İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BİRLEŞEN İZMİR 1.ATM'NİN 2017/1072 E.SAYILI DOSYASINDA;
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.11.2025 tarih 2024/54 E. - 2025/982 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı ... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMM ile İMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralanana davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, davalıların oluşan zararı karşılaması gerektiğini, sigorta şirketince yapılan ödemenin zararı karşılmadığını, belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile asıl dava dosyası üzerinden sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatı olarak belirsiz alacak davası şeklinde 22.000,00 TL maddi, birleşen dava dosyası üzerinden ise 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek fazi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmeni talep ve dava etmiş, asıl davada maddi tazminat talebini 488.164,47 TL olacak şekilde artırmıştır.
Davalılar ....ve .... vekili, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, sigorta şirketinin maddi ve manevi zararı karşılmakla yükümlü olduğunu, ceza dava dosyası kapsamında davacı ile davalı sürücünün eşit oranda kusurlu oldğunun tespit edildiğini, tazminata konu olayın davalı sigorta şiketine bildirildiğini, manevi tazminat koşulların oluşmadığını, faiz başlangıç tarihinin davalılar tarafından sigorta şirketine yapılan başvuruya göre belirlenmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talp etmiştir.
Davalı ....Şirketi vekili, başvuru üzerine davacıya 23/02/2015 tarihinde 85.691,00 TL ve 23/04/2015 tarihinde 32.083,00 TL ödeme yapıldığını, davalının sorumluluğunun sona erdiğini, aksi kanaate ise yapılan ödemenin günceleştirerek mahsubunu, kusur, maluliyet ve aktuerya hesabı hususunda rapor alınarak kusur ve zararın ispat edilmesi gerektiğini, davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğunu, olayın iş kazası olması nedeni ile SGK tarafından yapılan ödemelerini mahubunu, olay tarihinden faz talep ediemeyceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI NDAN ÖNCE İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, benimsen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, trafik kazasının oluşumunda, davalı araç sürücüsü ile davacını % 50 oranında eşit kusurlu oldukları, kaza nedeni ile davacının %100 oranında malul kalacak ve ömür boyu başka birinin sürekli bakımına muhtaç olacak şekilde yaralandığı, davacının sürekli maluliyetten doğan zararının kusur oranına göre 605.047,12 TL olduğu, sigorta şirketince davacıya yapılan ödemenin gücelleştirilrek mahsubu ile bakiye maddi tazminat alacağı miktarının 476.467,57 TL olduğu, davacının ömür boyu başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmasından dolayı bakıcı giderinden kaynaklı zarar miktarının kusur oranı ve davalı sigorta şirketince yapılan kısmi ödemenin güncel bedeli mahsup edildiğinde 316.598,55 TL olduğu, oluşan iş bu zarar miktarının ZMSS ve aşan miktarda İMMS poliçesi limiti ve kapsamında kaldığı, olay nedeniyle davacının manevi zararına karşılık 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi gerektiği, dosyaya herhangi bir belge sunulmadığından sigorta şirketinin kısmi ödeme tarihi itibariyle temerrüte düşeceği, belirtilerek; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce ''...21/11/2013 kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet değerlendirmesi yapılmadığının anlaşılması karşısında, söz konusu rapor maluliyet oranı tespitine elverişli olmadığından, maluliyetin belirlenmesi konusunda yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, tüm dosya kapsamına göre davacının iş makinesi operatörü çalıştığı anlaşıldığından davacının mesleğinin maluliyet oranına etkisi olup olmadığı gözetilerek maluliyetin tespit edilmesi gerektiği, açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından davalı sigorta şirketine müzekkere yazılarak dava konusu olaya ilişkin davalı sigorta şirketine yapılan başvuruyları gösterir tüm bilgi ve belgeler celp edilmesi, vinç operatörü olduğu da belirtilerek davacının maluliyet oranın % 60 oranını geçtiği gözetilmek suretiyle olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin benimsediği hükümlere göre davacının mevcut yaralanması nedeni ile iş göremezlik oranının tespiti ile geçici ve sürekli işgöremezlik döneminde bakıcıya ihtiyacı olup olmayacağı, bakıcıya ihtiyaç olması halinde hangi tarihten itibaren bakıcıya ihtiyaç duyacağı, bakıcı ihtiyacının süresi (tam zamanlı/yarı zamanlı/süreli) konusunda Adli Tıp ADB Başkanlığı'ndan kurul halinde düzenlenecek açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek maluliyet raporu dosyaya kazandırılıp, dosyanın yeniden aktüer bilirkişiye tevdi ile talep edilen tazminatına yönelik anılan ilk ve esaslara uygun düşecek şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin esas alınmak suretiyle davacının hak kazanacağı tamzinatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi kurul raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar gözetilerek yargılama giderleri ve faiz yönünden infazda tereddüte neden olmayacak şekilde sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limiti belirtilerek tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmediği, takdir edilen manevi tazminat miktarının belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde az olup daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, gerek asıl gerekse birleşen dava yönünden talep ile bağlılık kuralı çerçevesinde davalı sigorta şirketine ilişkin temerrüt tarihin tereettüne mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, birleşen dava yönünden davacının davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş olması ve red nedeninin tüm davalılar için aynı olması nedeniyle AAÜT'nin 3/2 maddesine göre kendisini vekil ile temsil eden davalılar yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği...'' gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
DAİREMİZ KALDIRMA KARARI NDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü ile davacı yayanın eşit oranda %50 şer oranında kusurlu oldukları, kaza nedeni ile davacının %100 oranında malul hale ve ömür boyu başka birinin sürekli bakımına muhtaç olacak şekilde yaralandığı, davacının iş bu nedenle sürekli maluliyetten doğan zararının 1.210.094,24 TL olduğu, kusur oranına göre iş bu miktarın 605.047,12 TL sından davalı sürücü, davalı işletici ve ZMSS ve İMMS sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketinin tazminat sorumluluğunda kaldığı, davacının 16/05/2024 tarihli başvurusu üzerine davalı sigorta şirketince davacıya 23/02/2015 tarihinde 85.691,13 TL ödemede bulunulduğu, iş bu yapılan ödeme miktarının güncellenmiş bedelinin tazmini gereken tazminat miktarından mahsubu ile davacının sürekli maluliyetinden dolayı tazmini gereken bakiye maddi tazminat alacağı miktarının 476.467,57 TL olduğu, yine davacının ömür boyu başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmasından dolayı bakıcı giderinden kaynaklı zarar miktarının 728.516,84 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin iş bu zarar kalemine karşılık 23/04/2015 tarihinde davacıya 32.083,38 TL bakım gideri ödemesinde bulunduğu, kazanın oluşumunda tarafların kusur oranı ve davalı sigorta şirketince yapılan kısmi ödemenin güncel bedeli mahsup edildiğinde, davacının bakım giderinden dolayı tazmini gereken bakiye zarar miktarının 316.598,55 TL olduğu, oluşan iş bu zarar miktarının ZMSS ve İMMS poliçesi limiti ve kapsamı dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin 28/05/2014 tarihinde temerrüte düştüğü anlaşılmakla asıl davada; davanın kabulü ile 291.634,23 TL sürekli iş göremezlik bedeli ile 196.530,24 TL bakıcı gideri bedeli olmak üzere toplam 488.164,47 TL maddi tazminatın davalılar... ve ..... Şti'den kaza tarihi olan 21/11/2013 tarihinden itibaren davalı ... AŞ'den temerrüt tarihi 28/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada; davanın kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar .... ve ... . Şti'den kaza tarihi olan 21/11/2013 tarihinden itibaren davalı ... AŞ'den temerrüt tarihi 28/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ... A.Ş.vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili, belirsiz alacak davası olarak açtıkları ilk davanın İzmir 2. ATM'nin 18.11.2020 tarih ve 2015/1185 esas ve 2020/707 karar sayılı kararının taraflarınca ıslah edildiğini, bu ilk defa yapıldığından ıslah değil müddeabihin arttılması olduğunun Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, yapılan ıslah sonrası kalan miktarın taraflarınca icra takibine konulduğunu ve yapılan itiraz sonrası birleşen İzmir 7.ATM'nin 2021/937 E.sayılı ve 503.304,91 TL bedelli dosyası ile birleştiğini, yerel mahkemenin birleşen dosya olmasına rağmen bu durumun karara konu edilmediğini, yerel mahkeme tarafından talep arttırım için süre verilmemesinin usule aykırı bir işlem olduğunu, mahkemece maddi tazminat yönünden lehe karar verildiğinden temyiz edilmediğinden bahsedildiğini, 08.03.2021 tarihli istinaf dilekçesinde yazılan her şeyin bu konuların istinaf edildiğini gösterdiğini, bunu gerekçe göstererek usuli müktesep haktan bahsetmenin haksız ve hukuka aykırı olacağı gibi hak kayıplarına yol açacağını, usuli müktesep haktan bahsedilmesi için gereken şartların oluşmadığını, görülen ilk davada yapılanın ıslah olmayıp talep arttırım olduğunun belli olduğunu, tüm talep arttım ve ıslah talepleri sonrasında davalıların herhangi bir itirazı olmadığı gibi son duruşmada onların bu konuda itirazı olup olmadığının dikkate dahi alınmadan, taraflarına süre verilmeden dosyanın karara çıktığını, belirsiz alacak davasında ıslahtan sonra talep arttırımı yapılabileceğini, karar tarihine en yakın olan ve dosyada hesaplaması yeni yapılan aktüer hesaplama yerine ilk mahkeme kararındaki hesaplamanın dikkate alınmasının ve bunun usuli müktesep hak sayılmasının mevcut Yargıtay kararları ile çeliştiğini, mahkemenin son kararını verirken yine talep arttım ve ıslah talebini kabul etmediğini ve eski haliyle dosyayı karara çıkardığını, Usuli müktesep haktan bu durumda da bahsedilmemesi gerektiğini, davanın uzamasını önlemeye yönelik kullanılması gereken bir hak olan usulü müktesep hakkın davacının hakkını almaya engel olacak şekilde değerlendirilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemeye gelen son aktüer raporuna göre karar verilmediği için de bu sefer yine karşı taraf lehine usule ilişkin kazanılmış hak oluştuğu zarar miktarının daha yüksek hesaplandığı bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, mahkemenin son asgari ücrete göre yapılan aktüer raporunun alınmasını beklediğini ancak raporu hükme esas almadığını, son celseden önce dosyaya talep arttırım dilekçesi sunmalarına rağmen bu durum dikkate alınmadığı gibi ilk yapılan ıslah da talep arttırımı sayılmadığı gibi hala bir ıslah ve ya talep arttırım talebimiz olmasına rağmen ilk karardaki rakamdan dosyanın karara çıkmasının mevcut Yargıtay kararları ile çeliştiğini, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın uzun sürmesi sebebiyle bu süreçte asgari ücret oranının değişmesi dikkate alınarak kabul edilmeyen ıslah -talep arttırım talepleri yönünden verilen kararın bozulması gerektiğini, bu durumun davalılar lehine usuli müktesep hak olarak yorumlanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ....'in Ege Üniversitesi Adli Tıp Kurumu Sağlık Kurulu raporuna göre geçirmiş olduğu trafik kazası sonucunda %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğunu, iş makinası operatörü olarak çalışırken, geçirdiği trafik kazası neticesinde herhangibir işte çalışamadığı gibi uzun süredir vesayet altında olduğunu, karar aşamasına gelen dosyanın davalıların haksız itirazı sonucunda yerel mahkeme tarafından İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini, oradan da aynı şekilde %100 oranlı maluliyet raporu geldiğini, yaptıkları tüm itirazlara rağmen, müvekkilinin mesleği, maluliyet oranları dikkate alınmadan verilen kararın müvekkili açısından büyük hak kayıplarına neden olacağını, yerel mahkeme tarafından karara konu edilmeyen birleşen İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/937E.-2024/106K. Sayılı 503.304,91 TL bedelli olarak icra takibi sonrası açılan itirazın iptali konulu dosyanın da dahil edilerek ve dosyadaki son aktüer bilirkişi incelemesi neticesinde hesaplanan rapor doğrultusunda asgari ücret oranının değişmesine ilişkin talep arttırım- ıslah talepleri dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı ... A.Ş.vekili, davacı yanca yapılan başvuruya istinaden yapılan tazminat ödemesi ile zararın karşılandığı, ödeme tarihi itibariyle yeterlilik incelemesi yapılmadığından kararın yerinde olmadığı, ZMMS ve İMMS kapsamında sorumluluğun ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken infazda tereddüt olacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, PSD'nin hesaplamaya dahil edilmediği gibi usuli kazanılmış hakkın bu anlamda gözetilmemesinin doğru olmadığını, maluliyet yönetmeliğinin hatalı değerlendirildiğini, kaldırma kararına tam mahiyette uyulmadığını, kusurun ve aktüer hesaplamasının yerinde ve doğru olmadığı gibi taleple bağlılık ilkesini aşar mahiyette maluliyetin kabul edilmesinin açık hata olduğunu, bakıcı giderinden zarar hususu ispatlanamadığından sigortanın sorumlu olmadığını, hesaplamaya esas alınan gelire itirazın karşılanmadığı gibi bu yönden inceleme yapılmadan aktüer raporu tanzim edilmesinin yerinde olmadığını, fahiş tutarda manevi tazminata hükmedildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dava, asıl ve birleşen dava dosyalarındaki davanın trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, yaya haldeki davacı ile davalı .... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle asıl dosya üzerinden sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı, birleşen dosya üzerinden ise manevi tazminat talep edildiği, mahkemece birden fazla maluliyet rapor alınmakla kazadan kaynaklı olarak davacının % 100 oranda malul kaldığının ve olayın meydana gelmesinde tarafların %50'şer oranda kusurlu olduklarının kabul edildiği, aktüer bilirkişisi tarafından sunulan 14/08/2017 tarihli raporda davalı sigorta tarafından ödeme yapılmakla birlikte gerçek zararın karşılanmadığı belirtilerek gerçek zarar hesabına girişildiği, davalı sigorta tarafından yapılan ödemenin güncel bedelinin düşümü e tarafların eşit kusurlu olduğu göz önüne alındığında davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik bedelinin 291.634,23 TL (davalı ZMMS sigortacısı tarafından 85.691,13 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 164.308,87 TL'sinden, limit üstü yönden ise davalı İMMS sigortacısının sorumlu olması kaydıyla), bakıcı giderinin ise 196.530,24 TL (davalıZMMS sigortacısı tarafından 32.083,38 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 217.916,62 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) tespit edildiği, yeniden aktüer bilirkişisine tevdisi üzerine sunulan 15/09/2020 tarihli ek raporda ise az önce yapılan açıklamalar kapsamında gerçek zarar hesabına girilmekle benimsenen maluliyet ve kusur oranına göre davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik bedelinin 476.467,57 TL (davalı ZMMS sigortacısı tarafından 85.691,13 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 164.308,87 TL'sinden, limit üstü yönden ise davalı İMMS sigortacısının sorumlu olması kaydıyla), bakıcı giderinin ise 316.598,55 TL (davalı ZMMS sigortacısı tarafından 32.083,38 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 217.916,62 TL'sinden, limit üstü yönden ise davalı İMMS sigortacısının sorumlu olması kaydıyla) tespit edildiği anlaşılmakla davacı vekili tarafından sunulan 18/09/2017 tarihli ıslah yolu ile dava değerinin artırılmasına ilişkin dilekçe göz önüne alınarak asıl dava yönünden 291.634,23 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 196.530,24 TL bakıcı giderinden oluşan toplam 488.164,47 TL yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise manevi tazminat davasının 40.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca (davacı yanca maddi tazminat yönünden faiz başlangıcı, manevi tazminat yönünden ise hükmedilenin azlığı yönünden) istinaf edilmesi üzerine Dairemizce yukarıdaki gerekçeler ile hükmün kaldırılması üzerine mahkemece yeniden maluliyet raporu alındığı ve kaldırma ilamındaki ekliklerin giderildiği kanaati kapsamında aktüer bilirkişisinden 06/10/2025 tarihli ek raporda davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik bedelinin 4.460.938,45 TL (davalı ZMMS sigortacısı tarafından 85.691,13 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 164.308,87 TL'sinden, limit üstü yönden ise davalı İMMS sigortacısının sorumlu olması kaydıyla), bakıcı giderinin ise 3.237.708,43 TL (davalı ZMMS sigortacısı tarafından 32.083,38 TL ödeme yapılmakla 250.000,00 TL limitten düşüm ile adı geçen sigortanın bakiye 217.916,62 TL'sinden, limit üstü yönden ise davalı İMMS sigortacısının sorumlu olması kaydıyla) tespit edildiği anlaşılmakla davacı istinaf istemine göre maddi tazminatın hesaplanmasına esas alınan ücrete ilişkin itiraz ve istinaf isteminin bulunmadığı gibi bu yönden kaldırma da bulunmadığı belirtilerek davacı yanın talep artırım isteminin reddi ile usulü kazanılmış haklar kapsamında önceki kurulan hükümdeki miktarlara göre asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 107. maddesinde; “(1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2)(Değişik: 22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı yanın açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107'nci maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açıldığını açıklanmalıdır. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08.06.2023 tarih 2021/26616 Esas 2023/7686 Karar sayılı ilamı) Buna göre az önce belirtilen emsal nitelikteki Yargıtay ilamı ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre belirsiz alacak davası istisnai bir dava türü olduğundan dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak dava türünde açıldığı açıkça belirtilmesi gerektiği göz önüne alınmakla asıl dosya dava dilekçesinde talep konusu edilen maddi tazminat istemleri yönünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmakla HMK 107 maddesi kapsamında iş bu davanın açıldığı açıkça bildirildiğinden iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığında bir tereddüt yoktur.
Ayrıca yapılan bu açıklama göz önüne alındığında belirsiz alacak davası mahiyetindeki asıl dava dosyasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebilir. (Yargıtay 17. HD'nin 04.11.2019 tarih ve 2017/2842 E. - 2019/10129 K.) Buna göre davacı yanca sunulan 18/09/2017 tarihli dilekçenin değer artırım dilekçesi olarak kabul edilmesi gerekir.
Mahkemenin usulü kazanılmış hak yönünden kabulünün doğru olmadığı hususu istinafa konu edilmiş ise de önceki kaldırma kararına konu maddi tazminat miktarına yönelik davacı yanın istinaf istemi olmadığından kaldırma ilamı üzerine yeniden verilen hükümde önceki tutarın gözetilmesi yerinde görülmekle birlikte Davacı vekili tarafından istinaf itirazında, İzmir 7. ATM'nin 2021/937 esas ve 2024/106 karar sayılı ilam ile adı geçen dosyanın inceleme konusu dosya ile birleştirildiği ve ancak mahkemece incelemesi yapılmadığı gibi söz konusu dosya yönünden bir değerlendirme de yapılmadığı bildirilmiş olmakla yapılan incelemede inceleme konusu dosyaya tahkikat aşamasında birleşen dosya mahkemesince yapılan herhangi bir bildirim olmadığı gibi davacı vekili tarafından bilindiği muhakkak olmasına rağmen dosyaya beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla inceleme konusu dosyada bu yönden bir değerlendirme yapılması hayatın olağan akışına uygun ise de istinaf istemi ile ileri sürülmekle görmezden gelinmesi mümkün olmadığından birleşen İzmir 7. ATM'nin 2021/937 esas (davacı yanca sunulu 18/09/2017 tarihli dilekçeden sonra alınan aktüer raporu kapsamında artan miktarın konu edildiği belirtilmekle) sayılı dosyasına konu uyuşmazlık yönünden bir karar verilmemiş olması eksiklik oluşturduğundan ve bu durum mutlak bozma nedeni olarak Yargıtay içtihatları ile kabul edildiğinden Mahkemece birleşen İzmir 7. ATM'nin 2021/937 esas ve 2024/106 karar sayılı dosyası birleştirme kararı kapsamına mahkemesinden celp edilip dosya arasına alındıktan sonra uyuşmazlık eldeki uyuşmazlık konusu dosyadan tefrik edilerek asıl davanın kesinleşmesinin beklenilmesi de değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme sebep olacak şekilde kurulan hüküm korunamayacağından bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Kabule göre, belirsiz alacak davasından kaynaklı bir kez değer artırım, bir kez de ıslah yapılabileceği yönündeki açıklama karşısında henüz dosyada ıslah yapılmadığı, ıslah yoluna başvurulduğunun bildirilmesi halinde ıslah için süre verilmesi yasa kapsamında zorunluluk olup mahkemenin bu hususta takdir hakkının olmadığı, Mahkemenin takdir hakkının ıslahtan sonra ıslahın kabul edilip edilmeyeceği ile 6100 sayılı yasanın 182. maddesi kapsamında yapılan ıslah ile sınırlı olduğu gözetildiğinde kaldırma ilamı sonrası davacı yanca 05/11/2025 tarihli duruşmada bu yönden ileri sürülen beyan kapsamında süre verilmesi gerekirken aksi yönde yapılan değerlendirme doğru bulunmamıştır.
Yine kabule göre, gerek asıl davada hükmedilen tazminat açısından gerekse de birleşen manevi tazminat açısından davalı sigortaya hem ZMMS poliçecisi sıfatıyla hem de İMSS poliçecisi sıfatıyla sorumluluk atfedilmekle birlikte adı geçen davalı yanın ZMMS ve İMMS poliçesi kapsamında sorumluluk limitinin ayrı ayrı belirtilmemiş olması (her ne kadar her iki poliçede davalı sigorta nezdinde ise de sebepleri ve infaz açısından sorumluluk türü ile poliçeleri farklı olduğu) kararın infazı açısından doğru görülmemiştir.
Yine kabule göre dosya davacısı ....'in iş bu davayı vasi marifetiyle açtığı yargılamaya vasiden alınan vekaletname ile devam edildiği sabit ise de bu durumun gerekçeli kararda gösterilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen dosyada davacı ve davalı sigorta vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 05/11/2025 tarih, 2024/54 esas ve 2025/982 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre asıl ve birleşen dosya davacı vekilinin sair, davalı sigorta vekilinin tüm istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.