihtiyati tedbir taleplerinin öncelikle ve dosya üzerinden ivedilikle karara bağlanarak elektriğin kesilmemesine, teminat hususunda ise; uyuşmazlığın teknik bilirkişi incelemesine konu olması, kaçak kullanım iddiasının kesinleşmemiş bulunması ve müvekkili şirketin zaten ağır bir ekonomik risk altında olması dikkate alınarak, HMK md. 392 uyarınca teminattan tamamen muaf tutulmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise hakkaniyet gereği aciliyet gerektiren ihtiyati tedbir talepleri hakkında takdir edilecek makul bir teminat ile dosya üzerinden ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı tarafından düzenlenen kaçak elektrik kullanımına dayalı yüksek tutarlı faturadan dolayı davacı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ​davacı adına kayıtlı abonelikte yapılan incelemelerde 20.01.2026 tarihinde .... adına kayıtlı .... tesisat nolu abonede rapora göre “Kaçak Türü: Sayac harici hat çekmek. Kaçak Açıklaması: Gelen maile istinaden adrese gidildi. Yapılan kontrol sonucunda serisi .... nolu sayacı boşlu olup kesik olduğu görüldü. .... nolu sayacı .... nolu sayaca enerji verildiği için 08.01.2026 tarihinde kontroller sonucu .... nolu aboneye enerji verdiği için ıslahat verilmişti. 20.01.2026 tarihinde yapılan kontrolde .... nolu abone .... nolu sayaca usulsuz şekilde enerji vermeyi devam etmektedir. Görüntü ve video altına alındı. Abone engelinden enerjisi kesilemedi kaçak kullanımı iptal edilemedi. Görüntü mevcut.” şeklinde olduğunu, davacı tarafın kaçak elektrik kullandığının şirket kayıtları ile sabit olup; kayıtların incelenmesi ile beyanlarının sübuta ereceğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 42. Maddesi uyarınca kaçak elektrik tespit tutanağı tanzim edilmiş olup; işbu kaçak tespitinden ötürü Yönetmeliğin 44. Maddesi kapsamında davacıya .... TL kaçak tahakkuku yapıldığını, bununla birlikte, kaçak kullanım öncesi ve kaçak kullanım sonrası günlük ortalama tüketimler incelendiğinde davacıya ait tüketimlerdeki dengesizlikler de görülecek olup; kaçak kullanımın sabit olduğu açıkça görülmekle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyada kaçak tespit tutanağında belirtilen yerde keşif yapılması ve müvekkili şirketten fotoğraf ve video kaydı temin edilerek 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerektiğini, netice itibariyle ilgili aboneye gerek kaçak elektrik kullanımından dolayı kaçak/usulsüz elektrik tespit tutanağının tanzim edilmesi gerek bahse konu faturaya istinaden kaçak ve kaçak ek tahakkuk hesaplamalarının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri doğrultusunda yapıldığını beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, tedbir kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
B)İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Esas yönünden: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 08/04/2026 tarihli kararla; "...Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, dolayısı ile de TTK 4. Madde kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı, nisbi ticari dava kapsamında yapılan araştırmada; Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacı ....'in tacir kaydının bulunmadığı, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacı ....'in esnaf kaydının bulunduğu, Diyarbakır Deferdarlığı'ndan gelen 13/03/2026 tarihli yazı cevabında ise .... 'in .... itibariyle faaliyetine başladığı, .... tarihinde nevi değişikliği halinde terk olarak işletmesini .... ye dönüştürdüğü, kendisinin faal durumda olan işbu şirketin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, şirketin bilanço usulüne uygun şekilde defter tuttuğu belirtilmiş olup dosya arasına sunulan kaçak kullanım iddiası ile tutulan kaçak kayıt döküm tarihinin 20/01/2026 olduğu gözetildiğinde kaçak kullanımın şirketin faal olduğu döneme ilişkin olduğu gibi bu dönemde davacının tacir kaydının da bulunmadığı anlaşılmakla davanın nisbi ticari dava niteliği taşımadığı tespit edilmiştir. Bir kişinin şirket ortağı veya yetkilisi olması tek başına tacir olmasını gerektirmez. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30/09/2015 tarih 2015/944 Esas, 2015/11623 Kararı ve 27/03/2013 tarih 2013/1369 Esas, 2013/5358 Karar sayılı emsal kararları ve Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2023 tarih 2023/1276 Esas, 2023/1083 Karar sayılı asliye hukuk mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine ilişkin kararı) Taraflar arasında TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir ticari uyuşmazlık bulunmadığı, işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla; görev dava şartı olduğundan, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca Mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir..." gerekçesiyle "1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna," şeklinde karar verilmiştir.
İhtiyati tedbir yönünden: davacı vekilinin 17/02/2026 tarihli dava dilekçesinde, müvekkilinin .... tesisat numaralı ticarethane aboneliğinin elektriğinin kesilmemesi, kesilmişse yeniden bağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, mahkemece 19/02/2026 tarihli ara kararı ile; "...Somut olayda; davacı vekili tarafından müvekkilinin .... numaralı aboneliğinin elektriğinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep edildiği, dava konusu aboneliğin ticarethane aboneliği olduğu, elektriğin kesilmesi durumunda iş yerinin çalışamaz hale geleceği ve elektriğin temel ihtiyaçlardan olduğu da nazara alındığında telafisi zor ve ciddi zararların doğabileceği, tahakkuk ettirilen dava konusu borcun mevzuata ve olaya uygun tahakkuk ettirilip ettirilmediğinin, borcun kaynağının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, elektrik hizmetinden yoksunluğun davacı açısından telafisi güç zararlara sebebiyet vereceği, olayın özelliklerine ve mevcut dosya kapsamına göre HMK 389/1 ve 390/3 maddelerindeki şartların oluştuğu, davacı tarafça bu aşamada yaklaşık ispat şartının yerine getirildiği anlaşıldığından, dava konusu fatura bedeli olan ...-TL 'nin %20'si oranında teminat yatırılması, .... tesisat numaralı aboneliğe ait güncel elektrik faturalarının ödenmesi ve bu durumun davalının denetiminde gerçekleşmesi şartıyla aboneliğin elektriğinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı vermek gerekmiştir..." şeklindeki gerekçeyle "1-Davacı vekilinin elektriğin kesilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, fatura bedeli olan ...-TL 'nin %20'si oranında (...-TL) teminat yatırılması ve .... tesisat numaralı aboneliğe ait güncel elektrik faturalarının ödenmesi ve bu durumun davalının denetiminde gerçekleşmesi şartıyla .... tesisat numaralı aboneliğin elektriğinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine," yönünde karar verildiği, davalı vekilinin 03/03/2026 tarihli dilekçe ile itirazı üzerine, mahkemece itirazın .... tarihinde duruşmalı olarak değerlendirilerek "1-Davalı vekilinin 19/02/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı yapmış olduğu itirazın kabulüne, Mahkememizin .... tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına," şeklinde karar verildiği, buna ilişkin gerekçeli ara kararın da .... tarihinde yazıldığı, ara kararın taraf vekillerine .... tarihinde tebliğ edildiği, anılan karara karşı davacı vekilince 09/04/2026 tarihinde süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
İlk derece mahkemesince verilen .... tarihli gerekçeli karara ve .... tarihli tedbire itirazın kabulüne ilişkin ara karara karşı, davacı vekili tarafından 09/04/2026 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
C)İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili 09/04/2026 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine, kaçak elektrik kullanıldığı iddiasına dayalı olarak ....-TL tutarında faturaya dayalı borç isnadında bulunulmuş olup, söz konusu alacağın açıkça ihtilaflı olduğunu, bu nedenle taraflarınca Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu ve uyuşmazlığın esastan çözümlenmediğini, ilk derece mahkemesince, müvekkilinin ticari faaliyetinin devamlılığı, doğacak zararların ağırlığı ve telafisinin imkânsızlığı dikkate alınarak dava konusunun %20'si oranında belirlenen ....-TL teminat karşılığında elektrik enerjisinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkilinin ticari faaliyetinin bu suretle korunduğunu, mahkeme tarafından takdir edilip akabinde depo edilen söz konusu teminat ile davalının riskinin de koruma altına alındığını, ancak davalı tarafın, ihtiyati tedbir kararına itirazı üzerine yapılan değerlendirme neticesinde, Mahkemenin .... tarihli duruşmada, içeriğinin incelenmesi imkanı taraflarına tanınmamış ve bunun da ötesinde uzman ve teknik bilirkişi tarafından değerlendirilmemiş bu şekli ile doğruluğu şüpheli bir CD kaydına dayanarak tedbirin kaldırılmasına karar verdiğini, işbu kararın hukuka, usule ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, söz konusu karar sonrasında davalı tarafça elektriğin kesilmesine yönelik işlemlerin başlatılması an meselesi olup kesintinin fiilen gerçekleşmek üzere olduğunu, müvekkiline ait iş yerinin kesintisiz enerjiye ihtiyaç duyan bir üretim tesisi olduğunu, ancak kararın kaldırılmasının müvekkilini çalışamaz hale getirerek iflasına sebep olacağını, silahların eşitliği ilkesinin somut durumda göz ardı edildiğini, aynı mahkemenin .... tarihli gerekçeli kararında davanın ticari dava olmadığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verdiğini, elektrik kesintisinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının, davalı yanın sunduğu, Mahkemece taraflarına tebliğ edilmemiş ve bilirkişi tarafından teknik sıhhati denetlenmemiş kesin delil niteliği taşımayan CD/video kayıtlarına dayanılarak kaldırıldığını, ancak bu kararın, HMK m. 389 ve devamı hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, zira dosyada mevcut .... tarihli Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesi .... D. İş delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre sayaçta müdahale olmayıp kaçak elektrik kullanımının da bulunmadığını, bu sebeple eksik incelemeye dayalı delil eksikliği üzerine tedbirin kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında akdedilen ve dosyada mevcut Abonelik sözleşmesine göre; tüketici grubu- ticarethane, tarife grubu-ticari uygulanacak tarife- ticarethane olarak düzenlendiğini, kaçak elektrik tahakkuku yapılan fatura her ne kadar müvekkili şahıs adına olsa da müvekkili şahıs elektriğin kullanıldığı limited şirketin tek yetkilisi ve sahibi olduğunu, Bahse konu elektriğin kullanıldığı iş yerinin, .... sanayi bölgesinde bulunan .... adlı işletme olduğunu, bu itibarla elektriğin kullanım yeri iş yeri-ticarethane olduğunu, elektriğin, unvanı şirket olan iş yerinde üretim faaliyeti için kullanılmakta olduğunu, abonelik sözleşmesinin ticarethane için akdedildiğini, kullanımın, müvekkilinin özel tüketimi yahut mesken kullanımı için değil ticari faaliyet kapsamında olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, aboneliğin ticari tarife niteliğinde olduğunu ve elektriğin ticari amaçla tüketilmekte olduğunu, dosyada mevcut Diyarbakır Defterdarlığı, Diyarbakır Ticaret Ve Sanayi Odası, Diyarbakır Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği müzekkere yanıtları tek başına görevi belirlemese dahi bu kayıtlardan defterdarlık cevabında .... tarihinde nev'i değişilkliği ile terkin gerçekleştiğini ve söz konusu elektriğin kullanıldığı iş yerinin limited şirkete dönüştüğünü bu tarihten sonra şirketin bilanço usulüne göre defter tuttuğunu, Diyarbakır Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birliği esnaf sicil kaydının .... yılında terk edildiğini açıkça belirtmekte olduğunu, görevsizlik kararının dosyada mevcut abonelik sözleşmesi, vergi levhası, ruhsat ve kullanım amacı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, bu itibarla görevsizlik kararı ve gerekçesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu beklenmeksizin karar verildiğini, kaçak elektrik tespit tutanağı bulunmadığını, söz konusu tutanağın HMK 204/3-2 de sayılan belgelerden olmadığı ve kanunda sayılan şekil şartlarını taşıması gerektiğini, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, CD kayıtlarının ne zaman çekildiği, müdahalenin niteliği ve kayıtların orijinalliği henüz tartışmalı olup, bu aşamada tedbirin kaldırılmasının müvekkiline ait aboneliğin kullanıldığı işletmenin faaliyetlerinin tamamen durmasına sebebiyet vereceğini, zira söz konusu işletmenin Diyarbakır .... Sanayi Sitesinde bulunan .... üretim tesisi olup halihazırda stajyerler dahil .... personel istihdam edilen ve elektrik enerjisi ile çalışan .... adet teknik ekipman ve cihaz ile üretimini sürdüren faal bir iş yeri olduğunu, bu aşamada elektrik enerjisinin kesilmesinin, davanın konusunu fiilen anlamsız hale getireceğini ve müvekkili üzerinde geri dönüşü olmayan sonuçlar doğuracağını, diğer yandan davalı yanın Diyarbakır İcra Dairesinin .... Esas sayılı ilamsız takip dosyası ile haksız tahakkuka ilişkin tek fatura ile ilgili icra takibine geçtiğini, menfi tespit davasına konu edilen aynı tutarlı faturaya dair davanın açılmasından sonra icra takibine de geçerek diğer yandan da elektriği kesme tehdidi ile tekel niteliğinin tüm imkanlarını kötü niyetli şekilde kullanan davalı tarafın hakları güvence altına alınırken davalı müvekkilinin ihtiyati tedbir güvencesinin ortadan kaldırılmasının hakkaniyete uygun olmadığını beyanla dosyanın ivedilikle ele alınarak taleplerinin gecikmeksizin değerlendirilmesine, öncelikle dosyada mevcut abonelik sözleşmesi, imza sirküleri, kurumlardan gelen müzekkere yanıtları gereği iş yerinin limited şirket-ticarethane olduğu, davacı abonenin bu limited şirketin sahibi ve tek yetkilisi olduğuna dair açıklamalar, bilirkişi tarafından sayaçta müdahale olmadığına dair hazırlanan bilirkişi raporu ekinde sunulan elektriğin kullanıldığı ticari üretim makinelerine dair fotoğraflar ile sunulan tüm diğer belgeler doğrultusunda görevsizlik kararına dair .... tarihli gerekçeli kararın kaldırılarak, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğuna, Diyarbakır ... Sulh Hukuk Mahkemesi .... D. İş sayılı delil tespiti dosyasına .... tarihinde sunulan durum ve koşullarda esaslı değişiklik yaratan bilirkişi raporu gereği Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi .... E. Sayılı dosyasıyla verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararının, davalı yanın sunduğu CD'nin teknik inceleme yapılmadan ve taraflarına tebliğ edilmeden karara esas teşkil edecek biçimde kabul edilmesinin eksik inceleme sayılmasına, bilirkişi raporu gelmeden teknik delil teşkil etmeyen CD'nin fiziken varlığı üzerine varsayımsal şekilde kanaat getirilerek tedbir kaldırılamayacağından, .... tarihli duruşmada verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması ara kararının kaldırılmasına, yargılama sonuna kadar geçerli olmak üzere, müvekkilinin ticari işletmesinde kullanılan bu itibarla ticari faaliyetinin telafisi imkânsız zararlara uğramasını önlemek amacıyla derhal ve dosya üzerinden elektrik enerjisinin kesilmemesi yönündeki ihtiyati tedbirin dosyada mevcut teminatla yeniden tesisine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
D)Delillerin Değerlendirilmesi, Hukuki Sebepler ve Gerekçe:
Esas Hüküm Yönünden;

İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
Ayrıca; HMK'nın 357.maddesine göre, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.

İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre; istinaf incelemesine konu olan ve esas teşkil eden eldeki dava, kaçak elektrik faturası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkindir; görev itirazı yargılamanın her aşamasında, usul hukukuna ilişkin hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın taraflarca ileri sürülebileceği gibi, davayı gören mahkeme de, bu yönde bir itiraz olmasa bile, görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmekle yükümlüdür. Her dava, usul hukukunun kamu düzenine ilişkin kurallarının gösterdiği görevli mahkeme hangisi ise orada görülür. Bu konuda kazanılmış hak da olmaz.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi gereğince dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme olmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.
6102 Sayılı TTK'nın 5/1 maddesi gereğince dava olunan şeyin değeri veya tutarı dikkate alınmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikte çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme aksine hüküm bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemeleridir.
Aynı Kanunun 5/2 maddesi gereğince de özel kanun hükümlerinin açıkça Ticaret Mahkemelerini görevlendirdiği hallerde de değer ve tutara bakılmaksızın dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde ya da ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Bu bakımdan, davanın taraflarından davalı .... tacir ise de, davacı tarafın tacir olmadığı anlaşılmaktadır. Zira, Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere davacı ....'in tacir kaydının bulunmadığı, Diyarbakır Deferdarlığı'ndan gelen .... tarihli yazı cevabında ise .... 'in .... itibariyle faaliyetine başladığı, .... tarihinde nevi değişikliği halinde terk olarak işletmesini ....'ye dönüştürdüğü, kendisinin faal durumda olan işbu şirketin tek ortağı ve yöneticisi olduğu, şirketin bilanço usulüne uygun şekilde defter tuttuğu belirtilmiş olup dosya arasına sunulan kaçak kullanım iddiası ile tutulan kaçak kayıt döküm tarihinin .... olduğu ve kaçak elektrik tutanağının davacı adına düzenlendiği gözetildiğinde kaçak kullanımın şirketin faal olduğu döneme ilişkin olduğu gibi bu dönemde davacının tacir kaydının da bulunmadığı, davacı her ne kadar ....'nin tek ortağı ve yöneticisi ise de, bir kişinin şirket ortağı veya yetkilisi olmasının tek başına tacir olmasını gerektirmeyeceği (Bkz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 30/09/2015 tarih 2015/944 esas, 2015/11623 karar sayılı kararı ve 27/03/2013 tarih 2013/1369 esas, 2013/5358 karar sayılı kararı) anlaşılmakla davanın nisbi ticari dava niteliği de taşımadığı gözetildiğinde asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığı, ilk derece mahkemesince de, taraflar arasında TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir ticari uyuşmazlık bulunmadığı, işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla; görev dava şartı olduğundan, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca Mahkemenin görevsizliğine ve davanın usulden reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin esas hüküm yönünden istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince esas hüküm yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

İhtiyati Tedbire İtiraz Üzerine Verilen Karar Yönünden;
Davacının istinafı, ilk derece mahkemesince verilen "ihtiyati tedbire karşı yapılan itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılması" ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususların olup olmadığı değerlendirilerek yapılmıştır.
HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları" kenar başlıklı 389.maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390.maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hâkim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.
HMK'nun 391.maddesi "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde bu maddenin ihtiyati tedbir kararının hem maddi hem şekli içeriğinin düzenlendiği, Mahkemenin ihtiyati tedbir kararı verirken asıl uyuşmazlığı çözecek mahiyette bir karar vermemesi gerektiği, aksi halde geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin davanın yerine ikame edilmiş olacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK.'nun 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına karşı tarafın itirazı düzenlenmiş olup, buna göre karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. (Benzer düzenleme İİK 257 ila 265 maddeleri) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz. İhtiyati tedbir talebinin reddi halinde ise ihtiyati tedbir isteyen tarafça doğrudan istinaf yoluna başvurulabilir.
Somut olayda, davacı hakkında kaçak kullanımda bulunduğundan bahisle düzenlenen .... tarihli .... seri numaralı tutanakta kaçak elektrik kullanım şekli özetle; "sayaç harici hat" gerekçesiyle kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanağı tutulduğu ve bu tutanağa istinaden davacıya .... fatura numaralı .... TL bedelli kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiği görülmüştür.
Tüm bu açıklamalar ışığında, davalı tarafından söz konusu kaçak elektrik tutanağının ve bu tutanağı destekler kaçak kayıt dökümünün, tesisat cari hesap borç dökümünün, tesisat endeks dökümünün, akım gerilim raporunun, aylık net tüketim verilerinin, güncel endeks verilerinin, tekil yük profilinin, tesis denetim kontrol formunun ve özellikle video ve görüntü kayıtlarının dosyaya sunulduğu, mevcut delil durumu itibarıyla davacı tarafın yaklaşık ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği, HMK'nın 389/1.maddesindeki şartların somut olayda oluşmadığı, bu anlamda ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, itiraz üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme kararının yerinde olduğu sonucuna varılarak davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu itibarla dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin ara karar yönünden istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

1-)Davacı vekilinin yukarıda belirtilen .... tarihli esas karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-)Davacı vekilinin yukarıda belirtilen .... tarihli gerekçeli ara karara (.... tarihli duruşmanın . nolu ara kararına) yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
7-)6100 sayılı HMK'nın 359(4) maddesi uyarınca kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f-g, 353/1-a-3 ve 394/5 hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.