BURSA
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin tekstil sektöründe kumaş imalatı yaparak geçimini sağladığını, yine ürün üretimi yapmak adına ... aracılığıyla ...'ten kumaş satın aldığını, karşılığında 600.000,00 TL bedelli 30.04.2026 ödeme tarihli,400.000,00 TL bedelli 30.06.2026 ödeme tarihli, 600.000,00 TL bedelli, 30.07.2026 ödeme tarihli üç adet senet verdiğini, ancak senetlerin karşı tarafa teslim edilmiş olmasına rağmen ipliklerin müvekkiline teslim edilmediğini, fatura dahi kesilmediğini, her ne kadar ipliklerin teslim edilmesi için aracı ... ile görüşme sağlanmışsa da bir sonuç alınamadığını, gelinen noktada malları teslim alamayan müvekkilinin davalıya vermiş olduğu üç senet dolayısıyla icra tehdidi altında olduğundan işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, mallar teslim edilmediğinden bedel borcunun oluşmadığını, sözleşmeler hukuku kapsamında tarafların birbirlerine karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu edimleri ifa etmekle karşı edime hak kazandığını, buna örnek olarak bir satış sözleşmesinde alıcının satıcıya satın almak istediği malın bedelini ödemenin satıcının da bedeli aldığı takdirde söz konusu malı alıcıya teslim etme yükümlülüğü altında olacağını, nitekim alıcının malın bedelini likit olarak ödeyebileceği gibi bunun yerine mücerret borç ikrarında (senet) da bulunabileceğini, ancak edimin hiç veya gereği gibi yerine getirilmediği durumlarında karşı tarafın edime hak kazanamayacağını, somut olayda müvekkilinin davalıdan iplik satın aldığını ve bedelini senetle ödediğini, ancak davalının iplikleri teslim etmediğini, bu noktada kendi edimini yerine getirmeyip senetleri de elinde tutan davalının sebepsiz zenginleştiği olgusunun açıkça ortada olduğunu, madde 77'nin '' Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. '' şeklinde olduğunu, zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olmasının kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmadığını, buna karşılık temel ilişkideki sakatlığın kambiyo borçlusuna borçlu olmadığının tespitiyle birlikte alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını verdiğini, ... 2017/- Esas 2021/ Karar ve 29.04.2021 tarihli kararının "...Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir..." şeklinde olduğunu, nitekim davalının malları teslim ettiğine ilişkin bir sevk irsaliyesi veya nakliyat yapıldığını gösterir bir belge de ibraz edemeyeceğini, bu itibarla kendi edimini yerine getirmeyen davalıya karşı müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile birlikte elinde bulunan senetleri geri iade etmelerine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin teslim alamadığı mallar için vermiş olduğu senetlerden ötürü icra tehdidi altında olduğunu, işbu açılan menfi tespit davasının açılacak olan icra takibini tek başına durdurmaya yeterli olmadığından ötürü müvekkilinin hem malları teslim alamayıp üretim yapamaması hem de senetleri vermiş olması nedeniyle büyük bir zararı bulunduğunun da göz önüne alınarak öncelikle teminatsız olarak senetlerin ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse toplam bedelin %15'i tutarında teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etme zaruriyeti hasıl olduğunu, açıklamış oldukları ve mahkemenin re'sen göz önüne alacağı nedenlerle; ivedi olarak 30.04.2026 ödeme tarihli 600.000,00 TL senet, 30.06.2026 ödeme tarihli 400.000,00 TL senet ve 30.07.2026 ödeme tarihli 600.000,00 TL senet hakkında müvekkilinin uğradığı zarar da gözetilerek teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse senetlerin toplam tutarının %15'i oranında teminat gösterilmesine karar verilmesini, malların teslim edilmemiş olması nedeniyle kambiyo senetlerinin bedelsiz kaldığının tespitine ve senetlerin iade edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 05/05/2026 tarihli dilekçe ile özetle; davanın geri alınması talebinin kabulü ile HMK m. 123 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini, dava dilekçesi henüz tebliğ edilmediğinden karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini, yatırılan peşin karar ve ilam harcından maktu ret harcı kesilerek kalan kısmın ve kullanılmayan gider avansının tamamının tarafımıza/hesabımıza iadesini talep etmiştir.
6102 Sayılı TTK'nun madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 Sayılı Kanunun Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; "...Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükümleri uyarınca, menfi tespit talepli iş bu davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile iş bu dava hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca dosya kapsamında mevcut delil durumuna göre ihtiyati tedbir talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18 (A) 1-2 maddesi gereği davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talebinin reddine,
3-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 23.908,50 TL harçtan mahsubu ile bakiye 23.176,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 12/05/2026