BURSA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Katip (e-imzalı)
Hakim (e-imzalı)
... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03/04/2026 tarih 2025/... Esas 2026/... Karar sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı sonucu Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasında;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve ...'ün 23.04.2025 tarihinde ... isimli araç kiralama şirketine gittiğini ve bir araç kiralama sözleşmesi imzalayarak ... kiraladıklarını, daha sonra müvekkili ... ve ... tarafından sözleşmede olduğu gibi 45.000 TL kiralama ücreti + 10.000 TL depozito olmak üzere toplamda 55.000 TL nakden ödeme yapıldığını, müvekkilleri ... ve ...'ün teslim tarihi olarak kararlaştırılan 23.05.2025'ten 10 gün önce ...'yu arayarak araç kiralama sözleşmesini 15 gün uzattığını, 15 günlük kiralama ücretine tekabül eden 24.000 TL, 28.05.2025 tarihinde ... tarafından ''araç kiralama bedeli'' açıklamasıyla ... Bankasından ... Araç Kiralama San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı ... ... numaralı hesaba yatırıldığını, araç kiralama sözleşmesinin uzatılmasından sonraki süreçte müvekkili ... ve ...'ün 26.05.2025 tarihinde saat 15: 45 sularında bahsi geçen araç ile ... ilinin ... ilçesinde bir trafik kazası geçirdiğini, olay sonrası ... tarafından müvekkili ... ve ...'e kusurun tamamen onlara yüklendiğinin söylendiğini, ilerleyen günlerde müvekkili ... ve ...'ün kiralama sözleşmesinin 15 gün daha uzatılmasını talep edince ... tarafından 10.06.2025 tarihinde ... adına kayıtlı kredi kartından 24.000 TL çekim yapıldığını, aracın 23.06.2025 tarihinde ...'ya teslim edilmesi üzerine müvekkili ... ve ...'ün aracı tekrar kiralamak istediğini söyleyince ... ..., kazalı aracı tamir ettirdikten sonra 25.06.2025 tarihinde müvekkili ... arayarak aracın hazır olduğunu ama bu sefer aylık kiralama ücretinin 60.000 TL olacağını söylediğini, ...'nun önerdiği ücreti yüksek bulan müvekkillerinin aracı tekrar kiralamaktan vazgeçmesiyle hasar onarım bedeli ve araç yattı parasının toplamda 25.000 TL olmasına rağmen 26.06.2025 tarihinde ... tarafından ...'e ait kredi kartından rızası olmadan 64.000 TL çekim yapıldığını, yapılan bu çekim üzerine müvekkillerinin bankaya harcama itirazında bulunduğunu, araç kiralama sözleşmesi imzalanırken habersiz bir şekilde senet imzalatan veyahut imza taklidinde bulunarak senet oluşturan ... yöneticilerinin harcama itirazı yapılmasının ardından 320.000 TL değerindeki bu sahte senedi de ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/... E. sayılı dosya kapsamında icraya koyduğunu, ...'nun oto kiralama sözleşmesi imzalanırken habersiz bir şekilde karşı tarafa senet imzalattığını, buna rağmen sözleşme altında bulunan teminat senedine sözleşmeden kesilmek suretiyle bono vasfı kazandırılmış olup 16.09.2025 tarihinde 320.000 TL miktarlı bir kambiyo senedi olarak icraya konulduğunu, failler tarafından suça konu bir eylem gerçekleştirilmiş olup suç duyurusunda bulunulduğunu, davacılar ile davalı arasında icra dosyasına konu edilen 320.000 TL bedelli senette yazılı herhangi bir gerçek borç ilişkisinin mevcut olmadığını, söz konusu meblağın taraflar arasında yapılan araç kiralama sözleşmesi, bedel ödemeleri ve tüm faturalı işlemlerle hiçbir biçimde bağdaşmadığını, müvekkillerinin kiralama bedellerini eksiksiz biçimde banka aracılığıyla ödediğini, dolayısıyla davalının iddia ettiği nitelikte ve miktarda bir borç doğmadığını, bahse konu senedin müvekkillerinin özgür ve bilinçli iradeleriyle düzenlenmiş bir borç senedi olmadığını, davalı tarafın hileli ve yanıltıcı davranışları sonucu teminat amacıyla alındığını veya imzaları taklit edilerek oluşturulmuş bir sahte belge olduğunu, halihazırda ... 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/... E. Sayılı dosyasında imzaya itiraz davalarının sürdüğünü, müvekkillerin böyle bir senedin varlığından icra takibinin başlatılmasıyla birlikte haberdar olduğunu, bu durumun senedin düzenlenme sürecinde irade fesadı bulunduğunu ve belgenin hukuki geçerlilik şartlarını taşımadığını açıkça gösterdiğini, davacıların hiçbir zaman 320.000 TL tutarında bir borç altına girmeyi kabul etmediğini, bu yönde bir irade beyanında bulunmadığını, icra dosyasına konu edilen 320.000 TL bedelli senedin müvekkillerinin haberi olmadan imzalatıldığını veya imzaları taklit edilerek düzenlenmiş bir belge olduğunu, müvekkillerin bu senedin varlığından dahi icra takibinin başlatılmasıyla haberdar olduğunu, daha önce herhangi bir şekilde bu senedi düzenlediklerini veya bu miktarda bir borç altına girdiklerini kabul etmediğini, dolayısıyla ortada ne geçerli bir borç ilişkisinin ne de iradi biçimde doğmuş bir taahhüt olduğunu, bilinçli iradeden yoksun şekilde düzenlenen bu sahte senedin davalı tarafından kambiyo senedi gibi icra takibine konu edilmesinin açık ve ağır hukuka aykırılık olduğunu, davalı şirketin müvekkillerinin bilgisi ve rızası olmaksızın gerçekleştirdiği kredi kartı çekimlerinin bu davanın özünü oluşturan kötü niyetin en açık ve somut göstergesi olduğunu, müvekkillerinin davalı şirketle yaptıkları araç kiralama sözleşmesine ilişkin bedellerin eksiksiz şekilde ödemelerine rağmen davalı tarafın hiçbir bilgi vermeden ve hiçbir haklı gerekçe olmadan 10.06.2025 tarihinde ...’e ait kredi kartından 24.000 TL, 26.06.2025 tarihinde ise 64.000 TL tutarında çekim yaptığını, bu işlemlerin tamamen müvekkillerinin rızası dışında, habersiz ve yetkisiz şekilde yapıldığını, davalı tarafın bu davranışının TCK m.245 kapsamında 'banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu niteliğinde olduğu gibi Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ve iyi niyet ilkelerine de açıkça aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkillerinin itirazları üzerine bu defa hiçbir geçerliliği olmayan, müvekkillerinin bilgisi dahi bulunmayan bir senedi icra takibine koyarak haksız kazanç çabasını sürdürdüğünü, davalının rıza dışı kredi kartı kullanımı ile başlayan ve sahte senet üzerinden icra takibi başlatmaya kadar uzanan bu sürecin amacının müvekkillerinin hukuken borçlu konuma düşürerek haksız menfaat sağlamak olduğunu, dava dilekçesi ile açıklanan tüm nedenlerle davanın kabulünü, taleplerinin kabulü ile fazlaya dair talep, dava ve sair hukuksal hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 320.000,00 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitini, telafisi imkânsız zararlar doğmaması ve hak kaybı yaşanmaması için öncelikle ve ivedilikle teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/... E. Sayılı takibin durdurulmasını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/... E. Sayılı takibe konu sahte ve teminat niteliğindeki senedin hükümsüzlüğünün tespitini, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı kabul etmediklerini, dava dilekçesinde müvekkili aleyhine ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, dava konusu icra takibinin bir kambiyo senedi türü olan bonoya dayanmakta olduğunu, açıklanan nedenlerle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava ve takip konusu bonoda alacaklı tarafın müvekkili olduğunu, borçlularında davacılar olduğunu, ... isimli şirketin dava ve takip konusu bonoda adı geçmediğini, bononun teminat senedi olduğunu, sözleşmeden koparıldığı yönündeki iddianında gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu sözleşmede dava ve takip konusu bononun bahsi dahi geçmediğini, müvekkilinin de sözleşmede taraf olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin dava dilekçesinin ekinde sunulan sözleşme ile hiçbir ilgisi olmadığını, davacıların anılan bu sözleşme ile ilgili hak talep edeceklerse bunu ... isimli şirkete karşı ileri sürmek zorunda olduklarını, kambiyo senetlerinin sebebinden soyut olduğunu, bononun düzenlenme sebebi ve bu sebebin geçersizliği yönündeki iddianın veya bono bedelinin ödendiği yönündeki iddianın davacılar tarafından senede karşı senetle ispat kuralı uyarınca müvekkilinin ıslak imzasını taşıyan ve bonoya açıkça atıf yapan yazılı delille ispatlanmak zorunda olduğunu, ancak davacıların dava dosyasına böyle bir delil sunmadıklarını, müvekkilinden başka bir kişiliği bulunan bir tüzel kişiyle aralarındaki sözleşmeden ve bu tüzel kişiye yaptıklarını iddia ettikleri ödemelerden bahsettiklerini, hal böyle olunca davacıların bononun teminat senedi olduğu veya açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı yönündeki iddialarınının yaklaşık ispata yarayacak bir delille dahi ispatlayamadıklarını, davacıların dava ve takip konusu bonoya adlarını ve soyadlarını kendi elleriyle yazdığını, imzaları da kendi elleriyle attıklarını, bu nedenle davacıların imza itirazının asılsız olduğunu, görev itirazlarının kabulü ile dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, icra dosyasına giren paranın taraflarına ödenmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın reddini, toplam icra takip tutarının %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davacılar tarafından müştereken ve müteselsilen müvekkiline verilmesini, haksız imza itirazında bulunan davacıların her birine bono bedelinin %10'u oranında para cezası verilmesini, yargılama masraflarının ve vekâlet ücretinin müştereken ve müteselsilen davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 Sayılı Kanunun Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; "...Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükümleri uyarınca, menfi tespit talepli iş bu davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile iş bu dava hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18 (A) 1-2 maddesi gereği davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 5.464,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.732,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/05/2026