İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının tekstil boyama/yıkama işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalıya ait veya davalının sorumluluğunda olan tekstil ürünlerinin boyama/yıkama şeklinde davalıya hizmet verdiğini, iş bu ticari faaliyetleri kapsamında davacının fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağının tahsilinin temini için Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından Davalı aleyhine 83.014,45 TL bakiye asıl alacağının takip talebinde belirtilen esaslar çerçevesinde tahsil edilmesi amacıyla cebri icra i, cebri icra yoluna başvurulmadan önce Davalıya muhtelif yollardan borcun önelik başvurularda bulunulduğunu ancak davalı borcun yoluna gidildi, ödenmesine gerçekleştirmediğini, davalının başlatılan takiple ilgili bilgi sahibi olmasına müteakip haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takibe dayanak teşkil eden cari hesap ekstresi ve sair evraklardan anlaşılacağı üzere borcun varlığının sabit olduğunu, ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu husus açıkça ortaya çıkacağını, davacının alacağını temin etmesi yoluyla tatmin edilmesi ve bu doğrultuda Davalının itirazının iptali ile takibe devam edilmesine karar verilmesini, Davalının kötü niyetli ve yasal süreci sürüncemede bırakmaya yönelik eylem ve tutumlarda bulunduğunu bu nedenlerle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket hakkında davacı tarafından tarihsiz ve davalının herhangi bir imzasını kabulünü taşımayan cari hesap adlı üzerinde herhangi bir imza olmayan bir kağıda dayalı olarak dava konusu icra takip dosyasının başlatıldığını, iddia edilen borç miktarının ne tür bir edimden veya hukuki ilişkiden kaynaklandığı takip talebinde belirtilmediğini, icra takibine ve takip konusu borca davalı tarafından itiraz edildiğini itiraz üzerine takibin durdurulması üzerine ise davacı tarafından Yüksek Mahkemenizde itirazın iptali davası açıldığını, itirazın iptali dava dilekçesinde, iddia edilen borcun sebebi yine belirtilmediğini, davacının dayanağı olan cari hesabın imzasını taşımadığından ve kabulünde olmadığından tek başına borç doğuran bir belge niteliğinde olmadığını, iddia edilen borcun sebebinin davacı tarafa açıklattırılması gerektiğini, davacı tarafından iddia edilen borcun sebebi açıklandığında söz konusu borcun sebebinin gerçekliğinin davacı tarafından HMK uyarınca yazılı - kesin delil ile kanıtlanması gerektiğini bu nedenlerle cevap ve itirazlarının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; alacak iddiasından kaynaklı başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2-Mahkememizce:

a-Beydağı Vergi Dairesi'ne

b-Avcılar Vergi Dairesi'ne müzekkereler yazılmıştır.

4- Bilirkişi tarafından mahkememize sunulan 29/12/2025 tarihli raporda "Dosya kapsamındaki ticari defter ve kayıtlar, cari hesap dökümleri, fatura ve iade faturaları, tahsilat kayıtları ile BA/BS karşılaştırma bilgileri birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında cari hesap esasına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, Davacı ticari defterlerinde davalıdan 83.014,45 TL alacak bakiyesinin izlendiği, davalı ticari defterlerinde ise aynı ilişkiye istinaden davacıya 83.014,40 TL borç bakiyesinin yer aldığı, taraf defter kayıtları arasında 0,05 TL tutarında fark bulunduğu ve davacı tarafından 2024 yılına ait satışların BA formlarında beyan edildiği mali açıdan tespit edilmiştir." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasındaki kumaş boyama yıkama hizmet ilişkisine istinaden davalıya hizmet verildiğini buna rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiği, davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı sunduğu cevap dilekçesinde öncelikle Büyükçekmece Mahkemelerinin yetkili olduğuna yönelik ilk itirazda bulunmuş ise de Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu davalarda Büyükçekmece yargı çevresinin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri yargı çevresinde olduğu anlaşılmakla davalının yetki ilk itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle 83.014,45 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından ticari defterine işlendiği ve davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre 83.014,40 TL davacıya borçlu olarak göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı gibi davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından kendi defterine itiraz edilmeksizin işlendiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların itirazsız olarak davalı tarafından kendi defterine işlendiği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmet sözleşmesindeki işi ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı hizmet veren tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmeksizin ticari defterine işlenmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği gibi davalı tarafından faturaların itirazsız olarak kendi defterlerine işlendiği, davalının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 83.014,40 TL borçlu olduğu, tarafların defter ve kayıtlarının davalının borcu hususunda uyum içerisinde olduğu bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 83.014,40 TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Yalnızca davacı tarafından kesilen 07.01.2025 tarihli 58.140,00 TL tutarlı fatura davalı tarafından itiraz ve iade edilmiş olup, söz konusu faturanın yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmesi nedeniyle hesapta gözetilmemesi gerektiği, zaten davacının da söz konusu 58.140,00 TL tutarlı faturanın davalı tarafından iadesini kendi defter ve kayıtlarına işlemiş ve toplam alacaktan düşerek takip başlatmış olup, bu nedenle söz konusu faturanın hesapta zaten gözetilmemiş olduğu anlaşılmakla davalının bilirkişi raporuna itirazına itibar edilmemiştir.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 83.014,40 TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise kendi defter ve kayıtlarına göre bu borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı ve davalının kendi defter ve kayıtlarına göre davacıya 83.014,40 TL borçlu göründüğü anlaşılmakla davacının davasının 83.014,40 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulü ile davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz oranı talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.

Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 16.602,88 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
Buna göre; Davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının 83.014,40 TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 16.602,88 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 5.670,71 TL harçtan peşin alınan 1.002,61 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 4.668,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafça yatırılan 615,40 TL peşin harç ve 1.002,61 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.618,01 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

5-Davacı tarafça yapılan 7.560,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,

7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 0,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma sistemi üzerinden yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026