KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
VERİLDİĞİ TARİH: 12/05/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda Dairemizce verilen karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2025 tarihli, 2023/954 Esas ve 2025/16361 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, yukarıda yazılı Dairemizin 2026/309 Esasına kaydedilerek yeniden yapılan açık yargılamanın sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların müşterek çocuğu ...'nun sevk ve idaresindeki motosiklet ile sürücüsünün ..., malikinin ... olduğu araç arasında ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında ...'nun vefat ettiğini, davalı sürücü ...'nun kusurlu bulunduğunu, kazaya sebebiyet veren karşı aracın, ... A.Ş. tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalandığını, müracaat üzerine, kabul edilmemesine rağmen 29/08/2019 tarihinde 100.496,00 TL tazminat ve 5.000,00 TL vekalet ücreti açıklaması ile ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müteveffa çocuklarının desteğinden yoksun kalan davacı anne ve baba için şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kendilerine ödenmesini, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesini, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan alınarak davacı ...'ya verilmesini talep etmiş, 30/09/2021 tarihli talep arttırım dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ... yönünden 70.451,32 TL, davacı ... yönünden 118.809,16 TL olmak üzere toplam 189.260,48 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine başvuru üzerine, davacılara 29/08/2019 tarihinde 105.496,00 TL ödeme yapıldığını, davacıların zararının karşılandığını, davaya konu trafik kazasında sigortalı aracın kusuru olmadığını, kusur araştırması ve kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 70.451,32 TL ve davacı .... için 118.809,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren davalı ... A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 29/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile davacı ... için 40.000,00 TL ve .... için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminat taleplerinin red edilen kısmını istinaf ettiğini, müvekkillerinin murisi olan müşterek çocukları ...'nun. daha 22 yaşında davalının vefat ettiğini, çocuklarının mürüvvetini, askerliğini, mezuniyetini daha birçok güzel günlerini göremeyecek olan müvekkillerinin aradan geçen süreye rağmen derin bir üzüntü ve ızdırap içerisinde olduğunu, müteveffanın vefatına davalı sürücü ...'nun sebep olduğunu, araç malikinin kusursuz sorumluluğunun olduğunu, müvekkillerinin asgari ücretle geçinen yoksul bir aile olduğunu, vefat eden oğullarının acısının hala devem etmekte ve müvekkillerinin yüreğini yaktığını, mahkemece müvekkilleri lehine artırılacak olan manevi tazminat müvekkillerinin çocukları ile geçirecekleri 1 dakikayı bile yerine getiremeyecek olsa da bir nebze olsa hem müvekkillerinin hem kamuoyunun vicdanını rahatlatacağını, tüm bu sebepler ile yerel mahkemece verilen manevi tazminatların günümüzdeki ekonomik şartlar gereği ve müvekkillerinin uğradığı manevi zarar karşılığı olarak çok çok düşük olduğunu, manevi tazminat taleplerinin fazlaya dair kısmının reddinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hazırlanan bilirkişi raporunda bir bilirkişinin yeterli olmadığını, maddi zarar hesabı için hesap bilirkişisine görev verilirken, kusur oranlarının tespiti ve müterafik kusur için başka bir kusur bilirkişisi görevlendirilerek kusur oranının tespitinde hakkaniyetli bir değerlendirme yapılması gerektiğini, mahkemenin bu hususu değerlendirmeyerek hatalı rapor esas alındığını, motosiklet sürücüsünün kazayı önleyebilme gibi bir durumu bulunmaktayken belli bir hız sınırında hareket edip uyması gereken kuralları ihlal ettiğini, kusurun derecelendirilmesi hususunda tehlike yaratan davranışta bulunan, kendisinden diğer tarafa göre daha fazla özen beklenen ve birden fazla emredici trafik kuralını ihlal eden tarafın ağır ya da tamamen kusurlu olacağı, dikkatli kişilerin göstermesi gereken özeni göstermeyenin ise tali kusurlu olacağı ilkesinden yararlanarak olayda motosiklet sürücüsünün tali kusurlu olarak nitelendirilmesinin yanlış olduğunun ortada olduğunu, zira motosiklet sürücüsünün dikkatli özeni göstermesi gereken kişilerin olması gereken özene sahip olmadığı, raporda belirtilen hususları kendisininde ihlal ettiğinin ayrıca anlaşıldığını, kusur tespitinin teknik değil hukuki bir konu olduğunu, bu sebeple kusurun hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, kusurun % 75 asli kusur, % 25 tali kusur olarak belirlenmesinin usul ve esas açısından doğru olmadığını, kusur oranının hiç değilse eşit oranda belirlenmesi gerektiğini, söz konusu belirlemede hukuka aykırılık söz konusu olduğunu, tüm bu sebeplerle davacı tarafa ... A.Ş. tarafından 29/08/2019 tarihinde 100.496,00 TL tazminat 5.000,00 TL vekalet ücreti ödendiğini, ... A.Ş.'ne yapılan başvuru sonrasında uzman aktüer firmaya hesaplama yaptırıldığını ve 131.871,00 TL destek tazminatı hesaplandığını, daha sonrasında müteveffanın kaza tespit tutanağında açık olarak kasksız olduğunun tespit edilmesi ve ölüm sebebinin beyin kanaması olması nedeni ile hesaplamadan % 20 müterafik kusur indirimi yapılarak davacı tarafa 105.496,00 TL ödeme yapıldığını, gerçekleştirilen bu ödemenin TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemiyle hesaplanmış olup bu kapsamda gerçekleştirilen ödemenin hakkaniyete uygun olduğunu, mahkemece itirazları irdelenmeden usul ve yasaya aykırı eksik inceleme yapıldığını, aktüer bilirkişi tarafından % 25 kusuru müterafik kusur gibi nitelendirilmiş olmasına karşın % 25 kusurun kazada müteveffanın kendi kusuru olduğunu, müterafik kusur ile kazadaki kusurun aynı şey olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda % 25 kazadaki kusurun müterafik kusur olarak dikkate alınarak yanlış hesaplama yapılmış olup, mahkemece itirazlarının dikkate alınmadan, hatalı rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ödeme tarihi verileri ve ödeme tarihindeki hesap yöntemi ile müterafik kusur indiriminin de dikkate alınarak yapılan ödemenin yeterli olup, mahkemece itirazlarının irdelenmeden usul ve yasaya aykırı eksik inceleme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından ödemenin yapıldığı 29/08/2019 tarihinde TRH ve progresif hesap yönteminin olmadığını ve genel şartların iptal edilmediğini, öte yandan mahkemece güncel mevzuat tarihler dikkate alınmadan uygulanacak olsaydı Karayolları trafik kanunundaki değişikliğin açık olduğunu, müvekkili şirkete başvuru yapıldıktan sonra, müvekkili şirket tarafından davacı tarafında belirttiği üzere 105.496,00 TL ödeme yapıldığını, ödemenin tamamının tazminat ödemesi olarak yapıldığını, müvekkili şirkete başvuru sonrasında uzman aktüer firmaya hesaplama yaptırıldığını ve 131.871,00 TL destek tazminatı hesaplandığını, daha sonrasında müteveffanın kaza tespit tutanağında açık olarak kasksız olduğunun tespit edilmesi ve ölüm sebebinin beyin kanaması olması nedeni ile hesaplamadan % 20 müterafik kusur indirimi yapılarak davacı tarafa 105.496,00 TL ödeme yapıldığını, aktüer bilirkişi tarafından % 25 kusuru müterafik kusur gibi nitelendirilmiş olmasına karşın % 25 kusurun kazada müteveffanın kendi kusuru olduğunu, müterafik kusur ile kazadaki kusurun aynı şey olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda % 25 kazadaki kusurun müterafik kusur olarak dikkate alınarak yanlış hesaplama yapılmış olup mahkemece itirazları dikkate alınmadan, hatalı rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizin 2022/23 Esas ve 2022/1810 Karar sayılı karar ilamıyla; destek sürücünün kask takmaması nedeniyle kusur durumuna göre tespit edilen tazminattan önce %20 müterafik kusur indirimi düşülmesi son olarak yapılan ödemenin güncellenen değerinin düşülmesi gerektiği, Dairece yapılan hesaplamada desteğin %25 kusurunun tenzili sonucunda davacı ... yönünden hesaplanan 184.790,51 TL'den önce %20 müterafik kusur indirimi yapıldığı (147.832,40 TL) ardından güncellenen ödemenin mahsup edilerek (147.832,40 TL - 65.981,35= 81.851,05 TL) davacı ...'ın 81.851,05 TL destek alacağı olduğunun belirlendiği, davacı ... yönünden yapılan hesaplamada; desteğin %25 kusurunun tenzili sonucunda davacı ... yönünden hesaplanan 122.237,52 TL'den önce %20 müterafik kusur indirimi yapıldığı (97.790,01 TL) ardından güncellenen ödeme mahsup edilerek (97.790,01 TL - 51.786,20= 46.003,81 TL) davacı ...'nin 46.003,81 TL destek alacağı olduğunun belirlendiği, maddi tazminatların kısmen reddedilen miktarının, asıl alacaktan takdiri indirim yapılması nedeniyle yasadan kaynaklandığı ve bu nedenle davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurularının kabulüne, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/120 Esas 2021/937 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince yeniden tesisine,"1-Maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 46.003,81 TL ve davacı .... için 81.851,05 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren davalı ... A.Ş yönünden ise temerrüt tarihi olan 29.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacı ... için 40.000,00 TL ve .... için 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 18/11/2022 tarihli, 2022/23 Esas ve 2022/1810 Karar sayılı karar ilamına karşı davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nce icra edilen temyiz incelemesi neticesinde 08/12/2025 tarihli, 2023/954 Esas ve 2025/16361 Karar sayılı ilamı ile "Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... A.Ş. vekilinin, davalılar...ve ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesine göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayda; kaza tarihi, meydana gelen kazada vefat eden desteğin yaşı, davacıların desteğin anne ve babası olması, davalı taraf sürücüsünün %75 oranında kusurlu bulunması ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir." nedenleriyle davalı ... A.Ş. vekilinin ve davalılar...ve ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İade edilen dava dosyası Dairemizin 2026/309 Esas sırasına kaydedilmiş, taraflara Yargıtay bozma ilamı ile birlikte duruşma gün ve saati tebliğ edilmiştir. 12/05/2024 tarihli duruşmaya davacılar vekili ile davalılar...ve ... vekili katılmış, bozma ilamına karşı beyanları sorulup tespit edilmiştir. Dairemizce Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2025 tarihli, 2023/954 Esas ve 2025/16361 Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Maddi tazminat yönünden bozma olmadığı dikkate alınarak önceki karar gibi hüküm kurulmuştur.
6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
... günü saat 14: 10 sıralarında, davalı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... Mahallesi'nden gelip ... istikametine döneceği sırada ... nolu Kayseri-... İl yolunu Kayseri istikametinden ... yönüne seyreden sürücü ...'nun kullandığı ... plakalı motosiklet ile kavşak içerisinde çarpışması sonucunda ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.Trafik kaza tespit tutanağı ve kusur bilirkişisi raporuna göre; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü davalı ...'nun KTK'nın 47/Ic maddesini ihlat ederek DUR levhasına uymadığı ve KTK'nın 57/la maddesinde belirtilen "Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar." kuralını ihlal ettiği, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü müteveffa ...'nun kavşağa yaklaşırken hızı azaltmadığından KTK'nın 52/la maddesinde belirtilen hız kuralını ihlal ettiği, buna göre davalı sürücü ...'nun %75 oranında kusurlu olduğu ve müteveffa sürücü ...'nun %25 oranında kusurlu olması, meydana gelen kazada vefat eden desteğin yaşı, kaza tarihinde 22 yaşında olması, davacıların desteğin anne ve babası olması, davalı sürücünün haksız eylemlerin niteliği, kaza tarihi dikkate alınarak davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden somut olayın özelliklerine göre, olay tarihi, davalı sürücünün kusurlu davranışıyla gerçekleştirdiği eylemindeki haksızlığın boyutu, diğer davalı ... ise kazaya karışan aracın işleteni olması, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, hak ve nesafet kuralları ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacıların manevi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 100.000,00 TL ve davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili davacılara hakettikleri bedelin ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; davacı ... için 46.003,81 TL ve davacı .... (...) için 81.851,05 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren davalı ... A.Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 29/08/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine,
2-Manevi tazminat davasının KABULÜ ile; davacı ... için 100.000,00 TL ve .... (...) için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hakettikleri bedelin ayrı ayrı ödenmesine,
3-Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 8.733,76 TL karar ve ilam harcından dava açılırken davacılardan alınan 686,52 TL peşin harç ile 643,01 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 7.404,23 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 13.662,00 TL karar ve ilam harcından davalılar ... ve ... tarafından istinaf başvuru sırasında yatırılan 9.196,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.465,70 TL harcın davalılar davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacılar tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 686,52 TL peşin harç ve 643,01 TL ıslah harcı, 118,60 TL istinaf karar harcı (59,30*2) olmak üzere toplam 1.502,53 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
6-Maddi tazminat davası yönünden davacılar tarafından yargılama boyunca yapılan; 74,25 TL tebligat gideri, 37,45 TL müzekkere ve posta gideri, 550,00 TL bilirkişi ücretleri,, olmak üzere toplam 661,70 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre hesaplanan 447,01 TL davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
7-Manevi tazminat davası yönünden davacılar tarafından yargılama boyunca yapılan; 74,25 TL tebligat gideri, 37,45 TL müzekkere ve posta gideri ile 550,00 TL bilirkişi ücretleri, 27,00 TL e posta masrafı ve 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 45,00 TL temyiz dosya gönderme masrafı, 397,80 TL temyiz yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.293,60 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davası yönünden işbu davacı lehine A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine,
10-Davacı .... (...) tarafından açılan maddi tazminat davası yönünden işbu davacı lehine A.A.Ü.T. uyarınca 45.000,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .... (...)'a verilmesine,
11-Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden işbu davacı lehine A.A.Ü.T.'nin 10/1-4. maddeleri uyarınca 45.000,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ya verilmesine,
12-Davacı ... (...) tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden işbu davacı lehine A.A.Ü.T.'nin 10/1-4. maddeleri uyarınca 45.000,00 TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı .... (...)'a verilmesine,
13-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın kabul oranına göre belirlenen 704,84 TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
14-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinden (yargılama gideri) davanın red oranına göre belirlenen 615,15 TL'lik kısmının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
15-HMK'nın 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
Dair davacılar vekili ile davalılardan ... ve ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/05/2026