İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari Şirket (Bakanlıkça Açılan Fesih İstemli)
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Bakanlıkça Açılan Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde; Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yapılan bildirim üzerine, yetkisi bulunmamasına rağmen kefalet senedi düzenlemek suretiyle sigortacılık ve aracılık faaliyeti yürüttüğü tespit edilen ... ... ... A.Ş. hakkında yapılan incelemede, şirketin kamu düzenine ve işletme konusuna aykırı, muvazaalı işlemler gerçekleştirdiği belirlenmiştir, Bakanlık müfettişlerince yapılan denetim sonucunda düzenlenen 22.11.2024 tarihli inceleme raporunda, şirketin ruhsatsız şekilde kefalet senetleri tanzim ettiği, bu senetlerde yasal olarak faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin (örneğin ... Sigorta A.Ş.) unvan, logo ve markalarını kullanarak yetkili sigortacı izlenimi verdiği, bu suretle haksız kazanç sağladığı tespit edilmiştir, Şirketin ... Kurumu, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ... Vergi Dairesi gibi kamu kurumları lehine yüksek tutarlı (toplam 40.204.392,45 TL) sahte ve yetkisiz kefalet senetleri düzenlediği, bu işlemlerde aynı kişilerin (... ve ...) sürekli yer aldığı ve planlı biçimde hareket ettikleri belirlenmiştir, yapılan incelemelerde, söz konusu eylemlerin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 35. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207. ve 158. maddeleri kapsamında özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu, bu nedenle adli soruşturmaların başlatıldığı anlaşılmıştır, Bu fiillerin kamu düzenini ihlal edici nitelikte olduğu, şirketin esas faaliyet konusuna aykırı ve muvazaalı işlemler yürüttüğü, ticari yapısının hukuka uygun olmadığı, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 210/3. maddesi uyarınca şirket hakkında fesih davası açılmasının zorunlu hale geldiği tespit edilmiştir, sonuç olarak; yapılan inceleme ve tespitler doğrultusunda, ... ... ... A.Ş.’nin kamu düzenini ihlal eden faaliyetlerde bulunduğu, yetkisiz sigortacılık işlemleri ile haksız kazanç elde ettiği ve mevzuata açıkça aykırı biçimde sahte kefalet senetleri düzenlediği sabit olduğundan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 210/3. maddesi uyarınca davalı şirketin feshedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Bakanlığımız müfettişi ... tarafından hazırlanan 22.11.2024 tarihli ve ... sayılı İnceleme Raporu ve ekleri, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/... soruşturma numaralı dosyası, lüzumu halinde bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delile dayanmışlardır.
Getirtilip incelenen ticaret sicil kaydına göre; ... Sigorta ... Anonim Şirketi'nin ... Memurluğunun ...-5 sicil numarasında kayıtlı "..." adresinde faaliyet gösterdiği, ortakları ve yetkililerinin; ... Ltd. olduğu, şirketi temsile münferiden yetkili olduğu ve Adına Hareket Eden Gerçek Kişinin ... ... olduğu anlaşılmıştır.
... Vergi Dairesi Müdürlüğünden; ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... Dış. Tic. Akaryakıt San.Tic.Ltd.Şti. ile ilgili ... ... ... A.Ş. tarafından düzenlenen ... numaralı kefalet senedi poliçelerinin bir örneği gönderilmiştir.
... Kurumu Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliğinden; ... ve ... numaralı kefalet senedi poliçeleri celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 210/3. maddesi uyarınca, davalı ... Sigorta ... Anonim Şirketi'nin feshine ilişkindir.
Davacı yan; davalı şirketin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca gerekli ruhsat ve levha kaydı bulunmamasına rağmen, yasal olarak faaliyet gösteren ... Sigorta A.Ş.'nin unvan, logo ve markasını taklit ederek yetkisiz biçimde toplam 40.204.392,45 TL teminat tutarlı 16 adet sahte kefalet senedi düzenlediğini, bu senetlerin ... Kurumu Genel Müdürlüğü, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü gibi kamu kurumlarına sunularak üçüncü kişilerin aldatıldığını, şirket temsilcisi ... ile ...'in benzer yapıdaki diğer şirketlerde de aynı modus operandi ile hareket ettiklerini, bu fiillerin 5684 sayılı Kanun'un 35/1 ve 35/23. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nın 207/1 ve 158/1-l maddeleri kapsamında suç teşkil ettiğini, Bakanlık müfettişlerince hazırlanan 22.11.2024 tarihli ... sayılı İnceleme Raporu ile şirketin kamu düzenine aykırı, muvazaalı ve işletme konusuna tamamen yabancı faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek davalı şirketin TTK m. 210/3 uyarınca feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yan; usulüne uygun tebligata rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış olup, HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
Somut olayda çekişme; davalı şirketin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu kapsamında ruhsat ve levha kaydı olmaksızın yetkisiz kefalet senedi düzenleyip düzenlemediği, düzenlenen senetlerin sahte olup olmadığı, ... Sigorta A.Ş.'nin unvan, marka ve logosunun izinsiz kullanılıp kullanılmadığı, kamu kurumlarının aldatılarak haksız kazanç elde edilip edilmediği, bu eylemlerin kamu düzenini ihlal edip etmediği ve TTK m. 210/3 kapsamında fesih şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.
Hukuki Durum
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Bakanlığın gözetimi" başlıklı 210. maddesinin üçüncü fıkrası; "Ticaret Bakanlığı, kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde veya bu yönde hazırlıklarda ya da muvazaalı iş ve faaliyetlerde bulunduğu belirlenen ticaret şirketleri hakkında, öngörülen tedbirleri almaya ve dava açmaya yetkilidir. İlgili şirketin feshi, Ticaret Bakanlığının talebi üzerine mahkemece karara bağlanır." hükmünü amirdir.
Anılan hüküm uyarınca fesih kararı verilebilmesi için; (i) şirketin kamu düzenine veya işletme konusuna aykırı işlemlerde bulunduğunun ya da muvazaalı iş ve faaliyetler yürüttüğünün tespiti, (ii) bu faaliyetlerin süreklilik ve ciddiyet arz etmesi, (iii) feshin orantılı bir yaptırım olması gerekmektedir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasına göre sigorta şirketleri ve reasürans şirketlerinin faaliyete geçebilmek için faaliyet göstermek istedikleri her bir sigorta branşında Kurumdan (eski adıyla Müsteşarlıktan) ruhsat almaları zorunludur. Yine aynı Kanun'un 23. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sigorta acenteliği yapmak isteyenlerin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğince tutulan levhaya yazılı olmaları gerekmektedir. Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrası, ruhsat almadan risk üstlenmek suretiyle sigortacılık faaliyetinde bulunan veya ticaret unvanlarında ya da her türlü belgelerinde bu Kanun'da belirtilen kuruluşların adını kullanan, düzenlenen faaliyetlerde bulundukları izlenimini yaratacak söz ve işaretleri kullanan gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası öngörmüştür.
Davalı ... Sigorta ... Anonim Şirketi'nin ... Memurluğunun ...-5 sicil numarasında kayıtlı olduğu, ortağının ... Ltd., şirketi münferiden temsile yetkili kişinin ... olduğu anlaşılmaktadır.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (SEDDK) 05.11.2025 tarihli ve E-...-659-... sayılı cevabi yazısında; davalı şirketin sigorta şirketi ruhsatına sahip olmadığı, ... sistemi üzerinde yapılan incelemede sigorta brokeri ya da acente kaydının bulunmadığı, dolayısıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde faaliyet göstermediği bildirilmiştir. Yine aynı yazıda, şirket yetkilileri hakkında ruhsatsız kefalet senedi poliçesi düzenlenmesi ve satışı gerekçesiyle Kurum tarafından 19.01.2024 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu ve ihbar evrakının 2024/45807 soruşturma sayısına kaydedildiği bildirilmiştir.
Bu itibarla, davalı şirketin 5684 sayılı Kanun'un 5. ve 23. maddeleri uyarınca sigortacılık veya sigorta acenteliği faaliyetinde bulunabilmek için zorunlu olan ruhsat ve levha kaydından yoksun olduğu anlaşılmıştır.
... Kurumu Genel Müdürlüğü'nden celp edilen yazı ile ... ve ... numaralı kefalet senedi poliçelerinin dosya kapsamına alındığı, bu senetlerin sırasıyla ... Sigorta ... Ltd. Şti. ve ... Sigorta ... Ltd. Şti. aracılığıyla "... ... A.Ş." adına düzenlendiği anlaşılmaktadır.
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden celp edilen yazı ile ... numaralı kefalet senedi poliçesinin bir örneği gönderilmiş ve dosyaya eklenmiştir.
Öte yandan, İstanbul ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/... soruşturma sayılı dosyası kapsamında SMMM bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda; şüpheli ...'in (...) ulusal ve uluslararası sigorta şirketlerinin isimlerini kullanarak, şirket unvanına "kefalet" kelimesini ekleyerek, renk, font ve içerik olarak sigorta şirketlerinin web sayfalarını kopyalayarak ve sahte iletişim hatları kurarak piyasaya sahte poliçe arz ettiği, bu poliçeleri devir aldığı sigorta acenteleri üzerinden yüksek tutarlı sahte kefalet sigortası poliçeleri olarak düzenlediği, düzenlenen poliçelere karşılık Sigortacılık Kanunu ve ilgili yönetmelikler gereği herhangi bir teminat veya reasüre edilen bir tutar bulunmadığı, kamu kurumlarına verilen bu poliçeler için olası hasar anında yüklü miktarda kamu zararı oluşacağı tespit edilmiştir. Aynı raporda, ...Ltd. Şti., ... ... ... Ltd. Şti., ... Ltd. Şti., ...A.Ş. ve davalı ... Sigorta ... A.Ş. dahil olmak üzere birden fazla şirkette yetkili olarak yer aldığı ve sistematik biçimde ruhsatsız kefalet senedi düzenleme faaliyeti yürüttüğü belirlenmiştir.
Bakanlık müfettişleri ... tarafından hazırlanan 22.11.2024 tarihli ... sayılı İnceleme Raporu'nda da aynı tespitler yer almakta olup, davalı şirketin kamu düzenine aykırı, muvazaalı ve işletme konusuna tamamen yabancı faaliyetlerde bulunduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla, davalı şirketin herhangi bir ruhsat veya yetkisi olmaksızın, gerçekte faaliyet gösteren ... Sigorta A.Ş.'nin unvan, logo ve markasını taklit ederek sahte kefalet senetleri düzenlediği, bu senetleri kamu kurumlarına teminat olarak sunduğu, dosya kapsamına celp edilen kefalet senedi asılları, SEDDK cevabi yazısı, Bakanlık müfettiş raporu ve ceza soruşturması bilirkişi raporundan anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, celp edilen resmi yazılar, ceza soruşturma dosyası kapsamındaki bilirkişi raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davalı şirketin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olarak ruhsatsız ve yetkisiz biçimde kefalet senedi düzenleme faaliyetinde bulunduğu, yasal olarak faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin unvan ve markalarını taklit ederek kamu kurumları başta olmak üzere üçüncü kişileri aldattığı, SEDDK tarafından suç duyurusunda bulunulduğu ve ceza soruşturmalarının başlatıldığı, davalı şirketin işbu eylemleri, TTK m. 210/3 anlamında kamu düzenine aykırılık, işletme konusuna yabancı faaliyetlerde bulunma ve muvazaalı iş ve işlemler yürütme niteliğinde olup, salt ticari bir aykırılığın ötesinde, kamu güvenini ve sigortacılık sisteminin güvenilirliğini doğrudan tehdit eden, organize ve süreklilik arz eden fiillerden olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 210/3. maddesi uyarınca fesih şartlarının gerçekleştiği, bu nedenle davanın kabulü ile davalı şirketin feshine, tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
1-Davanın KABULÜNE, ...'nün ...-5 ticaret sicil sırasında kayıtlı davalı ... Anonim Şirketi'nin 6102 sayılı Kanun 210/3. Maddesi gereğince feshine,
Tasfiye memuru olarak SMMM ...’ın atanmasına,
Tasfiye memuruna aylık 20.000,00 TL ücret takdirine,
Tasfiye işlemleri için 40.000,00 TL ve 3 aylık tasfiye memuru ücreti 60.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL tasfiye giderinin davacı tarafından depo edilmesine,
Karar kesinleştiğinde ve tasfiye gideri depo edildiğinde tasfiye memurunun göreve başlamasına,
Karar kesinleştiğinde karardan bir suretin ... Memurluğuna gönderilmesine,
2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 732,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 576,50 TL davetiye ve teskere giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026