Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun %50 pay sahibi olduğu davalı ...'nin 2009 yılından bu yana hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirketin 2013 yılında vergi mükellefiyet kaydının resen terkin edildiğini, müvekkilin müdürlük yetki süresinin 2016 yılında dolması nedeniyle şirketin organsız kaldığını, şirketin tek mal varlığı olan --------- plakalı aracın muayene ve sigorta işlemleri yapılamadığından trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildiğini, şirketin ticari defter ve belgelerinin bulunmadığını, bu durumun ortaklar arasında karar alma mekanizmasını felç ettiğini, şirketin ekonomik amacını yitirdiğini ve TTK 636/3 maddesi uyarınca haklı sebeplerin oluştuğunu, şirketin borçsuz olması nedeniyle tasfiye sürecinin sade bir terkin işleminden ibaret olduğunu, şirketin ihyasına gerek kalmaksızın doğrudan fesih ve tasfiye kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilin tasfiye memuru olarak atanmasını ve tasfiye memuru ücreti takdirine yer olmadığını, tasfiye sürecinin tamamlanmasını müteakip şirketin ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup, davalı davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş ve duruşmaya da katılmamıştır.
Mahkememizce; ---------- Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden davalı ...'nin kuruluşundan itibaren tüm ticaret sicil kayıtları, --------- Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan davalı şirketin kuruluşundan dava tarihi olan 15/02/2026 tarihine kadar ki tüm vergi beyannameleri, bilanço ve gelir tabloları ve şirketin halen faal olup olmadığının bilgileri celp edilerek incelenmiştir.
Dava, davalı ...'nin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 636/(3) maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemede şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağı şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.Diğer yönden, Kanunun 636/2 maddesi, "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir" hükmünü içermektedir.
Yine TTK'nın 638. Maddesinde " Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir.
Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun koyucu bu düzenlemeler ile feshin nihai çözüm olduğu ilkesini benimsemiş, haklı sebeplerin mevcudiyeti halinde fesih ve tasfiye yerine mahkemeye başka alternatiflere karar vererek şirketi devam ettirme imkanı tanınmıştır. Bu yasal imkanın uygulanması taraflarca talep edilmese bile mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yöndedir . TTK’da limited şirkette haklı sebebin tanımı yapılmadığı gibi haklı sebeplere de örnek madde metninde yer verilmemiştir. Ancak Anonim Şirkete ilişkin TTK'nın 531. maddesine ait gerekçede tasarıda İsviçre öğretisinde genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlalî, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli azalmasının haklı sebep sayıldığı ifade edilmiştir.
Doktrinde ve --------- Hukuk Dairesinin emsal içtihatlarında "şirketin kötü yönetilmesi ve ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunması," "şirketin kuruluş gayesini gerçekleştirmesinin imkânsız olması," "şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi," "azınlığa karşı fiili veya manevi güç baskı uygulanması," "azınlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi" ve pay sahiplerinin şirketteki hareket kabiliyetinin ortadan kalkması, şirketin feshi açısından haklı sebep olarak örnek olarak sayılmıştır.
Hakim her somut olayda haklı sebep bulup bulunmadığını durumun özelliğine göre ortaklığın yapısını gözeterek takdir edecektir. Çamoğlu’na göre haklı sebep; hukuki ilişkinin sürdürülmesini çekilmez hale getiren ve bozucu yenilik doğuran bir bildirim veya dava ile hukuki ilişkiyi sona erdirmek ve değiştirmek yetkisinin kullanılmasını adil gösteren hukuki olgudur.
Limited şirket, anonim şirkete nazaran kişisel niteliklerin de gözetildiği bir özelliğe de sahiptir. Bu anlamda ortaklar arasındaki uyumsuzluk gibi şahsi sebeplerde haklı sebep olarak ileri sürülebilir. Haklı sebep kavramı kanunda çoğul olarak belirtilmiş ise de tek bir sebep bile niteliği ve ortaya çıkardığı sonuçlar gözetildiğinde fesih için yeterli haklı sebep oluşturabilir.
Bununla birlikte; gerek yasal düzenleme gerekse---------- Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca, feshin son çare olduğu, haklı sebepler varsa fesih yerine başka uygun çözümlere karar verilmesi gerekir. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakim tarafından değerlendirilmesi zorunludur.Limited Şirketlerde feshi ve tasfiyeyi düzenleyen TTK'nın 636/3. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği mahkemece fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin hesaplanarak şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun olabilecek bir çözüme hükmedebileceği belirtilmektedir.Yukarıdaki açıklamalar, yasal düzenlemeler ve emsal nitelikteki Yargıtay İçtihatları da dikkate alınarak somut olay incelendiğinde; mavalı ...'nin ana sözleşmesinin tescil tarihinin 19/01/2006, ortaklarının davacı ... ve dava dışı ----------,
yetkilisinin münferiden ... (görev bitiş tarihi 19/01/2016) olduğu, şirketin son tescilini 2006 yılında yaptırdığı, şirketin gayri faal olduğu, davalı şirketin uzun yıllardan bu yana faaliyetinin olmadığı, ilgili vergi dairesinin adresinde de bulunmayan şirketi inceleme raporu sonrası 31/03/2013 tarihinde res’en terk kaydı
girdiği, şirketin kuruluş amacını gerçekleştirecek bir ticari faaliyetinin aynı süre boyunca bulunmadığı, ortaklar arasında ticari olarak birlikteliği sağlayacak ortak ticari bir
amacın, beraber çalışma ortamının bulunmadığı, hususları topluca değerlendirildiğinde; dosya kapsamına sunulan belgeler doğrultusunda, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiye şartlarının oluştuğu, davacı şirket ortağının bu şartların oluşmasında kusurunun bulunduğuna dair dosya kapsamında
bir delilin bulunmadığı, buna göre amacı ortaklarına kazanç sağlamak olan dava konusu şirketin gayrifaal olması nedeniyle kar elde etmesi ve ortaklara gelir sağlamasının imkansız hale geldiği, bu durumda fiilen sona eren bir şirketin hukuken devamında da hukuki yarar kalmadığı, mahkememizce tespit edilen hususların şirketin fesih ve tasfiyesi için de haklı neden oluşturduğu yönünde yeterli kanaat oluşmakla, davanın TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca kabulü ve davalı şirketin fesih ve tasfiyesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM (Yukarıda Açıklanan Nedenlerle):
1-)Davanın, TTK'nun 636/3. maddesi uyarınca KABULÜNE; --------- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ----------- sicil numarasında kayıtlı ...'nin FESİH ve TASFİYESİNE,
2-)Dava konusu şirketin tasfiye işlemlerini yapmak üzere davacı ...'nun atanmasına,
3-)Kararın kesinleşmesinden sonra, TTK'nun 283. maddesi uyarınca Ticaret Sicilinde tescil ve ilanına,
4-)Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL harç dava açılırken peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
5-)Davacı tarafça yapılan 1.568,00 TL dava açılış masrafı ve 563,90 TL yargılama masrafından ibaret toplam 2.131,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; davacı ile vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/05/2026