KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE: ..... (...)
ÜYE: ..... (...)
KATİP: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 25.07.2024 tarihinde müvekkili ........'a ait olan ve seyir halinde iken, ........ sevk ve idaresinde ki ........ plakalı aracın, müvekkilinin mülkiyetinde olan araca çarpması sonucunda, maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, işbu kaza neticesinde müvekkile ait olan araç hasar gördüğünü, müvekkilinin kaza tarihine kadar aracın tüm bakımlarını zamanında ve yetkili servisinde yaptırdığını, kaza gerçekleşene kadar geçen süre içerisinde araç orjinalliğini muhafaza etmekte iken dava konusu kaza meydana geldiğini, meydana gelen kaza ile ilgili kazaya karışan diğer araç sürücüsü ........ kusurlu olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile başkaca sorumlulara karşı başvuru, dava ve her türlü yasal hakları ile diğer tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle İhtiyati Tedbir/İhtiyati Haciz taleplerinin kabulü ile davalı şirketin UYAP kanalıyla tespit edilecek davalılar adına kayıtlı tüm taşınmaz, araçların, bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu vb. tüm hak ve alacakların, hak edişlerin dava sonucunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar geçecek sürede 3. kişilere devrinin engellenmesi amacıyla müvekkillerin uğramış olduğu zararın yoğunluğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz kararı verilmesini ve kayıtlarına şerh edilmesini, TBK madde 76 kapsamında 10.000,00 TL veya sayın mahkemece uygun görülecek bir geçici ödeme miktarının davalı şirketten alınarak müvekkili davacıya verilmesini, 25.07.2024 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda müvekkil ........ 'ın uğramış olduğu 30.002 TL (Belirsiz Alacak Davasıdır)(HMK madde 107/2 uyarınca başlangıçta belirttiğimiz talebimizi arttırım hakkımız saklı olmak üzere, şimdilik) maddi tazminatın ( 30.000 TL değer kaybı, 1 TL gerçek zarar,hasar bedeli, 1 TL işçilik farkı??) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (Teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkile ödenmesini, her türlü yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; ........ plakalı araç müvekkili şirket nezdinde ........ poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 20/04/2024-20/04/2025 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 200.000,00 TL olduğunu, dava konusu aracın hasar onarım masrafları kasko şirketi ........ A.Ş. tarafından karşılanmış ve ödenen bedel müvekkili şirkete rücu edildiğini, müvekkili şirket kasko şirketine 30/10/2024 tarihinde 93.013,91 TL ödeme yaptığını, tazminata hükmedilmesi halinde ödenen tutarların poliçe limitinden tenzili gerektiğini, poliçe limitini bildirmelerinin davayı ve iddiaları kabul anlamında olmadığını, sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından, maddi hasar bedeli ödenmiş olup davacıya karşı bakiye tazminat ödeme borcu kalmadığını, müvekkili şirket kasko şirketine 30/10/2024 tarihinde 93.013,91 TL ödeme yaptığını, bu nedenlerle davacının ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz talebinin reddini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
gerekçeli kararında özetle; "
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;
(a) Davacının 25/07/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 75.000,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ........ A.Ş'DEN (kaza tarihinde geçerli poliçe(Poliçe No: ........) teminat limitleri ile sınırlı olmak (Araç Başına Maddi Teminat Limiti: 200.000,00 TL'den dava öncesinde yapılan 93.013,91 TL'nin mahsubu neticesinde BAKİYE TEMİNAT LİMİTİ: 106.986,09 TL) temerrüt tarihi olan 09/10/2024 tarihinden itibaren alacağın tahsili tarihine kadar (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla değişen oranlarda) işleyecek YASAL faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE,
(b) Davacının 25/07/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle bakiye hasar/onarım bedeli maddi zararı olmadığından 2,00 TL üzerinden bu kalem yönüyle açmış olduğu davasının REDDİNE," karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunun hasar ve değer kaybı bedelinin tespitini belirten raporların hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda işçilik ücretleri ve onarım için kullanılan yedek parça bedeli yönünden herhangi bir araştırma yapılmadan fiyatlandırma yapıldığını, davalı ile anlaşmaladı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacıyı bağlamayacağını, değer kaybı hesabında raporda kazadan önce aracın değerine ilişkin fiyat araştırması yapılırken yalnızca yetkili satıcılardan faydalanıldığını, kazadan önceki değeri belirlemek için internet araştırması yapılmadığını, resmi verilerden yararlanılmadığını, dava şartı zorunlu arabuluculuk ücretinin taraflarına yükletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yasal faiz uygulanmış ise de eldeki davanın mutlak ticari işler olması sebebiyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, rizikonun gerçekleştiği tarihin 25/04/2024 olup faizin bu tarih dikkate alınarak işletilmesi gerektiğini, kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı ve fark hasar bedeline ilişkindir. Mahkemece verilen karar davacı tarafça aşağıda belirtilen yönlerden istinaf edilmiştir.
-Zarara yönelik itirazın incelenmesinde;
Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir.
24/03/2025 ve 14/08/2025 tarihli bilirkişi kök ve ek raporunda; kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olduğu, değişmesi gereken parçalar, işçilik ve KDV olmak üzere onarım bedelinin 93.013,88 TL olduğu, sigorta şirketi tarafından dava öncesinde yapılan 93.013,88 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye maddi zararının olmadığı, kaza tarihinde 2. El piyasa değerinin 1.403.500,00 TL olduğu, kazalı hali ile değerinin 1.328.500,00 TL olacağı, davacının değer kaybı maddi zararının 75.000,00 TL olacağı görüş ve kanaati bildirilmiştir.
04/11/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olduğu, değişmesi gereken parçalar, işçilik ve KDV olmak üzere onarım bedelinin 93.013,88 TL olduğu, sigorta şirketi tarafından dava öncesinde yapılan 93.013,88 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye maddi zararının olmadığı, kaza tarihinde 2. El piyasa değerinin 1.600.000,00 TL olduğu, kazalı hali ile değerinin 1.525.000,00 TL olacağı, davacının değer kaybı maddi zararının 75.000,00 TL görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Ekseprtiz raporu, aracın kazalı fotoğrafları, yapılan sigorta ödemesinin de incelenip değerlendirildiği alınan ayrıntılı, gerekçeli, usul ve yasaya, delillere, oluşa uygun hasar bilirkişi raporunda belirlendiği biçimde aracın marka model, yılı ve kullanım şekline göre kaza tarihindeki işçilik ve orijinal parça fiyatları üzerinden yapılan hasar tespitinde makul iskontolu parçalarla aracın hasar onarım masrafının kdv dahil 93.013,88 TL olacağının hesaplandığı ve dava öncesinde yapılan 93.013,88 TL mahsup edildiğinde davacının bakiye maddi zararının olmadığı nazara alınarak davacının hasara yönelik itirazının reddi gerekmiştir.
Yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları, aracın eski hasar kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından davacının değer kaybına yönelik yönelik itirazının reddine karar verilmiştir.
- Arabuluculuk ücretine ilişkin itirazın incelenmesinde;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 06.12.2018 tarihinde eklenen 5/A maddesi ile; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesinde yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle Karayolları Trafik Kanunu'nun 97 nci maddesi ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasında "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.
Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, trafik kazası sonucu davacının tazminat taleplerini öncelikle sigortacıya ilettiği, bu haliyle dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartının yerine getirildiği, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 18 inci fıkrasına göre artık zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanamayacağı bu itibarla yargılama gideri olarak arabuluculuk masraflarının davalıya yükletilemeyeceğinden buna ilişkin davacı itirazın reddi gerekmiştir. (Bkz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2615 Esas, 2024/7426 Karar sayılı ilamı)
- Faiz türüne ilişkin itirazın incelenmesinde;
Zarara neden olan aracın kullanım amacının "hususi araç" olduğunun araç ruhsatından anlaşılmış bulunmasına göre, davada tazminat temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.
Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026