ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, davacı ...'ın, davalı şirketin kurucu ortağı ve halen şirket ortaklığı devam ettiğini, ancak şirketin, davacıyı ortaklıktan çıkarmaya yönelik kötüniyetli bir süreç başlattığını, bu süreçte dayanak alınan ve haberdar olunan genel kurul kararlarının, hem şekil hem de esas bakımından hukuka aykırı olduğunu; yok hükmünde ve mutlak butlanla malul olduğunu, genel kurul için herhangi bir çağrı yapılmadığını, 20/03/2023 tarihli kararın mutlak butlanla malul olan ve çağrısız yapılan diğer genel kurul kararlarının butlan olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacı tarafa yönelik taraflarınca Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden dava açılması üzerine; davalı tarafın kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, şirket sözleşmesine göre; şirket ortaklarının, şirketin borçlarından hissesi oranında sorumlu olmayı ve Ekim ve Mayıs ayı sonuna kadar ayda üç güne kadar mazeretsiz izin kullanılabileceğini; ancak 1 Haziran ile 30 Eylül arasında mazeretsiz üç günden fazla izin kullanılamayacağı yönünde sorumluluğu üstlendiğini ve onaylayarak imzaladığını, davacı tarafın genel kurul toplantı kararının işbu maddesini ortaklara keyfi yükümlülük yüklenmesi, ticari yaşamla bağdaşmayan şekilde izin yasağı konulması, ortaklık haklarını ve temel haklarını ihlal etmekte olduğunu iddia ederek söz konusu kararın hem amaç hem içerik itibarıyla butlanla malul olduğunu iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu, şirket sözleşmesine göre 30/05/2023 tarihinde alınmış olan karara göre şirket ortaklarının, şirkete ait araçlar ve şirket giderleri ile ilgili borçları şirket hisseleri oranında 15/06/2023 tarihine kadar ödeme yapacağını üstlenmiş olmasına rağmen; davacı tarafın, söz konusu şirket borçlarını ödemediği gibi sonrasında meydana gelen şirket borçlarını da şirket hissesi oranında ödemediğini, davacı tarafın kendisinin imzalamış ve onaylamış olduğu şirket genel kurul kararlarında görüldüğü üzere; şirket genel kurul toplantılarının Türkiye Sicil Gazetesi’nde ilan yapılması yönünde bir karar alınmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... davacılar davalı şirketin 20/03/2023, 09/09/2024,16/11/2024 ve 06/02/2025 tarihli genel kurul kararlarının butlan/ yoklukla malul olduğunun tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacı davalı şirkette pay sahibi iken Ticaret Sicil Gazetesi'nin 21/01/2026 tarihli ilanı davalı şirketteki hisselerini dava dışı ...'ya devrettiği, şirkette payının kalmadığı anlaşılmaktadır. Türk hukukunda, dava şartlarının varlığının ilke olarak davanın açıldığı tarihe göre belirleneceği kabul edilmektedir. Tüm dava şartları ve dolayısıyla davacının davadaki menfaati, hükmün verilmesi anına hatta hüküm kesinleşinceye kadar var olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi öncesinde de genel kurul kararlarının butlan ve yokluk denetimine tabi tutulmasının kabul gördüğü, genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasının, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabileceği, ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunmasının zorunlu olduğu; davacı, davalı şirketin 20/03/2023, 09/09/2024,16/11/2024 ve 06/02/2025 tarihli genel kurul kararlarının çağrı usullerine uygun olarak yapılmadığını ileri sürmüş ise de, yargılama devam ederken şirketteki tüm payını dava dışı üçüncü kişiye devrettiği, şirkette payının kalmadığı; ortak sıfatı bulunmayan davacının şirket ortaklar kurulunda alınan kararların geçersiz olduğunun tespitini istemekte hukuki yararının bulunmadığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, taraflarınca sunulan mesleki mazeret dilekçesinin kabul edilmesine rağmen gıyapta karar verilmesinin mutlak bir bozma sebebi olduğunu, davanın konusuz kalmasıyla dava şartı yokluğunun karıştırıldığını, yargılama sırasında payların devredilmesinin davayı konusuz kalan dava statüsüne sokacağını, bu nedenle usulden ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, eğer mahkeme mazeretlerini kabul edip, taraflarını duruşmaya çağırsaydı pay devrinin taraflar arasındaki bir sulh/uzlaşma çerçevesinde gerçekleşeceğini beyan edeceklerini, çağrısız genel kurul yapılması nedeniyle davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduklarını, sanki haksız bir dava varmış gibi aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Dava, genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İptal davası açma hakkı, pay sahipleri bakımından, vazgeçilemez nitelikte bir bireysel pay sahipliği hakkıdır (KORKUT, ÖMER; Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Butlanı, Nisan 2012, Karahan Kitapevi, s. 108-109). Bu nedenle, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davası açılabilmesi için, “genel kurul kararının alındığı anda” pay sahibi sıfatını haiz olunması ve ayrıca hüküm kesinleşene kadar bu sıfatını koruması gerekmektedir (BAHTİYAR, Mehmet; Ortaklıklar Hukuku, Ocak 2019,13. Bası, Beta Yayınları, s. 208; BİLGİLİ, Fatih/DEMİRKAPI, Ertan; Şirketler Hukuku Dersleri, Dora Yayınları, 6. Bası, Şubat 2018, s. 260; Yargıtay 11. HD, 2020/40 E, 2021/6549 K, Tar. 25/11/2021).
Ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan bu tür davalarda davacıların davanın başından sonuna kadar bu sıfatının mevcut olması gerektiği (aynı yöndeki içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/10/2022 tarih 2021/1054 Esas, 2022/6850 Karar sayılı ilamı) belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı taraf genel kurul kararının iptali için eldeki davayı açmış ise de, dava devam ederken şirket hissesini devrettiği davacının da kabulünde olup, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 140/4. maddesi; "Ön inceleme tek duruşmada tamamlanır. Zorunlu olan hallerde bir defaya mahsus olmak üzere yeni bir duruşma günü tayin edilir" şeklinde düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesinin 20/10/2025 tarihli 1. celsesinde ön inceleme duruşmasının bir sonraki celse yapılacağına karar verildiği, 15/12/2025 tarihli 2. celsede davacı vekiline talep sonucunu açıklama üzere 2 haftalık süre verildiği, 23/02/2026 tarihli 3. celsede davacı vekilinin mazeret olarak sunduğu Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasının ön inceleme duruşmasının başka bir güne ertelenmesi için zorunluluk oluşturmadığı ve ön incelemenin tek duruşmada bitirilmesi gerektiği ile ön inceleme aşamasında dava şartlarının mahkemece resen değerlendirilmesi, davacının pay sahipliğini devretmesi nedeniyle dava şartı yokluğu tespitinin yapıldığı ve böylece yeni bir ön inceleme duruşma günü verilmesinin dosyaya herhangi bir katkısı olmayacağı gibi davacının haklarını da zedelemeyeceği, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı verilmesi nedeniyle yargılama giderlerinin davacıdan tahsili gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...