MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

Davacı vekili 30/06/2022 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ........'e ait olup kaza sırasında yine kendisinin sevk ve idaresindeki, diğer davalı sigorta şirketi tarafından da ZMMS poliçesi düzenlenen ........ plakalı aracın, 05/06/2021 tarihinde trafik kazası yapması sonucu, ........ plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ........''in yaralandığını, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına ve bakıcı gideri zararına uğradığını, ayrıca bu olay nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü de yaşadığını, kusurun davalı tarafta olduğunu beyan ederek, davacının geçici iş göremezlik zararından dolayı 30 TL., sürekli iş görememezlik zararından dolayı 30 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 20 TL. ve bakıcı gideri zararından dolayı 20 TL. olmak üzere toplam 100 TL. maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (........ yönünden teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca, 300.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ........'ten tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiş, davalılardan ........ ayrıca hatır taşıması itirazı ile 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince başvuru yapılmasına ilişkin dava şartı yokluğu itirazında bulunmuştur.

Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının dava konusu kaza sebebiyle yaralandığı ve malul kaldığı iddiasına istinaden müvekkilinden talep ettiği bedensel zarar tazminatı hususunda müvekkiline usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, müvekkili şirket yapılan başvuru üzerine davadan önce davacıya ödeme yapıldığını, bu ödeme ile davacının bütün zararının giderildiğini, müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun kalmadığını, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK'den alınması gerektiğini, maluliyet raporunun en az yedi hekimden oluşan sağlık kurulundan alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesaplama metodunun hatalı olduğunu, raporda TRH yaşam tablosuna göre bakiye ömür belirlendiğini ev prograsif rant yöntemi ile hesaplama yapıldığını, teknik faiz kullanılmadığını, yapılan hesaplamanın ve esas alınan yaşam tablosunun hukuka aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin kurum sorumluluğunda olmadığını, araçta yolcu olarak bulunan davacı yönünden hatır taşıması ve emniyet kemeri takmadığını, ayrıca sürücüsünün alkollü olan araca bilerek bindiğini için müterafik kusurun söz konusu olduğunu, müvekkili kurumun temerrüde düşmediğini, kararın kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkindir.
-Davalı ........ vekilinin davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı, dolayısıyla temerrüt/faize ilişkin itirazının incelenmesinde;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da ........) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,

2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacı tarafın, dava tarihinden önce davalıya başvurduğu, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, temerrütün de başvuru tarihinden itibaren geçmesi gerekli sekiz günlük yasal süre de nazara alındığında bu tarih itibariyle oluştuğundan, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir.
-Davalı ........ vekilinin maluliyete ve hesaplama yöntemine yönelik itirazının incelenmesinde;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
ANAYASA MAHKEMESİ NİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİ NİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİ NİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİ NİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,

DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİ NİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DİRENME KARARLARIMIZ HGKK 2025/488 ESAS VE 2026/223 KARAR,2025/489 ESAS 2026/224 KARAR SAYILI İLAMLARI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE;
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Somut olayda Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan olay tarihi itibariyle uygulanması gereken Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alındığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
Yine ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi yerinde görülerek davacı vekilinin itirazlarının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ........ vekilinin olayda müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğine yönelik itirazının incelenmesinde;
6098 sayılı Borçlar Kanun’un, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, emniyet kemeri takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalının üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından,aslolan takılması olup,bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.
Davacının,sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi ile ilgili olarak, somut olayda davacının davalı ........'in alkollü olarak araç kullandığını bilerek bindiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.
Davalı ........ vekilinin hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğine yönelik itirazının incelenmesinde;
Davalı tarafın hatır taşımasına yönelik itirazı bulunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87. Maddesine göre "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir." esası kabul edilmiştir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada, taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminat miktarının tayini" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş,BK.nın 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Davacının soruşturma dosyasından; davalı ........ ile iş karşılığı anlaştığı ve işin yapıldığı yerden kendisini aldığı yönündeki beyanları nazara alınarak hatır ilişkisi bulunmadığı kanaatine varılarak buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.
-Davalı ........ vekilinin Sgk tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığına yönelik itirazının incelenmesinde;
Davaya konu trafik kazası nedeniyle mahkemece Sgk tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığınına ilişkin müzekkere yazılmış, Sgk'nın 22/03/2023 tarihli yazı cevabında rücuya tabi ödeme yapılmadığını bildirdiği görülmekle buna yönelik itiraz yersiz bulunmaktadır.
-Davalı ........ vekilinin tedavi giderleri, bakıcı gideri ve geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğuna yönelik itirazının incelenmesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)
Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ........ sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Buna göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır.
Bu itibarla, tedavi süresince bakıcı giderleri ile tedavi giderleri Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.
6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu halde, istinaf eden davalıların geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
-Davalı ........ vekilinin bakıcı giderine yönelik itirazının incelenmesinde;
Davacının, alınan maluliyet raporuna göre bakıcıya ihtiyaç duyduğu süre içinde başkasının yardımına muhtaç olması nedeniyle brüt asgari ücretle bakıcı gideri hesaplanması doğru olup itiraz yerinde değildir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/21822 Esas, 2017/5957 Karar sayılı ilamı)
-Davalı ........ vekilinin sürekli göremezliğin ve diğer kalemler yönünden tek teminat limiti olduğuna yönelik itirazının incelenmesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)
Kazaya karışan aracın neden olduğu zararlardan sorumlu olan davalı ........ bedeni zararlarda 430.000,00 TL, bakıcı ve Sgk tarafından karşılanmayan tedavi giderleri kapsamında sağlık giderleri teminatı altında 430.000,00 TL teminat limiti ile davacıya karşı sorumludur. Davalı ........ tarafından 10/06/2022 tarihinde davacıya sakatlık/ölüm teminatı kapsamında 333.184,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapılmış olup kaza tarihi itibariyle ........'nın sakatlık/ölüm teminatının 430.000,00 TL olması, bu teminatın 333.184 TL.'lik kısmının ödenmesi ve mahkemece 96.816,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedildiği nazara alınarak davalının teminat limiti tükendiğinden geçici iş göremezlik tazminatının ........ yönünden reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş buna yönelik itirazın kabulü ile kararın düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kısmen KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA, HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)

1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile 05/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacı ........'in yaralanması nedeniyle,
a) SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 42.150,00 TL ve bakıcı gideri zararından dolayı 3.577,50 TL. olmak üzere toplam 45.727,50 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ........ bu maddi tazminat dışında ayrıca faiz yönünden sorumluluğunun 10/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olması kaydıyla) davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
b) Geçici iş göremezlik zararından dolayı 16.955,40 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........'ten alınarak davacıya verilmesine,
c)Geçici iş göremezlik zararından dolayı davalı ........ açılan davanın reddine,
ç) Sürekli iş göremezlik zararından dolayı 3.630.518,80 TL. maddi tazminatın, kaza tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalılardan ........ bu maddi tazminat yönünden sorumluluğunun ölüm sakatlık poliçe teminat limitlerine göre 96.816,00 TL ile sınırlı olması ve ayrıca faiz yönünden de sorumluluğunun 10/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle sınırlı olması kaydıyla) davalılar ........ ve ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
d) Davacının maddi tazminata ilişkin fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz taleplerinin reddine,
e) Manevi zarardan dolayı 300.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 05/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ........'ten alınarak davacıya verilmesine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;

2-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 3.993.201,70 TL. olduğunun kabulü ile) alınması gereken 272.775,61 TL. nispi karar ve ilam harcından, talep artırım harcı dahil peşin alınan 13.640,96 TL. harcın mahsubu ile kalan, 259.134,65 TL. harcın davalılardan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (davalı ........ 9.737,14 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu tutulmasına, diğer davalının tamamından sorumlu olmasına)

3-Davacı tarafından mükerrer olarak yatırılan 1.274,90 TL. keşif harcının istek halinde davacıya iadesine,

4-Davacı tarafından ödenen harçlar ve kendisi tarafından haricen ödenen bilirkişi ücretleri dahil 35.937,01 TL. yargılama gideri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan 45 TL. tebligat gideri olmak üzere toplam 35.982,01 TL. yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ........ 1.259,37 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olmasına, diğer davalının tamamından sorumlu olmasına),

5-Davalı ........ tarafından yapılan 100,00 TL'lik yargılama giderinin 9,81 TL'sinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ;
a) Maddi tazminat davası (........ yönünden 142.543,50 TL., diğer davalı yönünden 3.693.201,70 TL.) üzerinden, davacı vekilleri için 520.252,19 TL. nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı ........ 20.029,70 TL'sinden diğer davalı ile birlikte sorumlu olmasına, diğer davalının tamamından sorumlu olmasına),
b) Manevi tazminat davası (300.000 TL.) üzerinden, davacı vekilleri için 48.000 TL. nispi vekalet ücretinin, davalılardan ........'ten alınarak davacıya verilmesine,

7-Maddi tazminat davasında ........ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden hesaplanan 16.955,40 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,

8-Mahkememizce ihtiyari sayılan arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davalılardan ........'ndan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı ........'na iadesine,

11-Davalı tarafça yapılan 1.683,10 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile davalı ........ ödenmesine,

12-İstinaf aşamasında davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, tarafların yokluğunda HMK nun 361.maddesi gereğince kararın davalı ........ yönünden kararın taraflara tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK, davacı ve davalı ........ yönünden KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.13/05/2026