İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, işletmiş olduğu otelinin personel kıyafetlerinin temin edilmesi için müvekkili şirkete sipariş verdiğini, sipariş üzerine müvekkili şirket otel personel kıyafetlerini üretmeye başladığını ve kıyafetleri bitirdikçe peyderpey davalı şirkete sattığını, davalı şirkete bu hususta faturalar kesildiğini, davalı şirketin kesilen bu faturaların tutarlarına ya da içeriğine itiraz etmediğini, davalının siparişi üzerine üretilen ve satılan ürünlerde herhangi bir ayıp ya da eksiklik bulunmadığını, davalı şirketin de gerek malları teslim alırken gerek icra dosyasına itiraz ederken bir ayıp iddiası bulunmadığını, müvekkili şirketin, borcun ödenmemesi üzerine cari hesap ekstresindeki ödenmeyen fatura tutarlarının tahsili için .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı şirketin, takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, dava öncesi arabuluculuk aşamasına başvurulduğunu ancak netice alınmadığını, bu sebeplerle; davalının .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, asgari % 20 icra inkar tazminatına, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, eksik harç yatırılmış olması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ... Apart otel işletmesi sahibi olup çalışan personellerine kıyafet temin edilmesi için davacı şirkete sipariş verildiğini, müvekkili tarafından davacıdan satın aldığı ürünlerin bir kısmının gizli ayıplı olduğunu faturaya konu ürünlerin bir kısmının ise müvekkiline hiç teslim edilmediği tespit edildiğini, müvekkili tarafından toplam 569 parça ürün siparişi verilmiş ise ürünlerin 170 adedi ayıplı ve kullanılamaz durumda teslim edildiğini, söz konusu ürünler, taraflarca belirlenen niteliklere ve davacı tarafça taahhüt edilen şartlara uygun olarak teslim edilmediğini, müvekkilinin malı derhal incelemesi neticesinde, ayıplı olduğunu tespit ettiği ürünleri de davacıya iade ettiğini, söz konusu ürünlerin personel kıyafetleri olduğunu ayrıca ürünlerin fonksiyonlarını yerine getirmemesi veya istenilen niteliklere uymaması şeklinde ortaya çıktığını, davacıdan temin edilen ürünlerdeki mevcut ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu açık olduğunu, davacıdan satın alınan dava konusu personel kıyafetlerinin mahiyeti gereği personel tarafından kullanılmaya başlanmadan önce gözden geçirilmesi mümkün olmadığını, personellerin kullanımı için satın alınan ürünlerdeki ayıp kabul edilemez olup müvekkili şirketin ürünlerin ayıplı ve kullanılamaz durumda olduğunu davalıya derhal ihbar etmesi üzerine 08/04/2024 tarihinde ayıbın tespit edildiğine ilişkin tutanak düzenlendiğini, alıcı firma olarak müvekkilinin, ayıplı malın teslimi durumunda gerekli itirazlarda bulunduğunu ve bu durumu satıcıya bildirerek ihbar ettiğini ancak, satıcı firma, ayıplı malı kabul etmelerine rağmen gerekli düzeltmeleri yapmadığını ve ayıplı ürünlerin yerine ayıpsızlarını teslim etmediğini, müvekkili şirket tarafından davacı firma adına düzenlenen 17/12/2024, 19/12/2024,31/12/2024 tarihli iade faturaları ile faturalara itiraz edildiğini, davacıdan temin edilen personel kıyafetlerinin ayıplı çıkması üzerine müvekkili şirket otel işletmesi olduğundan personel istihdam etmekte ve müşterilerine hizmet vermekte aksaklık yaşadığını, bu itibarla müvekkili şirket personeline ve müşterilerine taahhütlerini yerine getirmekte zorlandığını, ticari itibarı zarar gördüğünü, bu sebeplerle; davanın öncelikle usule yönelik itirazları gözetilerek reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın tümden reddine, davacının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve yasal vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, muavin defter, faturalar, 08/04/2024 tarihli tutanak, ürün listesi, irsaliyeler, taraflara ait ticari defter kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.

Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacı şirket tarafından davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarına göre, davacının davalıdan 231.234,20 TL tutarında cari hesap alacağının tahsiline ilişkin .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işletmiş olduğu otelin personel kıyafetlerinin temini için davacıya sipariş verildiğini, verilen siparişler üzerine üretim bittikçe peyderpey ürünlerin davalı tarafa satıldığını, satılan ürünlerin karşılığı fatura düzenlendiğini, faturalara davalı tarafından herhangi bir itirazın bulunmadığını yine davalı tarafından ayıp iddiasının bulunmadığını, ödenmeyen fatura bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız olarak yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıdan satın alınan ürünlerin bir kısmında gizli ayıbın bulunduğunu ve bir kısım ürünlerin ise hiç teslim edilmediğini, sipariş verilen toplam 569 parça ürünün 170 adedinin ayıplı ve kullanılamaz durumda olduğunu, bu durumunun hemen davacıya ihbar edildiğini, ayıplı ürün yerine ayıpsızının teslim edilmediğini, davacı tarafından üstlenilen edimlerin gereği gibi ifa edilmediğini, işin eksik ifa edildiğini, bu nedenle davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 13/01/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 231.234,20 TL asıl alacak olmak üzere borcun ödenmesi amacıyla 05/12/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 16/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 13/12/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Dava konusu ihtilaf taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ticari alım satımdan kaynaklı davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olup olmadığı varsa alacak miktarının tespiti, davacının edimlerini eksik ve ayıplı ifa edip etmediği ve icra takibine karşı borçlu davalı şirket tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 24/09/2025 tarihli celsesinde davacı şirket yetkilisi ... beyanında; "Ben davacı şirket yetkilisiyim, biz davalıdan sipariş aldıktan sonra yapılan üretimler sonucunda tekrardan davalı şirketten sipariş almaya ve üretim yapmaya devam ettik, sürekli personel değişikliği veya da personel alımı oluyordu, hangi bedenler de üretim olacağını davalı belirliyordu, ancak bir süre sonra biz yaptığımız üretim karşılığı düzenlediğimiz fatura bedellerini alamadık, davalı şirkete telefonla dahi ulaşamadık, biz üniforma üretim şirketiyiz, alt üst, takım elbise, vb üretiyoruz, çalışan personel karışık olduğu için her türlü üniforma ürettik, davalı şirket dava açılana kadar ürettiğimiz ürünlerle ilgili herhangi bir ayıp iddiasında bulunmamıştır, bize ayıpla ilgili geri dönüş olmamıştır, sadece davalı tarafın bize yanlış bildirmiş olduğu bedenlerden kaynaklı farklı beden üretimimiz olmuştur, pantolonların paça boyuna ilişkin bize davalı tarafından herhangi bir bildirim olmadığı için standart paça boyu ürettik, daha sonra bunu şikayet amaçlı bize söylemişlerdir, davalı şirket kumaşları ve tasarımları kendileri seçmiştir, bunun üzerine de biz sadece üretim yaptık, bize fatura ile iade edilen herhangi bir mal yoktur, eğer ayıplı mal varsa bize derhal iade etmeleri gerekir eğer sorun bizden kaynaklanıyorsa" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 24/09/2025 tarihli celsesinde davacı şirket yetkilisi ... beyanında; "Ben davacı şirket yetkilisiyim, davalı otel yeni kurulan bir otel olduğu için ilk zamanlarda çalışan sayısı ve kişiler belli olmadığından ortalama bir ürün siparişi gelmiştir, davalı taraf bize tasarımcı ile anlaştıklarını belirterek tasarımcı bizi buldu, bizde tasarımcının bize ilettiği gibi ürün üretimi yaptık, ancak bize geri dönüşler sadece ürün bedenlerinin olmadığına dair olmuştur, bunun sebebi de personel sirkülasyonudur, bu durumda bizden kaynaklanmamaktadır, hatırladığım kadarıyla bize geri dönüş olarak paça boyu olmadığına dair geri dönüşler vardır, biz paça boylarını normalde yapmıyoruz, standart olarak üretim yapılır, ancak davalı yeni bir otel olduğu için açılış yapacağı için bizden paça boyu yapmamamızı istediler, biz normalde ilk başta paça boyu yapılı olmadan gönderdik ancak daha sonra çalışan personeller belli olunca ölçü alıp bizden paça boyu yapmamızı istediler, biz bu şekilde paça boyu yaptık, biz ürettiğimiz ürünlerin bedelini bir süre sonra isteyince ürünlerin ayıplı olduğunu belirterek ödeme yapmadılar" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 24/09/2025 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "Ben muhasebeci olarak görev yaparım, davalı şirkette muhasebe müdürü olarak çalıştım, 09/10/2023-30/04/2025 tarihleri arasında bu şirkette çalıştım, ben otel inşaat halindeyken başladım, otel de 2024 Mart ayında açılmıştır, davacı ile yapılan sözleşmenin içeriğini bilmiyorum, davacı ile yapılan ürün siparişlerinin kayıtlarını üniforma ve çamaşırhane sorumlusu tutmuştur, bana sadece sayı ve adet olarak eksik noksan ürün varsa onun bilgilendirmesini yapıyordu, sipariş ürünleri ben görmedim, üniforma ve çamaşırhane sorumlusu ürünlerin ayıplı olduğuna dair davacı şirketle mail yazışmaları yapmıştır, ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin sözlü bildirimde bana bulunmuştur, üniforma ve çamaşırhane sorumlusunun davacıya bildirimi üzerine eksik ürünlere ilişkin yeni ürünler gönderilmemiştir, benim bildiğim bu şekildedir, siparişler birden fazla kez olmuştur, 6 aylık periyotta 10 defa belki de daha fazla sipariş gelmiştir, muhasebeci olarak benim bizzat davacı şirkete bildirdiğim, ayıplı eksik mal ihbarı yoktur, aldığımız ürünlerin eksik veya ayıplı olması durumunu üniforma ve çamaşırhane sorumlumuz bildiriyordu, ancak ürünler geldikten sonra ne kadar sürede eksik ve ayıplı ifa bildirimi yapıldı bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1,4). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)
6098 sayılı TBK’nun ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ... ... ve Tekstil Mühendisi Bilirkişi ... tarafından 02/01/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; " Mali Yönden; Dava konusu, davacı ... Tekstil Turizm Gıda San. İth. İhr. ve Paz. Ltd. Şti. tarafından davalı ... ... ve Turizm A.Ş. ile aralarındaki ticari ilişkiye dayalı olarak düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarına göre, davacının davalıdan 231.234,20 TL tutarında cari hesap alacağının tahsiline ilişkin talepten ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir
İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılın ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davalı .. ... ve Turizm A.Ş. adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan işlemlerin davacının 120 hesap kodu altında kaydedilmiş olduğu, 2023 ve 2024 yıllarında düzenlenen faturalar ile yapılan tahsilatların cari hesap ekstresine işlendiği, yapılan kayıtlar neticesinde davacının davalıdan takip tarihi (11.12.2024) itibarıyla 231.234,20 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davalının 2024 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davalı 2024 yılında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024 yılın ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı şirketin ticari defterleri incelendiğinde, davacı ... Tekstil Turizm Gıda San. İth. İhr. ve Paz. Ltd. Şti. ile olan ticari ilişkilere ait işlemlerin davalının 320 hesap kodu altında kaydedilmiş olduğu, 2024 yılında düzenlenen faturalar ile yapılan ödemelerin ilgili hesaba işlendiği, yapılan kayıtlar neticesinde davalının takip tarihi (11.12.2024) itibarıyla 231.234,20 TL tutarında cari hesap bakiye borçlu olduğu, Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturaların tamamının hem davacı hem de davalı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, fatura içeriklerinin incelenmesinde, tamamının personel kıyafeti teminine ilişkin “tekstil malzemeleri” kapsamında düzenlendiği, satış ve teslimatların davalı otel personelinin kullanımına yönelik olduğu, dosya ekinde yer alan e-irsaliyeler incelendiğinde, sevkiyatların davacı şirket tarafından düzenlenmiş resmi belgelerle gerçekleştirildiği, bu kapsamda; -29.01.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede, H.K. Departmanı için erkek ve kadın pantolonları, teknik departman pantolonları, steward bulaşık tişörtleri ve aşçı ceketlerinin sevk edildiği, -05.02.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede, teknik gömlek ve erkek polar ürünlerinin teslim edildiği, -09.02.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede ise satınalma, ön büro,resepsiyon ve rezervasyon bölümlerine ait erkek ve kadın ceketlerin, ayrıca SPV yeleklerinin sevk edildiği, İrsaliyelerde, her ürünün cins, miktar ve teslimat detaylarının açıkça belirtildiği; malzeme teslimlerinin ... ... adresine yapıldığı; sevkiyatlarda taşıyıcı bilgileri, plaka numaraları ve teslim tarih/saatlerinin yer aldığı, bu irsaliyelerin tamamı, davacı tarafından sevki gerçekleştirilen mallara ilişkin olup faturalarla içerik ve tarih bakımından uyumluluk gösterdiği, ayrıca yapılan incelemede, davalı tarafça davacı adına üç adet “Vade Farkı İade Faturası” düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda; -17.12.2024 tarihli ... numaralı, -19.12.2024 tarihli ... numaralı, -31.12.2024 tarihli ... numaralı, “Vade Farkı İade Faturası” açıklamalı, her biri 21.516,00 TL tutarlı üç adet iade faturası bulunduğu, bu iade faturalarının davacı ile davalı şirketin ticari defterlerinde mevcut olduğu, ayrıca, söz konusu iade faturalarının takip tarihi olan 11.12.2024’ten sonra düzenlendiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hüküm altına alındığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulan ticari defterlerin davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı düzenlendiği, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturalar ile bunlara dayanak teşkil eden e-irsaliyelerin davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlendiği, sevkiyatların ticari teamüllere uygun biçimde gerçekleştirildiği, davalı tarafından sonradan düzenlenen üç adet “Vade Farkı İade Faturası”nın ise takip tarihinden sonra oluşturulduğu, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve cari hesap alacağını oluşturan faturaların davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, bu işlemler neticesinde davacının takip tarihi (11.12.2024) itibarıyla davalıdan 231.234,20 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Tekstil Mühendisliği Yönünden; Tarafıma herhangi bir ürün tevdi edilmediğinden, fiilen inceleme suretiyle ayıp durumunun tespiti mümkün olmadığı gibi; dosya kapsamında ayıp durumunun ve sayısının tespitine elverişli herhangi bir belge bulunmadığından, dosya üzerinden de ayıp değerlendirmesi yapılması mümkün olmadığı," şeklinde rapor düzenlenmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine cari hesap ekstresi alacağının icra takibine konu edildiği, davacı ve davalı ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda dava konusu faturaların davacı ve davalı ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olduğu, davacı tarafından ürünün teslimine ilişkin olarak irsaliye ve teslim evraklarını dosyaya sunduğu, 29.01.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede, H.K. Departmanı için erkek ve kadın pantolonları, teknik departman pantolonları, steward bulaşık tişörtleri ve aşçı ceketlerinin sevk edildiği, 05.02.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede, teknik gömlek ve erkek polar ürünlerinin teslim edildiği, 09.02.2024 tarihli ... numaralı e-irsaliyede ise satınalma, ön büro, resepsiyon ve rezervasyon bölümlerine ait erkek ve kadın ceketlerin, ayrıca SPV yeleklerinin sevk edildiği, irsaliyelerde her ürünün cins, miktar ve teslimat detaylarının açıkça belirtildiği, malzeme teslimlerinin ... ... adresine yapıldığı, bu irsaliyelerin tamamı davacı tarafından sevki sağlanan mallara ilişkin olup faturaların içerik ve tarihi bakımından uyumlu olduğu, incelenen ticari defter ve kayıtlara göre ürünün teslimi ve fatura bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafın iddiasının ürünlerin ayıplı ve eksik olduğu yönünde bulunduğu, bu haliyle ispat yükünün ayıp iddiasında bulunan davalı taraf üzerinde olduğu, eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiş olup, davalı tarafından ileri sürülen ayıpların açık ayıp niteliğinde olduğu ve işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, ancak ayıp ihbarının yerine getirilmediğine dair dosyada somut herhangi bir belgenin bulunmadığı, TTK'nın 23(1) -c hükmü gereği; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, davalı tarafça, ispat yükü üzerinde olmasına rağmen süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ispatlanamamış olup davalı teslim aldığı mal bedelini ödemekle yükümlüdür. Yine davalı tarafından ayıplı olarak teslim aldığını iddia ettiği ürünlere ilişkin de dosya kapsamında sunulmuş olan herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, alanında uzman teknik bilirkişinin incelemesine sunulmuş herhangi bir ürün de olmadığı anlaşıldığından davalı tarafın ayıp ve eksik ürün iddiasını ispatlayamadığı kabul edilmiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla, düzenlenen uzman bilirkişi raporunun da mahkememizce dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle davacı tarafın davalıdan takip konusu faturadan kaynaklanan alacağının bulunduğu, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla kaldığı yerden devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takip tarihindeki kur üzerinden belirlenen asıl alacağın %20'si (46.246,84 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

1-)Davacı tarafça açılan DAVANIN KABULÜ ile;
a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 231.234,20 TL asıl alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin takip talebindeki koşullarla devamına,
b) Takip tarihindeki belirlenen asıl alacağın %20'si (46.246,84 TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
2-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 15.795,61 TL harçtan daha önceden ödenen toplam 2.792,74 TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 13.002,87 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-)Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan; 615,40 TL Başvuru Harcı, 2.792,74 TL Peşin/nisbi Harcı, 10.000,00 TL Bilirkişi ücreti, 520,00 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 13.928,14 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 28/01/2026