İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ---- şirketi tarafından müvekkiline gönderilen 10/08/2020 tarihli e-mail ile ----- Türkiye’ye

deniz taşımacılığı için fiyat teklifi paylaşılması talep edildiğini, yapılan görüşmeler neticesinde taşıma
ücreti, yükün çıkış, varış limanları ve tarihler konusunda mutabık kalındığını, davalı ----
şirketi tarafından gönderilen 09/09/2020 tarihli mail ile ürünleri taşınacak olan bir başka deyişle
---- aracı olduğu firmanın davalı ----- şirketi olduğunun bildirildiğini, bu kapsamda

taşıma işine ilişkin olarak en başta müvekkili şirket ile iletişime geçerek teklif isteyen taşıma işine

ilişkin tüm hususları talep eden ve onaylayan müvekkilinin teklifini kabul eden ve dolayısıyla hukuki
ve ticari açıdan müvekkilinin asıl muhatabının ---- firması olduğunu, ----- firmasının ise ithalat yaptığı ürünlerini taşıtması sebebiyle yine müvekkili şirketin hukuken ve ticari açıdan muhatabı
olduğunun tartışmasız olduğunu, müvekkili şirketin davalılara karşı taahhüt ettiği ve yükümlendiği
taşıma işini gereği gibi, eksiksiz ve zamanında gerçekleştirdiğini ve ürünlerin varış limanına hasarsız
ve eksiksiz bir şekilde ulaştırdığını, nitekim--- gemisi ile yapılan taşıma uyarınca --- kalkış 15/09/2020’de gerçekleştiğini ve ürünlerin 01/10/2020 tarihinde---- limanına ulaştığını, taşıma işine ilişkin düzenlenen evrakların dilekçe ekinde
sunulduğunu, davalı --- firmasına ait ürünlerin varış limanına ulaştıktan sonra ürünlerin üzerinden
ithalat işlemleri ve ---- gerçekleştirilmesi sebebiyle ürünlerin liman çıkışlarının,
müvekkilinin armatör firma ile anlaşarak davalı şirkete tanıdığı 7 günlük serbest süreyi geçtiğini ve bu
sebeple armatör firma nezdinde demuraj bedellerinin doğduğunu, davalı şirketin ürünlerinin liman ve
gümrük çıkışlarının yapılabilmesi adına bu bedellerin ödenmesi zorunlu olduğundan bu masrafların armatör firma tarafından karşılandığını ve müvekkiline yansıtıldığını, müvekkili şirketin ise oluşan ek masrafların kendisinin veya armatör firmanın hatası, ihmali veya kusurundan kaynaklanmaması sebebiyle haklı olarak bu masraflara katlanmakla yükümlü olan kendi müşterisine ve ürünleri taşıtan
davalılara yansıttığını fakat davalılarca bu bedelin ödenmesinin kabul edilmediğini, müvekkili şirketin
bu taşıma işinde “-” sıfatıyla yer alması sebebiyle ve oluşan ek masraflarda herhangi bir
kusurunun bulunmaması dolayısıyla oluşan bu zarara katlanmasının beklemenin hakkaniyete ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, davalı ---- firmasının müvekkili şirkete bir taahhütname imzalanarak teslim edildiğini ve bu kapsamda müvekkilinin işlemlerini gerçekleştireceği, davalı şirkete ait taşıma işlerinden doğabilecek tüm demuraj bedellerinin ve tüm taşıma masraflarının karşılanacağının, ardiye liman, gümrük bedellerinin ödeneceği ve bunların gerçekleştirilmemesi halinde tüm icra ve dava masraflarının karşılanacağının davalı ---- şirketi tarafından taahhüt edildiğini, tüm bu hususlar zaten davalı taşıtanın yasal yükümlülükleri olmakla birlikte ---- şirketi tarafından ayrıca bir taahhütname
imzalanarak bunların kendileri tarafından üstlenileceğinin tekrardan ve açık tartışmasız bir şekilde
beyan edildiğini, diğer davalı ---- ise sözleşmenin kuruluşu ve yükümlülüklerin ifası süresi
boyunca diğer davalı adına tüm süreçleri yönettiğini dolayısıyla kurulan hukuki/ticari ilişkinin tarafı
haline geldiğini belirterek --. İcra Müdürlüğünün ---- esas sayılı dosyasına
yapılan haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalılar aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesiyle vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalılara

yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkili şirkete, diğer davalı şirketin ürünlerinin taşımacılık işlemi sırasında
ürünlerin liman çıkışlarının serbest süreyi geçmesi sebebiyle oluştuğu iddiasıyla demuraj bedeline
ilişkin 25/11/2020 tarih ---- numaralı 9.699,00 USD bedelli e-fatura düzenlediğini, müvekkili
şirket tarafından yasal süre içerisinde elektronik ortamda ve mevzuata uygun şekilde faturaya itiraz edildiğini faturanın davacı şirkete iade edildiğini, müvekkili şirket tarafından itiraz edilerek iade edilen
faturanın bu defa davacı tarafından müvekkili şirkete ve diğer davalı adına ---- Noterliğinin 11.01.2021 tarih ----- yevmiye numara ile keşide edilen ihtarname kapsamında tebliğ edilmek istenmiş ise de anılan ihtarnamedeki iddialara ve ekindeki faturaya ilişkin müvekkili şirketçe ----. Noterliğinin 19.01.2021 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarname kapsamında itiraz edildiğini ve
faturaların içeriğinin kabul edilmediğinin bir kez daha ihtar edildiğini, ancak davacı tarafından bu kez ---- İcra Müdürlüğünün ---- Sayılı dosyası kapsamında haksız ve mesnetsiz
olarak söz konusu fatura bedelinin tahsili amacıyla müvekkili şirket ve diğer davalı şirket aleyhine icra
takibi başlatıldığını, anılan takibe ilişkin itiraz edildiğini, davacı tarafından ısrarla müvekkili şirketten tahsil edilmeye çalışılan demuraj bedeline ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını dava dilekçesi kapsamında da belirtildiği şekilde, davacı şirket ile diğer davalı şirket arasında diğer davalı şirketin ürünlerinin taşınmasına konu olmak üzere bir ticari ilişkinin
kurulduğunu, söz konusu ticari ilişkinin tarafları taşıtan sıfatıyla diğer davalı şirket ----- ve taşıyan sıfatıyla davacı şirketin olduğunu, söz konusu taşımacılık işlemine ilişkin ticari ilişkinin tarafı dahi olmayan müvekkili şirketin, davacı tarafından iddia edildiği gibi ürünlerin liman çıkışlarının serbest
süreyi geçmesi sebebiyle oluşan demuraj bedeline ve taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı şirket tarafından dava dilekçesi kapsamında taşıma işine ilişkin tüm hususları talep eden ve onaylayan kendilerinin teklifini kabul eden ve dolayısıyla hukuki ve ticari açıdan kendilerinin asıl muhatabının müvekkili şirket olduğu yönündeki iddialarının davacının basiretli bir tacir olduğu da göz önüne alındığında kabul edilebilirliliğinin bulunmadığını, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını müvekkili şirketin işbu dava konusu demuraj bedeline konu 25/11/2020 tarih ---- numaralı 9.699,00 – USD bedelli efaturanın içeriğine bedeline ve miktarına ilişkin herhangi bir hukuki taraf sıfatı ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, her halükarda davacının haksız ve mesnetsiz davasının esastan reddine, davacının davada reddolunacak meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-----davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.

Dava, davacı tarafından davalı ---- ait ve diğer davalı ----- şirketi ile kurulan alt taşıma ilişkisine istinaden deniz yoluyla taşınan emtianın limandan tahliyesi işlemleri sırasında, yedi günlük serbest sürenin aşılması nedeniyle oluştuğu iddia olunan demuraj alacağının davalılardan tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyanın ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin --- esas ----- sayılı kararı ile "....Mahkemenin görevli olması, HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartıdır. HMK'nın 1. maddesine göre göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Yine HMK'nın 115. maddesine göre mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 6102 Sayılı TTK'nın 5 maddesine göre; asliye ticaret mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevli olup, TTK’nın beşinci kitabında "Deniz Ticareti" başlığı altında yapılan düzenlemelere ilişkin davalar ise denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girer. 6102 Sayılı TTK'nın "Deniz Ticareti" başlıklı beşinci kitabının sekizinci kısmında yer alan 1352/1 fıkrasının alt bentlerinde ise "deniz alacakları" tanımlanmıştır. Somut olayda uyuşmazlık, deniz taşımasından doğan demuraj alacağının tahsili istemine ilişkin olup, yukarıda açıklanan düzenlemeler çerçevesinde, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nın deniz ticareti hükümlerini uygulamak suretiyle yargılama yapma görevi denizcilik ihtisas mahkemesine aittir. Bu durumda uyuşmazlığın, deniz yoluyla taşıması gerçekleşen emtiadan kaynaklandığı ve HSK tarafından, ---- ili içerisinde deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakma görevi -----. Asliye Ticaret mahkemesine verildiğinden, mahkemece davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilmesi yerinde olmamış,...." denilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara asliye ticaret mahkemesi bakmakla görevlidir. Ancak TTK'nın 5/2. Maddesinde ise, bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. 6103 Sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince HSK'ca ----- İlinde 6102 Sayılı TTK'nun Denizcilik Kitabından kaynaklanan uyuşmazlıkları görmek üzere görevli özel yetkili ---- Denizcilik İhtisas Mahkemesi belirlenmiştir. Bu durumda, 01.07.2012 tarihinden sonra 6102 Sayılı Kanunun Deniz Ticaret Kitabından doğan uyuşmazlıklar ticari dava sayılacak, ticari davalar ise 6102 sayılı TTK'nun 5. maddesi gereğince ihtisas mahkemesi olan Denizcilik İhtisas Mahkemesince görülecektir.
Yargıtay ---HD. ----- Sayılı ilamında"....Somut olayda dava konusu taşıma, deniz yoluyla gerçekleştirilmiştir. Uyuşmazlık, TTK.'nun “Deniz Ticareti” başlıklı 4 ncü kitabındaki 893 ve onu izleyen maddelerde düzenlenen hükümler dikkate alınarak çözümlenecektir. Dolayısıyla görevli mahkeme, Denizcilik İhtisas Mahkemesidir." bu tür davalarda görevli mahkemenin deniz ihtisas mahkemesi olduğunu belirtmiştir. (Bkz. Yargıtay ---. HD. ---- Sayılı ilamı,)Tüm dosya kapsamı itibariyle ----- Bölge Adliye Mahkemesi kararı da dikkate alınarak; somut olayda uyuşmazlığın, deniz taşımasından doğan demuraj alacağının tahsili istemine ilişkin olup, bu haliyle uyuşmazlık deniz ticaretine ilişkindir. Dolayısıyla deniz ticaretine ilişkin bir uyuşmazlıktan kaynaklanan bu davada asliye ticaret mahkemesi değil, deniz ihtisas mahkemesi görevlidir. Asliye ticaret mahkemesi ile deniz ihtisas mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olup HMK'nın 114/1-c maddesine göre dava şartlarından olan mahkemenin görevli olması davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden(HMK m. 115/1)nazara alınır. Açıklanan gerekçe nedeni ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle; HMK 115-2 md uyarınca dava şartı noksanlığından usulden reddine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan davanın, HMK 114/1-c maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,

2-HMK 20 madde gereğince karar kesinleştiğinde ve talep halinde iki hafta içerisinde müracaat edildiği takdirde dosyanın görevli----. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,

3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,

4-HMK 331/2 madde gereğince davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde talep halinde harç ve yargılama giderinin ve gider avansının harcanmayan bölümünün mahkememizce karar altına alınmasına,
Dair karar tarafların yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar verildi.