İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Şirketin İhyası
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davalı Tasfiye Memuru ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı ile ... Şirketi arasında İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/196 E. No.lu dosyasında hizmet tespit davası bulunduğunu, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 22.04.2025 tarihli 5. Celsesinin 1 nolu kararında taraflarına davalı şirkete yönelik olarak ihya davası açmak üzere yetki verildiğini, davada ihyasını istedikleri ... Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkezinin Beykoz/İstanbul olduğunu, şirketin 16.10.2024 tarihinde ticaret sicilinden terkin olduğunu, 6335 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici 7. madde gereğince (Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.) işbu davayı ikame etme gereği hasıl olduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile; ...nün sicilinde kayıtlı ... Şirketi hakkında İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/196 E. No.lu dosyasına esas olmak üzere ihyasına karar verilmesini, Avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle;Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirketin “tasfiye memuru”nda olduğunu Mahkemece, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, davalının açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müdürlük yönünden davanın reddine, aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tasfiye memuru, kendisine usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, cevap dilekçesi sunmamış duruşmalara katılmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince; "6102 sayılı TTK 547. maddesinde "...tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilir", şeklinde düzenleme ışığında, somut olayda dava dışı şirketle ilgili olarak, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu ve davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, davanın kabulüyle; Dava dışı tasfiye halinde ... Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/196 E. No.lu dosyasındaki iş ve işlemler ile sınırlı olmak üzere üzere ihyası ile, tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için, TTK'nın 547/2.maddesine göre, önceki tasfiye memuru ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, dava dışı şirket hakkında açılmış bir dava varken tasfiyenin sonlandırılması nedeniyle tasfiye memurunun bu davanın açılmasına sebebiyet vermekle kusurunun bulunduğu, bu nedenle yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tasfiye memuruna yükletilmesi gerektiği, diğer davalı ... Sicil Odası Başkanlığı'nın ise yasa gereği zorunlu hasım olması, tasfiyenin sonlandırılmasında ve bu davanın açılmasında bir kusurunun bulunmaması karşısında kendisine masraf yükletilemeyeceği anlaşılmış, Davanın Kabulü ile, 1-TTK'nun 547. maddesi gereğince İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün... sicil numarasında kayıtlı Dava dışı tasfiye halinde ... Şirketi'nin İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/196 esas sayılı dosyasında yapılacak iş ve işlemler ile sınırlı olmak üzere İhyasına, 2-TTK'nun 547/2. maddesi uyarınca ...'ın (NO:...) 'in tasfiye memuru olarak atanmasına," karar verilmiştir.
Davalı Tasfiye Memuru ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararın hatalı olduğunu, kendisinin davanın açılmasına sebebiyet verecek herhangi eksik bir işleminin bulunmadığını, kendisinin atanmasından önce olan davaya ilişkin bir bilgisi bulunmadığını, beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları,yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir. Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır. Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir. Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı tasfiye halinde ... Şirketi'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 05/11/2024 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği,sicilden terkin edilmeden önce davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin 2023/196 esas sayılı dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır.Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584),şirket hakkında açılan dava derdest iken yani şirket hakkında devam eden bir dava bulunmasına rağmen davaya konu şirketin tasfiyesi tamamlanmış olup, tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecektir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası infazı işlemleri ile ilgili şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olması ve yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmamasına göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle,HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı Tasfiye Memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı Tasfiye Memuru tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı Tasfiye Memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026