ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2025/890 - Karar No: 2026/77
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
KARAR
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
Davacı vekili; T.C. Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı'nca açılmış 2010/70928 ihale kayıt numaralı "8 adet A Tipi Çok Amaçlı Hizmet Teknesinin İnşa Sureti ile Temini" işine ilişkin ihalenin müvekkili şirket uhdesinde kaldığını, davacı ile idare arasında 22/09/2010 tarihinde sözleşme imzalandığını, akabinde taraflar arasında 27/12/2010 tarihinde ek sözleşme imzalanmak suretiyle sözleşmenin bir kısım hükümlerinin revize edildiğini, sözleşme gereğince 7 adet teknenin imali ve tesliminin davacı tarafça gerçekleştirildiğini, ihale konusu teknelerden davalılardan Malatya Valiliği'ne verilecek olan 8'incisinde ise Malatya Valiliği'nin istemi üzerine Teknik Şartnamede öngörülen standardın dışına çıkılarak proje değişikliğine gidilmesi ve teknenin 23,90 m. ebadında ve 100 yolcu taşıma kapasiteli olarak yapılmasının istenildiğini, bunun üzerine Bakanlıkla yapılan sözleşmenin eki mahiyetinde, Malatya Valiliği ile davacı arasında Gemi Yapım Sözleşmesi'nin imzalandığını, imal edilecek tekne için Malatya Valiliği'nce davacıya 750.000,00 Euro+KDV ödemesi yapılacağı hususunda tarafların mutabık kaldığını, Malatya Valiliği'nin 30/04/2011 tarihinde sözleşme bedelinin tamamını peşin ve tek seferde müvekkiline ödemekle yükümlendiğini, anılan tarihte sözleşme bedelinin tamamının ödenmediğini, müvekkilinin iyi niyetle teknenin inşasına devam ettiğini, hava koşulları nedeniyle teknenin inşasında gecikme yaşandığını, buna ilişkin davalılardan ...'nca muhtelif tarihli işin süresinin uzatımına ilişkin kararlar tesis edildiğini, ödeme yapılması hususundaki ihtarların sonuçsuz kaldığını, daha sonra Malatya Valiliği'nce müvekkiline yapılacak olan ödemenin davalılardan ... Turizm Ltd. Şti. 'nin KOSGEB'ten yararlanacağı destek programından sağlayacağı bedel ile karşılanacağının davacıya bildirildiğini, talep doğrultusunda ... Firması adına düzenlenen faturanın teslim edildiğini, ... Firması'na teslim edilen fatura/faturaların KDV hesabında hata bulunduğu ve yeniden hesaplama yapılması gerektiği iddiası ile iade faturası düzenlendiğini, Malatya Valiliği'nce sözleşme hükümlerine uygun şekilde ödeme yapılmamış olmasına rağmen müvekkilince "Malatya" isimli teknenin davalı Bakanlığa teslim edildiğini, birbiriyle tamamen bağlantılı şekilde gerçekleşmiş süreç dikkate alındığında müvekkilinin bakiye 985.088,00 TL alacağı bulunduğunu, davalı Bakanlığın hak ediş cezası altında davacının alacağından haksız olarak 218.674,44 TL kesinti yaptığını ileri sürerek, davalı Bakanlıktan 218.674,44 TL'nin kesinti tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte iadesine, Malatya Valiliği ile ... Firması'ndan 766.414,26 TL(252.942,00 Euro'nun dava tarihindeki Merkez Bankası kuruna göre TL tutarı) temerrüt tarihi 01/05/2011 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirketin 28/04/2011 tarihli yazısı ile 8 adet A Tipi Çok Amaçlı Hizmet Teknesinden Malatya Valiliği'ne verilecek 8. teknenin bila bedel karşılığında boyu 23,90 metre olarak yapılmasına izin verilmesiyle bu teknedeki iş artışı için ek süre verilmesinin talep edildiğini, bu başvuruya istinaden Genel Müdürlük makamınca 8. teknede kamu yararı da gözetilerek proje değişikliğine gidilmesinin uygun görüldüğünü, Malatya Valiliği'nin kapasite artırımına yönelik müvekkili Bakanlıktan herhangi bir talebinin olmadığını, Malatya Valiliği ile yapılan sözleşmelerin Bakanlığın bilgisi dışında gerçekleştiğini ancak söz konusu hususun ilerleyen dönemde davacının taraflarına yapmış olduğu yazışmalar neticesinde Genel Müdürlük kayıtlarına girdiğini, Bakanlığın hiçbir surette taraf olmadığı, söz konusu sözleşmelerin Malatya Valiliği ve davacı yüklenici için bağlayıcı olup asıl ihale sözleşmesinin bir eki mahiyetinde olmadığını, süre uzatımlarının yükleniciye verilmiş olmasına rağmen ihale sürecinde 350 günlük bir gecikme yaşandığını, ihale sözleşmesinin 34.2. maddesi hükmü çerçevesinde toplam 215.320,00 TL cezai kesinti yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 2021/203 Esas sayılı dosyasının 29.05.2025 tarihli duruşmasında; davalı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na yöneltilen gecikme cezasına yönelik davanın eldeki davadan tefrikine karar verilmiş ve mahkemenin 2025/479 Esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam edilmiştir.
Mahkemece, davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan gecikme cezasının istirdadı istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerektiği, anılan Kanun'un 5. maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun düzenlendiği, TTK 16.maddesinde "(1) Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. (2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." hükmüne yer verildiği, mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekeceğinden, belirtilen yasal mevzuat hükümleri ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 2021/203 Esas sayılı dosyasından tefrik edilen eldeki davanın, salt davalı Bakanlığa yöneltilen, gecikme cezasının istirdadı istemine ilişkin olduğu, davalı ...'nın kamu tüzel kişisi olup TTK'nın 16/2 maddesine göre tacir sayılamayacağı ve bu nedenle TTK'nın 4. maddesi gereği uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklanmadığı, davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olmadığı, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1.c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; uyuşmazlık konusu ve alacak kalemleri arasındaki bağlantı gözetildiğinde dosyanın tefrik edilmesi yönündeki kararın usul ekonomisine aykırı düştüğünü, uyuşmazlığa konu ihale sözleşmesinden doğan iki farklı alacak kaleminin 12.03.2014 tarihinde Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava konusu edildiğini, bunlardan ilkinin, davalı ... tarafından müvekkilinin hakedişlerinden haksız biçimde kesilen gecikme cezasına, diğerinin ise 22.09.2010 ve 27.12.2010 tarihli sözleşmelere ek olarak Malatya Valiliği ile yapılan 01.03.2011 tarihli sözleşmeden kaynaklı bakiye alacak tutarına ilişkin olduğunu, her iki alacağın da aynı hukuki ilişkiden, aynı sözleşmesel süreçten ve idarenin haksız işlemlerinden kaynaklandığını, bu nedenle alacak kalemleri arasında kuvvetli hukuki ve fiilî bağlantı bulunduğunu, buna rağmen mahkemece idarenin taraf olduğu uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, davanın ... Bakanlığına yöneltilen gecikme cezasına ilişkin kısmı tefrik edilerek görevsizlik kararı verildiğini ancak söz konusu değerlendirmenin isabetli olmadığını, keza yaklaşık on bir yıl boyunca her iki alacak kaleminin birlikte incelendiğini ve uyuşmazlığın aynı sözleşmeden kaynaklandığından bütüncül bir şekilde değerlendirildiğini, her iki alacak kaleminin aynı sözleşmesel ilişkiden doğduğundan, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde bir arada görülmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, ayrıca davanın asliye ticaret mahkemesinde yürütülmesinin, hem çelişkili kararların önlenmesi hem de taraflar arasındaki uyuşmazlığın bütüncül biçimde çözüme kavuşturulması bakımından zorunlu olduğunu, aksi halde, aynı sözleşmeden kaynaklanan alacakların farklı mahkemelerde ayrı ayrı görülmesinin, yargılamanın gereksiz yere uzamasına ve çelişkili hükümlerin ortaya çıkmasına yol açacağını, zira her iki talebin aynı olgulara ve aynı sözleşmeye dayandığından, kararların birbiriyle çelişme ihtimalinin olduğunu, mahkemece yaklaşık on bir yıl sonra tefrik ve görevsizlik kararı verilmesinin usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, tefrik kararı verilmişse de, işbu davada ileri sürülen taleplerin aynı hukuki ilişkiye, aynı sözleşmeye ve aynı maddi vakıalara dayanmakta olup, talepler arasında açık bir bağlantı mevcut olduğundan, her iki talep hakkında verilecek kararın birbirini doğrudan etkileyeceğinin açık olduğunu, emsal yargı kararlarında da aynı hukuki ilişkiye dayanan ve aralarında bağlantı bulunan taleplerin birlikte görülmesi gerektiğinin değerlendirildiğini (İzmir BAM 20.HD'nin 01.02.2024 tarih ve 2024/129 E- 2024/160 K, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.03.2023 tarih ve 2021/369 E- 2023/258 K), aralarında sıkı bağlantı bulunan ve biri hakkında verilecek kararın diğerini doğrudan etkileyecek nitelikte olan taleplerin ayrı ayrı görülmesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, aynı sözleşmeden kaynaklanan ve uzun yıllar birlikte yürütülen alacak taleplerinin, aradan geçen yaklaşık on bir yıl sonra tefrik edilmesi ve görevsizlik kararı verilmesinin, hem yargılamanın gereksiz yere uzamasına hem de çelişkili hükümlerin ortaya çıkma ihtimaline yol açtığını, bu itibarla, davaya konu edilen alacak taleplerinin birlikte değerlendirilmesi zorunlu olup, davanın asliye ticaret mahkemesinde bir arada yürütülmesinin usul ekonomisinin ve hakkaniyetin bir gereği olup, bağlantılı taleplerin ayrılması suretiyle verilen kararın isabetli olmadığının açık olduğunu belirterek, mahkemece verilen 30.05.2025 tarihli ve 2025/479 E- 2025/408 K sayılı görevsizlik kararının kaldırılarak, davanın esastan incelenerek kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece tefrik kararının verildiği 2021/203 Esas sayılı dosyadaki davalılardan olan talep konusu ile eldeki davada davalı ...'ndan olan talep konusunun farklı hukuki sebeplere dayalı olmasına, bu nedenle tefrik kararı verilmesinde ve davalı ...'nın taraf olduğu davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olmak üzere 28/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.