İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile; davalı tarafından, ... 35. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ... Şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, anılan takibin, takip borçlusu şirketin borçlarına ilişkin olduğunu, bu takip kapsamında, davacı adına, şirketin eski yetkilisi olması nedeniyle İİK m.89 uyarınca 1., 2. ve 3. haciz ihbarnameleri gönderildiğini; söz konusu ihbarnamelerden bir kısmının usule uygun şekilde tebliğ edilmediğini, bir kısmının ise muhatabına ulaşmadan kesinleşmiş gibi işlem gördüğünü, davacının icra takibinin borçlusu olan şirketin borçlu sıfatını haiz olmadığını, davacının, takip borçlusu şirkete karşı herhangi bir muaccel veya gayrimuaccel borcu, kefalet, garanti, aval veya benzeri bir şahsi taahhüdü, takip konusu borcun doğumuna ilişkin herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, takip konusu borcun, davacının şirketle olan temsil veya yetki ilişkisinin sona ermesinden sonra doğduğunu, bu nedenle davacının, icra dosyasından bağımsız üçüncü kişi konumunda olduğunun tartışmasız olduğunu, İİK m.89 gereğince haciz ihbarnamesi gönderilebilmesi için, üçüncü kişinin borçluya karşı mevcut ve muaccel bir borcunun bulunmasının zorunlu olduğunu, somut olayda davacının, takip borçlusu şirkete karşı herhangi bir borcu bulunmadığından, davacıya gönderilen haciz ihbarnamelerinin kanuni şartları taşımadığını, hukuka aykırı olduğunu, hukuki dayanağı bulunmayan bu ihbarnamelerin, davacı yönünden borç doğurmayacağını, haciz ihbarnamesinin kesinleştiği iddiası üzerine, davacı hakkında doğrudan borçlu gibi işlem tesis edileceği yönünde icra baskısı oluştuğunu, davacının icra tehdidi altında kaldığını, davacı müvekkilinin, hukuki sorumluluğu bulunmayan takip konusu borç nedeniyle, cebri icra tehdidi altında 18/12/2025 tarihinde ... 35. İcra Müdürlüğü’nün ...E. sayılı dosyası ve yine tarafları aynı olan ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosya borcuna ilişkin olarak iki icra dosyasının toplam borcunu, davalı vekili ...'nun banka hesabına yaptığını, davacı tarafından yapılan ödemenin borcun kabulü veya ikrarı niteliğinde olmayıp, hukuki sorumluluk doğmaması ve icra yaptırımlarına maruz kalmamak amacıyla, iradi olmayan şekilde, cebri icra tehdidi altında yapıldığını, İİK m.72 uyarınca, borçlu olmadığı halde ödeme yapan kişinin, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde istirdat davası açabileceğini, davacı tarafından yapılan ödemenin, borçlu olunmayan bir borca ilişkin olduğunu, bu sebeple ... Arabuluculuk Bürosuna arabuluculuk başvurusu yaptıklarını ancak görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını, yasal süre içerisinde işbu davanın açıldığını, bu nedenle ödenen bedelin davalıdan istirdadının zorunlu olduğunu bildirerek müvekkili tarafından ödenen, ... 35.İcra Müdürlüğü 'nün ... Esas sayılı dosya borcuna karşılık gelen 247.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde; huzurdaki davanın İİK 72 m. uyarınca ödenen bedelin istirdatı ilişkin olduğundan ticari bir dava olmadığını, davacı taraf ile müvekkili arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığını, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklandığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ve görevi kapsamında bulunduğunu, bu sebeple davanın İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmış olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının her ne kadar cebri icra tehditi altında ödediğini iddia ettiği tutarın tahsili talebiyle huzurdaki davayı açmışsa da davanın açılmasına kendilerinin sebebiyet vermemesi sebebiyle davacının takip alacaklısı olarak kendilerinden değil takip borçlusu olan ... Şirketi'nden ödemiş olduğu tutarın iadesini talep etmesinin gerektiğini, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise de dava dışı ... Şirketi'nin de huzurdaki davaya davalı sıfatı ile eklenmesine karar verilmesini talep ettiklerini ayrıca kendileri açısından pasif husumet itirazları nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafın ... 35. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyada kendisine usulüne uygun tebliğ edilmiş tebligatlara itiraz etmemesi sebebiyle dosyaya "borçlu" sıfatı ile eklendiğini, davacı tarafın huzurdaki davaya konu ... 35. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası borçlusu ...Şirketi 'nin yetkililerinden olduğunu, kendilerince icra dosyası UYAP sorgusunda firma yetkilisi olarak bilgileri yer alması sebebiyle davacı ... 'in mernis adresine haciz ihbarnamelerinin tebliğinin talep edildiğini, İİK 89/1 Haciz ihbarnamesi 10.09.2025 tarihinde, İİK 89/2 Haciz ihbarnamesi 03.10.2025 tarihinde, İİK 89/3 Haciz ihbarnamesinin ise 25.10.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının mernis adresine yapılmış olan İİK 89/1 haciz ihbarnamesine ve İİK 89/2 haciz ihbarnamesine itiraz etmediğini, ardından davacı tarafın İİK 89/3 maddesi uyarınca üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihten itibaren İİK 89/3'e göre; "İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması" gerekirken davacı tarafından kanunda belirtilen 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 89/3 gereği haciz ihbarnamelerine ilişkin menfi tespit davası açılmadığını, borçlu/davacı tarafından borcun kabul edildiğini ve kesinleştiğini bu sebeple icra dosyasında artık borçlu sıfatıyla yer alan davacının borçlu kaydının silinmesi ile "İK m.72 uyarınca istirdadı ile 247.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemidir" şeklinde talebinin hakka ve hukuka uygun olmadığını, davacının İİK M.89/3 uyarınca menfi tespit davası açmak için hak düşürücü süre olan 15 günlük yasal süreyi kaçırmış olması sebebiyle menfi tespit davası açamayacağının farkında olması sebebiyle istirdat davası açtığını, huzurdaki dava olan istirdat davasının hukuka uygun olarak açılmadığını, davacının, "İİK m.72 uyarınca istirdadı ile 247.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemidir." şeklinde İİK 72. Madde uyarınca dava açtığını belirtmişse de İİK madde 72 açıkça; "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklinde olup takibe itiraz etmeyen takip borçlusundan söz ettiğini, davalı müvekkili her ne kadar takip alacaklısı olsa da davacı tarafın takip borçlusu olmadığından davanın açıkça reddinin gerektiğini bildirerek davanın usulden ve esastan reddine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin ... esas- ...karar ilamında; "Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus HMK'nın 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrası Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun 5. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. TTK m.4'te hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacıya İİK 89/3 haciz ihbarnamesinin 22/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın İİK 89/3 maddesi gereğince 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 06/03/2023 tarihinde açıldığı, davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde tebligat usulsüzlüğüne yönelik bir iddialarının bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın İİK 89/3 maddesine dayanılarak açılmadığı, İİK 89/5 maddesine göre açıldığı gözetilerek, mahkemece bu madde kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. İncelemeye konu dava; İİK'nın 89/5 hükmüne dayalı olarak açılmış olup, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İşbu eldeki davada davacı ve davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, davanın ticari dava olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 1. maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı kanunun 114/1-c bendi gereğince dava şartı olan bu husus, HMK m.115/1 gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır ve göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile esasa girilerek inceleme yapılması yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilin istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına,..." şeklinde kaldırılmasına karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından dava dışı ...A.Ş.'ye karşı ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile toplam 173.250,64 üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, bu icra dosyasında dosyamız davacısına İİK'nun 89.maddesi kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiği, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde icra dosyasında davacıya haciz ihbarnameleri gönderildiğinin, usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden kesinleştirildiğinin, davacının dava dışı takip borçlusu ve icra dosyası yönünden borcunun bulunmadığının, haciz baskısı altında ödeme yapmak zorunda kaldığının beyan edilerek menfi tespit ve istirdat talepli bu davanın açıldığı, yukarıda belirtildiği üzere davacının icra dosyasında takip borçlusu olmadığı, davacıya bu icra dosyasından İİK'nun 89.maddesi kapsamında haciz ihbarnameleri gönderildiği, emsal nitelikteki yukarıda belirtilen İstinaf ilamında da belirtildiği üzere somut olayda davacı ile davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, uyuşmazlığın İcra Takip Hukukundan kaynaklandığı, İİK'nun 89/5 maddesi kapsamında menfi tespit ve istirdat talepli dava açıldığı, davanın ticari dava olmadığı, davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,

2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

3-HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
Dair; davacı ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 12/05/2026