İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Banka Kredisinden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
Mahkememizde görülmekte olan Banka Kredisinden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile, Davacı ile dava dışı şirket ... A.Ş arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalılar ..., ..., ... ve dava dışı müteveffa ... ...'ın müteselsil kefil olarak imza attığını, bir kısım borçların ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarı yapılarak .... Noterliğinin 05/07/2019 tarih ve ... yevmiye ile tebliğ edildiğini, kefil ...'ın mirasçısı sıfatıyla davalılar ... ve ...'ye de ... Noterliğinin 09/07/2019 tarih ve ... yevmiye ihtar çekildiğini, buna rağmen ödenmemesi üzerine .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/... D. İş sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını, .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasında takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculukta da anlaşma sağlanamadığını, itirazın haksız olduğunu beyanla, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; Takip konusu alacağın dayanağı olan kredilerin tamamının ... ...’ın vefatının ardından kullandırıldığını, ... ...'ın 13 Mayıs 2016’da vefat etmiş olup, vefatı ile birlikte kefalet sözleşmesi sona erdiğini, ... ve ... ...’ın mirasçı sıfatı ile bir sorumluluğunun doğabilmesi için kefil olunan borcun 13 Mayıs 2016 öncesinde doğması gerektiğini, vefat eden kefilin mirasçılarının sorumluluğunun hukukça kabulünün mümkün olmadığını, davacının, Muris ... ...’ın vefatından haberdar olduğunu, vefatın ardından vefat eden Yönetim Kurulu üyesinin yerine geçen yönetim kurulu üyesi olan ... ...’ın kefil olduğu 04.01.2017 tarihli yeni tarihli bir genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kullanılan nakdi ve gayrinakdi kredilerin de bu sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra doğduğunu, ... ...’ın ve ... ...’ın mirasçı olarak sorumluluğu olmadığını, Yargıtay Kararları doğrultusunda da ... ...’ın ölüm tarihine kadar çekilen kredilerde mirasçılarının sorumluluğu doğuyor iken ölümünden sonra tahsis edilen kredilerde mirasçılarının sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ... ... hakkında açılan davanın, borç konusu kredilerin murisin vefatından sonra doğmuş olması sebebi ile tümden reddini, ... ...’ın kefil sıfatı ile varsa borçlu olduğu miktarın tespiti ile fazlasının reddine dair karar verilmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... ...'ın, ... ve Ticaret A.Ş.' nin 3 ortağından biri olduğunu, genel kredi sözleşmesi ile şirkete ticari kredi kullandırıldığını, genel kredi sözleşmesi incelendiğinde TBK m. 581,582 ve 583 maddelerinin aradığı şartlarda bir kefalet ilişkisi kurulamadığını, TBK m.583' de: " Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." amir hükmü olduğunu, genel kredi sözleşmesinde TBK m. 583'ün amir hüküm olarak aradığı şekil şartlarından hiçbirinin bulunmadığını, müvekkilinin sorumlu olduğu azami borç miktarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu belirten kendi el yazısı ile verilmiş bir taahhüdü bulunmadığını, kefaletin yok hükmünde olup, bundan dolayı davanın reddini talep ettiğini, aksi düşünülecek olsa bile, kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan şirketin borcu ifa edip etmediği kesinleşmeden kefil aleyhine dava açılmasının hukuki dayanağı olmadığını, TTK m. 7/son cümlesinde yer alan" Ancak kefil ve kefillere taahhüt ve ödemelerin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez" amir hükmünden hareketle davalı kefil aleyhine geriye dönük işlemiş ve işleyecek temerrüt faizleri ve faiz oranlarının talep edilemeyeceğini, itirazın iptali davasındaki taleplerin tümünün zamanaşımına uğradığından reddini istediğini, kefilin asıl borçlu şirket adına teminat bedellerini depo etme zorunluluğu bulunmadığını, alacağının likit olmaması ve yargılamaya muhtaç olması dikkate alınmaksızın müvekkili aleyhinde icra takibi başlatılmış olmasının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine ve davacının tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Müvekkilim tarafından davacı bankanın kat ihtarnamesine cevaben ... Noterliği'nin 16.07.2019 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi keşide edilerek talebini red ettiğini, icra müdürlüğünün yetkisiz olduğunu ve ... İcra müdürlüğünün yetkili olduğuna dair de itiraz ettiğini, yetki itirazına karşı bir dava açılmadığını, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının asıl borçlu şirketten kalan nakit riskinin 12.462.559,53 TL, gayrinakit riskinin 446.415,90 TL olduğunu beyan ettiğini, ihtarname, takip talebi ve dava dilekçesindeki talepler arasında yaklaşık 4.000.000,00 TL fark bulunduğunu, bununda itirazın haklılığını ortaya koyduğunu, asıl borçlu tarafından davacıya verilmiş kıymetli evraklar ve ipotek bulunduğunu, bunların borcu karşıladığını, ilamsız takip yapılamayacağını, davacı tarafın hesapladığı ana para miktarı müphem olduğu gibi işlemiş faiz, uygulanan cari ve temerrüt faiz oranlarının da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun, Türk Borçlar Kanunu`nun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, hesap kat ihtarnamesine karşı mutabık olmadığını kabul etmediğini noter marifetiyle bildiren müvekkili hakkında temerrüd faizi uygulanmasının da yasaya aykırı olduğunu, alacağın likid olmadığı, yargılamayı gerektirdiği, mer'i teminat mektubu bedellerine, çek yapraklarına ilişkin teminat bedelinin depo edilmesi talebinde bulunmasında hukuki dayanak olmadığını, müvekkilinin çek yapraklarına ilişkin depo etme sorumluluğu olmadığından bu talebi de kabul etmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davacı tarafça ihtiyati haciz için yapılan başvurunun .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında kabul edildiği anlaşılmış, dosyamız arasına alınmıştır.
İcra dosya aslı ve davacı tarafça sunulan kredi sözleşmesi ve kefaletlerin asılları ile hesap özetleri dosyamız arasına alınmış, incelenmiştir.
Mahkememizce ön inceleme duruşmasında, Davalılar ... ve ... vekiline sözleşmedeki yazı ve imzaya yönelik açık bir inkarları bulunmadığı anlaşılmakla bu konuda açık bir inkarlarının olup olmadığını bildirmesi konusunda 1 haftalık kesin süre verilmesine, inkarda bulunulduğunda gerekli ara kararların oluşturulmasına dair karar verilmiş ancak bildirilmemiştir.
Davalı ...'ın açık bir imza inkarı bulunmadığından resen imza incelemesi yapılmamıştır.
İcra takibine ve mahkememize yönelik davalının yetki itirazı, taraflar arasındaki sözleşmenin 13.4. Maddesi ile İstanbul İcra müdürlüğü ve mahkemesi yetkili kılındığından red edilmiştir.
Davalıların imza incelemesine esas belgelerin toplanması için müzekkereler yazılmış, gelenler kasaya alınmıştır.
Takip talebinin, 15.050.973,99 TL nakdi, 446.415,90 TL gayri nakdi olmak üzere 15.497.389,90 TL üzerinden yapıldığı, davalı ... yönünden tazmin edilen teminat mektubu asıl alacağı ve faizi toplamı 1.465.450,80 TL üzerinden takip yapıldığı ve asıl alacağın 1.450.000,00 TL'ye %46,80 oranında faiz istendiği, diğer davalılar yönünden 13.464.607,92 TL asıl olmak üzere 13.725.688,50 TL ticari kredi alacağı, 1.325.458,03 TL asıl olmak üzere 1.325.285,49 TL kredi kartı alacağı olmak üzere 15.050.973,99 TL nakdi alacak ile 28 adet çek teminatı 56.840,00 TL, 4 adet teminat mektubu bedeli 200.037,00 TL ve 4 adet doğrudan borçlandırma teminatı 189.538,90 TL olmak üzere 446.514,90 TL gayri nakdi alacak talebinde bulunulduğu, çek teminatlarına %28,80 oranında, diğer risk ve kredilere % 46,80 oranında faiz istendiği anlaşılmıştır.
İncelenen dava dilekçesinden, davalılar ..., ... ve ... yönünden 13.725.688,50 TL nakdi alacak ile 1.325.285,49 TL gayri nakdi alacak toplamı 15.050.973,99 TL para alacağı ile 28 adet çek teminatı 56.840,00 TL, 4 adet meri teminat mektubu teminatı 200.037,00 TL ve doğrudan borçlandırma riski teminatı 189.538,90 TL üzerinden takip yapıldığı, davalı ... yönünden ise 1.465.450,82 TL tazmin olan teminat mektubu bedeli ve ferileri üzerinden takip yapıldığı, davalıların süresinde borca ve ... tarafından ayrıca yetkiye itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Tarafların sunduğu bilgi ve belgeler dosyamız arasına alınarak dosya bilirkişiye verilip rapor alınmıştır.
Bilirkişi raporuna itiraz üzerine ek rapor alınmıştır.
Bilirkişi ek raporu yeterli görülmüş ve ek rapora itirazlar mahkememizce red edilmiştir.
Mahkememizin 09/06/2021 tarih ve ... sayılı kararı ile; "DavalılarNail, ... ve ... ile davalı ... ve ... murisi ...''ın müteselsil kefil olduğu, kefaletin yasal unsurları içerdiği ve geçerli olduğu anlaşılmıştır. Rapora yönelik itirazlar mahkememizce yerinde görülmemiş ve bilirkişi tarafından kök ve ek rapor ile belirtilen miktarlar dosya kapsamına uygun bulunarak rapor hükme esas alınmıştır. Alınan kök raporda, ...'ın 15.050.973,99 TL nakdi, 396.549,93 TL gayri nakdi olmak üzere 15.447.523,90 TL sorumluluğunun bulunduğu, ...'nin ise kefil ...'ın mirasçısı olarak 1.461.193,00 TL sorumluluğu bulunduğu, bu miktarların kefalet kapsamında kaldığı bildirilmiştir. Alınan ek raporda da aynı görüş bildirilmiş, gayri nakdi alacakların içerisinde 139.672,93 TL doğrudan borçlandırma hesabı riski, 56.840,00 TL 28 adet çek riski, 200.037,00 TL 4 adet teminat mektubu riski olduğu açıklanmıştır. Takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce davacının 2.588.414,46 TL tahsilat yaptığı görülmüştür. Davacının, yaptığı tahsilat nedeniyle mahsup yaparak 12.462.559,53 TL nakdi, 446.415,90 TL gayri nakdi olmak üzere toplam 12.908.975,43 TL üzerinden dava açtığı anlaşılmıştır. Yapılan ödemenin düşük faizli olan kredi kartı borcundan ve ferilerden mahsup edilmesi sonrası ticari kredi alacağından 12.462.559,53 TL asıl alacağın kaldığı, talebin de bu yönde olduğu anlaşılmıştır. Böylece, davacının davalılar ... yönünden tamamen haklı olduğu ve davasının kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı ... yönünden ise, bilirkişinin 4.257,82 TL daha az faiz hesapladığı, hesabın faiz oranı ve temerrüt tarihine göre yerinde olduğu görülmüştür. Alınan bilirkişi raporu, dosya kapsamı ve icra dosyasından anlaşıldığı üzere davacı tarafın rapor ile tespit edilen alacaklarının olduğu, davalıların borca ilişkin kefaletinin bulunduğu ve geçerli olduğu, davalı ...'nin sadece müteveffa ... ... mirasçısı olarak sorumlu olduğu, ... ise hem kendi kefilliği nedeniyle hem de murisi ...'a mirasçı olarak sorumlu olduğu, hem de bilirkişi tarafından tespit edilen miktarlar üzerinden davacının talebinin haklı olduğu, davalı tarafın itirazının yersiz olduğu, davanın belirtilen bu miktarlar yönünden kabulüne, davalı ... yönünden geri kalan kısma ilişkin istemin ise reddine, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerektiği " gerekçesiyle davanın kısmin kabulüne karar verilmiş ve karar istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/2210 esas, 2025/1040 karar ilamıyla; "...Davacı banka ile kredi müşterisi dava dışı şirket arasında müteselsil kefiller ... ..., ... ve muris ... ... arasında 10.02.2014 tarihli ve yine davacı banka ile asıl kredi borçlusu dava dışı şirket ile müteselsil kefiller ... ..., ... ve ... ... arasında 04.01.2017 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri imzalandığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince sunulu deliler ile banka kayıtlarında yapılan inceleme sonucu düzenlenen bankacı bilirkişi kök ve taraf itirazlarını gidermek üzere ek rapor alınıp, bilirkişi kök ve ek rapor içeriğindeki tespit ve hesaplamalar ışığında sonuca gidilip hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alındığı anlaşılan bilirkişi kök raporunun 12. sayfasında asıl borçlu şirket lehine verilen meri teminat mektuplarından doğan ve depo edilmesi gereken tutar belirlenmiş, bu kapsamda teminat mektuplarının düzenleme tarihi ve teminat mektubu bedelleri de tablo olarak belirtilmiştir. Yine kök raporun 16. sayfasında davalı kefil ... ... mirasçısı sıfatıyla davalı ... ... yönünden yapılan değerlendirmede, ... ...'ın kefil müteveffa ... ...'ın kefaleti ve sözleşmenin 10.13 madde hükmüne göre kredi türü -sözleşme ayrımı gözetilerek dava ve takibe konu nakde dönüşen toplam 1.400.000,00 TL tutarlı teminat mektubu, işleyen faizi ve faizin BSMV'sinden sorumlu görülebileceğinin tespit edildiği, davacı banka tarafından da davalı ... ...'ın tazmin olan meri teminat mektupları nedeniyle 1.465.450,82 TL'den sorumlu olduğu işaret edilerek takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre davalı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile itirazın 1.461.193,00 TL yönünden iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı ... ... gerek ilk derece mahkemesi gerekçesinde ve gerekse bilirkişi rapor içeriğinde de işaret edildiği üzere, sözleşmelerde kefil olmayıp, kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunan murisi ... ...' ın kefaleti ve mirasçı olması nedeniyle sorumlu görülebilecektir. Dosya kapsamından müteselsil kefil ... ...' ın 13.05.2016 tarihinde vefat ettiği, onun vefatından sonra davacı banka ile asıl kredi borçlusu dava dışı şirket ile müteselsil kefiller ... ..., ... ve ... ... arasında 04.01.2017 tarihli yeni bir Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri imzalandığı anlaşılmaktadır. Davalı ... vekilince bu davalının sorumlu olduğu teminat mektuplarının hangi kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırıldığı, veriliş tarihleri ile tanzim tarihleri itibarıyla önceki sözleşme kapsamında mı yoksa sonraki sözleşme kapsamında mı asıl borçluya kullandırıldığının tespit edilmediği ileri sürülerek istinaf nedeni yapılmış, yapılan inceleme de ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek rapor içeriğinden de bu hususun tereddütsüz bir şekilde belirlenip açıklanmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, müteselsil kefil müteveffa ... ...'ın, 10.02.2014 tarihli genel kredi sözleşmesine kefil olduğu, daha sonra 13.05.2016 tarihinde vefat ettiği, kaldı ki müteselsil kefil ...' ın vefatından sonra davacı banka ile asıl borçlu şirket ve diğer davalıların müteselsil kefil olduğu 04.01.2017 tarihli yeni bir genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı da dikkate alındığında, davalı ... ...'ın mütevaffa kefil ... ... mirasçısı sıfatıyla sorumluluğuna gidildiği de gözetildiğinde, davalı ... ...' ın sorumluluğu bulunduğu ileri sürelen ve nakde dönüşen teminat mektuplarının müteveffa ... ...'ın kefaleti bulunduğu anlaşılan 10.02.2014 tarihli sözleşme uyarınca kullandırılıp kullandırılmadığı, bu minvalde hangi kredi sözleşmesi kapsamında verildiği, veriliş tarihi de gözetilerek, davalı ...'nin hukuki sorumluluğunun belirlenmesi gerekecektir. Ancak bu hususun gerek hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğinden anlaşılamadığı gibi denetlenememekte, gerekse de ilk derece mahkemesi gerekçesinde de değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre ilk derece mahkemesince, takibe konu ve nakte dönüştüğü gerekçesiyle muris davalı ... ...' ın sorumlu olacağı belirtilen teminat mektuplarının hangi kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete kullandırıldığı, bu kapsamda hangi tarihte verildiği ve tazmin edildiği yönünde gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekeceğinden, davalıların diğer istinaf başvuru nedenleri bu aşamada incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına" dair karar verilmiştir. İstinaf kararı sonrası gelen dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı uyarınca dosyanın bankacı bilirkişilere verilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Alınan ek raporda özetle ;" Taraflar arasında akdedilen 10.02.2014 tarihli 15.000.000,00 TL kredi limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi’nin tarafı olan ve müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan muris ...
...’ın 13.05.2016 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu olan toplam 1.450.000,00 TL tutarlı Teminat Mektubunun tamamının muris ... ... hayatta iken ve kefalet imzasına havi Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi tahtında düzenlendiği, 1.450.000,00 TL tutarında gayrinakdi kredi kullandırıldığı ve Banka sisteminde kredi risk açılışı yapıldığı saptanmaktadır.
Muris ... ...’ın vefat ettiği 13.05.2016 tarihi itibariyle dava dışı asıl borçlu şirketin diğer krediler hariç olmak üzere söz konusu Teminat Mektuplarından kaynaklı olarak davacı Banka’ya toplam 1.450.000,00 TL tutarında gayrinakdi kredi borcu bulunmakta olup, kredi kullandırımının dayanağı olan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi’nin tarafı olan, diğer bir değişle müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu bulunan tüm kişiler ile mirasçılarının borç sorumluluğu bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda Teminat Mektuplarının hangi tarihte tazmin olduğunun, diğer bir değişle muris ... ...’ın vefat tarihinden öncemi, vefat tarihinden sonraki bir tarihte tazmin olup olmadığına ilişkin olarak gayrinakdi kredinin özelliği, lehdara yüklediği borç sorumluluğu gereği bir etki ve önemi olmayacağı, dolayısıyla muris ... ...’ın vefat ettiği tarihteki aktif ve yürürlükte olan kredi riski ve borç sorumluluğu gözetilmek suretiyle, davalı kefil(miras yoluyla) ... ...’ın toplam 1.450.000,00 TL tutarındaki teminat mektuplarından kaynaklı 1.461.193,00 TL’nin tamamından sorumlu bulunduğu düşüncesi hasıl olup, nihai takdir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemenize aittir.
Kök ve Ek Raporlarda yapılan inceleme ve tespitlere, ilaveten yapılan ek inceleme ve tespitler neticesinde;
....İcra Müdürlüğü’nün 2019/... Esas sayılı
icra dosyası kapsamında 26.07.2019 takip tarihi itibariyle ... ..., ... ...’dan ticari kredi hesaplarından doğan 15.050.973,99 TL nakit ve 396.549,93 TL gayrinakit olmak üzere toplam 15.447.523,92 TL tutarında alacağı
olduğu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bu miktar üzerinden davalılar ... ..., ... ...’ın borca ve eklentilerine itirazının kısmen iptaline karar verilebileceği, takip tarihinden itibaren İşletme Kredisi, Borçlu Cari Kredi, Tazmin Olan Teminat Mektubu, Doğrudan Borçlandırma Hesabı-Tazmin Çek Sorumluluk Bedeli ve Sair Komisyon ve Masraf Risklerinden kaynaklanan asıl alacak 13.464.607,92 TL’ye taraflar arasında
akdedilen Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri tahtında serbestçe belirlendiği şekilde yıllık %46,80 oranında temerrüt faizi işletilebileceği, Takip tarihinden itibaren ... Kart Riskinden kaynaklanan asıl alacak
1.323.458,03 TL’ye taraflar arasında akdedilen Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri tahtında ve yasal faiz sınırı gözetilerek belirlenen yıllık %28,80 oranında temerrüt faizi işletilebileceği,
takip tarihi itibariyle ... ...’dan ticari nakdi kredi hesaplarından doğan toplam 1.461.193,00 TL tutarında nakit alacağı olduğu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bu miktar üzerinden davalı ... ...’ın borca ve
eklentilerine itirazının kısmen iptaline karar verilebileceği, Takip tarihinden itibaren Tazmin Olan Teminat Mektubu Risklerinden kaynaklanan asıl alacak 1.450.000,00 TL’ye taraflar arasında akdedilen Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri tahtında serbestçe belirlendiği şekilde yıllık %46,80 oranında temerrüt faizi işletilebileceği, davacı banka tarafından 26.07.2019 takip tarihi ile 25.09.2019 dava tarihi
arasındaki dönem içerisinde toplam 2.588.414,46 TL tutarında kısmi tahsilat sağlandığı, ancak sağlanan kısmi tahsilat tutarının alacaklı konumundaki Banka’ca tahsilatta seçimlik
hakkının anapara borç tahsilatından yana kullanılmış olması, tahsilat kayıtlarının Banka’nın ticari defter, kayıt ve belgelerinde takip/tasfiye olunacak alacaklar hesabına açıkça anapara tahsilatı
şeklinde işlenmiş olması gözetilmek suretiyle, TBK.100. Maddesi kapsamında borç mahsubu yapılmadığı, toplam kısmi tahsilat tutarının direkt tespit edilen toplam kredi anapara borcundan mahsup edilebileceği,
" bildirilmiştir.
Sunulan son ek rapor ile önceki kök ve ek raporun tutarlı olduğu anlaşılmış ve yeni bir rapor alınması talebi mahkememizce red edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı icra takibine itirazın iptaline ilişkindir.
Davalılar ... ile muris ...''ın müteselsil kefil olduğu, davalılar ... ve ...'in ... mirasçısı olduğu, ... yönünden sadece mirasen sorumluluk yükletildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce daha önce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/2210 esas, 2025/1040 karar ilamıyla sadece davalı ... yönünden sorumluluğun belirlenmesi amacıyla ek rapor alınması ve tazmin edilen teminat mektuplarının hangi kredi sözleşmesi kapsamında verildiğinin tespiti istenmiş, mahkememizce alınan ek raporda bu teminat mektuplanın muris ...'ın kefil olduğu kredi sözleşmesi kapsamında verildiği ancak daha sonra tazmin edildiği belirlenmiştir. Diğer yönlerden başka bir değişiklik mahkememizce tespit edilmemiştir.
Mahkememizce verilen ilk karar sonrası istinaf kararı uyarınca ek rapor alındığı ve bir değişiklik olmadığı, davalıların sorumlu olduğu miktarların ve faiz oranının daha önce tespit edildiği gibi olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Davacının davasının kısmen kabul ve kısmen reddine, tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile,
1) Davalılar ...'ın .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazlarının nakdi alacaklar yönünden daha önce yapmış olan 2.588.414,46 TL ödeme mahsubu sonrası 12.462.559,53 TL yönünden iptaline, bu miktar üzerinden takibin devamına ve yıllık %46,80 faiz uygulanmasına,
2-Gayrinakdi alacaklar yönünden talebin kısmen kabulü ile, 396.549,93 TL teminat bedellerinin davacı banka nezdinde açılacak vadesiz bir hesapta depo edilmek üzere bu davalılardan müteselsilen tahsiline veya teminat konusu belgelerin iadesine, nakde dönüşmesi halinde dönüştüğü tarihten itibaren yıllık %46,80 oranında faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, geri kalan 49.865,97 TL gayrinakdi alacağa ilişkin talebin reddine,
3- Davalı ...'in itirazının 1.461.193,00 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak olan 1.450.000,00 TL'ye yıllık %46,80 oranında takipten itibaren faiz uygulanmasına, geri kalan 4.257,82 TL yönünden davanın reddine,
4 Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan takdiren %20 üzerinden hesaplanan 2.571.821,89 TL icra inkar tazminatının tamamının davalılar ...'dan, bu miktarın 292.298,68 TL'sinin davalı ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Kabul edilen dava değeri olan 12.859.109,46 TL üzerinden hesaplanan 878.405,76 TL alınması gereken harçtan, peşin alınan 155.909,03 TL'nin mahsubu ile bakiye 722.496,73 TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye verilmesine, davalı ...'nin bunun sadece 74.860,46 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına,
6-Zorunlu Arabuluculuk başvurusu nedeniyle harcanan 1.320,00 TL'nın davanın açılmasına sebebiyet veren davalılardan müteselsilen alınarak hazineye ödenmesine,
7-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 1.111.773,28 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'nin bunun sadece 222.567,02 TL'lik kısmından sorumlu tutulmasına,
8- Red edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 4.257,82 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ye verilmesine
9-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 12.498,30 TL yargılama giderinin tüm davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça peşin ödenen 155.909,03 TL harcın tamamından davalılar ...'ın, bunun 24.953,48 TL'sından davalı ...'nin sorumlu tutulmak suretiyle davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
11-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz dolayısıyla davacının sarfettiği 123,90 TL giderin ve 606,00 TL vekalet ücreti toplamı 729,90 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
12-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
İlişkin, bu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2026