Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ ------ŞirketiNİN, 03.12.2009 tarihinde kurulan uzun yıllara dayalı tecrübesi ve sektördeki kaliteli hizmet, ticari dürüstlük, iş ahlakı bilinci ve sorumluluğu neticesinde “-----” ibareli markalarını tüketici nezdinde bilinen bir marka haline getirmeyi başardığını, müvekkili şirketin “------” ibareli markalarını uzun yıllardır aktif olarak kullandığını, uzun yıllardır faaliyet gösteren, sektörde ve tüketici nezdinde yerleşik ve itibarı bilinen müvekkil şirketin hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde tanıttığı “-----” markaları, müvekkil şirket ile tamamen özdeşleştiğini, müvekkili şirketin markasını hiç ara vermeden kullandığını ve yoğun bir reklam ve tanıtımla markasını ayırt edici ve sektöründe tanınan bir marka haline getirdiğini, davalının haksız kullanımı ve tescili müvekkil şirkete ait markaların piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, taraflara ait markalar arasında iltibas olduğunu, dava konusu “----” markası müvekkile ait “----” ibareli markalarda yer alan asli unsur olan “-----” ibaresini birebir taşımakta olup, dava konusu markada yer alan diğer ibarelerin ayırt ediciliği bulunmadığını, iltibasın tespiti için kullanılan kriterler uyarınca dava konusu “-----” markasının müvekkili markaları ile açıkça iltibasa mahal verdiği aşağıda ilgili kriter doğrultusunda açıkça ortada olduğunu, davaya konu “-----” markası, müvekkil şirket tarafından kullanılan Türk Patent nezdinde tescilli “------” ibareli markaları ile benzerlik yaratmaya matuf nitelikte ve çağrışım sureti ile markadan faydalanmaya çalışıldığını, dava konusu “-----” ibaresi, müvekkile ait “-----” ibareli markalar ile aynı/ ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan tarafımızca markanın hükümsüzlüğü davası ikame etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Müvekkil tarafından aktif olarak ticaret hayatında kullanılan “------” ibaresinin kullanılması tüketici nezdinde akla ilk müvekkile ait markalar ile ticari işletmeleri getirdiğini, bu durumda karıştırma ihtimalinin fazlasıyla mevcut olduğunu, davaya konu markalar arasında tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzerlik bulunduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 6. maddesine göre iki şartın bir arada gerçekleşmesi gerektiğini, önceki ve sonraki markaların aynı veya aynı türdeki mal / hizmetleri kapsaması, önceki ve sonraki markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaları gerektiğini, markalar arasındaki ayniyet veya ayırt edilemeyecek ayniyet tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış bir marka üzerindeki hakkın, bir başkası tarafından ihlali iltibas suretiyle gerçekleştiğini, iltibasın iki şekilde ortaya çıkabileceğini, taklit ve tağyir, taklitin bir markanın aynen kopya edilmesi; tağyir ise iki marka alıcıların zihninde karışıklık meydana getirecek derecede benzetme veya değişiklik yapılması olduğunu, her iki fiil de iltibasa neden olduğunu, iltibasın iki ibare arasında fonetik, ses, anlam benzerliğinden, bıraktığı toplu intiba ya da seri marka izlenimi vermekten kaynaklanabileceğini, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik söz konusu olduğu durumda markalar arasında ayniyet olduğunu, genellikle markalar arasında iltibasın çok görüldüğü hallerden biri harf değişikliği veya harf eklenmesi durumları olduğunu, oysaki ikinci markaya getirilen harf değişikliği veya harf eklenmesi/kaldırılması yoluyla markalar arasındaki ayniyeti kaldırmadığını, markalar arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, davalıya ait “-----” markası, Müvekkil Şirkete ait “-----” ibareli markanın tescilli bulunduğu 43 / nolu sınıfta tescilli olduğunu, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, markalar arasında 43 / nolu sınıf bakımından birebir çakışma bulunduğunu, bu nedenle Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca ilk şart olan mal ve hizmetler yönünden benzerlik ve/veya çakışma şartı gerçekleştiğini, davalının müvekkili şirketin “------” ibareli markalarının tescilli olduğu emtia ve hizmetlerde tescil alması bütünüyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu durumun müvekkili markalarının imajı, itibarı ve müşteri çevresinin davalı tarafından kullanılarak iltibas meydana getirilmeye çalışıldığını açıkça ortaya koyduğunu, markalar arasında görsel, anlamsal ve fonetik benzerlik bulunduğunu, davalı tarafça kullanılan “------” markası, müvekkilin markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer hatta asli unsurları birebir aynı olduğunu, hükümsüzlüğe konu markanın oluşturuluş biçimine bakıldığında görünüm olarak müvekkil markaları ile ayniyet arz ettiğini, dolayısıyla ortalama tüketicinin söz konusu ibareyi gördüğünde müvekkilin markaları ile davaya konu ibareyi karıştırma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, böyle bir durumda davalı yanın işbu eylemlerinin kabulü halinde müvekkilinin yıllarca emek ve para sarf ederek meydana getirdiği haklı ün ve tüketicilerde oluşturduğu kalite imajının sarsılacağı ve müvekkilin gerek manen gerekse de madden zarara uğrayacağını, bu durum en başta 6769 sayılı SMK hükümlerine bunun dışında diğer ilgili mevzuata ve hak ve hukukun ana ilkelerine aykırı olduğunu, müvekkiline ait “-----” ibareli markalar ile davalıya ait “-----” markasında asli unsur olarak yer alan “----” ibaresi birebir aynı olduğundan markalar tüketici nezdinde karıştırılacak olup, davalı markası müvekkile ait “------” ibareli markaların devamı olarak algılanacağını, dava konusu çekişmeli markalar, yukarıdaki yargıtay kararları ile birlikte değerlendirildiğinde; halk arasında karıştırılma ihtimali de dahil olmak üzere, iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu beyanla davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edilmiş ----- tescil numaralı “------” ibareli markanın 43 / nolu sınıftaki tüm hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına kayıtlı marka tescilinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile verilecek ihtiyati tedbir kararının Sayın Mahkemenizce verilecek karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın yetki yönünden reddedilerek ----- Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin -------adresinde mukim olduğunu, HMK'nun genel yetki kuralı gereği davanın yetki yönünden red kararı verilerek ------ Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili---- Şirketi, --- önderliğinde bir kısım diğer yatırımcı ile beraber 13.03.2019 tarihinde ----- kurulduğunu, ---- bu şirketle beraber; 1999'dan beri faal olan -----Gazetesi, Ek-3) 2017'den beri faal olan ---- faal olan------ve 2009 yılından beri ----- faali ----- Bölgesi'nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili görevini de devam ettirdiğini, sanayici ve iş insanı olan ------, hissedarı olduğu şirketler ile boya, vernik ve inşaat sektörlerinde ve ------ illerinde şirketleri vasıtasıyla ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, en eski şirketi olan------- markaları ile faaliyet göstertiğini ve 30 yıla yaklaşan tecrübesi ve kalitesiyle sektörde bu marka ile tanınır ve ayırt edici hale geldiğini, ---- ve hissedarı olduğu şirketler tarafından bu markalar 2004 yılından beri farklı şekillerde kullanıldığını, ----- kelimesi bilindiği üzere, ------ - ileri geldiğini, Türk ve İslam mitolojisinde geçen bu ---- yeniden doğması ile bilindiği için ölümsüzlüğü, gücü ve yeniden doğuşu sembolize ettiğini, müvekkili şirketin hissedarı ----- 2004 yılında bu kavramlardan hareket ederek öncelikle ----- Şirketi altında mobilya boyaları satarken mukavameti, gücü ve kaliteyi en üst seviyede çağrıştırması adına "-----" ibaresinin kısaltılmışı olarak "-----" harfi ekleyip ----" markasını kullanmaya başlamış ardından zamanla ----- kuşunun sembolize ettiği kavramların daha iyi anlaşılabilmesi adında markayı-----olarak konumlandırdığını ve bu şekilde günümüze kadar kullanmaya devam ettiğini, ---, ve ----- illerinde fabrika kurmak için yaptığı fizibiliteler esnasında ---- ilindeki ------ Üniversitesi'nin mevkiinin şehir merkezine olan uzaklığını dikkate alarak öğrencilerin nitelikli barınma ve sosyalleşme ihtiyaçlarının varlığı dikkatini çekerek bu kompleksin inşaatına başladığını, ---- hissedarı olduğu inşaat firmaları ile 3 etap halinde ----- ilinde mesken olarak kullanabilecek ünitelerin inşaatını ---- ve ----- şirketleri marifetiyle tamamlamış ardından bu üniteleri üçüncü kişilere sattığını, burada geliştirilen model, inşaatı tamamlanan ünitelerin 3.kişilere satılması ve ardından bu kişilerin taşınmazlara ve kat mülkiyetine ilişkin yetkilerini----- şirketine devrederek bu şirket üzerinden tüm binalarda bir yönetim hizmetleri alması, bu kapsamda evlerin öğrencilerin, uzun dönem kiralama yapacak kişilerin, seçilerek kabul edilen sakinlerin yaşadığı, dolayısıyla ailelerin çocuklarını bir konuta yerleştirirken güvende hissettiği, giriş çıkış saat sınırlaması, 7/24 güvenliği, cafesi, spor salon ve rekreasyon alanı olan 1+1,2+1,3+1 eşyalı dairelerde aidat, internet ve tüm sarfiyat faturaları dahil bir kiralama yapılarak hizmet kesintilerinin yapılmasının ardından ev sahiplerine kazançlarının ödenmesi şeklinde olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet konuları da bu modeli yansıtmakta olup, ne unvanında ne de ana sözleşmesindeki faaliyet konularında, turizm ve/veya otelcilik ile ilgili herhangi bir husus yer almadığını, bu alışılagelmişin dışında modelin hem kiralama yapacak ailelerin hem de projenin yatırımcısı daire sahiplerinin güveni kazanmak için ---- piyasada herkesin kendisini "----- sahibi olarak tanıması ve firmasının saygın ve köklü geçmişi nedeniyle ve marka ailesi geliştirmek maksadıyla "-----" markasını başa ekleyip ardına da ----- dilinde----- yani yurt, öğrenci yurdunun günlük ---- deyişinde kısaltılarak kullanımı olan "-----" ibaresini ekleyerek "----" markasını oluşturduğunu, zira ----- adına tescilli markaların dökümüne bakıldığında, 2004 yılından başlayarak ------markalarının grup şirketler bünyesinde kullanıldığı görülmektedir. (Ek-7) Bu nedenle "---" veya "----" modellemeleri şeklinde ----- ibaresi şekil, marka ve ticari unvan olarak aslında müvekkil şirket ve bağlı ortaklıklar tarafından 22 yıldır kullanılmakta olup, herhangi bir iltibas saiki güdülmediğini, "-----" ibaresi müvekkil şirketin bağlı ortaklıkları eliyle uzun yıllardır farklı sınıflarda kullanılmakta olup Türk Patent nezdinde bu markalar tescilli olduğunu, bu nedenle bu bilinirliğin ve ayırt ediciliğin devamı olarak ----- ibaresine sunulan hizmeti yansıtacak "----" ibaresi eklenerek ------ markası oluşturulduğunu, davacının ise davaya konu ettiği ---- ibareleri dışında sadece ----- ibaresi olduğunu, tarafların bu markalar adı altında sundukları hizmetler farklı olup, ortalama tüketici nezdinde aynı ve/veya benzer niteliği yaratacak nitelikte olmadığını, zira daire niteliğinde olan, mutfak, çamaşır makinesi, L koltuk gibi ev düzenindeki detaylar ile pazarlanan ve pazarlaması ---- uygulaması üzerinde yapılan bir yer ile kısa süreli, gecelik konaklama sunan, otel niteliğinde olduğu marka adı ve görüntüsü ile anlaşılan ve pazarlaması da yine turistik tesis pazarlama siteleri olan ------gibi siteler üzerinden yapılan iki tesisin/markanın aynı veya benzer olarak kabul edilemeyeceğini, ortalama her tüketici "----" "----" ---- kavramlarının farklı hizmetler olduğunun bilincinde olduğunu, buunla beraber davacının bu markaları sadece --- faaliyet gösteren iki otelde kullandığını, müvekkili şirketin ise ---- markası ile ----- hizmet verdiğini, dolayısıyla coğrafi olarak da müşteri kitlesinin farklı olduğunu, ----- sayfasına (-----) bakıldığında (Websitesi ve ----- görselleri, açık ve anlaşılır ifadelerle buranın bir "----" olduğu ------- sayfasında kiralama yapılabilmesi için sahibinden uygulamasına yönlendirme linki verilmediği, hizmete konu yapıların ev değil otel niteliğinde olduğu herhangi başka bir araştırmaya gerek olmaksızın açıkça anlaşıldığını, hem sunduğu hizmet niteliği ve markada kullanılan dorm ifadesinin açıkça yurt anlamına gelmesi nedeniyle kavramsal olarak hem de ortalama tüketici nezdinde bütün olarak benzerlik yaratmadığı ve iltibasa sebebiyet vermediğini, ayrıca iki markanın hedef kitlesinin de farklı olduğu da bu noktada dikkate alınması gerektiğini, iki markanın aynı sınıfta olması NICE sınıflarının dar yorumlanması ve daha da önemlisi müvekkilin yarattığı olağanın dışında nitelikli bir hizmet yaratmasından kaynaklı olduğunu, uzun dönem kiralama, konut kiralama ve/veya konaklama anlamında başkaca bir sınıf yer almadığını, bahsi geçen markaları şekil olarak da ele alacak olursak basit bir inceleme ile iki marka arasında şekli bir benzerlik olmadığı kolaylıkla anlaşıldığını, zira davacının kendi markalarında genel olarak ---- sembolize eden bir şekil kullandığını, bu şekil bile tek başına iki marka arasındaki farklılığı anlaşılabilir düzeyde olduğunun göstergesi olduğunu, bu durumun aynı şekilde davacının çağrıştırmaya sebep olduğu yönündeki iddiasının da mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu, zaten davacının ayırt edici olarak kabul edileceği kısmın da "-----" değil "----" olduğuna dikkat etmek gerekir, zira ortalama hiç bir tüketici buradan bahsederken "----" nitelendirmesini yapmadan markayı kullanmayacağını, işitsel olarak da "------" kelimesinin markaya esaslı bir vurgu yaptığı marka adı altında sunduğu hizmetle beraber değerlendirildiğinde işitsel olarak bir benzerlik yaratmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.

DELİLLERVEGEREKÇE /
Dava, Türk Patent ve Marka Kurumu'nun YİDK kararının iptali davasıdır.
SMK'nun 156/5. Maddesinde üçüncü kişilerin sınai mülkiyet sahibi aleyhine açacakları davalarda davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu düzenlenmiştir. Dosya incelendiğinde, davalının yerleşim yerinin ------olduğu tespit edilmiştir. Davacı, davalı adına tescilli markaların iptali için bu davayı açtığından, davalının yerleşim yerine göre yetkili mahkeme ----- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.SMK'nun 156/5. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin davalının yerleşim yerinin yargı alanı içinde bulunduğu ------ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) olduğu, davalı tarafça yasal süre içerisinde yetki itirazında bulunulduğu anlaşılmakla, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-Davanın SMK'nun 156/5 ve HMK'nun 114/1-ç maddesi uyarınca YETKİSİZLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde taraflardan birinin Mahkememize müracaatı halinde dosyanın yetkili ve görevli ------ ASLİYE HUKUK (FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ) MAHKEMESİ NE gönderilmesine,

3-Aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağına,

4-Harç ve yargılama giderlerinin yetkili Mahkemece dikkate alınmasına,Dair; davacının yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı .