Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı ... ... Metal ve Tel Mamulleri San. Tic. A.Ş. arasında uzun yıllardır süre gelen bir ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete defalarca çek verdiğini ve mal aldığını, müvekkilinin 2.60 mm kalınlığında 72.500 kg galvanizli tel karşılığında, ... Bankası, ... Şubesi'ne ait 30.04.2026 keşide tarihli 2.000.000,00 TL bedelli ve 10.05.2026 keşide tarihli 1.000.000,00 TL bedelli çekleri ... ... keşide ettiğini, akabinde bilahare imzalanan sözleşme ile işbu çekleri temel borç ilişkisi ile ilişkilendirildiğini, davalı şirketin, çekler karşılığı teslim etmesi gereken 72.500 kg 2.60 mm kalınlığındaki 3.000.000,00 TL bedelli malı teslim etmesi gereken sürede teslim etmediğini, teslim günü geldiğinde müvekkilinin adına ihtarname göndermelerine rağmen ihtarnameye cevap verilmediğini, fakat söz konu malları teslim edemeyeceğine dair bir beyan verdiğini, çeklerin bedelsizliği gerek görülmesi halinde ise istirdat davası açabilmek için arabuluculuk görüşmeleri yaptıkları sırada ... ...'in konkordato ilan etmeye hazırlandığını, müvekkilinden dava konusu çekleri alır almaz bankalara teminat olarak gösterdiğini, çeklerin karşılığında teslim etmesi gereken malları teslim etmediği gibi, bir müddettir konkordato hazırlığında olduğunu, işbu malları hiç teslim edemeyeceğini bilmesine rağmen müvekkiliyle sözleşme imzaladığını, dava konusu çekleri de müvekkilini kandırmak suretiyle aldığını, hiç teslim edemeyeceğini bildiği mallar için satış sözleşmesi imzaladığını fark ettiklerini, ... ...'in alenen iyiniyete mugayir olarak ticari ahlakı hiçe saydığını ve eskiye dayanan güveni kötüye kullandığını, malları teslim etmesi gereken zamanda müvekkilinin davalı şirket ile iletişime geçtiğinde ise müvekkiline "borcunu ödeyemeyeceğine dair" belgeyi imzalayıp verdiğini, dava açılış süreci öncesinde yapılan arabuluculuk görüşmeleri sırasında çeklerden birini ...'a, diğerini ... Bankası'na verdiğini ...'in bizzat ifade ettiğini, davalı şirketin konkordato ilan edene kadar merkezinin İstanbul'da olduğunu, işbu süreçte merkezini Ankara'ya taşıdığını, bu sürecin gerçek bir konkordato süreci mi yoksa alacaklıları kandırmak için planlanmış bir olgu mu olduğunun ispata muhtaç olduğunu, dava konusu çeklerin ödenmesi halinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağından dava sonuçlanıncaya kadar öncelikle ... Bankası ... Şubesi'ne ait, ... tarafından keşide edilen ... ve ... no'lu çekler için İİK md. 72/2 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine, ... Bankası, ... Şubesi'ne ait 30.04.2026 keşide tarihli ... hesabına ait ... no'lu 2.000.000,00 TL bedelli ve ... no'lu 1.000.000,00 TL bedelli çeklerin bedelsizliğinin tespitine, davacıya iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; 26.11.2025 tarihli satış teklif formunun, 27.11.2025 tarihli satış sözleşmesinin, ... 4. Noterliği'nin 23.12.2025 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamenin, ... A.Ş. ve ... A.Ş. ile davacı arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerine ait son tutanaklarının fotokopilerinin sunulmuş olduğu görüldü.
Mahkememizin 02.03.2026 tarihli tensip tutanağı ile, davacı vekiline davalılar ... ve ... Sanayi Ticaret Anonim Şirketi yönünden arabuluculuk son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması, aksi takdirde davanın bu davalılar yönünden usulden reddine karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekilinin 03.03.2026 tarihli beyan dilekçesi ile, dava dilekçesi ekinde sunulması gereken arabuluculuk belgelerinin sehven eksik sunulduğunu beyan ederek, dilekçesi ekinde önceki arabaluculuk tutanakları ile davalı ... ... ... Anonim Şirketi ile yapılan arabuluculuk son tutanağının sunulduğu, eksikliğin giderildiğini beyan ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
Mahkememizin 04.03.2026 tarihli ara kararı ile, davacı vekilinin 03.03.2026 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden arabuluculuk tutanağı sunulmadığından, davacı vekiline ... yönünden arabuluculuk son tutanağın son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini 02/03/2026 tarihli tensip tutanağı ile verilen kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması, aksi takdirde davanın bu davalı yönünden usulden reddine karar verileceği hususunun ihtar edildiği, davacı vekilinin 04.03.2026 tarihli beyan dilekçesi ile, ...'in, ... Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketi'nin tek yetkilisi olması sebebiyle davada taraf olarak gösterildiğini, dava konusu çeklerin ... Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketi'ne keşide edildiğini, ... ... A.Ş. ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinin ilk oturumuna şirket yetkilisi olarak ...'in aslen katıldığını fakat şahıs olarak ... ile hususi bir arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının 08.05.2026 tarihli ön inceleme davet tutanağının 6. maddesi ile "Davanın, davalı ... yönünden tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine, diğer davalılar yönünden yargılamanın iş bu dosya üzerinden devamına," dair karar verildiği ve davanın ... yönünden 2026/431 Esas sırasına kaydedildiği anlaşıldı.
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
TTK md. 5/A hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A/2 maddesi “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindedir. Bu maddeye göre, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinde sunulmaması halinde davacıya bir haftalık kesin süre verilir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesi ekinde davalı ... yönünden arabuluculuk son oturum tutanağının sunulmadığı, mahkememizin ihtarlı tensip tutanağı ve ara kararı sonrasında davalı ... yönünden şahıs olarak arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, ...'in, davalı ... ... ... Anonim Şirketi'nin yetkilisi olduğunu ve şirket yönünden yapılan arabuluculuk görüşmelerinin ilk oturumuna şirket yetkilisi olarak katıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının dava dilekçesinde davalı ... yönünden arabuluculuk son oturum tutanağını sunmamış olması, arabuluculuk tutanağının bulunmadığını beyan etmesi sebebiyle; dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmasının dava şartı olduğu gözetilerek davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Davacı vekilince karar tarihinden sonra, gerekçeli karar yazım aşamasında 25/05/2026 tarihinde arabuluculuk son oturum tutanağı sunulmuştur.
Davacı vekili her ne kadar 25.05.2026 tarihli dilekçesi ile davalı ... yönünden arabuluculuk son oturum tutanağını sunmuş ise de tutanağın verilen kesin sürede sunulmadığı ve arabuluculuk sürecinin başladığı tarihin 23.03.2026 olduğu, dava tarihinin ise 01.03.2026 olduğu gözetilerek davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;

1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı ve 732,00 başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026