İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasında 06.01.2023 tarihinde, davalı ...'ın yetkilisi olduğu... Tur. San ve Tic. A.Ş. ya ait Ulukent-Gümüşpala/İZMİR adresindeki binaya asansör montajı yapılması konusunda bir sözleşme akdedildiğini, yine taraflar arasında 2 adet de sözlü olarak anlaşma yapıldığını, sözleşmeler ve sözlü anlaşmalar kapsamında yapım işini üstlenen müvekkiline davalılarca nakit ödeme yapılması ve barter usulü daire verilmesi hususunda anlaşıldığını, sözleşmeler uyarınca müvekkili şirketin asansörün projelendirilmesi, temini ve montaj işlerini eksiksiz ve sözleşmeye uygun şekilde tamamladığını, 06.01.2023 tarihli sözleşmeye konu montaj işleminin bitirildiğini, asansörün kullanıma hazır hale getirildiğini, bu hususun asansörlerin ilgili belediye nezdinde tutulan kayıtları ile de sabit olduğunu, taraflar arasında kararlaştırılan toplam sözleşme bedelinin 1.100.000,00 TL+KDV olduğunu, sözleşmede bu bedel karşılığı Ulukent (İzmir)'de yapılacak olan projeden 1.750.000,00 TL değerinde ... kat ebeveyn banyolu daire verileceğinin ve aradaki fark için aynı rakam karşılığı müvekkili şirketçe asansörün ilave edileceğinin hüküm altına alındığını, ancak davalılarca müvekkili şirkete sözleşme bedelinin ödenmediğini, bedel karşılığı verileceği hüküm altına alınan dairenin de verilmediğini, sözleşmede ''sözleşme tarihinden itibaren 4 ay içinde dairenin satışı verilecektir.'' şeklinde hüküm altına alınmasına rağmen davalıların edimlerini yerine getirmediğini, davalılara İzmir.... Noterliğinin 15 Ekim 2025 tarih...sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve davalılara 16.10.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak bu tarihten itibaren müvekkili şirkete ödenmesi gereken bedel yahut verilmesi gereken dairenin de verilmediğini belirterek davanın kabulüne, sözleşme konusu dairenin bedelinin belirlenmesi ile artırılmak üzere belirsiz alacak olarak 1.100.000,00 TL alacağın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Görev hususu, kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Öte yandan, HMK'da mahkemenin görevli olması, dava şartları arasında sayılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesi; TTK'nın 16/2. maddesinde "Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları" düzenlemesi benimsenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı" düzenlemesi; TTK'nın 16/2. maddesinde "Kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları" düzenlemesi benimsenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınmalıdır.
Davanın ticari olup olmadığı bakımından davalıların işletmesi bulunup bulunmadığı, işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davalıların tacir sayılıp sayılamayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. Maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığına müzekkereler yazılmış; Bornova Vergi Dairesi'nin 06/01/2026 tarihli yazı cevabında davalı ...'ın 10/09/2022 tarihinde "kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük, vb.) (gaz ve petrol ürünleri hariç)" işinden dolayı faaliyetine başladığı, 27/05/2024 tarihi itibariyle faaliyetine Telekomünikasyon Teçhizatının Perakende Ticareti faaliyetinide eklediği ve halen faaliyetine devam ettiği, ödevlinin gelir vergisi beyannamelerini 2024 dönemi yıllık gelir vergisi beyanında işletme hesabı usulünde beyanda bulunduğunun tespit edildiği; Bornova Vergi Dairesi'nin 12/01/2026 tarihli yazı cevabında davalı ...'ın 16/09/2021 tarih ve... sayılı dilekçesine istinaden 01/01/2017-31/12/2018 tarihleri arasında otomobillerin ve hafif motorlu kara taşıtlarının perakende ticareti (elektrikli olanlar ile ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil) faaliyetinin bulunduğu ve gelir unsurunun ticari kazanç olarak nitelendirildiği, beyanlarının bulunmadığı 2017-2018 dönemleri için matrah artırımında bulunduğunun tespit edildiği, mükellefin gönüllü uyum kapsamında kira geliri bulunduğu tespit edildiğinden 01/01/2022-31/12/2022 tarihleri arasında kendine ait veya kiralanan gayrimenkulün kiralanması ve işletilmesi faaliyetinin açıldığı ancak beyanının bulunmadığı tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosya muhteviyatına kazandırılan müzekkere cevaplarında yer alan bilgi ve belgeler doğrultusunda davalıların 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin ve ticari işletmesinin bulunmadığının belirlendiği, Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağına dair Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği üzere tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan, gayri safi hasılatı çerçevesinde tarafların gelirlerinin esnaf sınırını aşmadığı dolayısıyla tacir olmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalıların gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin tarafları işletmeleri ile ilgili olup olmadığı, tarafların işletmelerinin ticari işletme vasfında olup olmadıkları ve bu itibarla tarafların tacir sayılıp sayılmayacaklarının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için ilgili yerlere yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davalıların tacir sıfatının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği, dava konusu uyuşmazlık tacir olan davacının ticari işletmesini ilgilendirmekte ise de davalıların tacir olmaması sebebiyle davanın nispi ticari davalardan da olmadığı, mahkememizin iş bu dava açısından görevsiz olduğu, 6100 s. HMK. 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmaması durumunda Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, usul ekonomisi nazara alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 4. H.D. 2022/5747 E.-2022/9478 K.,Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4.H.D. 2019/377 E.-2019/322 K.)
1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.27/01/2026