İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili satışa çıkarmadan önce ürünlerini muhafaza etmek için karşı tarafla anlaştığını, bu doğrultuda aralarında ticri ilişkiye güvenerek müvekkilinin, davalı tarafa mufaza edilmek üzere kuyruk yağı teslim ettiğini ancak davalı tarafından, kendisine teslim edilen kuyruk yağı, müvekkiline teslim edilirken 455,7 kg eksik teslim edildiğini, bu kapsamda karşı tarafça müvekkiline ne kuyruk yağı bedeli ödenmiş ne de eksik teslim edilen kuyruk yağı bulunulup da teslim edildiğini, bu husus nedeniyle müvekkili tarafından eksik teslim edilen kuyruk yağı bedeline ilişkin ... fatura numaralı 138.077,10 TL bedelli fatura kesildiğini ancak bu bedel de karşı tarafça ödenmeyerek müvekkili mağdur edildiğini, ... fatura numaralı 138.077,10 TL bedelli faturaya ilişkin icra takibi başlatıldığını, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra takibine davalı tarafça kötüniyetli ve mesnetsiz bir şekilde itiraz edildiğini, dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ancak anlaşama sağlanamadığını, bu sebeplerle; davalının ödeme yapmadığı takip bedeli ile ilgili hak ve talepleri, fazlaya ilişkin dava ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü 2025/... Esas sayılı icra dosyasında davalının borca ve fer'ilerine yapmış olduğu haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama, harç giderleri ile vekalet ücreti ve sair giderlerin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında yazılı herhangi bir sözleşme ya da şartnameye bağlanmayan sözlü bir ticari ilişki mevcut olduğunu, bu sözlü ticari ilişki gereğince müvekkili şirket, davacıya ait olan toplam 207.871,80 kg kuyruk yağı maddesini soğuk hava depolarında muhafaza edeceğini, davacı tarafından, müvekkili şirketin muhafaza etmekle yükümlü olduğu kuyruk yağı maddesini kendilerine teslim ederken toplam 455,70 kg eksik teslim edildiği iddiasının kabulü mümkün olmadığını, tüm kayıtların müvekkili şirket nezdinde mevcut olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir eksik teslimatı söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı tarafça düzenlenen ... fatura numaralı 138.077,10 TL bedelli fatura müvekkili şirket tarafından kabul edilmedğini, davacı tarafa yönelik ... fatura numaralı 138.077,10 TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, davacı taraf müvekkili şirkete, 01.10.2023 tarihinde toplam 207.871,80 kg kuyruk yağı maddesini muhafaza edilmesi üzerine teslim ettiğini, buna yönelik satın alma irsaliyesi müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, muhafaza edilen malların sevk irsaliyeleri müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, davacı tarafça ilgili icra takibine, haksız ve inkar niteliğinde olacak şekilde borçtan kurtulmaya yönelik itiraz edildiğinden bahisle müvekkili şirket aleyhine haksız olduğu tespit edilen alacak miktarının 20%’sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesi talep edildiğini, bu hususun kabul edilmesi mümkün bulunmadığını, müvekkili şirketin eksik teslim etmiş olduğu ürün bulunmaması nedeniyle davacı tarafa ödemesi gereken borcu da bulunmadığını, davacı tarafın sevk irsaliyelerinde de teslim aldığına yönelik imzalarının bulunması, bu şartlar altında iddia edilen şekilde eksik teslim edilen ticari malların olmadığını bilmemesinin imkansız olması kötü niyetli şekilde hareket ettiğinin birebir göstergesi olduğunu, bu sebeplerle; davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen davalı şirketin 2023-2024 yıllarına ait BA/BS formları, davalı şirket tarafından düzenlenen sevk irsaliyesi, cari hesap ekstresi, dava konusu fatura ve iade faturası, sevk irsaliyeleri, ürün çıkış fişleri, bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamı.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından
düzenlenen takibe konu 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturadan kaynaklı oluşan alacağın davalı yandan tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığından ibaret itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile ticari ilişki kapsamında davacıya ait ürünlerin satımından önce ürünlerin muhafazası için anlaştıklarını, bu anlaşma neticesinde davalıya muhafaza için teslim edilen kuyruk yağı ürününün geri teslim alma sırasında 455,7 kg eksik teslim edildiğini, eksik teslim edilen ürün karşılığı düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğini, davalı tarafın bu sebeple cari hesap borcunun oluştuğunu ancak borcunu ödenmediğini, bu nedenle başlatılan davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile aralarında sözlü ticari ilişki kurulduğunu, bu kapsamda davacı tarafından teslim edilecek 207.871,80 kg kuyruk yağının muhafaza edileceğini, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir eksik teslimatının olmadığını, bu sebeple davacı tarafından düzenlenen fatura bedelini kabul etmediklerini, iade faturasının düzenlendiğini, donuk şeklinde teslim edilen ürünlerin hayatın olağan akışına uygun olarak fire vermesinin mümkün olduğunu, eksik teslimatın olmadığını bu sebeple davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 22/01/2025 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır.
.... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 138,077,10 TL asıl alacak olmak üzere toplam borcun ödenmesi amacıyla 13/01/2025 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin 21/01/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 17/01/2025 tarihinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davacı alacaklı tarafından süre içinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Gıda Mühendisi Bilirkişi ... tarafından 30/07/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet raporuna göre; "Dava konusu, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından
düzenlenen takibe konu 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturadan kaynaklı oluşan alacağın davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,
Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davacı 2023-2024-2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2023-2024-2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı şirket adına
düzenlenen ve takibe konu edilen 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturanın, davacı muhasebe kayıtlarında işlendiği ve tüm işlemlerin 320 hesap kodu altında kayda alındığı görülmüştür. Yapılan işlemler neticesinde davacının takibe konu faturadan kaynaklı takip tarihi (14.01.2025) itibariyle davalıdan 138.077,10 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, Davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2023 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davalı 2023-2024-2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2023-2024-2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından düzenlenen takibe konu 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturanın 120. Hesap kodunda işlendiği, davalı tarafından takibe konu faturaya karşılık 30.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarında iade faturası düzenlendiği, yapılan işlemler sonucunda davalının takip tarihi (14.01.2025) itibariyle davacı yana borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, Tarafların incelenen 2023-2024 yılları karşılaştırmalı BS/BA bildirimlerinin birebir uyumlu olduğu, 2025 yılına ait BA/BS bildirimleri celp edilmediğinden takibe konu fatura yönünden BA-BS bildirim durumu incelenemediği, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturanın ve iade faturasının E-
Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturanın davacının ve davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı yan takibe konu faturadan yaklaşık 20 gün sonra aynı tutarda iade faturası düzenlediği, takibe konu faturanın taraflar
arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafından eksik teslim edildiği iddia edilen kuyruk yağı bedeli muhteviyatında düzenlendiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmayıp davacıya teslimi yapılan ürünlere ilişkin teslim alan/eden kısımları imzalı sevk irsaliyelerinin ibraz edildiği, dosyaya davacı ve davalı tarafından ortak sunulan 51 adet sevk irsaliyesinin detayları incelendiğinde toplamda 248.108,10 Kg ürünün davalının
depolarından çıkışının yapılarak davacıya teslim edildiği, davacı tarafından ise tam olarak ne kadar miktarda ürünün davalıya teslim edildiğini gösterir somut bir belgenin dosyada rastlanmadığı, dolayısıyla davacının iddiası gibi eksik teslim olup olmadığının tespiti tam olarak mümkün olmadığı, bu bağlamda, davacı tarafından düzenlenen faturaların geçerliliği ile kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak hukuki
değerlendirme ve sonucuna göre bir karar verilmesi, tamamen Sayın Mahkeme’nin takdirine bırakıldığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu 10.01.2025 tarihli ... numaralı 138.077,10 TL tutarlı faturanın kabul edilip edilmeyeceği ile ilgili Takdir ve hukuki değerlendirme Mahkemenize ait olmak üzere, davacının davasında haklı görülmesi
halinde/olasılığında, davacının takip tarihi (14.01.2025) itibariyle davalı yandan 138.077,10 TL alacaklı olduğu, diğer yandan davalı tarafından düzenlenen 30.01.2025 tarihli ... numaralı iade faturasının kabulü halinde ise, davacının takip tarihi itibariyle borç veya alacak bakiyesinin bulunmayacağı, Davacının beyan ettiği 455,7 kg fire miktarı, ürünlerin vakum ambalajla muhafaza edildiği varsayımı altında teknik olarak mümkün olabilecek fire sınırları içinde kabul edilebilecek düzeyde görünmektedir. Ancak ürünlerin vakumsuz ambalajla depolandığı varsayımı altında bu miktar, beklenen teknik fire değerlerinin çok altında
kalmakta olup, teknik açıdan herhangi bir sorun teşkil etmeyeceği, " şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ... ve Gıda Mühendisi Bilirkişi ... tarafından 16/10/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi heyet ek raporuna göre; "Davacı taraf, ürünlerin parça parça teslim edildiğini ileri sürmüşse de, dosya kapsamında bu
iddiayı destekleyen herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Kök bilirkişi raporunda yapılan mali incelemelerde de davacı tarafından ürünlerin hangi tarihlerde ve ne miktarlarda teslim edildiğine
dair bir kayıt bulunmadığı açıkça görülmektedir. Raporda davacının defter ve belgeleri
incelenmiş, ancak teslim tarihlerine veya kısım kısım teslimat yapıldığına dair bir tespit
yapılamamıştır.
Buna karşılık, davalı taraf cevap dilekçesinde, “Davacı taraf müvekkil şirkete 01.10.2023
tarihinde toplam 207.871,80 kg kuyruk yağı maddesini muhafaza edilmek üzere teslim etmiş olup, buna yönelik satın alma irsaliyesi müvekkil şirket tarafından düzenlenmiştir.” şeklinde
beyanda bulunmuş olduğu, Davalı, ayrıca sevk irsaliyelerinin eksiksiz bulunduğunu, toplam 51 adet sevk irsaliyesi ile
248.108,10 kg ürün çıkışı yapıldığını belgeleyerek, davacının iddialarının aksine daha fazla ürün teslim ettiğini ortaya koymuştur.
Bu durumda, davacının parça parça teslim iddiası dosya kapsamında ispatlanamadığı gibi, toplam teslim edilen miktara dair de herhangi bir belge sunulmamıştır. Mali bilirkişi kök
raporunda da aynı şekilde, davacının ürün teslim miktarına veya teslim tarihine ilişkin herhangi
bir bilgi veya belgenin mevcut olmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca, davacının “fire oranı soyut varsayımlara dayanmıştır” yönündeki beyanı da yerinde
değildir. Bilirkişi heyeti, hem vakumlu hem de vakumsuz ambalaj ihtimalleri altında teknik
değerlendirme yapmış ve 455,7 kg farkın teknik fire sınırları içinde kaldığını açıkça belirtmiştir. Raporda, ürünlerin vakum ambalajla muhafaza edildiği varsayımında dahi bu farkın “teknik
olarak kabul edilebilir düzeyde olduğu” değerlendirilmiştir
. Davacının “ürünler vakumlu olduğundan fire oluşmaz” iddiası bilimsel olarak doğru değildir.
Donuk kuyruk yağı gibi yüksek yağ oranlı ürünlerde, ambalajlı dahi olsa %0,1–%0,3 oranında doğal fire oluşması kaçınılmazdır. Bu oran, 207.000 kg ürün için 200–600 kg aralığında bir
kayba tekabül etmektedir. Dolayısıyla davacının iddia ettiği fark, teknik olarak da kabul edilebilir sınırlar içindedir.
Davacı, bilirkişi raporunun eksik inceleme içerdiğini ileri sürmekteyse de; bilirkişi raporunda her
iki tarafın defterleri, sevk irsaliyeleri, faturaları ve e-defter beratları incelenmiş olup, yalnızca
mevcut belgeler üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Davacının teslim belgeleri mahkeme kasasına sunulduğu iddia edilmekteyse de, dosyada bu belgelerin bulunduğuna ilişkin
somut kayıt tespit edilememiştir. Teslim edilen belgelerin Davalı depolarından peyder pey
alınan ürünlere ilişkin olduğu görülmekle kök rapordaki görüş ve kanaatimiz
değişmemiştir." şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, Davacı ve davalı tarafın sunmuş olduğu tüm deliller dosya içerisine alınmış, mahkememizce davaya konu icra takip dosyası celp edilerek incelenmiş, toplanan deliller kapsamında davacı tarafça faturadan dolayı borçlu olması nedeniyle davalı aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle alacaklı olduğu haksız olarak icra takibine yapılan itirazın iptali talep edilmişse de dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra usulüne uygun şekilde ön inceleme aşamasının tamamlanması akabinde dosya kapsamında davacı tarafın dava konusu faturadan dolayı alacaklı olduğuna yönelik tarafların ticari defter ve kayıtlarının delil olarak gösterilmesi üzerine davacının iddiaları doğrultusunda Mahkememizin 23/05/2025 tarihli celsesinin ara kararı ile tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiş, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmiş, mali müşavir ve alanında uzman Gıda Mühendisi bilirkişiden rapor alınmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı ve davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulması sebebiyle lehine delil olarak kullanılabileceği, davacının incelenen ticari defterlerinde davacı tarafından öncesinde 10.01.2025 tarihinde 138.077,10 TL tutarlı faturanın düzenlendiği, davalının buna karşılık 30.01.2025 tarihli 138.077,10 TL’lik iade faturası düzenlediği, davacı şirketin bunu kayıtlarına işlemediği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmayıp davacıya teslimi yapılan ürünlere ilişkin teslim alan/eden kısımları imzalı sevk irsaliyelerinin ibraz edildiği, dosyaya davacı ve davalı tarafından ortak sunulan 51 adet sevk irsaliyesinin detayları incelendiğinde toplamda 248.108,10 Kg ürünün davalının depolarından çıkışının yapılarak davacıya teslim edildiği, davacı tarafından ise tam olarak ne kadar miktarda ürünün davalıya teslim edildiğini gösterir somut bir belgenin dosyada rastlanmadığı, dolayısıyla davacının iddiası gibi eksik teslim olup olmadığının tespiti tam olarak mümkün olmadığı, hem vakumlu hem de vakumsuz ambalaj ihtimalleri altında teknik değerlendirme sonucunda 455,7 kg farkın teknik fire sınırları içinde kaldığı, donuk kuyruk yağı gibi yüksek yağ oranlı ürünlerde, ambalajlı dahi olsa %0,1, %0,3 oranında doğal fire oluşmasının kaçınılmaz olduğu, bu oranın 207.000 kg ürün için 200-600 kg aralığında bir kayba tekabül ettiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği farkın teknik olarak da kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı anlşaıldığından düzenlenen bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğundan hükme esas alınarak davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın ispat yükü üzerinde olan davacının bu iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Kötüniyet tazminat talebi yönünden; Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
1-Davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından REDDİNE,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 935,63 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2026