Alacak (Ticari Nitelikteki Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Almanya'da taşımacılık şirketi sahibi olduğunu, Tacir olan müvekkilinin maliki olduğu "...." plakalı olduğunu, Türkiye'de egzoz uyarısı verdiğini, davalı şirket ise, ticari tırların bakım, onarım ve tamiri işiyle iştigal ettiğini, İTO ve TTSG kayıtlarının işbu dosya kapsamına eklenmesini ettiklerini, müvekkili olduğu araç arızası nedeniyle davalı şirketle aracın bakım ve tamiri için anlaştığını, davalı ..., aracı tamir ettiğini iddia ettiği, 12.04.2023 tarihinde müvekkilden 2.750,00-EUR ödeme aldığını, aracın tamirinin davalı şirketçe basiretli bir tacirden beklendiği gibi yapılmaması ve ayıplı ifa nedeniyle araç yaklaşık 10 bin km sonra arıza uyarısı verdiğini,. Davalı tarafça müvekkilinin uğradığı zarar giderilmediği gibi yeniden tamir de edilemediğini, tacir sıfatlı davalı, müvekkili uğrattığı zarardan sorumlu olduğunu, arabuluculuk yapılmasına rağmen taraflarca anlaşma sağlanamadığını, İşbu dilekçe ve ekinde yer vermiş olduğumuz üzere müvekkil, davalının ayıplı ifası nedeniyle, yeniden servise giderek ödeme yapmak mecburiyetinde bırakıldığını, aracın verdiği arıza, tamirin gereği gibi ifa edilmemesi ve nihayetinde aracın yeniden uyarı vermesine ilişkin olarak davalı/borçluya müvekkilce bildirim yaptığını, davalının ayıplı ifasına ilişkin olarak davalı şirket yetkilisi ve çalışanları defalarca aradığını, mesajlar gönderildiğini ve zararın giderilmesi istendiğini, ancak davalı/borçlu şirket yetkilisi ise, babasının rahatsızlandığı gerekçesiyle müvekkilinin zararını ödemekten kaçındığını, davanın kabulüne, davalıya ödenen tamir masrafının ve Almanya'da yapılan tamir masrafının aynen döviz cinsinden işlem tarihinden itibaren işleyecek, bankalarca 1 yıllık vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı işletilerek faiziyle beraber, ileride artırılmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 10,00-EUR olarak tahsiline, Tırın Almanya'da serviste kalması nedeniyle araç mahrumiyet bedelinin ileride artırılmak kaydıyla HMK m. 107 gereği belirsiz alacak davası olarak günlük Euro bedeli üzerinden çarpılarak tespit edilecek alacağın Euro olarak işlem tarihinden itibaren işleyecek bankalarca 1 yıllık vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı işletilerek faiziyle beraber, ileride artırılmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 10,00-EUR olarak tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... ... plakalı aracın egzoz tamiri için müvekkili olduğu şirkete aracı getirmiş ve müvekkili odluğu şirket tarafından ilgili aracın egzoz bakımını yapmış ve katalizör filtrelerini değiştirdiğini, Ancak davacı ... dava dilekçesinde ilgili katalizörün temizlenip yerine aynı katalizörün koyulduğunu beyan ederek iş bu davayı müvekkil şirkete yönelttiğini, davacı ... dava dilekçesinin 1.3 numaralı kısmında müvekkilimin teslim ettiği filtreyi kırık ve eski olduğunu nitelendirerek dava dilekçesi ekinde sunmuştur ancak müvekkilinin ilgili filtreyi tıra monte ettiğinde filtrede herhangi bir şekilde kırıklık ya da eskime durumu söz konusu olmadığını müvekkilinin yeni filtreyi ilgili tıra monte ettiğini, ilgili görseller arıza sonucunda hasar alan filtreye ait olup davacı ... mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, Zira yapılan tüm işlemleri ilgili aracın şoförü .... yerinde takip ettiğini, yeni filtre/katalizörün egzoza yerleştirildiğini kendisi dahi gördüğünü, ancak ilgili kişinin davacının çalışanı olması sebebiyle samimi bir şekilde tanık anlatımı yapmayacağını, iddia ve taleplerin hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı ... ilgili davasını her ne kadar EURO üzerinden açmış olsa da müvekkiline tl bazında ödeme yapıldığını, tl üzerinden yargılama yapılmasını talep ettiklerini, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasını talep etmişlerdir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı açmış olduğu dava ile; davacıya ait tırın Türkiye'de iken arıza verdiğini, davalı ile bakım ve onarım hususunda anlaşıldığını ve davalının aracı tamir ettiğini söylediğini bunun üzerine davalıya 2.750,00 Euro karşılığı ödeme yapıldığını, bunun sonrasında 10.000 km sonra aracın tekrar arıza verdiğini, bunun üzerine davalının yaptığını söylediği tamirin Almanya'da tekrar yaptırıldığını, davalının tamiri gerektiği gibi yapmadığını, filtreyi değiştirmediğini, bu sebeple aracın servise çekilmek zorunda kaldığını ve zarara uğradığını ayrıca yeniden tamir yaptırılarak bedel ödendiğini bu bedellerin ve aracın kullanılamamasından kaynaklı olarak zararın tazmininin talep edildiği anlaşılmıştır.
Davalı sunduğu cevap dilekçesinde ilk olarak yetki itirazında bulunmuş ise de Çatalca ilçesinin yargı çevresi olarak Ticaret Mahkemeleri yönünden Bakırköy Adliyesi'ne bağlı olduğu anlaşılmakla davalının yetki itirazına itibar edilmemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının sunduğu resimleri kabul etmediğini, davalı tarafından işin gereği gibi yerine getirildiğini, davacının aracına takılan filtrede herhangi bir kırık ve eskime durumu olmadığını, davacının iddia ettiği hasarın 1 yıl sonra ve 10.000 km sonra olduğu iddiasının da samimi olmadığı gibi filtre tıkanmasına sebebiyet verebilecek pek çok unsur olduğunu, davalı tarafından yalnızca egzos filtresine ilişkin işlem yapıldığını, davacının egzos ile alakalı olmayan pek çok şeyi talep ettiğini, işin gereği gibi yapılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Davalının davaya cevap dilekçesinde davacı tarafından sunulan resimleri kabul etmemesi ve inkar etmesi nedeniyle 04.11.2025 tarihli celsede davacıya davalının yaptığı işlemlere ilişkin çıkan ilgili parçaları delil olarak dosyaya sunmak ve Mahkememize ibraz etmek üzere kesin süre verilmiş ve parçalar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davalı tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerde herhangi bir ayıp veya sözleşmeye aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapılması için karar tesis edilmiştir.
Davacı tarafından ilgili parçalar delil olarak dosyaya sunulmamış olup, bilirkişi tarafından ilgili parçalar fiziki olarak incelenememiştir. Nitekim davalı tarafından sunulan resimler de davalı tarafından inkar edilmiş olup, davacı 27.01.2026 tarihli celsede parçaları ibraz etmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Taraflar arasındaki eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmediği ve yapılan işin ve takılan parçaların ayıplı olduğunu iddia eden davacı tarafından söz konusu iddiasını ispatlaması gerektiği ancak ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"kumaşların temin edilememesi durumunda ise bu durumda ayıpların niteliği ve onarım bedeli konusunda inceleme yaptırılması imkânı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi ayrıca tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinden ibarettir (Emsal Yarg. 15. H.D. 2015/4587 E. 2016/389K. 25.1.2016 T.; Yarg. 15. H.D. 2013/3498 E. 2014/2912 K. 28.4.2014 T.; Yarg. 15. H.D. 2011/90 E. 2011/2933 K. 16.5.2011 T.; Yarg. 15. H.D. 2005/3385 E. 2005/7184 K. 29.12.2005 T.)."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur. İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi ... şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası, davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir.
Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.
Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir. İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup, davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."
Davacı tarafından aracın arızası üzerine basiretli bir tacir olarak gerektiği şekilde ilgili ülkede işbu dava öncesi ve sonrasında delil tespiti de yaptırılmamış olup, davacının iddia ettiği arızaların ve sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğine yönelik iddiasının davalı tarafından yapılan işlemler ve parçalardan kaynaklandığının davacı tarafından ispat edilemediği, davalı tarafından değişimi yapılan araç parçalarının da delil olarak Mahkememiz dosyasına bilirkişi incelemesine sunulmadığı, davacının sunduğu resimlerin davalı tarafından inkar edildiği gözetildiğinde davacının iddia ettiği zarar ve arızaların davalının işlemleri ve davalı tarafından takılan parça sonucunda oluştuğuna yönelik dosya kapsamında illiyet bağını kuran herhangi bir delil sunulmaması sebebiyle davacının iddiasını ispatlayamadığı değerlendirilmiştir.
Nitekim davacının aracı davalı tarafından yapılan tamirin hemen sonrasında arızalanmamış olup, yaklaşık 1 yıl 2 ay sonra yeniden arıza verdiğinin davacı tarafından beyan edildiği, aradan geçen zaman içerisinde aracın ne şekilde ve koşullarda kullanıldığının bilinemeyeceği gibi illiyet bağının ispatı için davacı tarafından ilgili parçaların inceleme için fiziken sunulmaması ve resim üzerinden inceleme yapılmasının ve illiyet bağının kurulmasının ispat kuralları açısından mümkün olmaması nedeniyle davacının aracında meydana gelen arızanın davalı tarafından yapılan işlemler ve takılan parça yüzünden olduğu noktasında illiyet bağının kurularak davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 913,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/01/2026