Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan .. ın 20/04/2015 tarihinde sebep olduğu yaralamalı trafik kazası sonucu davacılardan ... in ağır yaralandığını, ameliyatlar ve yoğun bakım süreçlerinin zorlu geçtiğini, davacının kazadan önce genç, sağlıklı ve sporcu olduğunu, müvekkilinin yüksek lisans yaparak eğitimini ileriye taşıyan genç birisi olduğunu, ancak bahsi geçen kaza sonucunda yatağa mahkum kaldığını, kaza sonucu sürekli tedaviye mahkum kaldığını, en ufak bir işlemini bile desteksiz yapamadığını, davacının kaza nedeniyle 17 ay hastanede yattığını, süreç içerisinde de diğer davacı .. in ise .. in ızdıraplarına şahit olduğunu, sürekli ... ile ilgilendiğini, hastane personeli dışında eşinin tüm bakımlarını eksiksiz yapmaya çalıştığını, .. taburcu olduktan sonra da evde daimi olarak bakımını eşi .. in yürüttüğünü, yaşanan elim kaza sonucu davacıların müşterek çocuklarının da bu durumdan çok etkilendiğini, anne ve baba olarak çocukları ile ilgilenmekte zorluklar yaşadıklarını, kazanın psikolojik yıkımı, acılı ve ağrılı sürecine ek olarak davacıların maddi olarak da çok zorluklar yaşadıklarını, davacı .. in tedavisinin devamı açısından 6 ay boyunca fizik tedavi gördüğünü, bu süreç içerisinde de davacı .. in eşlik ettiğini, davacı ... in %99 felçli olduğunu, bu nedenle göğüs ve yüz kasları dışında hiçbir kasının işlev görmediğini, bu sebeple de .. in boğazı delinerek trakcostomi yapıldığını, davacının elim kaza nedeniyle sürekli olarak bakıma ihtiyaç duyduğu, eşinin elim kaza nedeniyle bakıma muhtaç kalması sonucu davacı ..in emlakçılık yaptığı işine devam edemediğini, sonuç olarak; davacı .... için 20/04/2015 tarihinden meydana gelen trafik kazası nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, çalışma gücündeki geçici kaybından 100,00 TL, sürekli iş kaybından 100,00 TL, bakıcı giderlerinden 100,00 TL, olmak üzere çalışma gücendeki kayıpların tümünün maddi tazminatın aktüer hesabı yapılarak kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın; davacı ... için 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsiline, davacının eşi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsiline, Davacının kızı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsiline, davacının oğlu .... için sonraya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsiline, davacı .. in sağlık giderinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile kendisine ödenmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ...A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın müvekkili sigorta şirketine başvurusu üzerine şirket nezdinde .... nolu hasar dosyasının açılmış olduğunu, dosya kapsamında alınan aktüer raporunda da davacı yana 23/11/2017 tarihinde 78.678,16 TL ödenmiş olduğunu, yapılan ödemenin Karayolları Trafik Kanunu gereği müvekkili şirketin üzerine düşen tüm hukuki sorumlulukların yerine getirilmiş olduğunu, esas olarak da kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu kazaya karışan ....plakalı araca ait müvekkili şirkette trafik poliçesi ile 20/08/2014/2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, anılan poliçe gereği müvekkilinin poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde sorumluluklarının bulunduğunu, davacı yanın daimi sakatlılık iddiası ile müvekkili şirketten daimi sakatlık tazminatı talep etmesinin yerinde olmadığını, özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporu hakkıda yönetmeliği göre kişinin tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığın 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olması gerektiğini, bu hususta mahkemece rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin davacı yana ödeme yaptığı da göz önüne alındığında bu ödemenin güncelleştirilmesi gerektiğini, davacı yanın geçici iş göremezlik talebinin ise müvekkilinin sorumluluğunda olmadığından müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olamayacağını, davacı yanın talep ettiği bakıcı giderine ilişkin tazminat ise SGK'nın sorumluluğunda olması hasebiyle müvekkilinden tahsil edilemeyeceğinden davanın tümden reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber davacı yanın avans faizi talebinin de haksız olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı yana yapmış olduğu ödeme ile sorumluluğunun sona ermiş olduğunu, sonuç olarak davanın tümden reddinin gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır.
Davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın zararı ve faili öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, esasa ilişkin olarak da; Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu karşı tarafın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusurunun bulunmadığı bir eylemden dolayı müvekkilinin ödeme yapmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı .. in hukuka aykırı eyleminden kaynaklı oluşan zararın diğer davalı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olduğunu, davacı yanın kazadan kaynaklı zararının giderilmiş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle hükmedilen manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu yaratmakta olduğunu, manevi tazminatın davacı için zenginleşme aracı olmaması gerektğini, davacı yanın talep ettiği miktara göre de dürüstlük kurallarına aykırı talep olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacının talep ettiği geçici iş göremezlik giderinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı .. in emekli bir asker olduğunu, emekli maaşından kaynaklı gelirinin bulunduğunu, yaşanan kazanın elim sonuçlarının bulunması nedeniyle müvekkilinin üzgün olduğunu, bu kazanın herkesin başına gelebileceğini, ancak yaşanan kaza neticesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, dava konusu kazada kusur ve maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " … 20/04/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı .. ın aracı ile çarpması neticesi davacı ...in %100 oranında engelli kaldığı, sürekli bakıma muhtaç hale geldiği, 17 ay hastanede kaldığı, 6 ay boyunca fizik tedavi gördüğü, mevcut yaralama ve tedavi nedeniyle eşi ve çocukları olan diğer davacıların da acı ve ızdırap çektikleri, bakım ve tedavisi ile ilgilenmek zorunda kaldıkları, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... tarafından kullanıldığı, davalı ... adına kayıtlı olduğu, kaza tarihi itibari ile davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanmış olduğu, kazanın oluşumunda davalı .. in %30 oranında davacı .. in ise %70 oranında kusurlu oldukları, yargılama sırasında sigorta şirketi tarafından davacılara ödeme yapıldığı ve bu ödeme nedeniyle davacı tarafça sigorta şirketi ve diğer davalılar maddi tazminatın sigorta limiti dahilinde konusuz kaldığı, davacı tarafça da bu miktar maddi tazminattan feragat edildiği anlaşılmış olup her ne kadar davacı tarafça maddi tazminat yönünden poliçe limiti üzerinde kalan miktar için diğer davalılar yönünden devam olunduğu beyan edilmiş ise de mahkememizce sehven maddi tazminatın tamamı yönünden konusuz kaldığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı karar verilmiş manevi tazminat yönünden ise davacıların yaralanma nedeniyle uğramış oldukları acı ve sıkıntılar ve çektiklerin ızdırabın kısmen de olsa telafi etmek amacıyla tarafların ekonomik sosyal durumu, kazanın oluş şekli kusur oranı göz önüne alınarak... " gerekçeleri ile; " A) Maddi tazminat davası yönünden davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, B)Manevi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile; Davacı ... için 100.000,00 TL, Davacı ... için 40.000,00 TL, Davacı ...için 40.000,00 TL ve davacı ...için 40.000,00 TL olmak üzere toplam 220.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve .. den 20/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir.

Karara karşı, davacılar vekili ve davalılar ... ile ...vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin sulh protokolünü hatalı yorumladığını, sulhun yalnızca ZMSS poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, mahkemenin maddi tazminat yönünden bakiye alacak hakkında davanın kabulü yerine sehven "konusuz kalma" kararı verdiğini, manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu, kusur durumuna ilişkin itirazlarını, ihtiyati haciz taleplerini, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasını, davasının tam kabulünü, manevi tazminat miktarlarının artırılmasını, davalıların mal kaçırma ihtimaline binaen teminatsız olarak ihtiyati haciz konulması gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar ..., ....vekili istinaf dilekçesinde özetle; maddi tazminat yönünden verilen kararın lehlerine olduğunu ve bu kısım yönünden istinaf sebeplerinin bulunmadığını, ancak manevi tazminata ve faiz başlangıç tarihine ilişkin hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, somut olayda trafik kazasının 20/04/2015 tarihinde meydana geldiğini, davacının zararı ve sorumluları olay tarihinde öğrendiğini, buna rağmen davanın yasal iki yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının %30 oranında, davacının ise %70 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiğini, dosya kapsamındaki ceza dosyası suretleri, olay yeri tespit tutanakları, teknik incelemeler ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde kazanın meydana gelmesinde müvekkili ....’e atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkilin trafik kurallarına uygun şekilde seyir halinde olduğunu, kazanın meydana gelmesinde belirleyici ve asli kusurun davacı ...’e ait olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, mahkemece müvekkiline %30 oranında kusur yüklenmesinin teknik ve denetlenebilir bir gerekçeye dayanmadığını, olayın oluş şekli ile örtüşmediğini, kusur dağılımının hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini, kaldı ki, mahkemenin kabul ettiği kusur oranı esas alınsa dahi, davacının %70 oranında ağır kusurlu olduğu bir olayda toplam 220.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmadığını, manevi tazminatın amacının zarar göreni zenginleştirmek değil, duyulan elem ve ızdırabı kısmen hafifletmek olduğunu, davacının baskın kusuru gereği gibi gözetilmeden yüksek miktarda tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, dosyada mevcut sosyal ve ekonomik durum araştırma raporları incelendiğinde müvekkillerin gelir düzeylerinin sınırlı olduğunu, sabit ve yüksek bir kazanca sahip olmadıklarını, hükmedilen tutarı karşılayabilecek ekonomik güçlerinin bulunmadığını, manevi tazminat belirlenirken yalnızca zarar gören tarafın durumu değil, tazminat yükümlüsünün ekonomik gücünün de dikkate alınması gerektiğini, aksi halde hükmedilen tutarın telafi amacını aşarak cezalandırma sonucunu doğurduğunu ve müvekkiller açısından ölçüsüz bir mali yıkıma neden olduğunu, bu yönüyle de kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, öte yandan manevi tazminata kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının hâkimin takdiri ile yargılama sonunda belirlendiğini, beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda, kusura ilişkin Adli Tıp Kurulu raporunun ceza dosyası kapsamında farklı bilirkişilerden ve kuruluşlardan alınan birden fazla kusur raporu ile aynı doğrultuda olup, aralarında çelişki olmadığı, raporun denetime elverişli ve denetlenebilir olduğu anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ayrıca kaza tarihi ile dava tarihi ve uzamış ceza zamanaşımı süresi birlikte değerlendirildiğinde zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşılmıştır. Öte yandan haksız fiil tarihinde alacak muaccel hale geldiğinden faiz başlangıç tarihinin doğru uygulandığı görülmüştür. Ayrıca olay tarihi, olayın taraflar üzerindeki etkisi, yine olayın meydana gelmesinde tarafların rolü ile manevi tazminatı belirlemeye yarar diğer kriterler birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminatın manevi doyum için yeterli olduğuna kanaat edilmekle tarafların bu hususlara ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Kazaya neden olan davalı .. ın işleteni, diğer davalı .. ın sürücüsü olduğu motosikletin trafik sigortacısı davalı ... Sigorta Şirketi'dir. Davacılar vekili ile davalı ... Sigorta Şirketi ile arasında 14.11.2022 tarihli makbuz ve ibraname anlaşması düzenlenmiş olup, içeriğinde sigorta şirketi ile birlikte araç işleteninin de dava konusu kaza nedeniyle poliçe gereği sorumlu olunan tutar kadar sorumluluğunun kalmayacağı, sigorta şirketi açısından tazminattan feragat edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
KTK'nin 91. maddesinde işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Aynı yasanın 85. maddesi ile aracın işletilmesi sırasında 3. şahısların bedeni ve maddi zarara uğratılmasından işleten doğrudan sorumlu tutulmuş, 97.madde gereğince de, zarar görenin, zarara neden olan aracın zorunlu trafik sigortacısından doğrudan talep ve dava hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Ancak, zorunlu trafik sigortacısının zarardan sorumluluğu 93.madde gereğince belirlenen ve poliçede belirtilen teminat miktarı ile sınırlıdır.
İşleten ve zorunlu trafik sigortacılarının 3. kişilere karşı sorumluluklarının niteliği ise kanundan doğan 818 sayılı BK'nın 51. maddesince müteselsilen sorumluluk olup, BK'nin 142/1.maddesi gereğince; alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden borcun tamamen veya kısmen tahsilini isteyebilir. Borcun tamamen tahsiline kadar bütün borçluların sorumluluğunun devam edeceği de aynı yasanın 142/2 maddesinde açıklanmıştır.
Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıya karşı sürebileceği def'iler varsa bunu diğer borçlulardan bağımsız olarak ileri sürmesi mümkün olup, bu defi sonucu kurtulduğu borç miktarını diğer müteselsil borçlulara karşı da ileri sürebilir. Bu def'iler BK'nın 143. maddesinde gösterilen ve şahsi ilişkiler veya müteselsil borcun sebep veya konusundan doğan def'iler olup bunların dışında ileri sürülen def'iler müteselsil borçlular arasındaki rücu hakkını kaldırmaz. BK'nın şimdiye kadar sözü edilen düzenlemeler alacaklıya karşı dış ilişkilerle ilgili olup, borcun ödenmesinden sonra müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkilerde BK'nın 144. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre müteselsil borçlular arasında aksine bir sözleşme bulunmadığı takdirde borçlulardan biri diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Dış ilişkide alacaklıya karşı sonuç doğurabilen böyle bir işlem, iç ilişkide rücu hakkını kısmen veya tamamen kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketinin dava konusu kaza nedeniyle talep edilen tazminattan dolayı ibra edildiği ve tüm haklardan feragat edildiği görülmektedir. Bu halde, davacı ... için belirlenen maddi tazminat açısından davalı işleten ve sürücünün 14.11.2022 tarihli ibraname-sulh anlaşması içeriği değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, ilgili ibranamenin tüm davalılar yönünden geçerli olduğu kabul edilerek maddi tazminat davası yönünden davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetli olmamıştır.

Sonuç olarak, davacılar vekilinin sair, davalı ... ve ...vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine, davacılar vekillerinin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davacılar vekilinin sair, davalılar ..., ...vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddi ile davacılar vekillerinin yapılan açıklamalar doğrultusunda istinaf başvurusunun esastan ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/12/2025 tarih ve ... Esas ....Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 15.028,20 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.757,05 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.271,15 TL istinaf karar harcının davalı .. dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 15.028,20 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.757,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.270,95 TL istinaf karar harcının davalı .. dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

7-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,

8-Davalılar ... ve .. ın istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,

11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. 13/05/2026
...