İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Dava; şirketin borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline ve icra tazminatına ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının davanın arabulucuya başvurmadan açılmış olduğu anlaşıldığından HMK 114, TTK 5/A ve Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddesi gereğince davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı yanca yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; tarafların 2018 yılında fason dokuma işi yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin en son olarak davalıya 6 ton iplik göndererek iş bedeli için dava konusu çeklerin davalıya verildiğini, siparişlerin iptali üzerine davalıdan ürünleri yapmaması ve iplikleri geri vermesini talep ettiğini, davalının 6 ton ipliğin 3 tonunu iade ettiği geri kalan ipliği iade etmediğini, davalınını müvekkilinden aldığı çekleri İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaları ile icra takibine koyduğunu belirterek, müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline ve icra tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece 25/02/2019 tarihli karar ile, davanın arabulucuya başvurmadan açılmış olduğu anlaşıldığından HMK 114, TTK 5/A ve Arabuluculuk Kanunu 18/A-2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Yerel mahkeme kararı davacı yanca istinaf edilmiştir.
Dairemizin 19/10/2025 tarih 2021/1741 - 2021/1953 karar sayılı ilamıyla, Somut olayda davacı, davalıyla yapmış oldukları sözleşme gereği siparişi iptal edilen ürün bedeli için verilen çeklerden dolayı başlatılan icra takibine dayalı menfi tesbit davası açmıştır. İlk derece mahkemesi menfi tesbit davalarında arabulucuya başvurunun dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, arabulucuya başvurunun dava şartı olmadığından esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.
Mahkemece, davalının gerekli dokuma işlemlerini yaptığı, uhdesinde kalan malları da davacıya teslim ettiği görülmekle davalıda davacıya ait bir ürün kalmadığından davacının icra dosyasından kaynaklı olarak davalıya borçlu olduğu kabul edilmekle davasının reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, mahkeme, müvekkil tarafın 6 ton ipliğin iadesi ve işlemin sonlanması yönündeki savunmalarını, irsaliyeler, senetler ve ticari yazışmalar başta olmak üzere sunulan tüm yazılı, tanıklı ve belgeler ışığında yeterince değerlendirmediğini, icra takibine konu çeklerin bir kısmı muhatap tarafından iptal edilmiş veya mahsup edilmiş, kalan kısım üzerinde müvekkil şirketin borç yükümlülüğü ortadan kalkmış olduğunu, bu durumun ispatı için ileri sürülen belge ve beyanlar doğru şekilde incelenerek hükme yansıtılmadığını, müvekkilin davalı alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığından usule ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise iş sahibidir.
Davada davacı, taraflar arasında 2018 yılında akdedilen fason dokuma işi kapsamında bedelin bir kısmının çekle ödendiğini ve davalıya işlenmek üzere 6 ton iplik teslim ettiklerini, siparişin iptali üzerine davalının ipliğin 3 tonunu iade etmesine rağmen bedelsiz kalan çekleri iade etmediğini, icra takibine başladığını, davalının 21.000,00 USD değerindeki ipliğe de haksız yere el koyduğunu belirterek borçlu olmadığının tespiti ile karşılıksız kalan çeklerin iptalini talep etmiştir. Davalı, taraflar arasında 2018 yılında sözlü olarak kurulan sürekli bir fason imalatı ve cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davacının toplam 16.378,9 kg iplik gönderdiğini, davalının bu ipliğin 14.083,00 kg kısmını dokuyarak kumaş olarak teslim ettiğini, kalan 2.295,9 kg ipliği iade ettiğini, yapılan iş bedeli olarak 84.443,31 TL’ye hak kazandıklarını, davacının borçlarını ödememesi üzerine icra takibine başladıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin fason dokuma işine dayalı bir eser sözleşmesi mahiyetinde olduğu, davacı tarafından dokuma için gönderilen ipliklerin yüklenici olan davalı tarafından kumaş hâline getirilmesi işi olduğu, davalı tarafından 2.295,9 kg ipliğin davacı iş sahibine aynen iade edildiğinin anlaşıldığı, davacının iş bedeli sebebiyle çekler verdiği, çeklerin ödeme aracı olması sebebiyle mevcut bir borca mahsuben verildiği karinesinin aksine davacı tarafından yazılı delille ispatlanamadığı, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmasa dahi irsaliye, fatura ve sunulan delillerle hizmetin ifa edildiğinin kabulü ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıya fason işi karşılığında tarafların ticari defterleri itibarıyla toplam 84.428,04 TL borçlu olduğu, buna karşılık verilen 64.000,00 TL tutarındaki 3 adet çekin ödenmediği, 16.378,9 kg ipliğin usulüne uygun olarak davalıya teslim edildiği, 10.05.2018 tarihli ve 6.714,05 kg iplik içerikli irsaliyenin davalıya teslim edilip edilmediği hususunda tekstil mühendisi tarafından teslim edilmediğinin kabul edilmesi hâlinde davacıdan davalının 141.555,63 TL alacaklı olacağı bildirilmiştir.
Bilirkişi tarafından terditli hesaplama ile 44158 nolu irsaliye üzerinden seçenekli hesaplama yapılmış, mahkemece irsaliyedeki imzanın davalıya ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından Şişli 7. İcra Müdürlüğünün ... icra takip dosyası ile 02.07.2018 tarihli 15.000,00 TL çekten dolayı 13.400,00 TL bakiye alacak ve işlemiş faiz vb. giderler ile 15.536,31 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatılmıştır.
Menfi tespit davalarında ispat yükü, dava konusu yapılan alacağın alacaklı tarafından ispat edilmesini gerektirir. Somut olayda takip alacaklısı tarafından alacağın varlığının ispat edilmesi gerekmekte olup, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu itibarıyla davalının alacak miktarını ispatladığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 10.05.2018 tarihli irsaliye ile davacı tarafından davalıya 6.714,05 kg ipliğin teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davalı, ipliklerin kendilerine usulüne uygun teslim edilmediğini ve irsaliyede yer alan imzanın kendilerine ait olmadığını iddia etmiştir. Bu durumda davacı tarafın söz konusu miktar ipliği davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekmekte olup, davacının 44158 numaralı irsaliye ile iplik teslim ettiğini yasal delillerle ispat edemediği anlaşılmıştır.Bu itibarla mahkemece davanın reddine yönelik kararın doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/10/2024 tarih ve 2022/108 Esas, 2024/685 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.