İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;

Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil sigorta şirketi tarafından ..." adresinde ( ...) bulunan Residence İnşaatı Projesi ... poliçe numaralı inşaat tüm riskler (car) sigorta poliçesi kapsamında 01.10.2021 - 31.03.2027 tarihleri arası dönem için sigortalanmıştır. 31.10.2024 tarihinde ...’de yapılmakta olan residence inşaatı projesinde hırsızlık hasarı meydana gelmiştir. Sigortalı ile yapılan görüşmede 31.10.2024 tarihinde saat 06: 30 sıralarında şantiyeye gelen faillerin bekçiyi “yemek firmasından geliyoruz” diyerek içeri girdikleri, bodrum katta bulunan kilitli depodaki elektrik kablolarını çalarak şantiyeden uzaklaştıkları, failler kaçarken bekçinin durumu fark ettiği ancak durduramadığı bilgisi alınmıştır. Proje sorumlusu ... olay mahalline geldiğinde şantiye kapısının açık olduğunu ve ayrıca kamera kabloları ve otomatik kapıların kablolarının kesilmek suretiyle koparıldığını görmüştür. Ardından ... inşaat alanında "..." olarak görev yapan ...'i yönlendirmesiyle malzeme deposundan çalınan emtialara ilişkin tespitler gerçekleştirilmiştir. Eksper tarafından yapılan incelemeler ve değerlendirmeler sonucunda, poliçede belirtilen hırsızlık özel şartlarına göre yaşanan hadise teminat kapsamında değerlendirilerek, hırsızlık sebebi ile doğan zarar için 14.04.2025 tarihinde toplam 265.068,12 TL hasar ödemesi yapılmıştır. Riziko mahallinde güvenliğin sağlanması için davalı şirket ile sözleşme imzalanmıştır. Ancak davalı şirket tarafından güvenlik hizmeti kusurlu şekilde ifa edilmiş ve hırsızlık hadisesi sonucu zarar meydana gelmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1472. Maddesi uyarınca sigorta şirketi sigortacıya ödemiş olduğu sigorta tazminatını haksız fiili ile zarara sebebiyet verenlerden ve bu fiilden sorumlu olanlardan kendi sigortalısına halef olarak geri alma hakkına sahiptir. Davalı şirket güvenliğe ilişkin yükümlülüklerini gereğince yerine getirmediğinden hasardan sorumludur. Davalı şirketten ödeme talebinde bulunulmasına rağmen ödeme yapılmaması nedeni ile zararın rücuen tahsili amacı ile ... 20. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosya ile davalı şirket hakkında icra takibi başlatılmış ancak davalı haksız bir şekilde takibe itiraz ederek takibi durdurmuştur. Dava öncesi arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç elde edilememiş olup, anlaşmazlık tutanağı ektedir. Bu sebeple davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile alacağın en az %20’si oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu doğmuştur.
Davamızın kabulüne, davalının ... 20. icra dairesi ... e. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, Yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "huzurdaki dava bakımından hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süresi dolmuştur. bu sebeple zamanaşımı defi'nde ve hak düşürücü süre itirazında bulunuyoruz. Davacının müvekkil şirkete yönelik beyan ve iddialarını kabul manasına gelmemekle birlikte; huzurdaki dava bakımından, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süresine itibar edilmeden davanın açıldığı görülmektedir. Süresinde ve usulüne uygun olarak tüm def’i ve itirazlarımızı sunmakla; zamanaşımı defi'nde ve hak düşürücü süre itirazı'nda bulunduğumuzu belirtir, davanın reddi gerektiğini beyan ederiz. Türk Borçlar Kanunu'nun meri hükümleri uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Bu nedenle huzurdaki istemler yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ederiz.
davacı tarafın sigortalısı ... a.ş'ye müvekkkil şirket tarafından güvenlik değil "yönlendirme hizmeti" verilmiştir. rücu talebine konu zararlara sebebiyet veren sözde hırsızlık olayına dair iddiaları kabul etmemekteyiz. ancak bir hırsızlık olayı oluşmuşsa dahi müvekkil şirketin bu konuda hukuki/cezai sorumlu olmayacaktır.
müvekkil şirket tarafından dava dışı / davacının sigortalısı ...A.Ş. tarafından yürütülmekte olan ... adresindeki inşaata ilişkin hizmet sağlanmıştır. Müvekkil şirket tarafından verilen hizmet ise güvenlik hizmeti olmayıp danışma hizmetini de kapsar bir "yönlendirme hizmeti" dir.
Müvekkil şirketin 12.06.2017 tarih, 9345 Sayılı ticaret sicil gazetesinde iştigal sahası açıkça belirtilmiştir. Müvekkil şirketin faaliyet sahası, üniversite, ortak yaşam alanları, alışveriş merkezleri apartman vb. İnsanların topluca veya bireysel yaşadığı, hizmet aldığı yerlerde işletme yöneticiliği ve teknik işletme yönetimi yapmak, her türlü yönetim ve eğitim danışmanlığı, personel tedarik ve gözetim, denetim faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetleri organize etmek, personel ve işçi temini yapmak vb. faaliyetlerdir. Müvekkil şirketin iştigal sahası bu şekilde belirli olup güvenlik hizmeti faaliyet izin belgesi de bulunmadığından; müvekkil şirket tarafından güvenlik hizmeti sağlanması dolayısıyla sağladığı hizmet yönünden güvenlik zaafiyeti yaratması hukuken mümkün değildir.

Dava dışı sigortalı firma .... A.Ş.'de hırsızlık olayı yaşandığını kabul etmemekle birlikte şayet hırsızlık olayı vuku bulmuş olsaydı dahi bu olayın önlenmesi, kontrol altına alınması veya zararların tazmini müvekkilin vermiş olduğu hizmetin kapsamda olmayacaktı. Zira müvekkil dava dışı şirkete özel güvenlik değil "gözetim, kontrol ve yönlendirme" hizmeti vermiştir.

Dava dışı sigortalı ... A.Ş., hırsızlık hadisesinin yaşandığı iddia edilen 31.10.2024 tarihinden sonra 17.09.2025 - 17.09.2026 tarihleri arasında dava dışı ...Şti. Tarafından güvenlik hizmeti almıştır. Şu halde, dava dışı sigortalının 17.09.2025 tarihinden yani güvenlik hizmeti aldığı tarihten evvel yaşandığını iddia ettiği hırsızlık hadisesi ve bu hadise nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından müvekkil şirkete rücu etmesi hukuken mümkün değildir.
Davacı taraf ise sigortalısı ile müvekkil şirket arasındaki hizmet sözleşmesini dikkate almayarak yaşandığı iddia edilen sözde hırsızlık olayında "güvenlik zaafiyeti" yaşandığı çıkarımında bulunmaktadır. Nitekim dava dilekçesinin 3 no'lu maddesinde "Riziko mahalinde güvenliğin sağlanması için davalı şirket ile sözleşme imzalanmıştır." ifadesi yer almakta ise de davacının bu beyanı gerçekle bağdaşmamaktadır. Zira tekraren belirtmek isteriz ki dava dışı sigortalının güvenlik hizmeti aldığı tarih, 17.09.2025 - 17.09.2026 tarihleri arasıdır. Dava dilekçesi ekinde yahut delil dilekçesinde akdedildiği iddia olunan güvenlik hizmet sözleşmesi yer almamaktadır. Davacı şirket, güvenlik hizmeti sağlandığı iddiasıyla hukuki nitelendirme yapmakta ve sigortalısına yaptığı ödemenin müvekkilden rücusunu talep etmektedir. Bu durumun tarafımızca kabulü mümkün değildir.
davaya konu olayın gelişimine dair detaylar bakıldığında, hırsızlık iddiasının oldukça şüpheli olduğu sigorta şirketince inceleme yapılmadan ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda da izah ettiğimiz üzere müvekkil şirket tarafından dava dışı sigortalıya gerçekleştiği iddia olunan olay tarihinde sağlanan bir güvenlik hizmeti bulunmamaktadır. Yukarıda da izah ettiğimiz üzere yaşandığı iddia edilen hırsızlık olayına dair müvekkilin sorumlu olduğunu kabul etmemekteyiz. Bununla birlikte yaşandığı iddia edilen hırsızlık olayının detaylarına bakıldığında vakıaya dair birçok şüpheli durumun olduğu görülecektir. Zira olayın sabah 06: 30 sularında otoparkın alt katında bulunan depoda gerçekleştiği ifade edilmiştir. Öğrenilebildiği kadarıyla hırsızlık eylemini gerçekleştirdiği iddia edilen şahıslar, işçi yeleği giyerek, yemek aracının geleceği saatten çok kısa bir süre önce içeriye giriş yaptıkları için bu durum şantiye alanında bulunan herkes tarafından olağan karşılanmıştır. Akabinde bu denli büyük bir inşaat alanında çok kısa bir süre içerisinde elektrik malzemelerinin bulunduğu yerin tespit edilerek araca yüklenmesi ve yemek aracının geleceği saatten hemen önce olay mahalinden ayrılmaları hayatın olağan akışına aykırıdır. Hırsızların inşaat alanını ve organizasyon yapısını bu denli iyi bilmesi Sayın Mahkemece yaşanan hırsızlık olayının oluşuna şüpheyle yaklaşması için yeterlidir.

Dava dilekçesi ekinde oluşan sözde zararlara dair birtakım faturalar ibraz edilmiştir. Faturaların tutarlarına bakıldığında fahiş miktarda oldukları görülecektir. Bu kadar ağır metaryallerin çalınması, bu denli yüksek zararların meydana gelmesi ve çalınan eşyaların da faturalarda belirtildiği tutarlarda olması hayatın olağan akışına aykırıdır. Çalındığı iddia edilen malların bulunduğu deponun önünde herhangi bir kamera bulunmamaktadır. Yine hırsızlanan malların bulunduğu iddia edilen depo içerisinde kamera bulunmamaktadır. Bu halde çalınan malların cinsi ve adedi / miktarı salt davacı beyanlarına göre tespit edilemez! Faturalara konu edilen malların piyasa değeri bilirkişi marifetiyle araştırılmalı ve zararlara konu edilen tutarların iddia edilen zarar ile uyumlu olup olmadığı / talep edilebilecek zarar irdelenmelidir.
halefiyet (ttk m. 1472) bir kusursuz sorumluluk hali değildir. sigortalının üçüncü kişiye rücu edemeyeceği bir durumda, sigortacı da edemez. huzurdaki davada sigortalı ... a.ş.'dir. müvekkil tarafından verilen güvenlik hizmeti olmadığından (diğer bir ifadeyle müvekkile husumet yöneltilemeyeceğinden) ve ayrıca müvekkilin kusuru bulunmadığından rücu talebinin de muhatabı müvekkil değildir. kimse kendi kusuruna dayanamayacağından sigortalının müvekkil şirkete başvuru hakkı olmadığı gibi haliyle sigortacının rücu hakkından da bahsedilemez.
Huzurdaki dava yönünden davacı sigorta şirketinin sigortalısı ...A.Ş.'dir. Dava dışı sigortalı projeyi üstlenmiş ve anılı yerde faaliyet göstermiştir. Dolayısıyla projedeki güvenlikten ve bu sebeple oluşacak herhangi bir zarardan sorumlu olan bizatihi sigortalıdır. Kimse kendi kusuruna dayanamayacağından sigortalının müvekkil şirkete başvuru hakkı olmadığı gibi haliyle sigortacının rücu hakkından da bahsedilemez.
Meydana geldiği iddia edilen hırsızlık olayı şaibelidir. Müvekkile hiçbir surette husumet yöneltilemeyeceği itirazımı tekrarla ve müvekkilin hiçbir hal ve şartta kusur olduğunu kabul etmemekle hırsızlık olayı oluştuğu iddia edilen zarar ayrıca ele alınmalıdır. Projede bulunan tüm kameralar tetkik edilmeli elde dilmesi mümkün tüm deliller tetkik edilerek maddi gerçek ortaya konulmalıdır. Sayın Mahkeme tarafından yapılacak yargılamada da görülecektir ki olayın sorumluları güvenlik zaafiyeti olan dava dışı işveren sıfatı sigortalı ile ... A.Ş.'dir.
Müvekkil şirket davaya konu olayda muhatap dahi değildir. Yukarıda da izah ettiğimiz üzere proje; işveren sıfatı dava dışı sigortalı ... A.Ş. olup güvenlik için gerekli önlemleri almayan sigortalıya davanın ihbarı gerekmektedir. Bu sebeple davanın ... A.ş.'ye davayı ihbar etmekteyiz. İhbar dilekçesi bilahare sunulacaktır.Davanın zamanaşımı ve hakdüşürücü sürelerin dolması nedeniyle reddine,
Her halükarda davanın esastan reddine,
Haksız ve kötüniyetli şekilde başlatılan icra takibi nedeniyle asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla müvekkil lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
Yargılama gideri ile yasal ve HMK m. 329/1 maddesi uyarınca kötüniyetli haksız dava açılması nedeniyle yasal vekalet ücreti kadar ayrıca akdi ücret-i vekaletin de davacı yan üzerine bırakılmasına, karar verilmesini" talep etmiştir.

Mahkememizde görülmekte olan dava; 31/10/2024 tarihinde ...'de yapılmakta olan residence inşaatında hırsızlık meydana geldiği, hırsızlık nedeniyle davacı tarafından sigortalısına 265.068,12 TL'yi 14/04/2025 tarihinde ödenmiş olduğu iddiasıyla ödenen zararın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin ... E...K sayılı ilamında özetle; "6102 sayılı TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için; sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.
Dosyaya sunulan davacı ile dava dışı ... A.Ş arasında yapılan nakliyat Emtea sigorta poliçesinde "TÜZEL KİŞİLİK NOTU" bulunduğu buna göre; "Teminat taşımayı yapan nakliyecinin bir tüzel kişilik olması ve sevkiyatın hukuken geçerli yazıl bir taşıma sözleşmesine bağlı olarak yapılması kaydı ile geçerlidir. Aksi teminat geçersiz sayılacaktır." şartının getirildiği, taşımayı yapan davalının tüzel kişilik olmayıp gerçek kişi olması nedeniyle meydana gelen zararın poliçe teminatı kapsamında olmadığı, dava dışı sigortalı tarafından davacıya alacağın temlik edildiğine dair bir belge sunulmadığı anlaşılmakla davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi olduğu ve rücu imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde karar verilmiştir.
Davacı tarafından sunulan "İnşaat Tüm Riskler (Car) Sigorta Poliçesi"nin 3. Sayfasında; "Hirsizlik veya hirsizliga tesebbüsün; Kirma, delme, yikma, devirme ve zorlamayla girilerek, öldürme yaralama, zor ve siddet kullanma veya tehditle, araç gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tirmanma veya asma suretiyle girilerek, sigortali yerlere gizlice girip saklanarak veya kapanarak yapilmasi halinde meydana gelecek hasarlar teminat altina alinmistir. Açikta bulunan muhteviyat için 24 saat bekçi bulundurulmasi ve etrafinin kifayet edecek halde kapatilmis/çevrelenmis olmasi ön sarttir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İnşaat Tüm Riskler (Car) Sigorta Poliçesinin 7. Sayfasında; "6) Kötü Niyetli Hareketler Klozu.
Sigortalı ve sigortalının usul ve füru ve sözleşmesel ilişkide bulunduğu kişiler dışındaki herhangi bir 3.şahsın sigortalıya zarar vermek maksadı ile gerçekleştirdiği kötü niyetli eylemler ve bu olayları önlemek ve etkilerini azaltmak üzere yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucu sigortalı şeyler in tahrip edilmesi, yıkılması, bozulması veya kullanılmaz hale getirilmesi gibi doğrudan meydana gelen yangın ve infilak sonucu hariç bütün zararlar teminata ilave edilmiştir.
Hırsızlık, Hırsızlığa teşebbüs, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık yoluyla verilen maddi zararlar bu kloz kapsamında değildir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İnşaat Tüm Riskler (Car) Sigorta Poliçesinin 9-10. Sayfalarında Kloz: 004 Genişletilmiş Bakım Devresi Teminatı başlığının altında; "Sigortaci,bakim devresinde asagidaki haller sebebiyle meydana gelen zararlardan sorumlu degildir.
(...)
F)Hırsızlık ve hırsızlığa teşebbüs" şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı nezdinde meydana gelen hırsızlık olaylarına istinaden toplam 265.068,12 TL ödeme yaptığı sabittir. Ancak davacı ile dava dışı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesinin incelenmesinde hırsızlık olaylarının sözleşmenin 3. Sayfasında hırsızlık ya da hırsızlığa teşebbüsün kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla girilerek, öldürme yaralama, zor ve siddet kullanma veya tehditle, araç gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya asma suretiyle girilerek, sigortali yerlere gizlice girip saklanarak veya kapanarak yapılması halinde teminat kapsamı altına alındığı hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinin incelenmesinde ise olayın "31.10.2024 tarihinde saat 06: 30 sıralarında şantiyeye gelen faillerin bekçiyi “yemek firmasından geliyoruz” diyerek içeri girdikleri, bodrum katta bulunan kilitli depodaki elektrik kablolarını çalarak şantiyeden uzaklaştıkları, failler kaçarken bekçinin durumu fark ettiği ancak durduramadığı" şeklinde cereyan ettiği iddia ve ikrar edilmiştir. Yani bir başka deyişle davacı sigortalısında meydana gelen hırsızlık olayının faillerin tehdit, cebir, zor kullanma ya da araç, gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya asma suretiyle gerçekleşmediği, inşaat sahasında bulunan bekçiyi "yemek firmasından geliyoruz" şeklindeki beyan ile kandırmak sureti ile içeri girdikleri anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı ve dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen poliçenin 3. Sayfasında teminat altına alınan hırsızlığın gerçekleşme biçimi ile teminat dışında bulunduğu, aynı sözleşmenin 7,9 ve 10. Sayfalarındaki düzenleme ile de hırsızlığın teminat kapsamı dışında bırakıldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda vuku bulan hırsızlık olayının davacı şirket ile dava dışı sigortalısı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi kapsamında teminat altına alınmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca davacı tarafından sunulan evraklarda da dava dışı sigortalısından hırsızlık olayına istinaden yapmış olduğu ödemelere dair alacağı temlik ettiğine dair bir belge de sunulmamış olduğu göz önüne alındığında emsal istinaf kararında ve yerleşik Yargıtay uygulamalarında da belirtildiği üzere davacının dava dışı sigortalısına yapmış olduğu ödemenin lütuf ödemesi kapsamında bulunduğu ve rücu imkanının bulunmadığı, usul ekonomisi ve hukuki konularda bilirkişi raporu alınamayacağına ilişkin yerleşik Yargıtay kararları ile düzenlemeler dikkate alındığında hasarın davacının ikrarı ve anlatımı ile oluş şekline göre poliçe kapsamında bulunup bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporu alınmasına lüzum duyulmamış ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davanın REDDİNE,

2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 3.756,36 TL'nin mahsup edilerek bakiye 3.024,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 311.021,13 TL üzerinden hesaplanan 49.763,38 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/05/2026