İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 02/01/2025 tarihinde saat 20: 50 sıralarında faili meçhul aracın ... sayılı yer önünde yaya olan müvekkiline çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza sonucunda yaya olan müvekkilinin yaralandığını ve vücudunda ciddi kırıklar ve yaralanmaların meydana geldiğini, kazayla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin kaza sonrası ... Devlet Hastanesi'ne sevk edildiğini ve burada tedavi olduğunu, işbu kaza sonrası malul kalacak şekilde ağır yaralanmasından dolayı müvekkilinde oluşan psikolojik travmanın hayatını olumsuz yönde etkilediğini, kazadan sonra müvekkilinin hayatını alt üst olduğunu, hem sağlık hem de psikolojik olarak hayatının kaza öncesindeki gibi olamayacağının aşikar olduğunu, tüm bu sebepler göz önüne alındığında müvekkilinin maddi ve manevi olarak oldukça büyük bir kayba uğradığının açık olduğunu, dava konusu olayda müvekkilinin Suriye uyruklu olduğunu, söz konusu ülke ile ... tarihinde imzlaanan .... tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayınlanan anlaşma mevcut olduğunu, davanın niteliği ve erişim hakkı kapsamında adli yardımdan faydalanmak için gerekli şartları taşıdığının sabit olduğunu, müvekkilinin yargılama harç ve giderlerini karşılayacak durumda olmadığını, üzerine kayıtlı bir mal varlığı bulunmadığını, müvekkilinin haklı davasında hak arama hürriyetinden yoksun bırakılmaması adına adli yardım talebinde bulunma zorunluluğunun hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle, deliller kısmında belirtilen delillerin celbine, adli yardım taleplerinin kabulüne, sürekli sakatlık tazminat bedeli için 500,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 500,00 TL tazminat bedelinin kaza tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı çocuk olup anne ve babanın çocuğa velayeten birlikte vekaletname düzenlettirmesi gerekirken yalnızca anne tarafından vekaletname verilmesi hukuka aykırı olduğunu, vekaletname usule aykırı olup işbu hususun düzeltilmesi için davacıya süre verilmeli, aksi halde aktif husumet yokluğundan dava reddi gerektiğini, davacı, Suriye vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK’un 48/2 maddesi uyarınca anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, husumete yönelik itirazlarının bulunduğu, müvekkili kuruma eksik/geçersiz evrak ile müracaat yapıldığı tespit edildiğinden davanın usulden reddi gerektiği, olayın trafik kazası olup olmadığı, trafik kazası ise plakası tespit edilemeyen aracın mevcudiyeti, tescile tabi olup olmadığı, ZMMS yaptırma yükümlülüğü hususları somut delillerle ispat edilemediğinden davacı yanın talepleri reddi gerektiği, konu kazaya ilişkin daimi arama kararı bulunup bulunmadığı tespit edilmesi gerektiği, yukarıdaki itirazlar saklı kalmak kaydıyla;
müvekkil şirketin sorumluluğu araç sürücüsünün kusuru oranında ve her durumda kaza tarihinde geçerli zorunlu sigorta poliçesinin teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı çocuk olup ebeveyn özen ve bakım yükümlülüğüne aykırı davranışın gerek kusur gerekse de müterafik kusur hususunda değerlendirilmesi gerektiği, maluliyet tespitinin trafik sigortası genel şartları ile yönetmelik hükümlerine uygun yapılmasını ve kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesini talep ettikleri, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aktüer raporunun sicile kayıtlı aktüer bilirkişisi tarafından trh yaşam tablosu kullanılarak düzenlenmesini talep ettikleri, hesaplamaya esas gelirin agi hariç net asgari ücret olarak kabul edilmesinitalep ettikleri, davacının müterafik kusuru nedeniyle indirim yapılması gerektiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya rücuya tabi gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiği, ceza soruşturma ve kovuşturma dosyası incelenerek uzlaşmaya varılıp varılmadığı irdelenmesi gerektiği, davacı yanın faiz taleplerinin reddini aksi halde dahi müvekkil şirketin yasal faizden sorumlu tutulmasını talep ettikleri, tüm bu nedenlerle; usule ilişkin itirazların kabulünü, tüm taleplerin reddini, aksi halde dahi, kusur, maluliyet durumu ve tazminat miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını, müterafik kusur indirimi yapılmasını, faiz talebinin reddini ve her halde yasal faiz uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, 6098 sayılı TBK m.54'de düzenlenen bedensel zararların tazmini davasıdır.
Davacı asilin Suriye vatandaşı olduğu anlaşılmakla dava dilekçesinde yer alan geçici kimlik numarası kapsamında 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmasının dava şartı olduğu anlaşılmakla davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında Suriye ve Türkiye arasında imzalanan adli yardımlaşma anlaşmasının yürürlüğe giriş tarihine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılması için başlatılan sürecin henüz sonuçlandırılmadığı tespit edilmiştir.
İstanbul BAM 9. HD... Esas ... Karar sayılı ilamında "Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ....Esas ve ...Karar sayılı kararında; "...5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. ... öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir." belirlemesinde bulunmuştur.
Somut olayda vefat eden destek ve davacılar ... vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmalarına rağmen Mahkemece dava şartı olan teminat hususu resen araştırılmadan işin esasına girilerek eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece yapılması gereken davacıların teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmek, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir." dikkate alınarak mahkememizin 26/11/2025 tarihli celse 1 nolu ara karar uyarınca ''Davacı asilin Suriye vatandaşı olup 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmasının dava şartı olduğu anlaşılmakla, davacının teminattan muaf olmadığına ilişkin Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü internet sayfası yazısı da dikkate alınarak davacı vekiline takdiren 15.000,00 TLx2= 30.000,00 TL teminat yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, işbu kesin süre içerisinde dava şartı olan 30.000,00 TL teminat miktarı yatırılmadığı takdirde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verileceğinin ihtarına, (işbu ara kararın tebliği ile ihtar edilmiş sayılmasına,)'' karar verildiği; ara kararın davacı vekiline 26/11/2025 tarihinde duruşmada ihtar edildiği ancak usule uygun yapılan ihtara rağmen davacı vekili tarafından dava şartı olan teminatın yerine getirilmediği anlaşılmakla belirtilen teminatın yatırılmaması nedeniyle davanın HMK m.114/1-ğ uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili HMK m.85 uyarınca davacının teminattan muaf olduğunu iddia etmiş ise de Ankara BAM 32. HD ...Esas ... Karar sayılı ilamı da dikkate alındığında "...Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında düzenlenen teminat yükümlülüğü, Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşlarının yatırması gereken teminattır. Bu yükümlülüğün doğabilmesi için üç şartın bir arada gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan ilki Türkiye’de dava açan, müdahil olan ya da takip yapan kişinin Türk vatandaşı olması, ikincisi bu kimsenin Türkiye’de mutad meskenin bulunmaması ve üçüncü ise teminattan muafiyetin düzenlendiği HMK m. 85 kapsamındaki durumlardan birinin gerçekleşmemesidir. Bu üç şartın varlığı hâlinde söz konusu kimsenin teminat yükümlülüğü doğacaktır.
Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun kapsamında teminat ise davacının, davaya katılanın ya da takip yapanın yabancılığı sıfatına bağlanmıştır. MÖHUK kapsamında teminat yükümlülüğünün doğması için, Türkiye’de dava açan, davaya katılan ya da icra takibi yapan kişinin yabancı olması, teminattan muaf tutulmasını gerektirecek herhangi bir uluslararası anlaşmanın (karşılıklılık ilişkisi) bulunmaması ve yabancının adli yardımdan yararlan(a)mayan bir kişi olması gerekmektedir.
İki düzenleme arasında bazı farklar bulunmaktadır. Örneğin, HMK kapsamında (m. 84/1-a) teminat yükümlülüğünün doğması için davacının, müdahilin ya da takip yapanın Türk vatandaşı olması gerekirken, MÖHUK kapsamında teminat yükümlülüğünün varlığı için söz konusu kimsenin yabancı olması gerekmektedir.
Teminat yatırılması bir dava şartıdır. Anılan maddede öngörülen teminat hususu mahkemece re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple mahkemece, yabancılık teminatı yatırılması hususunun 5718 sayılı MÖHUK'nın 48. maddesi hükmü çerçevesinde irdelenmesi gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan 6100 sayılı HMK'nın 85/1. maddesi gereğince yabancılık teminatı yatırılmasına ilişkin itirazın reddine karar verilmesi doğru değildir." davacının Türk vatandaşı olmadığı HMK m.85 kapsamında teminattan muaf tutulamayacağından davacı vekili tarafından dava şartı olan teminatın yerine getirilmediği anlaşılmakla belirtilen teminatın yatırılmaması nedeniyle davanın HMK m.114/1-ğ uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın HMK.m.114/1-ğ uyarınca usulden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının, peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2025 yılı tarifesine göre toplam 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
6-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde kendilerine iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.28/01/2026