ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2026/123 - Karar No: 2026/549
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
KARAR
Muarazanın Men'i, Alacak ve Teminat Mektubunun İadesi
(Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARŞI DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan muarazanın men'i, alacak ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkin asıl, alacak istemine ilişkin karşı davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
Davacı vekili: Taraflar arasında 29.07.2020 tarihinde imzalanan Şereflikoçhisar Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşinin 2000 m3 Prizmatik Servis Deposu ve İçme Suyu Tahliye İnşaatı Yapım İşine ilişkin sözleşmenin akdedildiğini, alt yüklenici olarak müvekkili tarafından işe başlanılarak işin %98 seviyesine getirildiğini, davalı tarafça yapılması için 2021 yılı Mart ayında geçici kabulün yapılması için dilekçe verildiğini, pandemi süresinden dolayı işin geçici kabulünün Mayıs ayının sonunda yapılabildiğini, yapım işi devam ederken ülkedeki ekonomik gelişmeler, pandemi salgını artan inşaat maliyetleri, davalının teknik elemanlarının sözleşme ve yasalara açıkça aykırı işlem ve eylemlerinden ötürü işin yapılamaz hale geldiğini, defalarca bunların giderilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, davalının teknik personellerinin işin yapımını engellemek için her türlü haksız hukuksuz hareketlerde bulunduklarını, ayrıca Covid 19 pandemi salgınının da mücbir sebep olup, işin yapım süresinin uzadığını, imalat bedelinin arttığını, yine projenin uygulanma safhasında proje uyumsuzluğu nedeniyle imalatların yapım aşamasında ilave işlerin ortaya çıktığını, idareden ve davalının geç onayından dolayı sürenin uzadığını, maliyetlerin arttığını, TBK’nun 138.maddesi gereğince sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasının isteme hakkının doğduğunu, 15.02.2021 tarihli ihtarla sözleşmenin uyarlanması aksi halde işin tasfiye edilmesinin istenildiğini, ihtarnamenin davalıya 17.02.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının sözleşmede fiyat iyileştirilmesi uyarlaması yapmadığını bu nedenle işin tasfiyesini talep ettiklerini, Ankara Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/4 Değişik İş dosyası ile de delil tespiti yaptırıldığını, sözleşme kapsamındaki imalat bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, sözleşmenin birim fiyatlı olduğunu, ara hakedişler incelendiğinde sözleşmede öngörülen imalat miktarları ile yerinde yapılan miktarların farklılık göstereceğinin net bir şekilde görüleceğini, müvekkilince imalatı yapılan fakat davalı yanca hakedişe bağlanmayan bir çok imalat kalemi bulunduğunu, inşaat sahasında müvekkiline ait malzemelerin kaldığını, bunların müvekkilince alınmasının engellendiğini, bu malzemelerin de değerlerinin mahkemece tespiti gerektiğini, yine taraflar arasında kesin hesap işlerinin sözleşmeye ve yasaya uygun olarak yapılmadığını, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi için kesin hesap işlemlerinin (kesin hakediş) mahkemece keşif icrası ile bilirkişilerce yaptırılmasını talep ettiklerini belirterek, davalının yarattığı muarazanın men'i ile davalıya sözleşme kapsamında verilen 260.000,00 TL bedelli, 02.09.2020 keşide tarihli ve vade tarihi olmayan teminat bonosunun paraya çevrilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve bu teminat bonosunun müvekkiline iadesine, davalı tarafından ödenmeyen ara hak edişlerin ödenmediğinin tespiti ile müvekkilinin ara hak ediş ödemeleri alacak hakkının tespitinin yapılmasını ve ara hakedişlerin müvekkiline ödenmesine, sözleşme kapsamında yapılan fazla imalatların tespiti ile yapılan fazla imalat bedellerinin ödenmesine (proje ile uygulama projesi arasındaki farklılıklardan kaynaklananfazla imalat bedelleri), ara hak edişlerin geç ödendiğinin tespiti ile ara hak edişlerin geç ödenmesinden kaynaklanan alacağın ödenmesine, inşaat sahasında müvekkiline ait malzemelerin bedellerinin tespitinin yapılması ve müvekkiline bedellerinin ödenmesine, kesin hesap işlemlerinin(kesin hak ediş) mahkemece yapılmasını, çıkan kesin hesap alacak hakkının müvekkiline ödenmesine, müvekkili tarafından dava konusu sözleşmeye dayanan yapım işi sebebiyle yapılmış olan imalatlardan dolayı yapmış olduğu harcamalar ve ödenmeyen ara hakediş ve kesin hakediş miktarlarının tespitinin yapılarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 19.01.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, dava dilekçesiyle talep ettikleri 150.000,00 TL alacağı 246.722,14 TL daha arttırarak 396.722,46 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili: Davacının işi %98 seviyesinde tamamladığı ve inşaatı geçici kabul seviyesine getirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, 2021/4 D.iş sayılı dosyada yaptırılan tespit neticesinde işin %80 oranında tamamlandığının tespit edildiğini, bu oranda işin kabulünün imkansız olduğunu, davacının talebi üzerine sözleşme konusu iş bitirme tarihi 15.10.2020 olup, bu tarihte tamamlayamadığından müvekkilince 60 günlük ek süre verildiğini, bu sürede de işin tamamlanmadığını, geçici kabule hazır evrakı 25.02.2022 tarihinde idareye sunulmuş ise de eksik ve kusurlu imalatların fazla olması nedeniyle geçici kabul talebinin idarece uygun görülmediğini, çekilen ihtarların da sonuçsuz kalması üzerine nam ve hesabına 3.kişiye tamamlatıldığını ve 15.09.2021 tarihinde idarece geçici kabulün onaylandığını, davacının işin devamı sırasında proje ve sözleşmeye aykırı imalatlar yaptığından müvekkili şirketin teknik personellerinin görevleri dahilinde işlerin fen ve sanat kurallarına uygun yürütülmesi için gerekli uyarıları yaptıklarını, eksik ve hatalı imalatların tespiti için 2021/1 D.iş sayılı dosyada tespit yaptırıldığını, düzenlenen tespit raporunda bilirkişilerce tespit edilemeyen eksik ve hatalı imalatların da bulunduğunu, davacının müvekkilinin teknik elemanlarına ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede uygulanacak tek bir proje olup dava dışı idarece hazırlanmış herhangi bir projenin bulunmadığını, projenin uygulama aşamasında farklılıklar olduğuna ilişkin davacı iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin davacının uyarlama yapma talebini kabul etmemesi nedeniyle sözleşmenin tasfiye talebinin de yerinde olmadığını, TBK’ nın 480/2. maddesi götürü bedel üzerinden anlaşılan sözleşmeler için geçerli olup, taraflar arasındaki sözleşmenin birim fiyatlı olduğunu, bu durumda götürü bedele ilişkin TBK’nun 480/2 maddesinin taraflar arasındaki sözleşmede uygulama alanının bulunmadığını, davacının uyarlamaya gerekçe olarak gösterdiği hususların da dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, fazla imalatlar nedeniyle alacaklı olduğu iddialarının da kabulünün mümkün olmadığını, 2021/1 D.iş sayılı dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda keşif tarihi itibariyle yapılan imalatların bedelinin toplam 999.202,59 TL olduğunun tespit edildiğini, tespit edilen hakediş bedelinin de davacıya süresinde ve eksiksiz ödendiğini, kaldı ki davacının projeye ve sözleşmeye aykırı hareket ederek hatalı ve eksik imalatlarla eseri kullanılamaz hale getirdiğini, davacının kendisi tarafından alındığını iddia ettiği malzemelerin bedelinin müvekkili şirketçe ödenerek alındığını, ayrıca 2021/1 D.iş sayılı tespit raporundan da anlaşılacağı üzere davacının sıva imalatlarını hiç yapmadığını, müvekkili tarafından 3.kişilere yaptırıldığını, yine su izolasyonu malzemesi imalat iş sırasına uygun yapılmadığından su yalıtım malzemesinin zarar gördüğünü, mekanik tesisat imalatlarının da davacı tarafından yapılmadığını, müvekkilince 3.kişilere tamamlattırıldığını, ayrıca iş iskelesi, kalıp kurulumunun davacıya 4.hakediş ile ödenmiş olup, davacının dış cephe işi için çelik dış iskelesi kurulumunu da yapmadığını, kapı imalatları boyutlarını da projeye uygun yapmadığını, manevra odası boruları odalarının eksik olduğunu, bunların da müvekkilince 3.kişiye tamamlattırıldığını, yine çelik su borularının montajında kullanılması gereken çelik boruların da davacının maddi gücü olmadığından müvekkilince alındığını, vana ve boruların montajının yapılmadığını, onaylı projede demir metrajı 119.943 ton olmasına karşılık davacının müvekkili bilgisi dışında bir bağ yani yaklaşık 2250-2500 kg arası nervürlü inşaat demirini hurdacıya satarak müvekkili şirketi zarara uğrattığını, inşaat sahasındaki davacıya ait malzemelerin iade edilmediğine ilişkin iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, davacının işi tamamlamadan makine ve ekipmanını alarak şantiyeyi terk ettiğini, sonrasında da malzemelerin iadesine ilişkin bir talebinin de olmadığını, 2021/4 D iş sayılı dosyada yer alan bilirkişi raporu ile şantiye sahasında davacıya ait malzemelerin tespitinin yapıldığını, bunların şantiyede muhafaza edildiğini, davacı tarafından alınmasına bir engel bulunmazken dava konusu etmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının tanık dinletilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, HMK’nun 200.maddesi gereğince davacının tanık deliline dayanamayacağını belirterek, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında ise karşı davalı tarafından eksik bırakılan işlerin müvekkili tarafından davacı nam ve hesabına 3.şahıslara yaptırılması nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı 1.000,00 TL taraflar arasındaki sözleşmenin 8.22 maddesi gereğince 15.12.2020 tarihi ile şantiye mahallinin terk edildiği 30.03.2021 tarihine kadar olan dönem için 9.000,00 TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 10.000,00 TL’nin (1.000,00 TL'na dava 9.000,00 TL'na ise ihtar tebliğ tarihi olan 30.03.2021) tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle karşı davalıdan tahsilini istemiş, 06.02.2023 tarihli dilekçesiyle nam ve hesaba yapılan işler bedeli olarak talep edilen 1.000,00 TL'lık bedeli 8.500,00 TL daha artırarak 9.500,00 TL'na ıslah ederek bu miktarın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilin e karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Asıl davanın; taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında ödenmeyen bedelinin tespiti ve alacak istemine, karşı davanın; aynı sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından eksik bırakılan işlerin üçüncü şahıslara yaptırılması nedeni ile uğranılan zararın tazmini ve cezai şart istemine ilişkin olduğu, davacı vekilinin 07/06/2023 tarihli feragat dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla teminat için verilen 260.000,00 TL bedelli keşide tarihi 02.09.2020 vade tarihi olmayan bono taleplerinden feragat ettiklerini beyan ettiği, Sereflikoçhisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/1 Değişik İş sayılı dosyasının celp edildiği, Şereflikoçhisar Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığına müzekkere yazılarak davalı ile idarenin Şereflikoçhisar OSB Altyapı(içmesuyu, kanalizasyon, yağmur suyu, su deposu ve telekom altyapı) Yapım İşi Sözleşmesine ilişkin ara hakedişler mukayeseli kesin hesabın, teknik şartnamenin gönderilmesinin istenilerek gelen yazı cevabının dosyaya alındığı, tarafların beyan ve itirazlarını karşılar, mahkemece tespit edilen uyuşmazlık çerçevesinde, taraf defterler yerinde incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosyanın, makine mühendisi, inşaat mühendisi ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği, gelen bilirkişi raporunun dosyaya alındığı, bilirkişi raporunda özetle; davada, davacı/karşı davalı tarafından yapılan imalat tutarı toplamının 1.317.167,79 TL olduğu, ödenen tutarın (999.202,59 TL) olduğu, buna göre hakediş bazında ödenmesi gereken bakiye imalat bedelinin KDV hariç 317.965,20 TL olarak hesaplandığı, davacının şantiye sahasında bıraktığı malzeme bedelinin KDV hariç 18.240,00 TL olduğu, toplamın %18 KDV dahil 396.722,14 TL olacağı, davacının kesin hesap talep ettiği, karşı davada tespit edilen eksik ve kusurlu işlerin giderilmesi için gereken 9.500,00 TL de, KDV dahil 387.222,14 TL imalat bedelinin ödenmemiş olduğunu, karşı davada; hatalı imalatların giderilmesi için 9.500,00 TL harcanması gerektiği, personel eksikliğine ilişkin cezai işlem uygulaması talep edilmiş olup gerekli tespit yapılmadığından takdirin mahkemeye ait olacağının belirtildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 29/07/2020 tarihli Şereflikoçhisar OSB Altyapı(içmesuyu, kanalizasyon, yağmur suyu, su deposu ve telekom altyapı) Yapım İşine ilişkin sözleme akdedildiğine yönelik ihtilaf bulunmamakla birlikte uyuşmazlık, tarafların sözleşmedeki edimlerini yerine getirip getirmediği, sözleşme konusu işin ne kadarının tamamlanmış olduğu, var ise eksik kalan işin davalı- karşı davacı tarafından dava dışı 3. kişilere yaptırılıp yaptırılmadığı, işin gecikmesinin kimden kaynaklandığı, hakediş ödemelerinin yapılıp yapılmadığı kesin hesap işlerinin usulüne uygun gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, ara hakedişlerin süresinde ödenip ödenmediği, zararın oluşup oluşmadığı, fazla imalat yapılıp yapılmadığı, yapılan iş ve işlemlerin hatalı olup olmadığı, asıl dava yönünden muarazanın men'i, ara hakedişlerin ödenmesi ve geç ödendiği iddiasına dayalı zarar tazmini, fazla imalat bedeli istemi, davacıya ait malzeme bedeli istemi, kesin hesap işlemi ödemesi isteminin yerinde olup olmadığı, karşı dava yönünden sözleşmeye konu eksik olduğu ve 3. kişilere yaptırıldığı iddia edilen işlerin bedeli ve cezai şart bedeli isteminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.1 ve 5.4 maddeleri uyarınca sözleşme eki birim fiyatlara göre hesaplama yapılacağının belirtildiği, davalı tarafından gönderilen 17/02/2021 tarihli ihtarname uyarınca 25/02/2021 tarihli 6 nolu hakedişin değerlendirmeye alınacağı, davacıya ait olan ve şantiyede bırakılan ürün ve malzemenin tespitinin değişik dosyası kapsamında tespit edildiği, bilirkişi raporuna göre davacı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında yapılan imalat tutarının 1.317.167,79 TL olduğu, davalı iş veren tarafından ödenen bedelin 999.202,59 TL, sahada bırakılan malzeme bedelinin 18.240,00 TL olduğu ve bedellerin mahsup edilmesiyle asıl davada davacının talep edebileceği tutarın 396.722,14 TL olduğu, davacı-karşı davalı vekilinin diğer taleplerinin tespit niteliğinde olduğu, asıl davada davacı vekilinin bononun iadesi talebinden feragat ettiği, karşı davada da işverenin iş kapsamında yaptığı masrafların 9.500,00 TL olarak tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8.22 maddesinde cezai şart düzenlemesi yer almış ise de; davalı- karşı davacı vekilinin cezai şart isteminin dayanağı olan somut delilleri ve karşı tarafın bu maddeye aykırı davrandığına ilişkin bilgi belge sunmadığı anlaşıldığından asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısman kabulü ile, 260.000,00 TL bedelli bononun iadesi talebinin feragat nedeniyle reddine, 396.722,14 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın kısmen kabulüne, 9.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı- karşı davalı ... Yapı...Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Asıl davada 260.000,00 TL bedelli bononun iadesine yönelik taleplerinin feragat etmeleri nedeniyle davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan yargılama sırasında davanın sürüncemede kalmaması adına 07/06/2023 tarihli feragat dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla teminat için verilen 260.000,00 TL bedelli keşide tarihi 02.09.2020 vade tarihi olmayan bonoya yönelik taleplerinden feragat ettiklerini, bu haliyle feragat ettikleri bononun asıl davada asıl talepleri değil, taleplerinin ferisi niteliğinde olduğunu, feragat etmelerinin nedeninin de taleplerinde haksız olmaları değil, bir an önce karar verilmesi ve müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması olduğunu, bu nedenle asıl davanın kabulüne karar verilmesine rağmen feri nitelikteki senet iade taleplerinin reddi nedeniyle müvekkili aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi hak ve nefaset kurallarına da aykırı olduğunu, öte yandan kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer müvekkili aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin nispi değil maktu vekalet ücreti olması gerektiğini, karşı davanın kabulünün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine 9.500,00 TL hatalı imalat bedeline hükmedildiğini, ancak yargılamanın tüm aşamalarında açıkça belirttikleri üzere sözleşme konusu işin eksiksiz ve ayıpsız olarak bitirildiğini ve davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından teslim edilen işe yönelik müvekkiline herhangi bir eksik veya hatalı imalat bildirimi yapılmadığını, bu haliyle süresinde bildirilmeyen hatalı imalatlardan müvekkilinin sorumlu tutulması mümkün olmadığı gibi, ortada esasen bir hatalı imalat da bulunmadığını, bu nedenle karşı davada kısmı kabul kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, karşı davanın reddi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı ....AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın geçersiz olduğunu, mahkemenin gerekli araştırma ve incelemeleri yaparak uyuşmazlığı aydınlatması gerekirken, hakkaniyete aykırı tespitleri ile müvekkili aleyhine hüküm tesis edildiğini, mahkemece, yargılama boyunca yaptıkları itirazlarına, taleplerine itibar edilmediğini, tespit raporları ile yargılama aşamasında alınan rapor arasında mübayenet olmasına karşın mübayeneti giderici rapor alınması taleplerinin neden reddedildiği itirazlarına neden itibar edilmediğinin de gerekçelendirilmediğini, davacı-karşı davalı şirketin beyanları ile eksik ve hatalı değerlendirmeler ile hazırlanan bilirkişi raporu yeterli görülerek eksik inceleme ile yeterli delil incelemesinde bulunmaksızın hüküm tesis edildiğini, mahkemenin bu tutumunun hukuka aykırı olup adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, somut olaya ilişkin belirsizlikleri ortadan kaldıracak nitelikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkeme hükmünün eksik, yüzeysel, çelişkili, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayandırılmış olup bu nedenle verilen kararın hukuka uygun olmayacağını, taraflar arasında götürü bedel üzerine bir anlaşma sağlandığını, götürü bedelin sözleşme kurulurken iş sahibinin ödeyeceği bedelin taraflarca önceden ve kesin olarak kararlaştırıldığı ücret türü olduğunu,TBK 480/1 maddesi gereğince sözleşmede bedelin götürü olarak kararlaştırılması halinde iş sahibinin yapılan eser için bu bedelden daha fazla bir bedel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, diğer taraftan davacı-karşı davalı yüklenici tarafından sözleşme konusu işin tamamlamadan şantiye mahallini terk ettiğini, sözleşme ile yüklendiği edimlerini yerine getirmediğini, buna rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sözleşmede kararlaştırılan imalat bedelinden fazla imalat alacağı olduğundan bahisle, davacı-karşı davalı yüklenici lehine olacak şekilde yapılan imalat tutarı toplamının 1.317.167,79 TL olduğu, ödenen tutarın (999.202,59 TL) olduğu, buna göre hakediş bazında ödenmesi gereken bakiye imalat bedelinin KDV hariç 317.965,20 TL olarak hesaplandığı sonuç ve kanaatine ulaşılmış ve mahkemece işbu bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, sözleşmede iş bedelinin açıkça 1.250.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi raporu ile varılan sonuç ve bu sonucun dayanaklarının kesin surette hatalı olduğunu, hkkediş bedellerinin davacı-karşı davalı tarafa süresinde ve eksiksiz olarak ödendiğini, davacı-karşı davalı şirketin proje ve sözleşmeye aykırı hareket ederek yaptığı hatalı ve eksik imalatlar ile eseri kullanılamaz hale getirdiğini, bu durumda değil müvekkili şirketten alacaklı olmak ancak müvekkili şirkete borçlu konumunda olduğunu, kaldı ki Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1 D.İş sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda kabul anlamına gelmemekle birlikte "Ankara İli, Şereflikoçhisar İlçesi, (OSB) Organize Sanayi Bölgesi sahası içinde 1.250.000,00 TL teklif bedelli yapımı devam eden 2000 m3 Prizmatik Servis Depo İnşaat işin keşif tarihi 15.04.2021 itibariyle teklif bedeli üzerinden 250.797,41 TL bedelli imalat kaldığı, tespite konu adı geçen iş kapsamında taraflar arasındaki mevcut iş yapım sözleşmesine göre yapılacak imalat ve montajlar ile teknik şartnamesine uygun yapılması aykırı imalatların düzeltilmesi için gerekli malzemelerin temini ekip ve ekipmanların iş yerinde gerektiği zamanda hazır tutulması iyi bir organize sonucu tamamlanacak işlerin 40 günlük süre içinde bitirilebileceği" ifadelerine yer verildiğini, davacı-karşı davalı yüklenici tarafından şantiye mahallini terk etmesinden sonra şantiye mahallinde mahkeme ve ehil bilirkişiler marifetiyle yapılan keşifte, davacı-karşı davalı yüklenicinin sözleşme ile yüklendiği işi tamamen tamamlamadan şantiye mahalini terk ettiği ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla KDV hariç 250.797,41 TL bedelli imalatın hiç yapılmadığının ortada olduğunu, bu durumda sözleşme ile yüklendiği edimlerini tam olarak yerine getirmeden sözleşme konusu iş mahallini terk eden dolayısıyla iyi niyetli olmadığından dolayı hukuki himaye de görmesi mümkün bulunmayan davacı-karşı davalının sözleşme konusu işi sabit fiyatla götürü bedelle de üstlendiği dikkate alındığında davacı-karşı davalı yararına sözleşme dışı yaptığı iddiası ile bir ödeme yapılması gerektiği sonucuna varılması iyi niyetli olmayan davacı-karşı davalının mükafatlandırılmasına neden olduğunu, ayrıca 29.07.2020 tarihli alt yüklenici sözleşmesinde de belirtildiği şekilde sözleşme konusu yapım işinde uygulanacak tek bir proje olup; dava dışı idare tarafından hazırlanmış herhangi bir proje de bulunmadığını, dolayısıyla davacı-karşı davalı şirketin sözleşme konusu yapım işinde; proje uyumsuzluğu bulunduğundan yapım işinin süresinin uzadığı ve maliyetlerin arttığı iddiaları ile alacak talebinde bulunmasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerle delil tespiti kapsamında şantiye mahallinde keşif yapılmak sureti ile düzenlenen raporlardaki tespitler taban tabana zıt olup hükme esas alınan raporda, davacı-karşı davalı lehine bakiye imalat hesaplaması yapılması hukuka aykırı olduğu gibi raporlar arasındaki mübayeneti giderici rapor alınmadan verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu, itiraza konu raporda, hiçbir detay ve gerekçeye yer verilmeksizin taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirlenmiş olan götürü bedelin dışına çıkılarak davacı-karşı davalı şirket lehine bakiye imalat bedelinin hesaplandığını, gerek açıklanan sebepler ve gerekse belirtilen Yargıtay kararları göz önünde bulundurulduğunda; rapordaki hesaplama ve tespitler tamamen hatalı olup, Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mah.'nin 2021/1 ve 2021/4 D. İş. sayılı dosyalarından düzenlenen raporlardaki tespitler ile taban tabana zıt durumda olduğunu, yargılama aşamasında, delil tespiti olarak alınan raporlardan davacı- karşı davalı lehine olan tespit raporundaki veriler esas alınarak hazırlanan ve hükme esas alınan raporda; önceki raporlarda yer alan eksik ve kusurlu imalatların irdelenmesindeki hesaplama ve tespitler gerekçeli olmadığı gibi sonuç kısmında belirtilen tespitlerin tamamının da irdelenmediğini, hükme esas alınan rapor, tarafların talebi üzerine şantiye mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen delil niteliğindeki raporlarda yer alan tespitlerden hareketle hazırlanmış olmasına karşın, bilirkişi raporunda, delil tespiti kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarında belirtilen eksik iş ve imalatların incelemesinde; "Her ne kadar detay verilmediyse de 1.500,00 TL'lik harcama ile eksikliğin giderilebileceği kanaatine varılmıştır." şeklinde belirtilen bedele ne şekilde ulaşıldığı gerekçelendirilmeksizin tamamen muğlak tespitlere dayanılarak hesaplama yapıldığını, bunun yanında yine yapılan incelemeler de örneğin "(...) imalatların sökülerek tekrar yapılması gerektiği anlaşılmıştır." ve "Baca/Özel pozuna ilişkin 10 adet baca şapkası imalat yapılmadığı anlaşılmaktadır." gibi eksikliklere değinen tespitler yapılmış olmasına karşın; bu eksikliklerin hesaplaması yapılmamış ve sonuç kısmında bu eksikliklere değinilmeksizin bir tutarın belirlenmiş olduğunu, bilirkişi raporunun şüphe oluşturmayan ve eksiksiz olarak hazırlanması hususu büyük önem arz ettiğini, davacı- karşı davalı şirket lehine şantiye sahasında bırakılan malzeme bedelinin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin sözleşme ile taahhüt ettiği işi tamamlamadan kendine ait makine ve ekipmanı alarak şantiye sahasını terk ettiğini, sonraki süreçte ise müvekkili şirketten malzemelerin iadesine ilişkin bir talebi olmadığını, nitekim Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mah.'nin 2021/4 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile şantiye sahasında davacı-karşı davalı şirkete ait olan malzemelerin tespiti yapılmış olmakla, bu malzemeler şantiye sahasında muhafaza edilmekte olup; davacı taşeron firma tarafından alınmasına bir engel bulunmazken, davacı-karşı davalı şirket lehine, şantiye sahasında bırakılan malzeme bedelinin hesaplanması ve kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bahsi geçen malzemelerin davacı-karşı davalı şirketçe bırakıldığı açıkça belirtilmiş olup davacı-karşı davalı tarafından bu malzemelerin müvekkili tarafından kullanıldığına dair herhangi bir delilin de dosyaya sunulmadığını, bu doğrultuda edimini yarım bırakarak haklı bir neden olmaksızın şantiye mahallini terk eden davacı-karşı davalı şirketin kendisi tarafından şantiye sahasında bırakılan ve iadesine ilişkin herhangi bir talep de bulunulmayan malzeme bedellerinin müvekkilinden tahsilinin mümkün olmadığını, davacı-karşı davalı şirketçe eksik ve hatalı yapılan imalatların, müvekkili tarafından bu şirket nam ve hesabına üçüncü kişiye yaptırılmasından doğan alacak taleplerinin eksik hesaplandığını, sözleşmesinin 6. maddesi gereğince işin, 15.10.2020 tarihine kadar bitirilerek teslim edileceği belirtmesine karşın işin davalı yüklenici şirket tarafından işin belirtilen sürede bitirilmemesi üzerine; talebine binaen 15.12.2020 tarihine kadar ek sürede de tamamlanmaması üzerine, müvekkili tarafından davalı şirkete Ankara 20. Noterliğinden keşide edilen 23.02.2021 tarih ve 02516 yevmiye nolu ihtarname ile; "işin, eksik imalatların mahkeme kanalı ile tespit ettirilerek nam ve hesabına üçüncü şahıs ve şirketlere yaptırılacağı" ihtar edilmiş olup, davacı-karşı davalı şirket tarafından ihtarnameye karşı bir cevap verilmediği gibi şantiye mahallinin de terk edilmesi üzerine müvekkili tarafından, eksik ve hatalı yapılan imalatlar ile hiç yapılmayan imalatların nam ve hesaba dava dışı üçüncü kişilere tamamlatılmak durumunda kalındığını, müvekkili tarafından, Şereflikoçhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1 D.iş sayılı dosyası ile şantiye mahallinde bilirkişiler marifeti ile keşif yapılmak sureti ile işi tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanan işlerden ayıplı, kusurlu ve eksik imalatların neler olduğu, hangi sürede tamamlanabileceği ve hangi bedelle malolacağının tespitinin talep olunması üzerine keşif sonucu hazırlanan 15.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda 250.797,41 TL bedelli imalat kaldığı, eksik kusurların 40 günlük sürede bitirileceği kanaatına varılmış olduğunu, müvekkilince üçüncü kişilere yaptırılmış olan eksik işlerle ilgili fatura ve sözleşmelerin de yargılama aşamasında dosyaya ibraz edildiğini, ancak sözkonusu delillerinin eksik değerlendirildiğini, mahkemece muğlak tespitlere dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, mahkemece müvekkili şirketin ticari defterler de incelenerek, gerekli araştırma yapılarak uyuşmazlığın aydınlatılması gerekirken, hakkaniyete aykırı tespitler ile müvekkil şirket aleyhine hüküm tesis edildiğini, bu nedenle bu yöndeki itirazları dikkate alınmaksızın eksik ve hatalı değerlendirme ile hazırlanan bilirkişi raporu yeterli görülerek verilen mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacı- karşı davalı şirketçe sözleşmenin 8.22 maddesine aykırı davranıldığı ortadayken mahkemece sözleşme gereğince müvekkili şirket lehine cezai şart ödenmesi/ hesaplanması taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilince karşı tarafa keşide edilen 23.02.2021 tarih ve 02516 yevmiye sayılı ihtarname ile sözleşmenin 8.22.maddesi gereği süre uzatım tarihinin bitimi olan 15.12.2020 tarihinden itibaren cezai şartın işlemeye başladığının ihtar olunduğunu, bu nedenle taraflar arasında akdedilen 29.07.2020 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi'nin 8.22.maddesi davacı-karşı davalı yüklenici şirket tarafından 15.12.2020 tarihi ile şantiye mahallinin terk edildiği 30.03.2021 tarihine kadarki dönem için ceza-i şart ödemesi gerektiğinden 9.000,00 TL ceza-i şart alacaklarının ticari faizi ile birlikte davacı-karşı davalı şirketten tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarında bu taleplerinin hiçbir şekilde incelenmemiş olmasının eksik ve hatalı olduğunu, delil olarak sundukları belgeleri herhangi bir değerlendirmeye tabi tutmayan eksik ve hatalı incelemeye dayalı olan işbu bilirkişi raporunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, mahkemenin de hükmünü, açıkça kendisine dayanak olarak kabul ettiği bilirkişi raporuna göre oluşturduğunu, yeterli delil incelemesinde bulunmadığını, itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporuna itibar edildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın tümden reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, muarazanın men'i, alacak ve teminat mektubunun iadesi, karşı dava alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemesince taraflar arasındaki sözleşme kapsamında denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporu ve ek raporlarla kesin hesap çıkartılarak sonucuna göre karar verilmiş olmasına, feragat edilen teminat bonosuna ilişkin olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik davacı ... Yapı...Ltd.Şti.'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın asıl dava davacısından alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince karşı davaya yönelik karşı davalı ... Yapı...Ltd.Şti.'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 192,30 TL harcın karşı davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-Harçlar Kanunu gereğince asıl davaya yönelik davalı ....AŞ'den alınması gereken 27.100,11 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.776,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.324,11 TL harcın asıl dava davalısından alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Harçlar Kanunu gereğince karşı davaya yönelik karşı davacı ....AŞ'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın karşı davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
6-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının kendileri üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.