Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... Sigorta A.Ş. arasında muhtelif araçlara ilişkin Kara Taşıtları Kasko Poliçesi akdedildiğini, bu kapsamda ... plakalı araç için ... numaralı poliçenin düzenlendiğini, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun E-...-...-... sayılı kararı ile davalı şirketin poliçe üretiminin durdurulduğunu ve uygulanan idari tedbirler nedeniyle hasar ödemelerinin yapılmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin poliçeleri iptal etmek zorunda kaldığını, iptal başvurusuna rağmen davalının poliçe iptallerine onay vermediğini ve kötü niyetli şekilde prim iadesi yapmadığını, oysa 6102 sayılı TTK’nın 1401 ve 1419. maddeleri gereğince sözleşmenin sona ermesi halinde işlemeyen günlere ait primlerin iade edilmesi gerektiğini, 16.06.2025 tarihinde ihtarname gönderildiğini ancak davalının talebi zımnen reddettiğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 TL prim iadesinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile davacı şirket arasında Kara Taşıtları Kasko Poliçe Sözleşmesi düzenlendiğini, davacının poliçeleri tek taraflı olarak iptal ettiğini ve kalan süre için ödenen primin iadesini talep ettiğini, davacının talep miktarını belirleyebilecek durumda olmasına rağmen belirsiz alacak davası ve/veya kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle HMK 114/1-h gereği davanın usulden reddi gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/424 E. 2016/207 K. sayılı kararına atıfla belirsiz alacak davası ile kısmi davanın birbirinden farklı olduğunu ve davacının talebinin reddine karar verilmesini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak davanın 2 yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkili sigorta şirketinin poliçe iadesi konusunda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, aksi halde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkilinin Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09.04.2025 tarih ve 1038 sayılı kararı ile tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırıldığını, müvekkilinin temerrüdü söz konusu olmadığından faiz sorumluluğu bulunmadığını, aksi durumda dahi ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde prim iadesinin karar tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiğini, gerçek zarar ilkesi doğrultusunda denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, davanın öncelikle usulden, usulden reddedilmezse esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava; taraflar arasında Kara Taşıtları Kasko Poliçesini Sözleşmesi akdedildiği, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından E-...-...-... sayılı karara istinaden, davalı sermaye artırımı durumu netleşinceye sigorta poliçesi üretimini durdurduğu Davalının SEDDK tarafından uygulanan tedbirden dolayı hasar ödemelerini yapamadığı, davacının bu nedenle ... (Poliçe No: ...) aracın kara taşıtları kasko poliçesi iptal zorunda kaldığı belirtilerek davacı tarafça iptal edilen ve davalı tarafça ödenmeyen prim iadesinin tahsili isteminden ibarettir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 11/02/2026 tarihli raporda; Taraflar arasında ... plaka sayılı araca ilişkin ... no.lu ve 14.04.2025 tanzim tarihli kasko poliçesi akdedildiği, İş bu poliçenin davacının Talebi kapsamında davalı şirket tarafından 14.10.2025 tarihinde gün esası üzerinden iptal edilerek iptal zeyilnamesi düzenlendiği, İptal zeyilnamesinde davacıya iade edilecek prim tutarının 17.109,22.- TL. Olarak belirlendiği ve iş bu primin davacıya ödenmediği, Davacının 17.109,22.- TL. Iade prim alacağına ilişkin dava ve talep hakkının bulunacağı, Davalının 14.10.2025 tarihinde temerrüde düştüğü, Davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığı tespit ve rapor edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, aldırılan bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda; taraflar arasında ... plaka sayılı araca ilişkin ... nolu ve 14.04.2025 tanzim tarihli kasko poliçesi akdedildiği, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 09/04/2025 tarih ve 1038 sayılı kararı ile davalı şirketin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına karar verildiği, taraflar arasındaki poliçenin davacının talebi kapsamında davalı şirket tarafından 14.10.2025 tarihinde gün esası üzerinden iptal edilerek iptal zeyilnamesi düzenlendiği, T.T.K. 1413. Maddesi “(1) Sigortacının, konkordato ilan etmesi, ilgili sigorta dalına ilişkin ruhsatının iptâl edilmesi veya sözleşme yapma yetkisinin kaldırılması gibi hâllerde; sigorta ettiren, bu olguları öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sigorta sözleşmesini feshedebilir.” ve yine T.T.K. 1419. madde "(1) Sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir.” hükmü bulunduğu, iptal zeyilnamesinde davacıya iade edilecek prim tutarının 17.109,22.- TL. olarak belirlendiği ve iş bu primin davacıya ödenmediği, davacının 17.109,22.- TL. iade prim alacağına ilişkin dava ve talep hakkının bulunacağı, davalının 14.10.2025 tarihinde temerrüde düştüğü, dava tarihi 22/08/2025 olmakla davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığı, dosya kapsamında uygun hükme dayanak raporla tespit edilmiş olmakla, davacı vekilince sunulan ıslah dilekçesi de dikkate alınarak, davanın kabulü ile; 17.109,22 TL nin 14/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.

Bu itibarla;

DAVANIN KABULÜ İLE;
1-)17.109,22 TL nin 14/10/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 1.168,73 TL karar ve ilam harcından 615,40 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 553,33 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacının karşıladığı bilirkişi ücreti ile davetiye / müzekkere masrafı olmak üzere toplam 9.377,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.109,22 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının/ vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 6100 sayılı HMK nın 341/2 maddesi gereği karar tarihi dikkate alınarak miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/04/2026