İhtiyati tedbir talep eden DAVACI tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;
"...Davacı müvekkil şirket ... sektöründe faaliyet gösteren ve amortisör üretimi yapan köklü bir sanayi kuruluşudur. Bir grup şirketi olarak ... A.Ş tarafından da üretilen ürünlerin ihracatı yapılmaktadır.
Amortisör üretiminde kullanılan ve amortisör içerisinde yağ ve gazın sızdırmazlığını sağlayan en kritik parçalardan biri “keçe”dir.
Müvekkil şirket tarafından üretimde kullanılmak üzere davalı şirketten ... ölçülerinde toplam 182.500 adet keçe satın alınmıştır. 2024 yılının Mart ve Nisan aylarında davalıdan alınan toplam 182.500 adet keçenin hatalı olduğu, üretim sonrası müşteri şikayetleriyle ortaya çıkmıştır.
Keçenin görevini yerine getirmemesi halinde amortisör;
yağ kaçırmakta
gaz kaçırmakta
kullanım güvenliğini ortadan kaldırmakta
ve bu sebeple ürün tamamen işlevsiz hale gelmektedir.
Ekteki resimde görüldüğü gibi hatalı olan keçeler (amortisörden ayrıştırılmış) plastikleşmiş ve elastikiyet kalmamış şekilde çıkıyor. Amortisördeki basıncın etkisiyle keçe ezilmiş, kavisli olan dış ve iç dudak çalıştığı mil ve boru yüzeyini şeklini alarak düzleşmiş ve görev yapamadığı için yağ ve gaz kaybına neden olmuştur. Çıkarılan keçeler 40-50 gün beklemesine rağmen kendini toplayamamıştır.
Amortisörler kesilip incelendiğinde;
Keçelerin kendini geri toplanmadığı,
İçerideki basınçla ön yatağın uyguladığı kuvvetin keçeyi ezildiği,
Dış dudak borunun iç konumunu alarak düzleşip kaldığı,
Aynı şekilde iç dudak milin şeklini alarak düzleşip kaldığı
Müvekkil şirketçe tespit edilmiştir. Bu süreçte müvekkil şirket hatalı ürünleri ayrıştırmak için ciddi bir zaman ve işçilik gücü harcamıştır bu da zaman ve üretim kaybına yani aynı zamanda kazanç kaybında da sebebiyet vermiştir. Yaşanan kayıpların en önemlisi de müşteri kaybıdır. Müvekkil tarafından 19 yıldır büyük emeklerle oluşturulan marka zarar görmüştür.

2. AYIBIN MAHİYETİ VE DAVALININ KABULÜ:
Hatanın fark edilmesi üzerine davalı firma ile iletişime geçilmiş ve durum kendilerine bildirilmiştir. Durum davalı firmaya bildirilmiş; davalı taraf hatalı hammadde kullandığını şifahen ve yazılı (WhatsApp yazışmaları ile) kabul etmiştir. Bu kabul neticesinde henüz kullanılmamış olan 123.200 adet keçe davalıya iade edilmiştir. Ancak sorun, üretimde kullanılan ve piyasaya sürülen 59.300 adet keçeden kaynaklanan devasa zarardır. İade edilen ürünlerin bir kısmına iade faturası kesilse de bir kısmına TELAFİ ürünleri gönderilmiş ve böylece faturalar iptal edilmemiştir. İade edilmemiş olan keçelerle ilgili ne gibi kötü sürprizlerle karşılaşılacağı da bilinmemektedir.
Yapılan görüşmeler neticesinde;
davalı firma hatalı hammadde kullanıldığını kabul etmiş
kullanılmamış ürünlerin iadesini almıştır.
Bu kapsamda;
Toplam alınan keçe: 182.500 adet
Davalıya İade edilen keçe: 123.200 adet
Üretimde kullanılan keçe: 59.300 adet

3.AYIPLI KEÇELER NEDENİYLE BİNLERCE AMORTİSÖR HATALI HALE GELMİŞTİR
Söz konusu keçelerin üretimde kullanılması nedeniyle çok sayıda amortisör ayıplı hale gelmiştir.
Müvekkil şirketin yaptığı incelemelerde;
Şu ana kadar iade alınan hatalı amortisör sayısı 20.427 adet
Bunlardan;
Depoda bulunan: 14.286 adet
Bertaraf edilen: 6.141 adet
Ayrıca müvekkilin çalıştığı ... isimli firma da (iade gelenler içinde yer almamakla) 1.200 adet ürün için telafi talebinde bulunmuştur.
Buna ek olarak henüz geri gelmemiş ancak piyasada bulunan çok sayıda ürün için iade riski devam etmektedir. Müvekkilin yıllardır onurlu ve etik çalışmasıyla kazandığı itibarı bu ayıplı ürünler sebebiyle zedelenmiştir. Bu itibar zedelenmesinin karşılığı maddi bir rakamla telafuz edilemez nitekim itibar parayla kazanılmamaktadır.

4. DELİL TESPİTİ VE BİLİRKİŞİ RAPORU (Kayseri 1. ATM 2025/319 D.İş):
Sayın Mahkemenin 2025/319 D. İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte;
Keçelerin üniform yapısının bozulduğu ve elastikiyetini kaybettiği,
Amortisörlerin sökülmesinin mümkün olmadığı
Ürünlerin hurdaya ayrılması gerektiği
Bu durumun montaj anında anlaşılamayacak bir "GİZLİ AYIP" mahiyetinde olduğu,
Hatalı keçelerin amortisörleri tamamen kullanılamaz ve "Ayıplı" hale getirdiği teknik olarak ispatlanmıştır.
Bilirkişi raporunda sadece yerinde tespit edilen 14.365 adet ürün için imha maliyeti hesaplanmışsa da, müvekkilin toplam zararı çok daha büyüktür.

5.MÜŞTERİ MAĞDURİYETLERİ VE SOMUT ZARARLAR:
Ayıplı keçeler nedeniyle bugüne kadar toplam 20.427 adet amortisör iade alınmıştır. İade alınan firmalar ve miktarlar şu şekildedir:
İade Miktarları
... Malzeme Depo: 8.000
... Yatak: 400
...: 1638
...: 255
...: 1.250
... Mobilya: 284
... Mobilya: 8.000
... Mobilya: 600

TOPLAM: 20.427 Adet
Şu ana kadar iade alınan miktar 20.427 adettir. Bu miktar maliyet değerimiz üzerinden karşılığı 20427 adet x 37 TL = 755,799.00 TL’dir.
Ayrıca iade alınan ürünlerden edilecek kardan mahrum kalınmakla, yaklaşık olarak birim başı üretim maliyeti de ayıptan kaynaklı zarar da söz konusudur. (güncel üretim maliyeti: 43,5 TL satış bedeli: 47 TLdir) Amortisörün dava tarihindeki ve uyuşmazlık tarihindeki üretim maliyeti ve karlılık maliyetinin tespitinin bilirkişi tarafından yapılması uygun olacak olmakla, mahkemenizce gerek görülmesi halinde benzer nitelikte iş yapan diğer şirketlere de müzekkere yazılarak sorulması talep ederiz.

5. MÜVEKKİLİN ZARAR KALEMLERİ:
Davalı şirket; ayıplı ürün tedarik etmiş üretimde kullanılan bu ürünler nedeniyle müvekkilin üretim süreci zarar görmüş müşterilere karşı ciddi ticari itibar kaybı oluşmuş binlerce amortisör hurdaya ayrılmıştır. İş bu zararlara davalının satmış olduğu AYIPLI ÜRÜN sebebiyet vermiş olduğundan davalının davacı müvekkilin aşağıdaki yazılı zararlarını gidermesi gerektirmektedir.
İade Alınan Ürünler: Şu ana kadar 20.427 adet amortisör iade alınmıştır.
Üretim Maliyeti: Davalıdan alınan ürünlerle 59.300 adet amortisör üretilmiştir. Bu ürünlerin üretim maliyeti de müvekkilin zararıdır.
Mahrum Kalınan Kazanç-Kar: 20.427 adet iade edilen üründen elde edilmesi beklenen kar elde edilemiştir.
İmha ve Bertaraf Maliyeti: Amortisörler özel yöntemlerle imha edilmek zorundadır. Halihazırda 6.141 adet ürün bertaraf edilmiş, 14.286 adet ürün ise depoda beklemektedir.Amortisörlerin içindeki parçalar nedeniyle normal şekilde imha edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle özel yöntemlerle bertaraf edilmesi gerekmekte olup bu durum ayrı bir maliyet doğurmaktadır.
Üçüncü Kişi Tazminatları: Müvekkilin çalıştığı "..." isimli firma, ayıplı ürünler nedeniyle 1.200 adet ürünün telafisini ve doğan zararlarının karşılanmasını talep etmektedir. İade edilmeyen ürünlerle ilgili de tazminat talebi söz konusudur.
Ticari İtibar Kaybı: Yıllardır aynı sektöründe üretim yapan müvekkil, davalının ayıplı malı nedeniyle piyasada güven kaybına uğramıştır.
Müvekkilin alacaklarını garanti altına alabilmek adına öncelikle teminatsız şekilde davalının gayrimenkulleri, banka hesapları ve araçları üzerine ihitiyati tedbir konmasını satın mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde teminat karşılığında tedbir konmasını talep etmemiz zarureti hasıl olmuştur.
İş bu zararların tazmini maksadıyla iş bu huzurdaki davayı ikame zarureti hasıl olmuştur.

HUKUKİ NEDENLER: TTK, TBK, HMK ve ilgili mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER: Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... nolu dosyası, Dava tarihindeki amortisör satış fiyatı araştırması, ayıba ilişkin fotoğraflar, yazılı ve görsel belgeler, yazışma görselleri, güncel satış bedellerinin gösterilmesi adına örnek satış faturaları, dilekçede adı geçen zarar gören firmalara müzekkere yazılarak söz konusu amortisörlerin iadesi ve telafi ürünü gönderilip gönderilmediğinin sorulması, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/319 D.İş sayılı dosyası ve bilirkişi raporu, tanık, müvekkil şirkete ve organik bağlı olduğu ... A.Ş'nin muhasebe kayıtları-vergi katları-gönderi kayıtları- müşteri yazışmaları-mailler-whatsapp yazışmaları vs ticari kayıtları, Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları (Ek-1), Davalı ile müvekkil arasındaki fatura- iade faturası, Fatura ve İade Faturaları, Sevk İrsaliyeleri, Müşterilerden gelen iade formları ve ... firması ile yapılan yazışmalar, müşterilerden gelen mesajlar-mailler, keşif, Üretilen ürünlerin seri numaraları ve imha tutanakları, ticari ilişkilerin olumsuz etkilendiğine dair ticari kayıtlar, Arabuluculuk Son Tutanağı, Bilirkişi incelemesi, tanık ve ikamesi mümkün her türlü yasal delil.

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
Müvekkilin alacaklarını garanti altına alabilmek adına öncelikle teminatsız şekilde davalının gayrimenkulleri, banka hesapları ve araçları üzerine ihitiyati tedbir konmasını satın mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde teminat karşılığında tedbir konmasına,
Haklı davamızın KABULÜNE,
Ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkilin uğradığı müspet zararların şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
Ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkilin uğradığı menfi zararların şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
Ayıplı ürünlerin imhası ve üçüncü firmalara ödenen/ödenecek tazminatların davalıya rücusuna,.... " karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince verilen 01/04/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:
"...GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
HMK'nun 389/1. maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zarlaşacak yada tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nun 390/2. maddesi uyarınca talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK'nun 390/3. maddesine göre tedbir talep eden taraf dilekçesinde ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
İhtiyati tedbir, kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.
Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın Tazminat olduğu, davalının gayrimenkulleri, banka hesapları ve araçlarının bizatihi uyuşmazlık konusu olmadığı, yargılama gerektirdiği, HMK'nun 389/1. maddesinin yasal koşulları bulunmadığı dikkate alınarak, ihtiyati tedbirin yasaca aranan koşullarının mevcut bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,

2-Kararın bir suretinin davacı vekiline tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına, ..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden DAVACI tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İhtiyati tedbir talep eden DAVACI tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
"...Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/319 Esas sayılı dosyasında dava konusu uyuşmazlıktan kaynaklığı müvekkilin hak ve alacaklarının zarara uğramaması adına ihtiyati tedbir kararı talep edilmişse de mahkemece 01.04.2026 tarihli ara kararı ile şartların oluşmadığı genel gerekçesiyle talebimiz reddedilmiştir. İş bu karar tarafımıza 07.04.2026 tarihinde tebliğ edilmekle yasal süresi içerisinde hukuka aykırı kanaatinde olduğumuz kararın istinaf incelemesinde bozulması istemiyle İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMAKTAYIZ. DOSYAYA SUNULU FLASH BELLEK İÇERİSİNDEKİ DELİLLERLE YAKLAŞIK İSPAT FAZLASIYLA SAĞLANMIŞ OLMASINA RAĞMEN, DELİLLERİMİZİN HATALI YORUMU İLE HUKUKA AYKIRI KARAR TESİS EDİLMİŞTİR. Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2026/319 Esas sayılı dosyası 01.04.2026 tarihli ara kararının bozularak kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne..." karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilen ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Derdest davanın konusunun "..Müvekkilin alacaklarını garanti altına alabilmek adına öncelikle teminatsız şekilde davalının gayrimenkulleri, banka hesapları ve araçları üzerine ihitiyati tedbir konmasını satın mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde teminat karşılığında tedbir konmasına,
Haklı davamızın KABULÜNE,
Ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkilin uğradığı müspet zararların şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
Ayıplı mal teslimi nedeniyle müvekkilin uğradığı menfi zararların şimdilik fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,
Ayıplı ürünlerin imhası ve üçüncü firmalara ödenen/ödenecek tazminatların davalıya rücusuna." ilişkin yani ayıplı mal satımı/teslimi iddiasından kaynaklı uğranıldığı iddia edilen zararlara ilişkin bir miktar para alacağının davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu, davacının davaya konu para alacağının ileride tahsilinin güvence altına alınması amacıyla Davalı adına kayıtlı taşınmazlarına, araçlarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını istediği anlaşılmıştır.
HMK'nın 389. Maddesinde: " (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2)Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." şeklinde hüküm altına alınmış olup, yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulları da varsa ancak doğrudan dava/uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararının verilebilecek olması, davacının üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istediği davalının malvarlığının bizzat kendilerinin, ayınlarının yani mülkiyetlerinin ise işbu davanın/uyuşmazlığın doğrudan konusu olmamaları nedeniyle söz konusu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK'nın 389. vd. Maddeleri gereğince aranan gerekli yasal koşulları bulunmadığından sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacının sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2026/319 Esas sayılı, 01/04/2026 tarihli ARA KARARININ hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından hakkında yeniden harçla ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına,

3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin, harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ve 391/3 bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/05/2026