T.c. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2026/527 Esas 2026/622 Karar

Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması sonucunda Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozma ilamı ekinde Dairemize gönderilen dosyada açılan duruşmada gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olup davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, davalının direksiyon kutusundaki hasar dışındaki diğer hasarı karşıladığını, direksiyon kutusundaki hasarın sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu belirterek şimdilik 500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait araçtaki hasarın tamir ile giderilip ibraname alındığını, müvekkilinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, onarım sonrasında araçta herhangi bir problem olmadığının eksper tarafından tespit edilerek aracın davalıya teslim edildiğini, direksiyon kutusunda herhangi bir hasar varsa bile bu hasarın dava konusu kazadan sonra meydana gelen başka bir kaza sebebiyle oluşup oluşmadığının ortaya konulması gerektiğini, davacının avans faizi talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kaza sırasında aracın aldığı darbenin yeri, aracın bu darbe sonucu kat ettiği yol, araçtaki şikayetler ve hasarlanan kısımlar dikkate alındığında davacı aracındaki direksiyonda oluştuğu ileri sürülen hasarın dava konusu kaza nedeni ile oluşmasının mümkün olmadığının tespit edildiği, davacının doğru bildirimde bulunma yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacının davaya konu hasarın sigorta poliçesi kapsamındaki riskin gerçekleşmesi sonucu oluştuğunu kanıtlaması gerektiği, bilirkişi tespitlerine göre davaya konu hasarın sigortalı aracın daha sonraki tarihte karıştığı kaza nedeni ile meydana gelmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafından davaya konu hasarın dava konusu trafik kazası sonucu meydana geldiğinin kanıtlanamadığı, üstelik hasarın dava konusu kazadan kaynaklandığı kabul edilse dahi bu kez bir örneği dava dosyası içerisinde bulunan ve içeriğine itiraz edilmeyen ibranameden dolayı davacının davalıdan talep edebileceği alacağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, kaza anında sigortalı aracın direksiyon hakimiyeti kaybedilerek karşı şeride geçip ... yalıtım iş yerinin demir kapısına önden çarptığını, bu nedenle aracın direksiyon kutusunda kaza sonrasında arıza meydana geldiğini, bilirkişi raporundaki aracın kazadan sonra sürüklenerek yolun sağ kenarında herhangi bir etki olmaksızın durduğuna yönelik tespitin yanlış olduğunu, kaza tespit tutanağından da bu durumun açıkça anlaşılacağını, müvekkilinin kazadan sonra aracı yetkili servise teslim ettiği sırada ibraya ilişkin belgenin kendisine imzalatıldığını, aracın tamirine odaklanan müvekkilinin iradesinin zedelendiğini, servis müşteri istek formunda müşteri beyanına göre kazadan sonra direksiyonda sorun oluştuğu notuna yer verildiğini, bu durumun kaza sonrasında direksiyonda sorun oluştuğunu, sorunun serviste giderilmediğini açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilinin aracının daha sonra karıştığı kaza ile direksiyondaki arızanın herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ibranamenin taraflarınca kabul edilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve 2020/954 Esas 2022/618 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının harç yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar verilmiş, anılan karara karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/05/2025 tarih 2022/13458 Esas 2025/8082 Karar sayılı kararı ile;
"... 1. Temyiz incelemesine gelen dosyanın İlk Derece Mahkemesince UYAP sistemi üzerinde bulunan gerekçeli kararında; hem karar ilam harcı hem de davalı lehine vekalet ücretine ilişkin hüküm kurulduğu görülmektedir.
Oysa ki dosyada fiziki olarak bulunan ıslak imza ile imzalanmış kararda ise mahkemece kurulan hükümde yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmediği gibi yine aynı şekilde karar ilam harcına da hükmedilmediği görülmüştür. Mevcut durumda UYAP ortamında kayıtlı karar ile fiziki dosyada ıslak imzalı olarak bulunan karar olmak üzere dosyada iki farklı karar bulunmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ıslak imzalı karar esas alınarak istinaf incelemesi yapılmış olup istinaf incelemesinin Uyap ortamındaki karara göre yapılması gerekirken ıslak imzalı karara göre yapılmış olması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçeleriyle bozulmuştur.

Bozma ilamı taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, taraf vekilleri duruşmaya katılarak bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, tarafların uyma iradeleri kapsamında bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine istinaf incelemesinin Uyap ortamındaki karara göre yapılmasına geçilmiştir.
Kaza tespit tutanağı, kasko sigortalı araç ruhsatı, kasko ekspertiz raporu, hasar faturaları, kasko sigorta poliçesi, sigortalı araç hasar fotoğrafları, sigortalı araç sürücüsü kolluk beyanı, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta hakemi bilirkişi heyetinden alınan 15/01/2018 tarihli kök, 03/12/2018 tarihli ek rapor, aracın davacıya teslimine ilişkin bila tarihli belge, hasara ilişkin servis müşteri istek formu, servis bilgi formu, ibraname dosya içerisinde yer almaktadır.
Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağında, alkollü sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile trafikte seyir halinde iken, kavşağa hızlı girmesi sonucu aynı istikamette önünde seyreden sürücü ...'ın yaptığı (sigortalı) aracın sol arka kısmına çarpıp, çarpmanın etkisiyle aracın direksiyon hakimiyeti kaybedip karşı şeride geçerek ... Yalıtım isimli iş yerinin demir kapısına çarparak durması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği belirtilmiş, kaza yeri krokisinde de sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın çarpma noktasından 148 m. uzakta ... Yalıtım şirketi önünde, önü hasarlı şekilde durduğu, sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki (sigortalı) aracın çarpma noktasından 103 m. uzakta yolun sağ tarafındaki kısımda arkası hasarlı bir şekilde durduğu çizilidir.

Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, talep konusu zararın ihbar edilen kazadan kaynaklanmadığı, ispat külfetinin yer değiştirdiği, sigortalının zararının gerçekleşme biçimini ve/veya zararın teminata dahil bir halde gerçekleştiğini ispatla mükellef olduğu kanaatine varıldığı, aksi kanaat halinde hasar bedelinin 4.900,00 TL olduğu tespit edilmiş, ek raporda da aracın ön kısmında hasar olmadığı, aracın çarpmadan sonra 103 m. mesafede herhangi bir yere çarptığı yönünde bir bilgi ve belge bulunmadığı, direksiyon kutusunda meydana geldiği iddia edilen hasarın dava konusu trafik kazası sonucu meydana gelme olasılığının oldukça düşük bulunduğu, zararın ihbar edilen kazadan kaynaklanmadığı, ispat külfetinin yer değiştirdiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Sigortalı araç sürücüsünün 11/11/2015 tarihli kolluk tarafından alınan beyanında arkadan gelen aracın sigortalı araca çarptığını, çarpan aracın süratli olması nedeniyle karşı refüje geçip yoldan dışarı çıktığını, sigortalı aracın ise sağ taraftaki stabilize yola savrulduğunu, aracın sol arka tarafının zarar gördüğünü belirtmiştir.
Davacı imzalı bila tarihli aracın davacıya teslimi ve ibraya ilişkin belgede aracı servis tarafından onarılmış olarak sağlam şekilde teslim aldığı, kaza sonucu oluşan hasarla ilgili tüm borçlarından dolayı davalı sigorta şirketine ibra ettiğini kabul ettiği belirtilmiştir.
Davacı yan kasko sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle direksiyon kutusu ile birlikte hasara uğradığını, sigorta şirketinin direksiyon kutusu dışındaki hasarı karşıladığını, aracın direksiyon kutusundaki hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sigortalı araçta kaza nedeniyle oluşan hasarın karşılandığını, direksiyon kutusundaki hasarın dava konusu kazada meydana gelmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalının kasko sigortacısı olduğu davacı aracının trafikte seyir halinde iken karıştığı kaza sonucu hasara uğradığı, direksiyon kutusu dışındaki oluşan hasar bedelinin davalı tarafından karşılandığı, direksiyon kutusundaki hasarın davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının aracının direksiyon kutusunun dava konusu trafik kazası sonucu hasara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise hasar miktarı, davacının direksiyon kutusunda oluşan hasar bedelini davalıdan talep edip edemeyeceği hususundan kaynaklanmaktadır.
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı, sigortalı araç sürücüsünün kolluk beyanıyla sigortalı araca dava dışı başka bir aracın arkadan çarptığı, bu çarpmanın etkisiyle sigortalı aracın yolun sağ tarafındaki stabilize yola sürüklenerek başka bir yere çarpmadan durduğu sabittir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, sigortalı aracın çarpmanın etkisiyle karşı şeride geçerek ... Yalıtım isimli iş yerinin demir kapısına önden çarptığını, aracın direksiyon kutusunda kaza sonrasında arıza meydana geldiğini ileri sürmüş ise de, anılan istinaf itirazı dosya içerisinde yer alan sigortalı araç sürücüsünün beyanı ve kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi ile uyuşmamaktadır. Dava konusu trafik kazasında çarpmadan sonra karşı şeride geçerek iş yerinin demir kapısına önden çarparak duran araç sigortalı araç değil, sigortalı araca arkadan çarpan araçtır. Bu durumda, davacı vekilinin sigortalı aracın önden hasara uğradığına yönelik istinaf itirazı dosya içeriğine uygun olmayıp, anılan istinaf itirazına itibar edilmemiştir.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile, davacıya ait sigortalı aracın dava konusu trafik kazasında arkadan hasara uğradığı, aracın önünde hasar bulunmadığı, aracın önünde bulunan direksiyon kutusunun somut olaydaki arkadan çarpma ile hasara uğramayacağı tespit edilmiş olup, rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir.
Somut olayda direksiyon kutusundaki arızanın dava konusu kaza sonucu oluştuğu ispatlanamadığından davacının imzasının yer aldığı ibranamenin somut olay üzerindeki etkisi tartışılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, istinaf incelemesi sırasında açılan duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı gözetilerek taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)1-Davanın REDDİNE,

2-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ilam harcının peşin alınan 29,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 702,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalının yargılama aşamasında vekille temsil edildiği anlaşıldığından, istinafa gelenin sıfatı ve aleyhe hüküm kurma yasağı da gözetilerek 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B)1-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

2-Davadaki haklılık durumu gözetilerek davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

3-Bozma ilamı sonrasında Dairemizce açılan duruşma nedeniyle taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/05/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -